Çocuk Kategorisiz Reklam

Karanlık ve Işık: Gölgelerin gücü

Korkmanın bizi nelerden koruduğunu, neden gerekli olduğunu konuşarak korkunun her köşesini aydınlattık!

IMG_1102Oğlumun henüz 3 yaşını doldurmadığı zamanlar, bir anda karanlık korkusu da gündeme gelmişti. Nedense o iki yaşın gözü karalığı bitmiş, karanlıkta bile uykusundan kalkıp yolunu bulan çocuk gitmiş yerine akşam üstleri bile ışığı yanmayan odaya girmekten korkan bir çocuk gelmişti. İşte bu zamanlar benim Reggio Emilia metodu ile tanıştığım dönemler, pek Montessori ya da Waldorf’a benzemediğini düşündüğüm daha çok öğrenme sürecinde eğlenceli teknikler öneren bir metottu.

Reggio Emilia metodunu duymadıysanız da bir yerlerde mutlaka “Çocuğun 100 Dili” şiirini okumuşsunuzdur diye tahmin ediyorum. Şiirde bir çocuğun yüz lisanından, yüz elinden, yüz fikrinden falan bahsedilir. Aslında bahsedilen çocuğun yüzlerce kendini ifade etme biçimi olduğudur ki bunlar aslında her gün şahit olduğumuz boyama, resim, şarkı, dans, kuklalar, aynalar, çamur, taş, bitkiler, su, drama, yansımalar ve tabi ki ışık ve gölgeler vs. günlük hayatta her an etrafımızda olabilecek/yapılabilecek materyal veya hareket ile vücut bulur. Çoğu zaman biz ebeveynler ve standart eğitim sistemleri bu iletişim biçimlerinde bir ya da ikisini seçip diğerlerini görmezden gelerek köreltmeyi pek severiz. Zaten çoğu zaman yaşam alanlarını daraltarak seçenekleri tanıma olasılıklarını dahi ellerinden alabiliriz. Çünkü kolaydır.

Karanlık korkusuna ışık tutalım!

Reggio Emilia metodu ile ilgili derinlemesine bir uzmanlığım hala yok ama çocuklarımın karanlık korkusu ile ilgili işe yaradı diyebilirim. Aslında metodun bütünü hakkında bu kesinlikte konuşmam doğru değil, ne de olsa konu uzmanı değilim, IMG_1122ama bana gölgeler ve ışıkla ilgili verdiği ilham bizim için hem çok eğlenceliydi hem de korkularımızdan öğrenmeyi keşfetmemizi sağladı. Nasıl mı? Önce bir fener aldık, tüm ışıkları kapayıp hani o eski elimizle kuş, kurt falan yaptığımız oyunu oynadık. Sonra feneri yüzümüze tuttuk ve gölgelerimize sanki başka karakterlermiş gibi oyunlar oynattık. Karanlığın her köşesine baktık gördüklerimize isimler taktık. Korkmanın bizi nelerden koruduğunu, neden gerekli olduğunu konuşurken istedikleri her köşeyi aydınlattık.

Karanlıkta ışık oyunları oynamak, ışığın gölgeleri nasıl yarattığını gölge kutusuyla deneyimlemek çocuklar için çok eğlencelidir. Işığın nasıl gölgeyi yarattığını daha iyi anlarken ürkütücü bu konu anlaşılır hale geldiği için korkutucu tarafı da azalır.

Karanlıkla işimiz bittiğinde, ışık bizimle kalmıştı o zaman da plastik beyaz ışığı yansıtabilecek kapaklı kutular ve pilli mumlardan aldık. Sevdikleri resimlerin üzerinden çizerek geçmek onlar için eğlenceli bir deneyimdi.

Ve bu ay gelen Pakolino kutusundan bir süredir kendilerini “çocuk çete”si olarak tanımlayan bu iki tipe bir fener çıktı, ne büyük heyecan! Önce bir ışık kutusu yaptılar, sonra gölgelerin büyümesini ve küçülmesini ve kendilerini farklı bir dilde yeniden keşfettiler. Tüm bunları Pakolino ile yeniden deneyimlemek bu ay harika oldu…

 

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız