Eğitim Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

İşe yarayan ödevler

Dünyada en fazla ödevi Çin okulları veriyorsa, en kötü okul Çin'de midir?

odev1Bir çocuk olarak haz etmediğim ödevlerden, bir anne olarak da haz etmiyorum. Hele ki üzerime düşen bir görev varsa! Bu görevler arasında çarpım tablosunu ezberletmek de olsa, tam işten eve girmişken kırtasiyeden karton almam gerektiğini öğrenmek de, hiçbirini hayatımda istemiyorum. Tüm bunlara rağmen “ödevlerin işe yaramadığı” hatta “ödevlerin öğrenme sürecini baltaladığı” felaket haberlerini kabul etmeden önce incelikli bir  araştırma yapmamız gerektiğini fark ettim.

1930’lu yıllarda Amerikan Çocuk Sağlığı Derneği, ödevleri çocuklarda kalp rahatsızlıklarına ve tüberküloza sebebiyet veren çocuk işçiliğiyle bir tutuyormuş. Dernek, araştırmalar ilerledikçe fikrini değiştirmiş…

Radikal söylemleri hafızaya almak kolaydır. Hele ki duygularımıza tercüman oluyorlarsa! Çocuğumuzu ilgilendiren her konuda kişisel fikrimizin ötesine geçmeliyiz ki yönlendirmelerimizle onlara zarar vermeyelim.

odev3Oğlumun eski okulunda az ödev verilirdi. Az, fakat sıkıcı. Yeni okulunda daha fazla ödevi var! Bununla birlikte farklı ödev yaklaşımlarıyla tanıştık. Bilgisayar başına oturup okulun abonelik verdiği kanallardan gelen ödevlere başladığında ödev yapıyor gibi olmuyor: Çizgi filmler izliyor, deney videolarını takip ediyor, ardından interaktif oyunlara dahil oluyor. Bunları ödev gibi görmediğinden eminim. Bazen proje ödevleri oluyor (kırtasiyeden karton almam gereken o gıcık günler!) Bunlardan da zevk aldığını görüyorum. Eğer öğretmeni onunla samimi, sempatik, sevimli bir ilişki kuramasaydı eğlenemezdi, bundan şüphem yok. Klasik problem ve test çözme safhasında ise, değişen bir şey yok: Ödevler sıkıcı.
Neticede çocuğumun ödevlerinin bir kısmının hala angarya, bir kısmının ise pür keyif olabildiğini gözlemliyorum. Biraz hayat gibi…

odev2Medyada “ödevlerin işe yaramadığı” yolunda çıkan haberler sizi etkiliyorsa, onların peşine düşüp kaynaklarına bakmalısınız. Bu yazıda linkini verdiğim ilk haberin eleştirileri burada. Ödevlerle ilgili en büyük sorunun aslen ilkokul süreci ile ilgili olduğunu görüyorsunuz önce. Sonra da, ödevlerin hepsinin değil ama büyük çoğunluğunun işlevsiz olduğunu okuyabiliyoruz.

Haftalık ödev süresi İngiltere’de 5, Rusya’da 10, Çin’de 14 saat. Buna bakacak olursak Çinlilerin en berbat eğitim sistemine sahip olmaları gerekir. Oysa öyle değil. Demek ki bir ödevin işlevselliğini, varlığı ya da yokluğundan ziyade içeriği belirliyor.

odev4Son dönem araştırmaları bize kabaca şunları söylüyor:

  • İlk 4 yılın sonuna kadar ödev miktarı ve ağırlığı son derece sınırlı olmalıdır.

  • Ortaokul çocukları ödeve günde 90 dakikadan fazla zaman harcamamalıdır.

  • Liseliler ödeve günde 2 saatten fazla zaman harcamamalıdır.

Öğrencilerin kendi ağızlarından anlattıkları keyifli ödevlere örnekler bulabiliriz, eğer bu yönde araştırma yapmaya istekli isek. Buradan da anlayabiliriz ki ödevler işlevsel ve keyifli de olabiliyor. “Ölü Ozanlar Derneği” filmini izleyip analiz ettiğim ödevi unutamam. 16/20 not gözüme yetersiz görünmüştü, ama bu notu umursamamıştım çünkü süreçten aldığım zevk 20/20’likti.

odev5Ödevlere yapabileceğimiz bir ciddi eleştiri de, aile zamanından çalması. Ailecek gezmeye gitmemizi engellediği zamanlarda ben de çok sinirleniyorum. Ama şu anda mesela, oğlum ve kızım ödev yaparlarken ben yazı yazabiliyorum. İtiraf ediyorum, babamızın şehir dışında olduğu bu pazar sabahı onlara TV dışında bir meşgale düşünmek yerine bu yazıyı yazabildiğim için mutluyum!

Eğer velilerin %74’ü ödevlerin anlamsız olduğunu söylüyorsa, verilen ödevin kalitesiz olduğu çıkarımını yapmak doğru olur. Bu durumda iş okullara, eğitmenlere ve eğitim sistemine düşüyor.

Sistem eleştirisinin ardından sıra geldi aileleri eleştirmeye. Lütfen bilin ki;

  • Eğer çocuğunuzun ödevini onunla birlikte yapıyorsanız,

  • Eğer onun yanlışlarını bulup her birini düzeltiyorsanız,

  • Eğer yapmadığı ödevler için onu bizzat kendiniz cezalandırıyorsanız

ödevlerin ve okulun amacına çomak sokuyorsunuz demektir. Ödevler öğretmenin önüne bitmiş ve tertemiz geldikçe;

  • Öğretmen daha fazla, daha zor ödevler verebilir.
  • Öğretmen çocuğun okulda ne öğrenip öğrenemediğini bilemez.
  • Okul, sistemin gayet güzel çalıştığını düşünüp aynen devam eder.

Ödevin amacı, çocuğun ne anlayıp ne anlamadığını, hangi seviyede olduğunu kontrol etmek olmalı.

Çocuğun ödevlerine nasıl yardım edebileceğinizi öğrenmek için bu sitedeki diğer yazı önerilerimizden faydalanabilir, öğrenci koçlarından ya da çocuk gelişimcilerinden destek alabilirsiniz.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız