Eleştiri Gündem

Gerçek hayattan alınmıştır

Başka ebeveynleri kınadıkça korkularımızdan arınıyor, mutlu oluyor muyuz dersiniz?

Dün bir TV programına denk geldim. Sunucu, Fatih sokaklarından birinde, bir ağacın altında bulunmuş, “terkedilmiş” 6 aylık bir bebekten bahsediyordu. Annesinin onu “vicdansızca terk ettiğine” hükmedilmişti hemen.

Sunucu -bir kadın- bebeğin “ne biçim bir annesi” olduğundan dem vurarak açtı programı. Güzelim bebeği nasıl sokağa atardı? Nasıl terk ederdi? Böyle annelik mi olurdu? Olmaz olsundu.

Durup düşündüm. Yüzlerce sebebi olabilirdi bu terkin. Hatta ve hatta, terkedilmemiş bile olabilirdi bu bebek! Kaçırılmış, sonra oraya bırakılmış olabilirdi mesela. Yahut anne tecavüze uğramış, bebeğinin öldürülmesinden korkarak onu “daha güvenli” bulduğu sokağa bırakmış (!), bir kenarda iyi biri tarafından bulunması için dua ediyor olabilirdi!

Neler yaşadığı, neler hissettiği, hangi şartlara maruz kaldığı hakkında hiçbir fikrimiz olmadan, başkalarını bu kadar kolay ve acımasızca eleştirme, hatta yargılama hakkını nasıl kendimizde görebiliyoruz? Üstelik pek çok insana da bunu bu şekilde yansıtıp, tabiri caizse provoke etme cüretini gösteren yapımlar öncülüğünde.

Peki ya ekran başında programı izleyenler? Hiç tanımadıkları bir anne gıyabında linç edilirken kendilerini iyi mi hissediyorlar? Çocuklarını sokağa terk etmemiş iyi anneler mi olduklarını düşünüyorlar?

Bu bir çeşit katharsis belli ki: Seyircinin izlenen kurmacadaki korku ve acıma öğelerini kendi başına geliyormuş gibi düşünerek, bu duygulardan arınması yani rahatlaması. Peki, biz bu programı izledikçe korkularımızdan arınıyor, mutlu oluyor muyuz dersiniz?

Maalesef ki pek çoğumuz için öyle! O “vicdansız anne” biz olmadığımız için bir şekilde rahatlıyoruz. Ama günün sonunda sahnede izlediğimiz insanlar oyuncu değil ki! Onlar gerçek hayattan alınmışlar ve getirilip bir sahnenin ortasına savunmasızca, milyonlarca seyircinin önüne konulmuş, yuhalanıyorlar… Olayın özünü bilmeden, sadece gözle görünenin verdiği yetkiye dayanarak hem de.
Yorumlarınızı bekliyorum…

Gülce E. Baltaoğlu

Konuk Yazar

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız