Allerjiler Beslenme DEHB Diyetisyen Röportaj Sağlık

Kurtuluşumuz GAPS diyetinde mi? Dr. Akif Başaran ile röportaj

Alternatif Anne’deki yazılarımı takip edenler biliyor, oğlum Erdal iki aydır GAPS diyeti yapıyor. 5,5 yaşına kadar gayet sorunsuz gelmiştik. Sonra bir gün zatürree olduğunu öğrendik (Bir çocuğa bakamadın!). Onu takip eden bir yıl boyunca sürekli soğuk algınlığına yakalandı (Bir ben miyim perişan?). O yıl sayısız kez doktora gittik. Hepsi de benzer şeyler söylüyordu: Bir takım kortizonlu ilaçlar veriyorlardı ama sorun devam ediyordu. Bir site üzerinden dinlediğim videosuyla Dr. Akif Başaran, bende bir aydınlanma yarattı.

Akif Başaran bir çocuk doktoru, homeopat ve GAPS diyeti uzmanı. Erdal’ı görür görmez bana beslenme düzeni ve alışkanlıklarını sordu. Ona göre öncelikle hastalığın kaynağını bulmak gerekiyordu, aksi takdirde yaptığınız tedavi çok bir anlam taşımıyordu. Röportaja geçmeden önce belirtmeliyim ki Erdal eskisine göre daha iyi ve umarım daha iyi de olacak. Merak ettiğiniz soruları bana sorarsanız kendisine iletir, yeni bir röportaj ile buradan cevapları paylaşabilirim. Takipte kalın.

Akif bey, GAPS diyeti nedir?

Dr. Natasha Mc Bride diyet ve psikoloji üzerine çalışmalar yaptığı sırada barsak ve beyin fonksiyonları arasındaki karşılıklı ilişkiyi keşfetmiş ve uyguladığı diyetle üç yaşındaki otistik oğlunu tedavi etmiştir. Barsak sağlığımızın psikoloji ve ruh sağlığımızı bu denli etkilemesi diyetin adını “Gut and Psychology Syndrom” yani GAPS diyeti koymasına sebep olmuştur. Bu diyette iki amacımız var. Öncelikle disbiosis yani probiotik ve zararlı bakteriler arasındaki dengeyi iyiler (probiotik bakteriler) lehine bozmak ikinci ve önemli diğer amaç geçirgen barsağı (leaky gut) tedavi etmektir. Bilindiği üzere leaky gut neredeyse tüm otoimmün hastalıkların oluşumunda rol almakta yarı sindirilmiş gıda, bakteri endotoksinleri (LPS), barsak mantarlarının salgıladığı toksinler ve ağır metaller kan dolaşımına katılmakta ve immün sistemde kaos oluşturmaktadır. Diyetin esası barsakta bulunan patojen (zararlı ) bakteri ve mantar (kandida, vs) için besin olacak maddeleri azaltmak barsağı onaracak olan probiotik, perbiotik ve simbiotik besin ve katkıları sunmaktır.

Doktor kontrolü olmadan da bu diyeti uygulayabilir miyiz?

Diyetin amaç ve uygulama şeklini öğrendikten sonra evde uygulanması mümkün. Diyet boyunca sürekli danışılması gereken küçük ayrıntılar olabileceği için konuya hakim bir terapistle çalışmak mantıklı olur. Uygulamada en büyük sorun neredeyse bağımlılık düzeyinde olan süt ürünleri (kazomorfin) ve glüten (gluteomorfin) içerikli gıdalar yani tahıllardan uzak durmaktadır.

Bağırsak iyileştikçe vücüt kendiliğinden ağır metal yükünü azaltacak ve tolere edilebilir seviyeye getirecektir.

Diyeti uygulamadan önce yapılacak testler var mı?

Başlarken çok pahalı testlere gerek yok. Eğer yapıldıysa ağır metal testleri takip açısından işe yarar, hemogram ve rutin biyokimya testlerine ilaveten Ferritin (demir proksidan olduğu için) ayrıca otoimmün hastalık açısından tiroid fonksiyon ve antikorları ile enflamasyon markerları (crp, sedimentasyon ) prohormon olan ve iyileşmede önemli yeri olan 25 (OH) Dvit3 ve Vit B12 düzeyi bakılması yine antioksidan sistem fonksiyonlarını gösteren GGT ve Homosistein düzeyinin bilinmesi katkı sağlar. Bağırsak iyileştikçe vücüd kendiliğinden ağır metal yükünü azaltacak ve tolere edilebilir seviyeye getirecektir.

Diyeti uygularken, hastaya diyeti uygulamada yardımcı olacak bir beslenme programı veriyor musunuz?

Evet böyle bir liste veriyoruz ve başına da zararlı gidaları koyuyoruz maalesef. Bu zararlı gıdalar sadece glüten ve kazeinle sınırlı değil; Barsak florasında bulunan zararlı bakterileri ve mantarları besleyecek gıdalar barsak iyileşene kadar uzunca bir süre diyetimizde yer almayacak. Genel olarak şeker, tahıl, süt ürünü, katı maddesi ve tarım ilacı içeren neredeyse tamamı market gıdası olan ürünlerin diyette yeri yok. Barsak düzeldikçe organik sütten (mümkünse çiğ olmalı) yapılan kefir ve yoğurt tekrar diyette yer alacaktır.  Diyetin esasını teşkil eden et suyu, sebze püresi, GAPS Shake ve bolca faydalı yağ ile sağlıklı protein kaynakları diyette yer almalıdır. Verilen yağları dağılımı iyi yapılmalı Omega3/Omega6 oranı dengeli olmalı ayrıca PUFA yani okside olan bitkisel yağlar  yerine sadeyağ, iç yağı (hayvani yağlar ), yumurta sarısı , avokado yağı vs ön planda yer almalıdır.

Alerjisi olan çocuklar için GAPS diyetinin faydaları nelerdir?

Bu diyet sadece allerjik hastalar değil mitokondri hasarı ile seyreden otoimmün, kronik ve dejeneratif  (SLE , Alzheimer, Parkinson, Diyabet , Hashimoto vs) hastalıkların tedavisinde de ciddi katkı sağlayacaktır. İnsanoğluna ait hastalıkların neredeyse tamamı bağırsak yani kötü çalışan sindirim sisteminden kaynaklandığı için GAPS diyeti tedavi protokolünde mutlaka yer almalı.

Birçok pediatri uzmanı antipatik olurum kaygısıyla aileleri obezite ile ilgili uyarmaktan kaçınıyor oysa altta yatan ciddi bir metabolik bozukluk oluşuyor zaman içinde.

Göbekli çocuklar bize çok sevimli geliyor! Erdal da öyleydi ve siz önce göbeğini görmek istediniz. Bu göbek ne anlama geliyor? Ne zaman tehlikeli olduğunu düşünmeli ve müdahale etmeliyiz, her göbekli çocuk aynı tehlike altında mıdır?

Obezite son yıllarda inanılmaz oranda artarak (% 35 civarında) ciddi bir sağlık tehdidi haline geldi. Bu çocuklar gerçekten sevimli görünüyor birçok pediatri uzmanı da bu gözle gördüğü için veya antipatik olurum kaygısıyla aileleri uyarmaktan kaçınıyor oysa altta yatan ciddi bir metabolik bozukluk  oluşuyor zaman içinde. Bozulmuş glukoz toleransı, artan insulin direnci, bozulmuş kan yağları tablosu artan Trigliserid/ HDL oranı ki bu oran yetişikin bir insanda 3 değerinin üstüne çıktığında bu şahıs kalp krizine aday olarak görülmektedir. Ayrıca  artan hepatosteatoz (karaciğer yağlanması) detox sistemini kilitlemekte bu durum hiperaktivite, huzursuzluk, sivilce, egzama ve otoimmün hastalıklar için zemin hazırlamaktadır. Obezitenin artışına sebep olan etkenlere gelince en sık olarak gıdalara konan HFCS (GDO’lu  mısırdan yapılan fruktoz şurubu) aspartam, MSG , gıda boyaları , trans yağlar ve okside olmuş bitkisel yağlar (omega 6) ve belki de en önemlisi tarım ilaçları (glyphosate) yer almaktadır.

Glutensiz diye pirince, patates gibi sebzelere, tahıllara fazlaca yüklenmek doğru mu? Hangi yağları tüketmeliyiz?

Çok önemli bir soru. Gerçekten kazein ve glüten diyetini hepimiz biliyoruz ama GAPS diyetinde patojen barsak bakterileri besleyecek karbonhidrat kaynaklarını sınırlandırmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla patates, pirinç veya glütensiz un gibi gıdaların giriş diyetinde yeri yok. Benim bakış açımla bu tür basit karbonhidratların aşırı kan şekeri artışı ve ensülin direnci yapması nedeniyle sağlıklı insanın diyetinde bile yer almamalı. Sebzeler organik olmak kaydıyla tüketilebilir ancak sebze suyu veya buharda pişirilmesi tercih edilmeli. Sülfür içeriği nedeniyle sarımsak, soğan, kuşkonmaz, brokoli, Brüksel lahanası ön planda tüketilmeli.

Lütfen bakteri çeşitliliğinize zarar vermeyin, onlar size atalarınızdan kalan en değerli miras!

Probiyotiklerin bu diyetteki rolü nedir?

Probiotik katkısı konusunda kafalar çok karışık. Her gün sayısız çalışma çıkıyor karşımıza. Bağırsaklarımızda sayısız çeşit ve miktarda bakteri var. Oysa katkı olarak alabileceklerimiz bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu katkıların da ne oranda faydası var, hala tartışılıyor. Yalnız burada çok önemli bir konuya değinmek gerek: Hepimizin MİCROBİOMU yani vücudunda taşıdığı bakteri virüs ve parazit dağılımı kendine hastır. Bunu parmak izi gibi düşünebilirsiniz. Bu bakteri kompozisyonu annemizden bize geçen sadece anne değil sülalemizin genetik yapısını da temsil eden genetik materyal taşıyor. Vücudumuzda bulunan gen sayısı 23.000 iken barsak bakterilerinin bunun 100 katı fazla gen içerdiği bilinmektedir. Son çalışmalar genetik hastalıların sadece %10’nun bizim genlerimizden kaynaklandığını, geri kalan %90’ının epigenetik, yani beslenme, stres, çevresel koşullar ve en önemlisi bağırsakta bulunan bakteriler tarafından belirlendiğini kanıtlamıştır. Burada sözüm antibakteriyel ajanlar (klor dioksit, kolloidal gümüş, antibiotik) ile bağırsak florasını değiştirmeye çalışanlara gelsin! Lütfen bakteri çeşitliliğinize zarar vermeyin, onlar size atalarınızdan kalan en değerli miras. Şu ana kadar tespit edilen barsak bakteri çeşidi 1000’den fazla. Toplamda vücudumuz (ağız, deri, bağırsaklar, genitoüriner sistem) yaklaşık 100 trilyon bakteri ve 1 katrilyon virüse ev sahipliği yapmakta. Dışarıdan bakteri takviyesi yapılacaksa güvenilir markalar ve bakteri çeşitliliği sunan ürünler tercih edilmeli, toprak bakterileri (bacilluslar) lactobacillus, bifidobakteriler ve saccaromyches grubu bakteriler beraber kullanılmalıdır. Miktar olarak cocuk için 4-16 milyar yetişkin için 40 milyar cfu/gün kullanılmalı. Doz yavaşça artırılmalı zira patojen bakterilerin zarar görmesiyle oluşacak toksinler die-off sendromuna sebep olabilir. Kullanım süresi en az 3 ortalama 6 ay olmalı.

Geçenlerde çölyak hastası olmayanların bu diyeti asla yapmamaları gerektiği ile ilgili bir yazı okudum…

GAPS diyeti sizi sadece çölyak hastalığından korumakla kalmaz, aynı zamanda kronik nörodejeneratif ve otoimmün hastalıkları da engeller. Hatta ben diyorum ki psikolojinize de iyi gelir, depresyonunuzu da tedavi eder . Bu diyetle başlayacak bir süreç bambaşka bir hayatın kapılarını açabilir size. Deneyin, görün. Merak edenlere bir bilgi daha: Bu diyetle bağırsak florasında bulunan Firmicutes oranını azaltıp Bacteriodetes bakterisini artırarak zayıflamayı da başaracaksınız.

Kazeinsiz beslenme, beraberinde süt ve süt ürünlerinden uzak durmayı getiriyor. Hastalar “acaba yeterli kalsiyum alabilecek miyim?” endişesine kapılabilir. Başka kalsiyum kaynakları nelerdir?

Kazein yani süt proteini vazgeçilmez değil. Çok daha değerli protein kaynaklarımız var: Organik yumurta beyazı, otlayan hayvanın eti, balık eti gibi. Hatta bulunabilirse organik whey protein konsantresi (glutatyon üretimini artırdığı için ilaç değerinde). Kalsiyum için de endişeye gerek yok, diyette sık olarak kullandığımız sebzeler, özellikle semizotu, kalsiyum deposu. Ayrıca susam, tahin keten tohumunda da bolca kalsiyum var. Zaten diyetin bir noktasından itibaren keçi sütünden yapılan kefir ve yoğurt sonrasında inek sütü de kefir yapımında kullanılabilecek ama bunun için sabırlı olmalıyız. Kullanılacak sütün otlayan ve kimyasal madde kullanmayan bir üreticiden alınması ve mümkünse çiğ olarak mayalanması gerektiğini hatırlatalım yeri gelmişken.

İnsanların tüm yaşamlar boyunca glüteni ve kazeini beslenmelerinden çıkarmalarının sağlıkları üzerinde bir zararı olur mu?

Son araştırmalara göre glüten ve kazeinden fakir bir diyet bağırsak cidarının bozulmasını engellerken tamir olma süresini de kısaltmaktadır. Yarı sindirilmiş kazein ve glüten morfin benzeri maddelere dönüşmekte bu maddeler nörotoksik ve uyarıcı etki yaparak hiperaktivite ve anksiyeteye sebep olmaktadır. Ayrıca  bir bağımlılık tablosu ortaya çıkmakta bu çocuklarda tiryakilerde olan fiziksel bağımlılık belirtileri gözlenmektedir. Glüten kaynağı olan tahıllarda çeşitli ve oldukça zararlı (glyphosate gibi) tarım ilaçları ve herbisidler kullanıldığını ayrıca kazein kaynağı olan sütte tarım ilacı, bowine growth hormon, antibiotik ve östrojen hormonu (erken puberte sebebi) olabileceğini göz önünde bulundurmak lazım. Sıkı uygulanan bir diyetle haftalar içinde kendimizi iyi hissetmeye başlarsınız.

Bu diyet ne kadar sürmeli?

Süresi konusunda bir fikir birliği yok. Belki de en doğrusu GAPS diyetini bir hayat tarzı haline getirip, mitokondri dostu Ketojenik diyetle kombine ederek uzun ve sağlıklı bir ömür sürmek.

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız