Çocuk Kültürü Eğitim Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik

Hikayeleriniz hazır mı?

Hikaye anlatımının, kitaptan ya da özellikle doğrudan anlatımın, çocuğun karakter gelişimi, hayal dünyası, okul başarısı, okuma-yazma becerileri için ilaç niteliğinde olduğunu bütün dünya kabul etmiş durumda..

Çok sevdiğim Yeşilçam filmlerinde de, bize bazen saçma bazen de gereksiz gelen  bir “hikaye anlatma” kısmı vardır hatırlar mısınız?  Genellikle yaşlı bir dede, torunlarına ya da çok sevdiği bir yakınına güzel bir hikaye anlatır. Dinleyen kişi de bu hikayeden bir ders alır. Aslında bu “hikaye” kültürü   bir kaç nesil önce bizde de vardı.  TV’nin olmadığı yıllarda, masal anlatan dedelerimiz ya da ninelerimizle geçirirdik zamanı. Onlar anlatır, bizler dinlerdik. Hepimizin evinde bunlar yaşanmasa da bir çoğumuzda yaşandığına eminim. Rahmetli dedem de kısa bir süre yanımızda kaldığı yıllarda, bize sürekli kısa hikayeler anlatırdı. Kısa ama etkili bu hikayeler, bizi düşünceye sevk eder, feyiz almamıza vesile olurdu.

Ya bizler! Var mı ceketinizin cebinde anlatılacak birkaç hikayeniz? Çocuğunuza bir türlü anlatamadıklarınızı, bir hikaye anlatarak anlatmayı denediniz mi?  Kitaptan okumaktan bahsetmiyorum. Çünkü artık çoğumuz çocuklarımızı masal okuyarak uyutuyoruz. Peki ya masal anlatarak? Ya da hikaye, ya da menkıbe v.s.  Formatı  fark etmez, içeriği dolu, belki ilgi çekici, jest ve mimiklerle desteklenmiş babaanne- dede hikayelerinden bahsediyorum. Hissiyatı öyle, modernize edilmiş, günümüzden beslenen hikayeler de olabilir bunlar.

Mesele, çocuğumuzun dinlediği hikayeleri içselleştirerek alması gerekeni almasını sağlamak, hatıralarında “ne güzel hikayeler anlatırdı benim annem- babam” olgusu oluşturmak.

Kendimden biliyorum, “dedemin masallarından” aldığım etkiyi, okuduğum kitaplardan almamıştım hiçbir zaman. O yumuşak sesi,  şaşırtan edası ve hatta ciddiyetiyle beynimde yer eden “anlattıklarım çok önemli” algısının inandırıcılığını ve o keyifli sohbetini   unutmam mümkün değil.

Üstelik eğitimli bir hikaye anlatıcısı olmanıza da gerek yok. Çocuğunuzun gerçekçiliğini destekleyen bu spontane hikayeler, bir kitaptan çok daha fazla gerçekçi gelecektir ona.

Hikaye okumanın sadece çocuğa mı faydası var? Elbette ki yetişkinlere de faydası olmalı. Hikaye ya da masal anlatarak çocuğunuzla direk bir irtibata geçme, onu daha fazla tanıma, kendi birikiminizi ona aktardığınızda verdiği tepkileri yakından gözlemleme şansınız var.

Ben bunları düşünürken elime, biraz daha büyüklerinde anlatabileceğim hikayelerin yer aldığı güzel bir kitap geçti. Bence siz de hemen böyle bir kitap edinmelisiniz. Anlatacak bol hikayeleriniz, onları can kulağıyla dinleyen minikleriniz olsun. İlerde torunlarını etrafına toplayıp masallar anlatan, hikayeler döktüren yaşlı bir büyük ebeveyn olmayı kim istemez ki!

 

 

 

 

 

 

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için “daha iyisi ne olabilir” e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar… STK faaliyetleri içerisinde… 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız