Alternatif Anne Ödülleri Kategorisiz

Okuyup araştırıp intihar etmeye karar vermek

life2014 yılında her yerde haber olan bir genç bir adam vardı. İntihar etmiş bir adam. Haber olma sebebi intihar etmesinden çok intihar notunu sosyal medyada bir video ile paylaşmasıydı.  İntihar etmeden evvel not bırakanlar elbette olmuştu ama kameralara baka baka, kendi sesinden son cümlelerini ve neden intihar ettiğini detaylı olarak paylaşan tek kişiydi sanırım.

Merak ettim seyrettim. Açıkçası videoyu tıklarken, biz bu videoyu izlerken hayata çoktan veda etmiş bir kişinin ağzından dökülen son cümleleri duyacak olmaktan dolayı biraz tedirgin oldum. Öyle ya bir insan yaşamaktan vaz geçmiş bundan daha hazin ne olabilirdi ki?

Tedirginlik ve merak duygularıyla izlediğim adam rahat görünmeye çalışıyordu. Yoksa gerçekten de rahat mıydı “Bana ayrılan sürenin sonuna geldik.” derken?

Buna nasıl karar verebilmişti?

“Serbest irademle uzunca bir süre düşündüm, eni konu değerlendirdim, birçok arkadaşımla konuştum, okudum, araştırdım hatta doktora gittim ve sonunda bu kararı (intihar kararını) aldım.” diyor.

Videoda izlediğim adamın aslında oldukça aklı başında bir tavrı vardı. İstese ya da düşünce şeklini farklı bir biçimde düşünmeye yönlendirmiş olsa eminim ki bu dünya için ve insanlık için çok faydalı işler yapabilecek bir potansiyele de sahiptir.

İntiharın onun için yeni bir şey olmadığını, dönemsel bir depresyon durumu olmadığını söylüyor ve ekliyor. “Hayatıma devam etmek için herhangi bir istek duymuyorum. Bu kısır döngüyü kıramadım ve kırmak konusunda umudumu yitirdim. Bu kısır döngü kırılırdı elbette. Daha çok partiler verir daha çok eğlenirdik, güzel işler yapılırdı ama motivasyonum kalmadı.”

Çok güzel aşklar yaşamış, sıkı arkadaşlıklar edinmiş, güzel dostları olmuş. Çok sevdim ve çok sevildim. İşimi sevdim. Yedim, içtim, gezdim tozdum hayatı dibine kadar yaşadım diyen bir adam vardı videoda.

Özetle diyor ki “Yaşadım yaşayacağımı, gördüm göreceğimi ve yaşama dair beklentim ve isteğim kalmadı.”

Her şeyden önce Allah akıl sağlığımızı ve ruh sağlığımızı korusun ve böylesi bir olaya teşebbüs bile etmeyelim. Asla kınamıyorum intihar eden kişileri. Aslında hayatta olup biten pek çok şeyi kınamıyorum. Çünkü insanız.  Sadece anlamaya çalışıyorum. İnsanoğlu olarak bencilliğimizi tokat gibi yüzümüze vuran, içerisinden pek çok ders çıkarabileceğimiz bir öğreti oldu kendi adıma.

Yaşamdan alacağını al, dibine kadar yaşa, ye, iç, gez ve veda et. Yaşam amacımız bu olabilir mi?

Açıkçası bu tavrı, yaşam amacını, yaşamda neye hizmet ettiğini bilmemenin verdiği bir cahillik olarak gördüm. Biraz da küstahça geldi tavrı. Çünkü “Sıkıldım, oyundan çıkayım.” demek için bireysel düşünüyor olmak lazım. Aksi halde takım oyuncularının takımı terk etmesi nasıl ki diğer oyuncuları zor durumda bırakacak bir davranışsa ve o neden orada olduğunu bilir ve üst düzey sorumluluk anlayışıyla bağdaştıramaz.

Yaşama dair tatmin olmaktan anladığı şey kendini mutlu etmeye çalışmak. Kendini mutlu etmediğini düşündüğü noktada ya da yeterince mutlu ettiğini düşündüğü noktada çekip gitmek…

Yanlış anlaşılmasın, bir anlık cinnet, anlık gaflet, çıkmaza girme, kurtuluş umudu bulamayıp kapana sıkışma ve canına kıyma durumundan söz etmiyorum. Elbette ki içinde bulunduğu durumu, yaşadıklarını bilmediğim için intihar eden şahıs adına yorum yapmak ileri geri atıp tutmak da istemiyorum. Yaşam gayemizin insanlara fayda olduğunu düşünüyorum. Fayda sağlamak sadece maddi olmaz elbette mesela yazdığım yazılarla birkaç kişinin bile olsa yaşamına dokunduğumu ya da düşünme biçimini etkilediğimi ya da faydalanacağı bilgi akışını sağlayabiliyorsam bu benim yaşamda var oluşumun bir yansımasıdır.

Hani dualar ederiz  “Allah’ım duy beni, yardım et .”diye. İsteklerimizi sıralarız. El açıp Allah’a dua eden insanlara Allah yine biz insanları vesile kılarak yardım eder.

Bıktın mı yemekten içmekten? Birilerinin yemesine içmesine vesile ol. Bıktın mı yaşamaktan? Yaşamak isteyene yardımcı ol. Bıktın mı kendi namına yaşamaktan? Git biraz da başkaları için yaşa. Aç gözünü bak etrafına senin bıktığın hayata imrenenler vardır belki. Belki çok klişe gelecek ama sokakta yalınayak dolaşan bir çocuğu görüp onun için bir şeyler yapmadan “eyvallah” diyemezsin hayata.

“Adam kendi yaşamından vazgeçmiş sen neden bahsediyorsun?” diye soranlar olacaktır elbet. Tabi ki bir insan kendi yaşamına kıymet vermiyorsa başkasınınkine niye versin o da doğru. Ama benim bu seslenişim elbette yaşamından vazgeçecek noktaya gelmiş ve hatta gitmiş bir adama değil. Kendimize, çocuklarımıza, hala yaşamaya çalışan ve kendisine yaşam gayesi arayanlara… Tam da şu anda “Hayat ne kadar monoton.” diye söylenenlere, “Her gün aynı şey!” diye şikayet edenlere,  “Neden varız ve bu hayat bizi nereye sürüklüyor?” diye soranlara.  Elbette ki herkesten çok kendime.

Hani tam da çocuklarımızı nasıl yetiştirelim, nasıl zeki olurlar, nasıl başarılı olurlar, nasıl mutlu olurlar diye düşünen biz ebeveynlere düşünmek için bir fırsat.

Mesela düşünebilecek kadar zeki olsunlar.

Anlayabilecek kadar akıllı,

Hissedebilecek kadar vicdanlı,

Başkalarının yaşamına dokunacak kadar duyarlı,

Yaşamın içince var oluş nedenini bilecek kadar inançlı,

Hayat sınavına iyi hazırlanmış,

Çalışmadığı yerden gelse de sorular akıl yürütebilecek kadar donanımlı olsun,

İbadet mi edecek neden ettiğini, dua mı edecek nasıl edileceğini bilsin.

life2Başka insanların da duyguları olduğunu fark etsin. Dünyada yaşayan tüm canlılara saygı gösterecek kadar duyarlı olması için çaba gösterelim.

Yanlış anlaşılmasın tüm sorumluluğu aileye yüklemek ya da evladı intihar etmiş bir aileyi suçlama hadsizliği yapmak değil amacım. Sadece düşünmek için vesile olsun hepimize.

Pervin Dalgıç

1979 İstanbul doğumluyum. 25 Temmuz 2011 doğumlu Kaan adında bir oğlum var. İstanbul Üniversitesinde “Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği” dalında yüksek lisans yaptım, Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü okudum. Lise ve dershane öğretmenliği yaptım. Kaan’dan sonra benim için önemli olan şeylerin sıralaması değişti. İş hayatı, kariyer ve tüm hobilerimi bir süreliğine rafa kaldırdım. Çünkü Kaan bir daha bebek/çocuk olmayacaktı. Geç anne olmuş olmanın bende oluşturduğu bilinç ile tüm enerjimi oğluma harcıyor ve bilgi birikimimi ona kullanıyorum. “Onca yıl okudum da boş boş evde oturuyorum” şeklinde bir düşünceye kapılmadım. Okuduğum okullar, çalıştığım alanlar bana yeni yeni ufuklar açtı. Doğru bilgiyi yanlıştan ayırt edebilme becerisi kazandırdı. Şimdi tüm bilgi ve birikimimi çocuğum için kullanıyorum.

3 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Sanirim depresyon denilen duygudurum bozuklugundan bihabersiniz. Aksi halde kisinin bu durumdayken saglikli muhakeme yetisini yitirdigini ve “ben oyundan cikarsam takimin halibne olur” gibi bir muhakeme yapamayacagini, depresyona bagli intihar girisimlerinin ve eylemlerinin “gordum, yasadim, mutlu oldum vs vs ” gibi bir bilissel sureclerin bir parcasi olmadigini bilirdiniz!

    • Hassasiyetinizi yürekten anlıyorum çünkü zaten tam da bu sebeple yazılmış bir yazı bu. Intihar eden kişiye yapılmış bir eleştiri gibi görünse de aslında biz geride kalanlar için duyduğum endişeyi kaleme almaya çalıştım. Duygu durum bozukluğu, depresyon gibi bir illetin bizi kiskacina almaması için ne yapabiliriz sorusunu en çok da kendime sordugum bir yazidir bu. Yaşama dair duruşumuzu ve misyonumuzu sorguladım çünkü evlat yetiştirirken pek çok acıdan güçlü olmalarını sağlamamız gerektiğini yaşanan bu travmatik olayla bir kez daha anlamış oldum. Yoksa elbette ki göçüp giden birine ne söylenecek söz ne verilecek ders vardır. Yazımın bazı noktalarında bunu belirtmiş olsam da buradan tekrar ifade etmek istedim. Sevgiler

  • Çok güzel ve açıklayıcı bir yazı anlatımı olmuş en önemlisi zaten iyi bir insan çevreye insanlara saygılı duyarlı evlatlar yetiştirmek sadece kendini düşünen değil ettafinida gören insanlar yetiştirmeyi nasip etsin rabbim