Eleştiri Yetişkin Psikolojisi

Her annenin hayalleri

uykuİlk çocuğu doğurduktan sonra annelerin hayalleri birbirine benzemeye başlıyor. Üstelik bu hayaller ne kadar basit olsalar da oldukça uzun bir süre için değişmiyor… 

Gün boyunca temiz kıyafet

Tabi ki bunu çocuklarımızdan beklemiyoruz. Bu oldukça gerçek dışı bir hayal olurdu. Kendimiz için istiyoruz! Hele o ilk senede günün çoğu leke dolu giysilerle dolaşmak sanki kendime bakmayı tamamen bırakmışım gibi hissettirmişti. Domates soslu parmak izleri, yoğurtlu ağız izleri veya sıçramış meyve suyu lekeleri – ya günde birkaç kere üstünüzü değiştireceksiniz ya da aldırmamayı öğreneceksiniz.

Kesintisiz uyku

Gece emzirmeler sona erse de uykumuzun aralıksız olacağı anlamına gelmiyor. Bazı şanslı anneler varmış, onların çocukları başından beri uyanmadan gece boyunca uyuyormuş. Ama bu çocuklar gerçekten bir istisna olmalı. Çünkü çoğu anne için stres zirveye ulaşmışken 7-8 saat aralıksız uyku hala ufukta yok demek. Anne sütü yerine taşmış bezler, gece ortası oyun saatleri ve kaymış yorganlar almış oluyor. Çocukların çoğu ancak 4-5 yaşındayken tam anlamıyla aralıksız uyumaya başlıyor.

Zamanında bir yere varmak

Bir yere zamanında varmak çocuk sahibi olunca çok hızlıca ulaşılmayacak bir hayale dönüşüyor. Tam evden çıkmak üzereyken bebeğimiz ağlamaya başlıyor ve emzirilmek istiyor. Ya da son dakikada dolan bezler, iki yaş sendromunun ortasında olan çocuğumuzu bir türlü giydirememek tipik olayların başında geliyor. Bunlara karşı sadece tek çözüm var: daha da erken kalkmak, yani daha da az uyumak. Kalsın. Bekleyen beklesin, değil mi?

Düzgün bir sohbet

Herhalde ilk üç yıl boyunca başka bir yetişkin ile bir dakikadan fazla konuşmak mümkün olmuyor sanki. İlk cümleyi tam bitirmişken daima bir şey oluyor. Çocuğumuz ya ağlar ya bir şeyler devirmiş oluyor, bir şey ister ya da sadece çok ama çok gürültü yapar. Sohbet etmek için sessiz sakin bir an yakalamışken konu genelde çocuklarla sınırlı.

Temiz bir araba

Arabamız ne zaman yürüyen bir çöplük haline geldi? Arabamızda bir kurabiye canavarı yaşadığını fark etmiştik, ancak neden her türlü kağıt parçası ve ambalajlar ayak bölümlerinde bir gün biri tarafından toplanmayı ve atılmayı bekliyor?

Sinirlenmemek

“Keşke anneler sinirlerini aldırabilse” dediğiniz oldu mu hiç? Özellikle ikinci ve üçüncü annelik yılında sıkça kafayı yiyoruz, vicdan azabı çekiyoruz, sinirlerimize hakim olma eşiğine gelmiş oluyoruz. Çoğu zaman sakin kalmayı başarabiliyoruz belki ama aşağı yukarı aynı sıklıkla tam o anda bağırmamak için odadan çıkıyoruz. Tabi ki bizim de sinirli ve tahammülsüz günlerimiz var. İşte o zaman bağırıyoruz.

Tıpkı kendi annemiz gibi

Çoğu anne kendi annesi ya da babası gibi konuştuğu ya da davrandığını fark etmiştir. Üstelik dehşetle. Çünkü asla ama asla öyle olmayacaktık! Meğersem şimdi aynı aptal cümlelerin ağzımızdan çıktığını duyuyoruz. Bundan çok rahatsız olan anne en iyisi hemen kendi annesinden farklı yaptığı tüm noktaları hatırlamak ve çocuklarını bambaşka şekilde yetiştirdiğini hatırlamak iyi olur. Genelde farkımız benzerliklerimizden daha çok. İyi ki de öyle, değil mi?

Regina Röttgen

1989 yılında tatile geldiği Türkiye'nin insanına ve doğasına aşık oldu ve henüz 19 yaşında olmasına rağmen bir daha ülkesine dönmedi. B.Ü.'de Felsefe ve İngilizce dili ve edebiyatı okuyup felsefede yüksek lisans yaptıktan sonra yerli ve yabancı yayınlar için çalıştı ve evcil hayvan dergisi yayımladı. Çocuklar için güvenlik eğitimi kursları ve düşünme atölyeleri düzenledi.

15 yıldan fazla İstanbul'un merkezi semtlerinde oturduktan sonra işini aslında her yerde yapabileceğine karar verdi ve büyük şehri terk etti. Eşiyle, iki oğlu, sayıları sürekli artan tavuklar, 2 kedi ve bir köpek sürüsü ile birlikte şuanda Bodrum yakınlarında bir köyde yaşıyor. Yabancı yayınlar için annelik ve evcil hayvan hakkına yazıyor.

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • uzundur yazılarınızı elimden geldiğince takip etmeye çelışıyorum ama illaki arada kaçırdıklarım oluyordur diye size mail adresime davet ediyorum 🙂

  • Cook guzel bir yazi…. Tam kendimi buldum… Meger yalniz degilmisim deyip, gozlerim yasarirken, sanki bir el omzumdan tuttu:)