Kadın Tiyatro

İngiltere’den Bir Tiyatro Seyri: Mr.Bean’den “Mr.Quartermaine”

bean3Yaklaşık 5.5 yıldır Londra’da yaşıyorum. Londra’nın vazgeçilmez ‘West End’ müzikallerini daha önce zevkle izledim ama bir tiyatro oyunu izlemeye cesaret edememiştim. “Acaba çok mu İngiliz olur?” diye düşünür, esprileri ve konuları anlayamamaktan endişe duyardım. Bu sene bu  korkumu yendim. Londra‘da bir tiyatro oyunununa bilet aldım. Ama yine de işimi şansa bırakmayarak bir ‘Shakespeare’ oyununa değil,  Mr. Bean karakteri  ile tanınan çok sevdiğim Rowan Atkinson’un başrol oynadığı “Quartermaine’s Terms” adlı bir oyuna.

Simon Gray tarafından yazılan ve 1980’lerde sahne alarak 1982 senesinde Cheltenhem ödülünü kazanan Quartermaine’s Terms bu sene tekrar sahnelere döndü. Oyun Cambridge’de bir Yabancı Diller Okulu’nda öğretmenler odasında geçiyor ve 1960’larda iki yıllık bir süreci kapsayarak, 7 öğretmenin birbirleriye olan ilişkilerini, ama özellikle, St. John Quartermaine (Rowan Atkinson) ve diğerleri arasındaki ilişkiyi anlatıyor.

Ana konu yalnızlık ve oyun süresince tüm karakterlerin yalnızlık travmasına şahitlik ediyoruz. Okula yeni atanan Derek başta bayağı bir yalnızlık çekiyor; Mark eşi tarafından terk ediliyor; Eddie eşini kaybediyor; Anita‘nin eşi oldukça çapkın; Henry’nin iyi yürümeyen bir ailesi ve Melanie’nin hor gördüğü ve bakmaya mecbur olduğu bir annesi var. John Quartermaine ise bekar ve okuldaki arkadaşları dışında kimsesi olmayan yalnız biri.

bean1

Oyunun oldukça ciddi bir konusu olsa da bazı zamanlar çok komik diyaloglar var. Özellikle saçını havalandırarak bir delikanlı edasıyla koşuşu, cilveli sohbetleri ve anlattığı hikayeler ile ilgiyi sürekli kendi üstünde tutmaya çalışan Henry karakteri çok hoş.

John Quartermaine için ise söylenecek bir şey yok zaten: kendine has duruşu sanki Simon Gray bu rolü Mr. Bean karakteri için yazmış dedirtiyor. Tek farkı Mr.Bean’in kendini akıllı sanarak içine düşürdüğü komik durumların bu oyunda olmaması. John Quartermaine hassas, ince, duygulu, şefkatli ve oldukça yalnız.

Başta fazla “İngiliz” olur diye izlemekten çekindiğim Londra’daki ilk tiyatro oyunum fazlasıyla “İngiliz”di. Ama korktuğum gibi olmadı çünkü konusu ofiste, okulda, arkadaş ortamında, orada burada, insanın olduğu her yerde karşılaşabileceğimiz sıradan insan diyalogları, kompleksleri ve yalnızlıklarıydı. O sıradan insanlara, saygın Cambridge okul ortamında öğretmenler odasında rastlamak ve aralarındaki diyaloglara şahit olmak çok hoştu. Oyunculuk ise John Quartermaine’in oyun boyunca kullandığı kelime ile anlatırsam  “harikulade”ydi (terrific).

Tuba Tayfun Kayalarlı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olan Tuba, Lancaster Üniversitesi'nde Diplomasi Master'ı yaptıktan sonra diplomat olması beklenirken kendisini finans dünyasında buldu, Annelik ve sonrasında Londra'ya yerleşme ile iş yaşamına ara verdi. Tekrar döndüğünde ise kurumsal hayatın artık kendisine uygun olmadığına karar verdi. Yeni bir başlangıç yaparak kendi bloğunu oluşturdu. O zamandan bu yana yeni düşünceler, farklı kültürler ve alternatif hayatlara ilişkin görüş ve düşüncelerini bloğunda paylaşıyor.
http://www.sadeceanneyim.com

8 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Bence denemeye değer Aytencim. Hangi oyun olduğu da cok önemli tabi. Bazı oyunlar konu itibariyle çok edebi veya İngilizler için bile ağır oluyor, dolayısıyla anlamak mümkün değil. Keyifli bir oyun seçimiyle başlanabilir diye düşünüyorum.

  • Rowan Atkinson’un yuz ifadesi cok iyi gitmis yaziyla. Ahh su toplanti bir bitse de yanlizligima donsem diyor sanki.

  • BBC’de 80’li yılların popüler komedi programı “Not the Nine O’Clock News”da çok sevdiğim bir üçlü vardı, Rowan Atkinson’ı ben ilk orada tanıdım. Mr. Bean karakterine hiç ısınamadım çünkü bu adam en çok konuşurken başarılı bence!!! Bu yüzden isterdim oyunu izlemeyi.

    • Gerçi oyunda da çok konuşmuyor:) Ancak varlığıyla sıcacık kişiliğini her an hissetirmesine rağmen o yalnızlık, rahatsızlık ruh halini çok güzel veriyor.