Çocuk Psikolojisi Gülüş'ün Köşesi

Korumak

Bu sabah çocuklarım kahvaltılarını yaparken, önümüzdeki dört gün içinde olabilecek patlamayı düşündüm durdum.

Dün gece annem telefonuma mesaj atmış, önümüzdeki dört gün boyunca yaşadığım mahallede bir terör eylemi olabilirmiş.
Bu yaşında çocuğuna sahip çıkma ihtiyacı duyar olmuş…

İki gece önce İrem’in oğlu annesine telefon etmiş, “Bomba patlamış neredesin?” Ve ona, gidip saklanmasını istediği yeri söylemiş.
Annesine babalık yapmak zorunda kalmış…

Ve bir gün önce Teoman’in kızı, hikâye saatinde babasına insan hakları, can güvenliği gibi konularda sorular sormuş.
Baba, kızına onu rahatlatacak örnekler veremeyince, gece gizli gizli ağlamış…

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde tren bekliyordum. 15 Temmuz’da “sonic boom”lar tepemizde patladı. Çocuklarımın arkadaşlarının tanıdıkları patlamada ölebiliyor, yalan yanlış şüphelerle yakalanıp serbest bırakılabiliyor… Çocuklarım, tüm bu yaşananları az çok dinlemek, bilmek durumunda kalıyorlar.
Bana “Kızılay’a gitmesen?”, “Trene binmesen?” gibi öneriler getirmeye başladılar.

Bu, olayları çocuklara “fazla yansıtmamış” halimiz.

Bu sabah kahvaltıda Barış bana yine ölüm hakkında sorular sordu. Bu konuya yaşı itibariyle oğlumdan daha da hassas olan kızım, bu soruları dinlemek ve cevapları duymak zorunda kaldı. Oysa teorik olarak 7 yaş çocuğuna, 11 yaş çocuğuna konuştuğunuz gibi konuşmamalısınız. Ama cevap vermek zorundaydım, çünkü bu topraklarda ölüm, her zaman “doğal” gelen bir kavram değil.

Geçen kış AVM’lere gitmekten çekinmeye başladığımı duyunca pedagog Belgin Temur şaşırmıştı: “Sana inanamıyorum, gerçekten bunu yapıyor musun?”. Belgin, kızıyla istediği gibi geziyordu çünkü çocukların ve yetişkinlerin psikolojisini esas bu bozardı, yani günlük hayatı sekteye uğratmak. “Öngörüye bağlı itaat” kadar zararlı bir davranıştı benimki. Teröristlerin istediği! Ama, evet, ben bir süre AVM’lere hiç giremedim.

1999’da Türkiye’ye dönme kararı aldığımda Aktüel dergisinde, İstanbul’da 100 yıldır beklenen çok yıkıcı depremin gerçekleşmesinin yakın olduğu yazmıştı. “Gitmesem mi?” diye sormuştum anneme. “Saçmalama” demişti annem, “Başına bir şey gelebilir diye hayati bir kararını mı etkileyeceksin? Burada kafana bir saksı düşemez mi?”

Depremi de yaşadım. Terörü de yaşıyorum. İnsan ne kadar farklı olaylara adapte olabiliyor!

Aşırı korumacı tutumlar içinde büyüttüğümüz çocuklarımızın, böyle olaylar karşısında yaşadıkları travmanın boyutunu ölçemiyoruz. Nevrotik, bağımlı, bağımlılık yapan alışkanlıklara meyilli büyüyebilirler. Çünkü yaşadıklarını sindirmekte daha fazla güçlük çekebilirler.

Bu sabah çocuklarım kahvaltılarını yaparken, önümüzdeki dört gün içinde olabilecek patlamayı düşündüm durdum. Kafam o kadar karışık ki, söylersem daha mı iyi olur diye bile düşündüm. Söyleyen aileleri düşündüm. Ve tam tersini, yani bomba sesini duysalar bile “bişey yok, tüpgaz patlamıştır” diye palavra atanları. Hangisi en sağlıklısı?

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız