Kategorisiz

Kariyer? Çocuk? Üretmek?

Kariyer mi? Çocuk mu? Çok da anlamlı bir karşılaştırma gibi gelmiyor. Yıllar sonra emekli arkadaşlarınızla buluştuğunuzda o havalı titrimizden değil çocuklarımızdan konuşacağız. Ama evet sadece çocuk bir annenin tüm hayatı olamaz!

giselle

“I am afraid motherhood has ruined my career” yani “korkarım ki annelik kariyerimi bitirdi” yazısını ilk okuduğumda kafam karıştı, bu yazıyı yazan ben miydim? Yok ben böyle bir yazı yazmamıştım. Ben gündüzü yaşarken gece uykusu uyuyan bu kadın nereden biliyordu benim aklımdan geçenleri. Evet, bazı rakamlar benimkiler değildi mesela çocukların yaşı ve sayısı ama biz de iki çocuğu üniversiteye kadar okutma kaygısı içindeydik.

Ben üç yıldır evdeyim. Oğlumdan sonra çalışmaya devam ettim. Kızımdan sonra işe geri döndüm ve 2,5 ay sonra ben de aşağıdaki yazının yazarı gibi seçim yapmak zorunda kaldım, bırakıldım. Artık ne derseniz? Zaman zaman “tamam, artık” deyip, iş arıyorum, sonra umutsuzluğa kapılıyorum. Ve tüm bu süreçte ihtiyacımın kariyer yapmak değil, üretime katılmak olduğunu fark ettim. Daha fazlasını yapabilirim sanki, ama şuraya ufak bir not eklemek de isterim; her potansiyel iş gücü girişimci olmak zorunda değildir.

Tam şu anda bu yazıyı yazarken facebook’ta “çalışan annenin çocuğu daha başarılı, daha özgüvenli oluyor” haberi çıktı. Deli oluyorum kadınları, insanları ya da herhangi aklı ile seçim yapabilecek canlı türünü bu tür yarışan takımlara bölen çalışmalara. Neye göre? Kime göre? Başarı nedir? Okul başarısı mı? Hayat başarısı mı? Mutluluk nerede? Yapılan 100 kişilik anket çalışması ile bu tür ön yargılı sonuçları yaymanın kimseye faydası olmayacağını söylüyorum. Maaşlı bir işte çalışmak ya da çalışmayıp çocuk bakmak bugünün sisteminin dayattığı zorunlu bir seçimse, sistem işine geleni parlatacaktır. Oysa üretmek ve çocuk büyütmek hayatın normal akışında birbirinden koparılmaması gereken iki olgu.

Örneğin tarlada çalışan kadın çocuğuna bakabilir, ya da zanaatının ustası olan her insan işini yaptığı yerde çocuğunun yanında ve güvende olmasını sağlayabilir. Oysa günümüz şehir hayatında “iş” çocuktan sterilize, “çocuk” üretimden sterilize ediliyor. Oysa ilkokuldan saat 4’te çıkan çocuğunuz, plazanın yemek katındaki etüde neden gelmesin? Aaaa olmaz, işçinin dikkati dağılır! Evde çocuğuna bakmayı tercih edene gelince, eğer bu kişi bir çocuk bakıcısı ile anlaşsaydı, o kişinin sigortasını iki sene boyunca teşvikten yararlanarak ödeyebilecekken, kendisi işi üstlendiğinde aynı haklarla sigortalanamıyor. Sakın kimse iki sene boyunca doğum borçlanmasından ya da isteğe bağlı sigortadan söz etmesin, bakıcıyı sigortalamanın maliyeti birse diğerleri iki. Ve ilki sadece iki sene ile sınırlı.
Bunun ötesinde söylenecek çok söz var, belki de yok. Ama çalışan ya da çalışmayan anne hep kendini vicdanen suçlu hisseden, tabii işe gelince çocuk toplumun sürdürülebilirliği için en mühim şey! Bu durumda taşın altına herkesin elini koyması gerekmez mi?

“I am afraid motherhood has ruined my career” yazısı sizin için Türkçe’ye çevirip bir sonraki yazımda anlatacağım.

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız