Editörün Seçtikleri Eleştiri Gülüş'ün Köşesi Güncel

Küçük krallar, büyük kabadayılar

Kırmızı ışık, yeşil ışık dinlemeden kendi uygun gördüğü zamanda geçen o sürücü -bugünün kabadayısı, bir zamanların büyüklenmesi hoş görülen küçük kralı değil mi?

Sosyal medyada Çağla Şikel’in de paylaştığı, viral hale gelmiş yeni bir video var: Bir küçük oğlan çocuğu, yaşından büyük el kol hareketleriyle annesine “Herkesi rahat bırak, yeter artık!” diyor; “Ben ödevimi istediğimde yapayım, babam da işine istediği zaman gitsin… Herkes ne istiyorsa onu yapsın. Anlıyor musun? Konu bitti!”

Bence çocuğun videosundan çok daha ilginç olan, videoya gelen tepkiler. “Ben seni severim çocuk!”, “Yerim ya ne tatlı maşallah!”, “Herkes bu çocuk gibi olsa ne güzel olurdu…

Oğlum birkaç aydır aynı olayı anlatıyor. Olay onu öyle sarsmış ki, hala düşünüyor. Kitapçıdayken içeriye annesi tekerlikle sandalyede olan bir çocuk ve ailesi girmiş. Çocuk, anne babasına bir oyuncak gösterip “Bana bunu alacaksınız, hemen şimdi!” buyurmuş. Annesi bir söz söyleyecek olmuş, “Sen sus!” demiş çocuk, “Sana fikrini soran oldu mu?”. Oğlum, dolu gözlerle bana soruyor:

“Bir çocuk annesiyle neden böyle konuşur? Hele annesi o haldeyken?”

Oğlum sütten çıkmış ak kaşık değil! O da anne babasına karşı gelmeyi biliyor. Biz de onunla karşı çıkmanın kabul edilebilen ve edilmeyen şekillerini, yeri geldikçe konuşuyoruz. Şiddete başvurmak bir, büyüklere saygısızlık yapmak iki. Bu iki davranış hiçbir medeni kültürde kabul edilmiyor. Çocuklar şiddetten ve kabalıktan uzak durmayı, davranışlarının olumsuz sonuçlarını yaşamak kaydıyla öğrenebiliyorlar. Kızımı sorsanız, şımarmayı kimseden öğrenecek değil! Ancak o da 7 yıllık ömründe anne-babasına sesini yükseltmemeyi başardı. Bana kızdığında kendini ifade edebileceği pek çok yol var. Kabalık, bunlardan biri değil.

Çocukların özgür ve özgüvenli yetiştirilmesinden ne anlıyoruz, bilemiyorum. İnsanı hayvandan ayıran, doğasını kültür ile yontmuş olmasıdır. İyisiyle, kötüsüyle. Şehirde, topluluk içinde birbirinin özgürlüğüne saygı duyarak birlikte yaşamanın yolu kültürel eğitimden geçiyor.
Şimdi bir düşünelim: Kabalık bir yana, ödevlerini istediği zaman yapan, işe istediği zaman giden insanlar bu dünyaya nasıl adapte olabiliyorlar acaba?
Kırmızı ışık, yeşil ışık dinlemeden kendi uygun gördüğü zamanda geçen o sürücü -bugünün kabadayısı, bir zamanların büyüklenmesi hoş görülen küçük kralı değil mi?

Ama o daha çocuk”, harika bir savunma olabilir.
Evet, o daha çocuk. Bu yüzden videodaki çocuk da, tekerlekli sandalyedeki annenin oğlu da sorun değiller –henüz!
Sorun olan, toplumca verdiğimiz teşvik eden tepkiler: Ben seni severimler, yerimler, herkes bu çocuk gibi olsalar…

Çocuklarımızı özgüvenli, rahat ve mutlu yetiştirmekle o kadar meşgulüz ki onlara anne babalık yapmayı unutuyor, onları gerçek hayata ve toplulukta uyum içinde yaşamaya hazırlamıyoruz.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız