Hamilelik & Doğum Kategorisiz Lohusalık Yeni Doğan

Kolik bize neler etti?

Hem yapacak çok şey var, hem de hiç bir şey yoktu...

Hastaneden eve geldiğimizde “Ne çok uyuyor bu bebek!” diye şaşırıyor ve “Nazarlar değmesin ama böyleyse işim kolay!” diyordum. Aslında ilk hafta da akşam saatlerindeki huzursuz halleri dikkatimi çekmişti ama gazı vardır falan diyordum. Meğer bebeklerde ilk 20 gün gaz olmazmış.

Ağlama krizleri ve huzursuzluk belirtilerinin her gün aynı saatlerde başlaması (akşam 7-8 gibi) yine aynı saatlerde kendiliğinden sona ermesi bunun gaz sancısı olmadığını gösteriyordu. Teşhisi koymamız çok uzun süremedi. Bebeğim kolikti.

Hamileyken kolik bebekler hakkında az çok fikir edinmiştim. Bu yüzden panik yapmadım ama sinirlerim bozulmadı desem yalan olur. Çünkü hem yapacak çok şey var, hem de hiçbir şey yoktu. Yani yapılacak şeyler sadece o saatlerde bebeğinizin daha az ağlamasını belki biraz daha sakin ve yıpranmadan atlatmasını sağlıyor ancak tamamen bitmesi için 3 ayın geçmesini beklemekten başka yapacak bir şey yok çünkü bu bir hastalık değil. Dolayısıyla bir ilacı falan da yok.

Akşam 7 gibi başlayınca ilk 1 saati tek başıma atlatıyordum. Yeni doğum yapmış lohusa bir anneyim,  sersem gibiyim, sürekli emmek isteyen bir bebek ve acıyan göğüslerle saat 8 gibi eşimin eve gelmesini nasıl beklediğimi anlatamam. Tam da onun geldiği saatlerde huzursuzluk tırmanışa geçiyordu ve o yükümün çoğunu alıyordu.

Bebek olduktan sonra “Birbirimizi ihmal etmeyelim. Mutlaka kendimize vakit ayıralım” mı demişti birisi?

Yaklaşık üç ay boyunca eşimle akşam yemek masasında bir araya gelmek bile hayal olmuştu. En çok kim acıkmışsa önce o yiyordu yemeğini ve sonra nöbeti devralıyordu. Bebeği alan evi turlamaya başlıyordu. Susturmak için sadece kucağa almak yetmiyordu. Şarkı söyleyerek ve zıplatarak dolaştırınca susuyordu ancak. Hiç sektirmedi 3 ay boyunca. Akşam o saatlerde ne evime gelen gidenden bir şey anladım ne de gittiğim yerden bir tat aldım. Hatta bir ara nazımın geçtiği kişilere o saatlerde mümkünse görüşmemeyi bile rica etmek zorunda kaldım. Çünkü o saatler arasında sürekli emzirmek ve bebekle ilgilenmek gerekiyordu. Anlayışla karşılayanlar da oldu ama içten içe beni aşırı titiz anne olarak görenler de oldu. Fakat kolik bir bebeğe sahip olanlar bilirler o kriz anlarını. Mümkün değil susmuyor, uyumuyor. Ancak kucakta ara ara sızıyor ama uyuyamadığı için iyice acı çekiyor. Artık kendinizi bırakıp onun o haline üzülüyorsunuz.  Siz perişan o perişan… Şanslıysanız çevrenizin de desteğiyle bir nebze daha rahat atlatabiliyorsunuz. Benim bu dönemdeki tek yardımcım eşimdi. Bu dönemde böylesi bir desteğin ne kadar önemli olduğunu da anlamış oldum. Genelde artık enerjinizin tükendiği akşam ya da gece saatlerine denk gelen kolik ağlamalar hiç bitmeyecek gibi görünse de öyle böyle bitiyor. Bizimki de 3 ayın sonunda bıçak gibi kesildi gerçekten de.

3 ay boyunca sabretmeniz ve her geçen günün bu illetten kurtulmaya daha çok yaklaştığınızı bilmeniz az da olsa rahatlatıyor insanı. Boş boş beklemiyoruz tabi neler yapmamız gerektiğini de bilirsek o zaman hem bebek için hem de sizin için daha bir kolay atlatılıyor.

Şimdi gelelim neler yapabileceğinize.

Kesinlikle bol bol kucaklamanız hatta mümkünse üstünüze asıp dolaşmanız şart (sling/kanguru kullanabilirsiniz). Yapışık gibi gezmek ve temasta bulunmak bebeği sakinleştirmede önemli bir rol oynuyor.

Sırt üstü yatırmak bebeğin daha çok ağlamasına sebep olabiliyor. O yüzden kucağınıza aldığınızda da mümkün olduğunda dik tutup hafif hafif zıplatarak dolaştırmalı. Hatta şarkı söylerseniz hem siz hem de bebek daha iyi hissedecektir. Yok, ben şarkı söyleyemem derseniz o zaman bebeğin dikkatini dağıtacak sesler çıkarabilirsiniz.

Gerekli durumlarda kundak yapılabilir. Kollar sıkı, bacaklar gevşek olacak. Eski tip kundaklama sakıncalı.

Saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi ve aspiratör sesi bebekleri sakinleştiriyor. Ancak bu durumda bebeğin sesini mi yoksa kurutma makinesi ya da elektrik süpürgesinin sesini mi tercih edersiniz? Zor bir seçim.  Biz biraz yorulmak pahasına bebeği zıplatarak dolaştırmayı tercih ettik. Böylece evin içinde yankılanan tek ses bizim söylediğimiz şarkıların sesi oldu.

Eğer dışarı çıkarttığınızda sakinleşiyorsa ya da arabada dolaştırdığınızda rahatlayıp uyuyorsa şanslısınız demektir. Çünkü bizimkinde ne dışarısı ne de araba bir işe yaradı.

Kolik ağlamalar eğer gece yarısına denk gelmiyorsa yine şanslısınız demektir. Gecenin bir yarısı yorgun ve uykuluyken ağlamalar çok daha yıpratıcı olmakla birlikte ertesi günkü performansınızı da düşürecektir. Biz o konuda şanslıydık. Gece 12 gibi biterdi ağlamaları ve bir iki saat içinde de uyurdu.

Mümkün olduğunca bebeğinizin kolik saatlerinde kalabalık ve gürültülü ortamlarda bulunmamaya çalışın. Zaten yeterince stresli ve gergin olacağınız için bir de o hengâmede bebek de siz de perişan olabilirsiniz.

O saatlerde bebeğinizi sakinleştirmek konusunda size yardımcı olabilecek kişilerle görüşün. Sizden hizmet bekleyen ya da durumunuzu daha da zorlaştıracağını düşündüğünüz kişilerden uzak durun.

En en en önemlisi ise, “Bebeği beşiğine bırak ağlar ağlar susar.” ya da “Bu çok fena kucağa alışmış.”  ve hatta “Sizi kullanıyor.” diyenlere kesinlikle ama kesinlikle kulak asmayın.  Zaten bebeğimizin bize en çok ihtiyacı olduğu zamanlar bu ilk 3 aylık süreçtir.  İlk 3-4 ay hatta bence ilk 6 ay bir bebek sizi kullanmayı ve şımarıklık etmeyi akıl edebiliyorsa bravo ona. Bence o zaman o bebek kucaklanmayı da hak ediyor demektir.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 29 Ekim 2014 tarihinde yayımlanmıştır.

Pervin Dalgıç

Pervin Dalgıç

1979 İstanbul doğumluyum. 25 Temmuz 2011 doğumlu Kaan adında bir oğlum var. İstanbul Üniversitesinde “Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği” dalında yüksek lisans yaptım, Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü okudum. Lise ve dershane öğretmenliği yaptım. Kaan’dan sonra benim için önemli olan şeylerin sıralaması değişti. İş hayatı, kariyer ve tüm hobilerimi bir süreliğine rafa kaldırdım. Çünkü Kaan bir daha bebek/çocuk olmayacaktı. Geç anne olmuş olmanın bende oluşturduğu bilinç ile tüm enerjimi oğluma harcıyor ve bilgi birikimimi ona kullanıyorum. “Onca yıl okudum da boş boş evde oturuyorum” şeklinde bir düşünceye kapılmadım. Okuduğum okullar, çalıştığım alanlar bana yeni yeni ufuklar açtı. Doğru bilgiyi yanlıştan ayırt edebilme becerisi kazandırdı. Şimdi tüm bilgi ve birikimimi çocuğum için kullanıyorum.

3 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Aynı şeyleri bende yaşadım.Akşam saatlerinde aglama krizleri ve sonrasinda doymuyormu? Biyerimi aciyor neden bukadar agliyor,uyumuyor,yok önemli bisey olmasa bukadar yirtinarak aglamaz gibi düşünceler sonunda hergun bi hastanede soluğu alıyorduk.Hepsi gaz sancisi diyip eve yolluyordu.O çaresiz kaldığım gunler geldi aklıma.Ne zordu.Ama gecti bitti cok sukur..,

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör