Eğitim Eleştiri Kategorisiz

Savaşçı değil, devrimci Atatürk’ü öğretmek

Yarın 23 Nisan. Bu vesileyle Atatürk ile ilgili önemli bir şey hatırlatalım dedik:

 

Geçtiğimiz haftayı kapatan yazım “Bu bir kültür şoku değildir”, yeni bir okur kesimi tarafından yoğun tepki ile karşılandı. Bu tür yazıların tepki alabileceğini kestirebilirim ama anlam sapmaları beni şaşırtıyor. Bazı yorumcuların beni “Atatürk karşıtı” varsayarak tepki göstermesi ve ana konunun tartışılmaması canımı sıktı. Bu yüzden bu ikinci yazı ile ana konuyu öğretmen ve psikologlara danıştım. 

İşte sorduğum sorular:
1) Çocuklarımızı erkenden savaş ve ölüm kavramlarıyla tanıştırmamız doğru mudur?
2) 3-5 yaşındaki çocuğa öğretilmesi gereken Atatürkçülük, acaba “Savaşa git ve gerekiyorsa ülken için canını ver” Atatürkçülüğü müdür?

Sözünü ettiğim okulun ya da organizatörlerinin adını anmadım çünkü konu gerçekten onlarla ilgili değil: Anaokullarında verilen eğitime dair bir detayı masaya yatırıyorum burada. 

ELİF KALKAN, MSc.- ANAOKULU ÖĞRETMENİ

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 36 – 72 aylık çocuklar için Okul Öncesi Eğitim Program’nın da hedefleri arasında “Atatürk’ü tanıma, ve onun Türk toplumu için önemini fark edebilme” yer almaktadır. Ancak Atatürk’ü anlatmak için olabildiğince somut araçlar kullanmakta fayda var. 3- 6 yaş çocukları ünlü İsviçreli psikolog Jean Piaget’nin “İşlem Öncesi Dönem” olarak adlandırdığı bir biliş aşamasındadır. Özellikle bizzat deneyimlemediği olaylar, kişiler ya da durumları anlamlandırmakta zorlanır. Çocuk bu dönemde geniş bir hayal gücüne sahip olduğundan anlamlı bağlantılar kuramayacağı soyut anlatımlar kafasını karıştıracaktır. Çocuklar aktif olarak öğrenmeye dâhil olduklarında gerçek öğrenmenin ortaya çıkacağını unutmamalıyız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk’ten söz etmek için uygun bir bağlamdır. Bu süreçte yapılacak ve çocukların ilgisini çekecek alan gezileri çocuğun bu kavramla ilgili deneyimler kazanmasına olanak vererek öğrenme fırsatlarını arttıracaktır. Okul öncesi dönemde Kurtuluş Savaşı’nı anlatmak uğraşı içinde çocuklara “savaş”, “ölüm” gibi kavramları tanıtmaya uğraşmak yerine Atatürk’ün kişiliği hayatı, çocuk sevgisi, bilime, sanata spora verdiği önemi vurgulayacak şekilde çocuğa Atatürk’ü tanıtmaya çalışmak çok daha yerinde olacaktır. Çocukların Atatürk’ün ülkemize kazandırdıklarını anlamalarını sağlamak için Cumhuriyet öncesine ait fotoğraflar ile günümüze ait fotoğraflar karşılaştırılabilir. Bu, basit bir “fotoğraflar arasındaki farkları bulalım” oyunu ile eğlenceli bir halde yapılabilir. Örneğin o zamanki kılık-kıyafet ya da alfabe incelenebilir. Ayrıca anne babaların vatan ve Atatürk sevgisini gözleyen çocuk, devam ettiği okul öncesi eğitim kurumunun ve öğretmeninin de bu konudaki tutumunu gözleyerek Atatürk ve vatan sevgisi ile ilgili ilk öğrenmelerini oluşturacaktır.

Kendi öğretmenlik deneyimlerimde, okul öncesi çocuklara ezber sözlerle sahnede müsamere şeklinde sunumların çoğunlukla kimi çekingen çocukların daha çok içe kapanmaları, öğretmenlerin bu süreçte stresli olması ve eğitime odaklanmaktan çok müsamere yoğunlaşmaları ve müsamereye hazırlıkla geçen süreçte çocuklarla verimli etkileşimde bulunamamaları ile sonuçlandığına şahit oldum. Dolayısıyla velileri çok mutlu eden bu tür sahne performansları olabildiğince doğaçlama, çocukların kendilerini rahat hissedecekleri şekilde, ne öğretmenin ne de çocukların gerileceği bir kurguda olması gerektiği inancındayım. Özellikle “savaş” ve “ölüm” kavramları yukarıda da bahsedildiği üzere soyut kavramlar olduğundan 3- 6 yaş gurubu için bu tür etkinlikler anlamlı bir öğrenme olmayacaktır. Okul öncesi çocuklar okul öncesi eğitim kurumlarında keşfetmeye, ilgi alanlarına odaklanmaya, öğrenmeye aktif katılmaya ve öğrenmeyi sevmeye yönelik programlara dâhil olmalı, yılsonu gösterileri de onların tüm yıl boyunca yaptıkları bu çabalarını yansıtacak nitelikte olmalıdır.

İNCİLA TÜRKMEN – EMEKLİ İNKİLAP TARİHİ ÖĞRETMENİ
Anaokullarındaki bu yaklaşım kökten yanlış. Öldürmek, silah, cephe: Bu kavramları çocuklara vermeye hiç gerek yok. O yaştaki çocuklar bunları doğru algılayamaz. Atatürk’ümüz bize savaşı değil, çok güzel, çağdaş bir ülkeyi emanet etmiştir. Bizler önce bu çağdaş ülkeyi öğretmeliyiz.

Eğer ben Atatürk ile ilgili bir oyun sergiletecek olsaydım, onun devrimlerini anlatacak bir oyun düşünürdüm. Kız çocukların okutulmadığı bir ortamda bu hakkı onlara nasıl kazandırdı? Okumak nasıl kolaylaştırıldı? Gerçi 4-5 yaşındaki bir çocuk bunları da zor anlar, ama olsun. Biz Atatürk’ü önce devrimleriyle öğretmeliyiz. Nasıl olsa sonradan Tarih derslerinde savaşları görecektir.

AYLİN KARABAĞ SILIĞ – UZMAN PSİKOLOG
Çocuklar 10 yaşından önce soyut düşünceye geçmediklerinden “vatan uğruna savaşmak” gibi karmaşık bir düşünceyi, savaşmanın yüceltilmesini anlamlandırmaları ve birisini öldürmenin farklı koşullarda farklı değerlendirildiğini anlamaları mümkün değildir. Sadece anaokulu değil, ilkokul seviyesinde de bu gibi piyeslerin sahnelenmesini doğru bulmuyorum.

Okul öncesi çocuklar Atatürk’ü, vatan sevgisini bilgi düzeyinde öğrenmekten çok (anlayamazlar), anne babalarının, öğretmenlerinin Atatürk ve vatan hakkında hissettiklerini gözlemleyeceklerini unutmamak gerekir. Örneğin bir geçiş, bir tören izlerken duygulandığınızı görmesi, Atatürk’e minnettarlığınızı görmesi çok çok daha etkilidir.

TENNUR KATGI – PSİKOLOG, SİYASET BİLİMİ MASTER ÖĞRENCİSİ
Ülkemizde anaokulundan itibaren Atatürkçülük, Türklük gibi kavramlar irdelenmeden, sadece yüceltilerek öğretiliyor. Anaokulunda, ilkokullarda ve hatta liselerde bile eğitim ezbere dayalı olduğu için bazı okurlar yazıdaki ana fikri görememişler. Yapılması gereken, en azından liselerde Temel Siyasi Tarih ve Kavramlar eğitiminin verilmesi, her insanın kendi siyasi fikrini oluşturmasına zemin hazırlanmasıdır. Yoksa doğal olarak diğer siyasi kavramlardan ve tarihsel bağlamından habersiz fanatik Atatürkçüler ve milliyetçiler doğar.

 

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 10 Kasım 2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

5 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız