Eleştiri Gündem Kategorisiz

Ah şu kahraman karakterleri!

Çocukları sadece fiziksel özelliklere odaklı yetiştirmenin yansımaları ileride çok farklı olabilir.

doll-1187920_640Okul öncesi dönem çocuklarının oynadığı ya da ürünlerini takip ettiği karakterleri bir durup düşünelim. Her geçen yıl daha da artarak; çocuklarımız aslında izlemedikleri, okumadıkları ya da her ikisini yapsa dahi anlamadıkları kahramanlar seçip, ürünlerin pazarlama stratejilerinin de başarısı ile, etraflarını bu karakterler ile dolduruyorlar.

Çevrenizde söz konusu karaktere ait tüm oyuncak, kostüm ve tekstili çocuğuna eksiksiz almış bir çok anne görürsünüz. Çocuğun o karakteri izleyip izlemediği sorduğunuzda ise şiddetle ”HAYIR!” yanıtını alırsınız. Özellikle erkek çocukları için sunulan karakterler okul öncesi dönem için fazlası ile şiddet dolu olduğundan hiçbir anne çocuğuna bu çizgi serileri ya da filmleri izletmek istemezken oyuncak ve kıyafet seçimini özellikle o karakterlerden yaparlar.

Peki 2 yaşında bir kız çocuğunun hiç izlemediği Minnie Mouse ya da Elsa oyuncak ve ürünlerini takip ederken saçının şekline kadar bilmediği bir karaktere bürünmek istemesini ya da henüz 3 yaşında bir erkek çocuğunun, aslında kime karşı ve ne için savaştığını bilmediği, Örümcek Adam maskesi ile ağ fırlatma doğaçlamalarını anne-baba olarak nasıl yorumlamalıyız?

Esasen bu dönem çocuklarda, her döneme verilmiş sendromların çeşitliliğini göz önüne aldığımızda takip ettiği, sahiplendiği bir karakterlerin olması ya da henüz özel istekler yapmaya başlamamış masum kızınızın ya da oğlunuzun sadece üzerinde sevdiği karakter olduğu için aldığınız çoraba seviniyor olması çok da kötü bir durum değilmiş gibi görünebilir. Belki de hatta ‘kötü’ bir durum gerçekten de değildir. Ancak sonrasında bu yönelim çocuğun tanımadan, bilmeden, her hangi bir öz seçim yapmadan sadece ve sadece moda olduğundan ya da göze güzel göründüğünden maddesel bir olgunun bağımlısı olma vb. durumlara yol açabilir. Çünkü kitlesi bu yaş grubu olan markaların gün geçtikçe en büyük stratejisi bu doğrultuda ilerlemekte. Bundan daha 10-15 sene önce ya da kendi çocukluğumuzda önce çizgi filmler izlenir ya da kitapları okunur, sonrasında kahramanlar ile çocuk arasında ortak bir köprü oluşurdu ve sonrasında tam bir bilinç ile yaş kaç olursa olsun o kahramana ait ürün alınırdı. Şimdiki kadar kolay da tüketilmezdi. Buna karşın günümüzde daha animasyon filmler vizyona girmeden ürünleri tüm rafları sarıyor. Sanki çizgi ya da animasyon filmler artık bir mesaj vermeyi hedeflemekten ziyade ürünlerin saatlik reklam filmleri olarak üretiliyorlar.

Henüz 2-3 yaşlarında masum görebildiğimiz bu şekilsel yaklaşım okul dönemlerinde özel okullar ile daha da derinleşiyor. Daha iyi bir eğitim için seçtiğimiz özel okullar çocuklara standardın bu olduğu mesajını veriyor. Böyle dönemlerde çocuklarımızla iletişimi sağlam tutmaz, şekilcilikten uzak öz değerleri öğretemezsek, eninde sonunda bu çocuklar şekilcilikten kopamayacaklardır. Örneğin, bizim zamanımızda ortaokul ya da lisede sınavlara hazırlanırken hedefimizi hep başarısı ile ün yapmış okullardan yana belirlerdik. Ankara Fen Lisesi ya da Orta Doğu Teknik Üniversitesi denildiğinde o dönem çocuklarının gözü ışıldardı. Geldiğimiz noktada ise yüksek puan almış olsa dahi yeni nesil çocukların bu okulların sıralarının eski olması ya da sosyal olanaklarının yetersiz olması (lisenin alt katında yüzme havuzu olmaması vb.) nedeni ile bu okulları beğenmediğini görebiliyoruz…

Çocuklarımızı küçük yaşta içeriğini göz ardı ederek sadece fiziksel özelliklere odaklı yetiştirdiğimizde ileride olabilecek yansımalarından sadece biri okul seçimi… Masum sandığımız modaları gözden geçirmenin faydalı olduğu bir zamandayız. Bırakalım çocuklar Caillou okusun, Dora ile oynasın, Pepee şarkıları ezberlesin, Aslan Koruyucu olup kükresin ama bilsin, anlasın ve bu yüzden sevsin. Birini eğlenceli olduğundan, birini arkadaş ilişkilerinden, bir diğerini kendi ailesine benzettiğinden takip etsin. Durum böyle olduğunda alınan ürünlerin kıymeti de artacak, çocuklar oyuncakları ile oynarken hikayelerini daha bilinçli kurgulayacaktır.

Merve Yavuzdemir

 

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 29 Haziran 2016 tarihinde yayımlanmıştır.

Merve Yavuzdemir

1986 Ankara'da doğdum. Hayalim olan ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümünü bitirdirdim ve halen aynı bölümde yüksek öğretimime devam etmekteyim. 4.5 yaşında ressam bir oğlum ve 2 yaşında espirili bir kızım var :)) Kent yaşamının çocuklara sunduklarında var olan eksiklikler üzerine dertliyim... "Her çocuğun" sevgi dolu bir dünyada yaşama ve hayaller kurma hakkı olduğuna inandığımdan kendi çocuklarım kadar tüm çocuklara artı değer katmak için çabalamaktayım. En vazgeçilmezim hayal kurabilen, üretebilen ve vazgeçmeyen umudu olan çocuklar yetiştirmek, yetişmesini desteklemek....

www.kutupanne.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız