Gülüş'ün Köşesi

İletişim sorunu yaşayan aileler, uzman desteğini gereksiz buluyor!

Alternatif Anne’nin yayına girdiği 2010 yılından beri, çocuk yetiştirmeye dair yayınlanacak her tür tavsiye için kendi anneliğimi askıda bırakıp Türkiye’deki genel eğilimi gözlemlemenin ne kadar öncemli olduğunu öğrendim. Bu yüzden de gerek sosyal medyada gerek aile içinde söylenen “Bizim zamanımızda uzmana mı danışılırdı? Sorunlar ailede çözülür, çözülmezse de öyle de böyle de büyür” sözleri beni hep ürküttü. Çünkü zaten dışarıdan destek almak bizim doğal eğilimimizin çok dışında bir olgu. Dışında, ancak çok da faydalı. Ne yazık ki bu noktada da “ben uzman desteğinin faydasına inanmıyorum savunması çıkabiliyor karşımıza. Yani birden bire sayısal kanıtları olan bir şeyi bireysek inanç meselesine bağlayarak tartışılmaz hale getiriyoruz… Çocuklarımız söz konusu olduğunda, bu benim de içime oturan bir dert.

GfK Türkiye’nin Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu için düzenlediği ‘Duygusal İhtiyaçlara Yönelik Anne Baba Tutumu Araştırması’ sonuçlarına göre; Türkiye’de çocuklarıyla sorun yaşayan her 10 ebeveynden yalnızca 1’i uzman desteğine başvuruyor.

Araştırma kapsamında 1-18 yaş arası çocuğu olan ebeveynlere “Bugüne kadar çocuğunuzla iletişim sorunları yaşadığınızda bir uzman desteği aldınız mı?” sorusu yöneltildi. Sonuçlar çocuklarıyla iletişim problemi yaşayan ailelerin sadece onda birinin uzman desteğine başvurduğunu gösteriyor. Destek almayanlara bir uzmandan destek almak ister miydiniz diye sorulduğunda ise %73’ü gerek duymadığını belirtiyor. Ücretsiz kamu desteğinden haberdar olan kişilerin oranı ise sadece %20.

Yaklaşık 2 ebeveynden 1’i iyi bir iletişim kurabiliyor

Araştırmaya katılan, 1-18 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerin yarısı çocuklarını yargılamadan dinlediklerini ve onların her zaman doğruyu söylediğine güvendiklerini belirtiyorlar.  “Sözümü dinlemediğinde normal ses tonumla konuşarak onu ikna etmeye çalışırım.” diyen ebeveynlerin oranı ise %48. Ebeveynlerin %44’ü çocuklarına karşı yanlış bir davranışta bulunduğunda özür dilediğini ve sözünü dinlemediğinde hoşgörüyle yaklaştığını belirtiyor.

Ceza ve küfür oranları

Her 5 ebeveynden en az biri sözü dinlenmediğinde çocuklarına ceza verdiğini ve sesini yükselterek konuştuğunu söylüyor. Çocukluğunda söz dinlemediğinde ailesinden küfür duyduğunu ifade edenlerin %27’si de çocuğuna küfür ettiğini belirtiyor. Çocukluğunda ailesinden küfür duymayan ebeveynler arasında ise çocuğuna küfür ettiğini belirtenlerin oranı %7’ye düşüyor.  Çocukluğunda kardeşinin/kardeşlerinin veya yakınındaki başka çocukların olumlu davranışları örnek gösterilerek onlar gibi davranılması öğütlenen ebeveynlerin %30’u çocuklarına da aynı şekilde davranıyor. Ailesi tarafından bu davranışa maruz kalmayan ebeveynler arasında ise bu oran %8’e düşüyor.

Duygu istismarı yüksek!

Çocukluğunda büyüklerinden “Beni seviyorsan ödevini bitir” sözünü duyan ebeveynlerin %64’ü çocuklarına da bu sözü söylüyor. Annesinden “Başkasının annesi olacağım” cümlesini duyan annelerin %43’ü çocuklarına bu sözü söylüyor. Yine çocukluk döneminde ”Sence baban mı haklı ben mi?” lafını duyan annelerin %41’i kendi çocuklarına da bu soruyu yöneltiyor.

Dijitalleşme çocuk-ebeveyn ilişkisini etkiliyor

Araştırmaya katılan ebeveynlerin yaklaşık 3’te biri çocukları televizyon, tablet veya bilgisayarla oynarken kendi işlerini hallettiklerini belirtiyor. Ayrıca sosyal medya kullanımı da başka bir tartışmayı ortaya çıkarıyor. Her 3 ebeveynden biri çocuklarının fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından paylaştığını söylüyor. Üstelik paylaşım yapanların %36’sı sosyal medya hesaplarındaki takipçileri arasında tanımadığı / az tanıdığı kişilerin bulunduğunu belirtiyor. Sosyal medyadan çocuğunun fotoğraflarını paylaşanların yalnızca %11’i ilerde çocuklarının bundan rahatsız olabileceğini düşünüyor.

İyi bir ebeveyn olmadığını düşünenlerin birinci nedeni vakit yetersizliği

Ebeveynlerin %82’si çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını karşılama konusunda kendilerini başarılı bulduklarını belirtiyor. Başarılı olmadıklarını düşünen ebeveynlerin %40’ı “çocuğuma yeterince vakit ayıramıyorum”, %35’i “ekonomik ve sosyal imkanlarım yeterli değil”, %26’sı “eşimle ilişkimdeki sıkıntılar nedeniyle” ve %24’ü ise “çocuğum zor bir çocuk olduğu için” cevaplarını veriyor.

Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu hakkında daha fazla bilgi için:  http://cocukhaklarinikorumaplatformu.org/

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Peki parklarda bahçelerde bas bas bağıran kadınlar Rus, adamlar İtalyan mı? 😀 Tipik bir “araştırmacıyı mutlu etme” yanılgısı var burda bence, sosyal araştırmalarda malesef çok sık rastladığımız bir sorundur bu. Türk anneleri hiç de nazik tonla konuşmuyor, herkes birbirine sürekli bağırma ya da bağırmasa da trip atma, küsme halinde.. Hele bu küsme… Ahhhh, bağırsa daha iyi diyor insan.. Çok enteresan bir toplumuz!