Editörün Seçtikleri

İlber Ortaylı haklı mı?

Çocuklarla kahvaltı yapmak neden bu kadar elzem?

Geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre Prof. Dr. İlber Ortaylı öğrencilerine, eğer çocuklarıyla kahvaltı edemeyecek, iyi geceler diyemeyeceklerse çocuk doğurmamalarını öğütlemiş. Epey keskin bir ifade olmuş! Ama ailece birlikte zaman geçirmenin önemini vurgulamak için bu yazıya dâhil etmek istedim.

UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Örgütü) dünyanın en mutlu çocuklarının Hollanda’da yaşadığını açıklamış. Çocukların okula gitmeden önce aileleriyle birlikte kahvaltı yapma oranının en yüksek olduğu ülke de Hollandaymış! Buradan hareketle, İlber hocamız kadar keskin konuşamasam da, her gün birlikte kahvaltı etmenin ve kahvaltıda havadan sudan konuşmanın çocuklarımızı mutlu ettiğini, güne sağlıklı başlamanın en kolay ve en maliyetsiz yolu olduğunu söyleyebilirim.

Çocukları mutlu etmek için hafta sonları AVM’de eğlence merkezine götürmeye çalışmak, en güzel, en iyi oyuncakları almak, kurslara göndermek, pahalı otellere tatile gitmek de bir seçenek. Tüm bunları yaparken çocuklarınızla “an”ı paylaşıyorsanız ne mutlu. Ama birlikte edilen kahvaltıların uzun vadede çocuğun her türlü gelişimine daha önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Ve yineliyorum: Kolay ve maliyetsiz!

Tabii ki çok yoğun çalışan anne babalar var. Sabahları telaş ve patırtı içinde geçebiliyor. Ama ailecek birlikte, evden ayrılmadan önce, 15 dakikalık hızlı bir kahvaltı bile olsa “birlikte takılmak”, hem çocuklara hem de yetişkinlere güzel bir başlangıç olmaz mı? Yoğun çalışma temposu olanlar için farklı bir gün planıyla (daha erken yatıp daha erken kalkmak gibi) veya hafta içinde iki ya da üç günü ayarlayarak, mutluluğun bu en kolay yoluna erişilebilir!

Hollandalı çocukların “en mutlu çocuklar” olmalarının başka sebepleri de var: Daha barışçıl bir ortam, sınav ve ödev baskısının yokluğu, bunların arasında. Ama “aile zamanı” yaratmak her birimizin elinde! Eğer gerçekten sabah zor bir zamansa -yine İlber Hoca’ya katılacağım- yatmadan 15-20 dakika boyunca birlikte kitap okumak, güne dair üzgün ve mutlu olayların konuşulduğu bir “iyi geceler” zamanı yaratmak, paha biçilmez.

Çocuk sahibi olmak, onlara hayatımızı adayıp, onlar için çalışıp, sonra bu en değerli zamanları kaçırmamız anlamına gelmesin! Hepimiz farklı motivasyonlarla çocuk sahibi olmuş olabiliriz ve zaman zaman elimizden geleni yapamadığımızı da düşünebiliriz. Yetersiz ebeveyn hissini iyileştirmek için ben de her güne en az 15 dakika “Aile Zamanı” öneriyorum. Bu ergenlik ve sonrasında da çocuklarımızla iletişimize katkıda olacak olan müthiş bir formül bence.

Sağlıcakla…

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

1984 doğumluyum. Anneyim, psikoloji mezunuyum, araştırma görevlisiyim, ve hala okuyorum. Kızım-okul-işim-eşim arasında kendime de alanlar yaratmaya çalışıyorum. Yoga yapmak en sevdiğim kendi zamanım. Hem işim hem de ebeveynlik mesaisi ile beraber çocuk yetiştirme meseleleri en önemli ilgi alanım. Sağlıklı, duyarlı, umutlu, sevgi dolu ama bir yandan da hayatın gerçeklerine hazır bireyler yetiştirmek için neler yapmalı diye kafa yoruyorum.
bilgicanne@blogspot.com.tr

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Elçinciğim, bir konunun önemini anlatmak için “ya hep ya hiç” tarzı, insanı haklıyken haksız konuma getiren pek çok söylemle karşılaşıyorum. Bazılarına karşı çıktığım için başım derde giriyor! Oysa buna “kaş yaparken göz çıkarmak” denir. Sabah ailecek kahvaltı yap(a)mayan aile “ebeveyn olmaya hakkı yok” mertebesine indirgendiğinde mesajın bir ağırlığı, bir ciddiyeti kalmıyor. Kravat-ceket, tarih profesörlüğü falan da kâr etmeyiveriyor. Bilmem başkaları nasıl düşünür ama benim için böyle. Misal, çok önemsediğim konulardan biri Türk annesinin co-sleeping olayından kaçınması. Bunun binbir bilime ve deneyime dayalı sebebi var, co-sleeeping’in “hayırlı” olduğu vakaların bulunup yazılması, bu uygulamanın zarar verdiği milyonlarca aileyi doğru yönlendirmiyor, sadece vicdan rahatlatıyor. Bununla birlikte hiçbir zaman “co-sleeping yapan anne psikopattır” gibi bir söylem sarf edilmez, edilemez. İlber Ortaylı kendine fazla güvenmiş. Ve zurna zırt demiş…