Bebek Cinsellik Cinsellik Çocuk Feminizm Kadın Kategorisiz Moda Psikiyatrist Psikolog

Kadın, Kan, Utanmak, 2016!

Bir sabah uyanıyoruz bir bakmışız biz kadınlara yeni yeni anlamlar yüklenmiş;

alternatifanneÇok eskiden bir ülkede “kirli” kadınlar yaşarmış. Bunlar oldukça, kirliymiş…  Ayın belirli dönemi de daha çok kirlenirlermiş. Kirlendikleri için de ya öldürülür ya tecavüze uğrar ya da “diğerleri” tarafından verilen tanımlar içinde değerlendirilirlermiş.

Bunu fark eden küçük kız çocuklarından biri, “büyüyünce” bu düzeni değiştireceğine karar vermiş.Çok okumuş, çok gezmiş, çok konuşmuş, çok yazmış… Başarılı bir iş kadını, iyi bir anne, özgür bir kadın olmuş. Bu tanımlar da “toplumun, sistemin” uydurmasıymış ama önce kendini sonra da yanındaki üç beş kadının hayatını daha yaşanabilir hale getirdiğini düşünüyormuş. Yıllar sonra bir gün yaşadığı toplumun bulunduğu kara parçasının sınırları içerisinde “dilinin koruyucusu ve kollayıcısı, açıklayıcı” bir kurum yine yeni tanımlamalarla “kadınları” vurmuş.

Küçük kız, büyüdükçe her şeyin ne kadar kötüye gittiğini görmüş. Önce “esnaf” olmuş, sonra müsait daha sonra da kirli… Cinsiyetinden utanmış, kimliğinden utanmış, kendinden utanmış, onlar utansın derken gözlerini yere devirmekten utanmış, etkisiz kalmaktan utanmış, keşke erkek olsaydım demekten utanmış, cinsiyete takılmaktan utanmış, insan olunamamasından ve insan konuşulmamasından utanmış…

Küçük kızın en iyi bildiği duygu ihtiyar bir kadın olana kadar “utanmak” olmak yerine almış. Sevmeyi, sevişmeyi, barışmayı, neşeyi, mutluluğu, hayal kurmayı azcık azcık bilerek yaşamış gitmiş. Masal da burada bitmiş.

2016 yılının Mayıs ayındaydık. Olaylar böyle devam ediyordu. Yıllar sonra “değişmezse şayet” olarak başlayacak masallar böyleydi ve bu masallar gerçekti. Git gide de gerçek oluyordu.

Kadınlar…

Kadına öfke…

Cinsiyetçilik…

Kadıncılık…

Erkekçilik…

Oysa masalın başı şöyle başlamıştı. Bu coğrafyada analar vardı. Elma yanaklı, kiraz dudaklı, şairlerin aşık olduğu, tarlada bir kahraman, fabrikada direnen, gizlice okuyan, koşmaya çalışan, basma elbiseli, al yazmalı, dağları aştıran, eli öpülesi, ayaklarında yatılası…

Hatta Anadolu bu yüzden Anadolu’ydu, analık vardı. Kadına yine bir şey giydiriliyordu, tanımlar yapılıyordu. Ama kadın çiçekti… Kadın…

Yıllar yıllar sonra, tacizi, tecavüzü, hakareti, küfrü, şiddeti, mercimek çorbasının sıcak olmaması, çocuğun ağlaması sorun oldu. Sorunlar büyüdü, gerçek oldu. Gerçekler, tanımlara döküldü. Kirli, lekeli her şey “kadına” dönüştü.

 

Bir kadın değişirse, bir toplum değil “gezegen” değişir. Bunu hep diyorum. Çünkü kadın doğurgandır, üretendir, besleyendir. Doğasında çoğalandır. Ne mutlu bize!

 

Bir sabah uyandığımda, tanımlarıma yenisi eklenmişti, şaşırdım. Her ay regl olmak bu kadar büyütülecek  bir şey değildi, annem öyle öğretmişti. Doğamızda vardı. Kaldı ki bir tanıma da ihtiyacımız yoktu, zaten “onun adı” vardı. Halk arasında farklı söylenirdi; doğru muydu, değiştirilir miydi, zamanı mıydı? Her biri hakkında saatlerce yazabilirim. Aybaşı, halam geldi, kirlendim… Aslında doğamda olan bir şeyi saklamak için nasıl da cümleler kuruyordu; komşum, arkadaşım, canım, cicim…

adetttttttEvet halen farkında olanlar ve olmayanlar, biz kadınlar hemen hemen her ay kanıyoruz. Bazen aksaması da sorun oluyor, bunun için doktora gitme ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü bu fizyolojik bir olay! Yani regl olmamak demek, Kuzey’de hiç kar yağmaması kadar saçma. Kimimiz üç gün kanıyor; kimimiz de beş gün. Hijyenimizi korumak ve kollamak için de “ped” denilen araçları kullanıyoruz. Bu kan, vajinamızdan geliyor. Bağırsaklarımızla ya da göz bebeğimizle ilgisi yok. Tamamen yumurtalıklarımızla ilgili.

(Âdet, hayız, menstrüasyon ya da regl (Latince: menstrual siklus), kadınlarda ve bâzı diğer yüksek dişi primatlarda, rahim iç yüzeyinde oluşan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklindeki fizyolojik olay. Doğurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen değişiklikler için kullanılan bilimsel bir terimdir. Kadınların ergenliğe erişmesinden menopoza girmelerine kadar yaklaşık her 28 günde bir tekrarlanan bu süreç, sadece gebelik süresince durur. Kadınların çoğu düzenli olarak 28 günde bir âdet görmez; 21-35 günde bir âdet görmek normal kabul edilir.  Adet kanamaları azalarak 3 ila 7 gün devam eder. Bu süre zarfında yaklaşık 35-40 ml. kan kaybedilir. Bu miktar çoğu kadında 50 ml’nin altındadır. wikipedia)

womannnnnnnnnnnnnnnnYıl olmuş 2016,

Biz “kirli” kelimesine ne anlamlar katıyoruz, nasıl değiştiriyoruz. Ben en çok bundan utanıyorum! Her yerini gururla açtığımız erkek çocuklarımız yerine, her yerini kapatmak zorunda olduğumuz kız çocuklarımıza bakmaktan utanıyorum. Damgasıyla, etiketiyle yaşayan “kızlarımız” yerine özgürce sapkınlığını yapan “erkeklerimizden” utanıyorum. Amcasının aslanı oğullarımızın beline kuvvetken, sen kızsın usturuplu otur denilen Ayşe’den utanıyorum.

Tacize, tecavüze uğradıktan sonra “suçu kendinde” arayan Fatma’dan utanıyorum. Doğan her kız çocuğunun tanımının “kirli, esnaf, müsait” kelimeleriyle bağdaşmasından utanıyorum. Yeni bir masalı yine kadınlar yazacak,

Kadınlar…

Ve yine KADINLAR!

 

Ahter Önkaya

Marmara Üniversitesi-Gazetecilik Bölümünden mezun...
Uzun zamandır basın-medya sektöründe çalışıyor...
Bir yayınevinde basın ve iletişim uzmanlığı yapıyor...
Yazıyor,karalıyor,yazıyor,karalıyor...

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız