Alternatif Baba Editörün Seçtikleri Eleştiri Engelli Kategorisiz

Kahraman olmaya da engel değil ya!

original

 Bugün yazıma bir dostumla başlamak istiyorum. İnsanın yaşam tarzı ve vizyonu içinde büyüyen yaşama sevinci, yaratma gücü ve sürekliliği temsil eden ve hayatı dolu dolu yaşama becerisi gösteren bir dost, Verda…

Seneler önce ben çocukken kendine özgü bir hikaye sonucu hayatını tekerlekli sandalye ile geçirmeye başlamış. Hayatını tekerlekli sandalyede geçirmek zorunda kalmış demiyorum çünkü o yaşadığı her şeyden sonra hayatının geri kalanında mecburiyeti değil hayatı yaşamayı tercih etmiş….Ve seneler önce Hürriyet’e verdiği bir röportajda şöyle diyor:

” Yıllardır söylenmiyorum, SÖYLÜYORUM: Dünya Engelliler Günü yalnız 3 Aralık değil, 365 gün, hatta 6 saattir! Farkındalık yaratmak için yalnızca bugün tekerlekli sandalye kullanan bir çocukla el ele, göz göze kameralar karşısında poz vermek, sorunlarını dinledik derken, Bitse de gitsek diye düşünüp saate bakmak YETMEZ.”

Doğru söylüyor YETMİYOR da! 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, çok uzun zamandır üstelik ve çok uzun zamandır 3 Aralık günü çeşitli etkinlikler, sergiler, panellerle günün anlam ve önemi anlatılmakta falan filan….

Falan filan diyorum çünkü çok uzun yıllardır aynı şeyler tekrar etmekte, her gece uyurken aynı MASALI dinleyen çocuklar gibi biz de dinleyip uyuyoruz. Uyuyoruz ve sorunları görmüyoruz. 1992’den beri 3 Aralık Dünya Engelli günü bilincinde büyüyen çocuklar ve gençler, bugün yaptıkları binalarda engelli platformlarını unutuyorlarsa, şehir planları bunu gözetmeden yapılıyorsa, sosyal hayat içerisinde yerleri yoksa, istihdamda engelli çalıştırmak bir külfet gibi geliyorsa, bir engelli bir şirketin ilk değil bilmem kaçtan sonra alınacak elemanı ise ve daha yüzlerce örnek verebiliyorsak o zaman uyurken dinlediğimiz bu MASALI değiştirmek lazım!

Nasıl mı?

Belki işe çocukluk kahramanlarımızı değiştirerek başlayabiliriz, kendimize engelli masalları anlatmak yerine masallarımıza onları davet edebiliriz. İnternet karşısında uykusuz geçen gecelerden birinde sayfalar arasında gezinirken, çok güzel bir yazıya denk geldim. Yazdıklarımın mümkün olduğunca özgün ve alıntı olmamasına dikkat ederken, bugün için çok anlamlı olabileceğini düşünerek  kendi bir kaç yorumumu da ekleyerek, sizlerle paylaşmak istedim.

Makale Huffigtonpost’ta “Engelli Disney Prensesleri, Güzelliğin Standatlarını yeniden tanımladı” başlığı ile yayınlanmış.

Sanatçı Alexsandro Palombo yaptığı çalışmalarda toplumda bu kadar çok engelli insan varken, hepimizin farkındalığını arttırmak istediğimiz bir konuda, hayatımızın içine daha çok katmamız gereken, sosyal hayata daha çok dahil etmek istediğimiz insanları, aslında hayal dünyasında bile yer vermememiz.

Aslında böyle bir farkındalığın çocuk yaşta başlaması için ne kadar önemli!

original4Onların hayatın bir parçası olduğunu anlamak, aynı hayatı paylaşmak hatta onları kahramanlarımız yapmak ne kadar önemli. Yolda engellilere yöneltilen garip ve şaşkınlık verici bakışları kaldırmak, çocuğun yüzünden “Yaramazlık yaparsam böyle olurum” tedirginliğini kaldırmak için.

Ve Sanatçı şu sorudan yola çıkmış, “Siz hiç engelli bir Disney Prensesi gördünüz mü? Eminim ki görmediniz çünkü Engellilik Disney Kriterlerine uymuyor.”

Peki ya bizim toplumsal kriterlerimize uyuyor mu? Dünya üzerinde engelliler için kötü’den türetilen kötürüm gibi bir başka original2tanımlama var mıdır?

Sanatçı Huffington Post’a verdiği açıklamada:

Disney Prenseslerini engelli olarak yeniden yaratan sanatçı bu eserlerin içinde çok üzücü bir gülümseme saklı olduğunu söylemiş. Bunu yapış nedenini ise şöyle açıklamış: “Disney Karekterlerini engelli olarak yaratmak istedim çünkü onlar daha önce bunu hiç yapmadılar ve bence artık yaşadığımız gezegende çok sayıda engelli insan olduğunu göz önünde bulundurmalılar”

Düşünsenize, tekerlekli sandalyede bir Süpermen, dünyayı kurtaracak, bir telefon kulübesine girip üstünü değişmeli ama tekerlekli sandalye buralara sığmıyor. Dünyanın kurtulmasını istiyorsan artık bunu göz önünde bulunduracaksın. Bu farkındalığı edineceksin.

original5Hayatta bu farkındalığı bana kendisiyle dostluk fırsatı verdiği için Verda’ya borçluyum. Benim hayat masalımın kahramanı o. Çocukluğumdan beri benimle, bakkal amcanın bıyıkları neyse Verda’nın sandalyesi o bizim için… Beraber yürüdük hayatta, bir hayatı paylaştık. Ben Verda’yı bildiğim için Engelli diyemem insanlara. Engel göremem. Ben bunu diyemem göremem fakat toplum için oluşturulan bilinç ve kamu spotları;

 “Hepimiz birer engelli adayıyız”

Bunun kadar kötü, korku kültürü içeren ve vizyonsuz söylem olabilir mi? Her engelliyi toplumun bir bireyi olmasını hedeflemek gerekirken 3 Aralık için “Siz de böyle olursunuz” gibi ayrımcı bir söylem olabilir mi? Aynı fikirle sanatçı şu açıklamada bulunuyor;

“İki yıl önce nadir bir kanser formuna yakalandım ve bu kanser nedeniyle geçirdiğim ameliyattan sonra vücudumun bazı bölümleri paralize ve şimdi bende engelli bir insanım ve her gün ayrımcılık ve ayrı görülmenin her türüyle mücadele ediyorum ve bu seriyle bu probleme görünürlük kazandırmak istedim.”

“Engelli insanlar da bu dünyanın bir parçası ve  hakları var”

Bir insanın diğerinin hayatındaki misyonu “Yarın sen de benim gibi olabilirsin”den çok daha fazla. Onlar bizim ailemiz, dostlarımız, hayatı paylaştığımız ortaklarımız. Zaman zaman kahramanlarımız… Onları bu şekilde kabullenemiyor muyuz? Sevemiyor muyuz? Böyle sevmeyi öğrenemiyor muyuz?

disabled-disney-princess-pricessess-snow-white-disabled-disability-equal-rights-wellchair-health-art-campaign-adv-cartoon-painting-portrait-illustration-sketch-humor-chic-by-alexsandro

 

Santçının Blogu için tıklayabilirsiniz

Özdemir Hiçdurmaz

Özdemir Hiçdurmaz

14 Ekim Ankara doğumlu bir Egeli... Ruhunda efelik var... Soyadı olan Hiçdurmaz'ın tüm gereklerini yerine getirir. Eli dursa ayağı durmaz denenlerden. 2 kızım, ben ve karım, güzel bir çekirdek ailem var... fotoğraf çekerim, yazarım, çizerim, gezerim, kendim pişirir dostlarla yerim... yaptığım herşeyi hayatı yaşamak ve hissetmek için yaparım. Tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır, geleceğimizdir fikrini ve insanların en özgür olduğu zamanların çocukluk olması gerektiğini sonuna kadar savunurum. Nacizane bir baba gözünden ebeveynliği paylaşacağım...

http://babalarvekizlari.wordpress.com
Sevgiler

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör