Beslenme Kategorisiz Sağlık

Geleneksel Avrupa tıbbının beslenmeye bakışı

Hangi dönemde nasıl beslenmeli?

403606160-Our-food-should-be-ourCilt doktoru olarak yıllardır klasik tıbbın çaresiz kaldığı durumları tamamlayıcı tıpla bütünlemenin peşindeyim. İnsanı, yaşam alışkanlıkları ve yapısına göre ele alıp bütünsel değerlendiren uygulamalara bakış açım hep olumlu oldu. Renkli Akademi,  Avusturyalı geleneksel Avrupa tıbbı eğitmeni olan Karin Kappler’i sunum için davet edince tabi ki sevinerek katıldım. Açıkçası geleneksel tedavi sistemlerinde doğunun yaklaşımı bana hep bir parça daha sıcak gelir.

Geleneksel Avrupa tıbbi ile ilgili ilk defa bilgileneceğim için sabırsızlıkla bekliyordum. Karin 3 çocuk sahibiydi ve 2 yıllık Geleneksel Avrupa Tıbbı eğitimini tamamlamıştı. Sunumuna başlarken öncelikle çocuklarını büyütürken bu sistemden çok faydalandığını vurguladı.

Geleneksel tıp uygulamalarında hedef, öncelikle koruyucu hekimlik ve hastalığın süresini kısaltmaktır. İnsanların yaşam ve beslenme alışkanlıklarını düzenleyip kronik hastalıklardan uzaklaşmasını sağlar.

Beslenme sağlık için en temel konudur. Hipokrat’tan beri besinlerin şifamız ve yaşam enerjimizde önemli bir rolü olduğu vurgulanır. Geleneksel tıp uygulamalarında Çin ve Hindistan’dan yayılan öğretiler dünyada en fazla izlenen yöntemler olmuştur. Geleneksel Avrupa tıbbı (TEM) ilk kez Hipokrat tarafından ortaya atılan fikir ve teorileri içerir. Bu teorilere yıllar içinde Galen, İbn-i Sina, Paracelsus gibi diğer bilim insanları katkıda bulunarak Avrupa ve doğu tıbbının sentezini oluşturmuşlar.

Karin’in öncelikli olarak değindiği konu insanların gösterdiği yapısal ve karakteristik özellikleriyle gruplandırılması oldu. Bunun üzerinden ana konu beslenme olduğu için besinlerin sınıflandırmasına geçti. Şu an tüm dünyada olduğu gibi geleneksel Avrupa tıbbında da zaman zaman farklı beslenme teorileri ön plana çıkmış. Temel felsefe ‘Yediklerimiz şifamızdır’ ve ‘Şifayı zehir yapan dozdur’ olmuş.

Geleneksel Avrupa Tıbbı maddeyi, enerji ve madde ekseninde değerlendirip dört grupta ele alıyor: Sıcak-soğuk, kuru-yaş olarak. Yaşam enerjisinin en iyi kendini sıcak-yaş ortamda gösterdiğine inanılıyor. Buna göre kan, ideal yaşam ortamı. Benzer yaklaşımla insanları sınıflandırıp beslenme önerilerini bu doğrultuda yapmış.

Buna göre insanlar

Kolerik (Choleric)

Soğuk (Phlegmatik)

Melankolik

İyimser (Sanguitik)

tip olarak gruplandırılmış.

Kolerik tip: Ateşli, öfkeli, ani reaksiyonlar veren, hızlı yürüyen, sık yemek yiyen atletik tipler.
Soğuk tipler: Rahat, hantal, makul, ses çıkarmayan, kilo almaya meyilli, ne yerse yarayan tipler.
Melankolik tipler: Düşünceli, temkinli, yavaş hareket eden, sindirimi yavaş ve sıkıntılı olup az yemek yiyen, emilim sorunları olan tipler.
İyimser tip: İdeal tiplerdir. Vücut hatları orantılı, çabuk adapte olan, iletişimi seven insanlardır. Nemli yerlerde yaşamayı sever.

Bu ana sınıflandırma mevsimlere uyarlandığında; İlkbahar sanguitik (yumuşak ve nemli), yaz kolerik, sonbahar melankolik, kış ise phlegmatiktir. İnsan yaşam döngüsüne göre bakıldığında ise

Bebeklik dönemi phlegmatikdir. Bebek yavaş, hantal, yumuşak hatlıdır.
Çocukluk dönemi sanguitiktir. İdeal vücut, tedavilere iyi ve hızlı yanıt verme söz konusudur.
Erişkinlik dönemi kolerik dönemdir. Yaşam mücadelesi için saldırgan olma durumu sergilenebilir.
Yaşlılık dönemi melankoliktir. Sindirim ve hareketler yavaşlar.

Kişinin yaş ve mevsimsel döneme göre beslenmesini düzenlemek gerekir. Özellikle besinlerin emilmesi şifa olabilmesi için değerlidir. Benzer yaklaşımın yine ayurveda da sindirim ateşinin sağlıklı olması olarak değerlendirildiğini biliyorum. İyi emilmeyen veya parçalanıp sindirilmeyen gıdalar besin değeri olmadığı gibi kişiyi hasta da edebilir. Bu nedenle pişirme yöntemi, yaş ve mevsim beslenme ve iyileşme için önemlidir. Buna göre;

Bebekte beslenme: Phlegmatiktir. Bu dönemde en ideali emzirilmesidir. Dişi çıkana kadar katı gıda verilmez.  Verileni dışa itiyorsa ısrar edilmemelidir. İyi pişmiş havuç – özellikle beyaz havuç önerdi- başlangıç besini olabilir. Bebek için tuz, şeker, endüstriyel gıda uygun değildir. Bal, pekmez, bisküviler 12 aya kadar verilmez. Yeni başlanan bir gıdaya bebeğin tepkisi 1 hafta boyunca gözlenmelidir.

Çocukluk dönemi beslenmesi: Tat duygusu ön plandadır. Şeker sever. Mümkün olduğunca endüstriyel gıdalar vermemek gerekir. Sistem ideal çalışır.

Yetişkin: Kolerik olduğu için sindirim sistemi ideal hatta biraz hızlı çalışır. Yediklerini iyi tolere eder.

Yaşlılık dönemi: Sindirim ateşi sönmeye başlar. Nemi sağlayacak ve ateşi arttıracak gıdaların başında baharatlar gelir. Tatlı doğal içecekler uygundur. Besinlerin iyi pişirilmesi metabolizmaya iyi gelir.

Karin ayrıca mevsime göre dikkat etmemiz gereken bazı noktalara değindi. Mesela yazın karpuz, salatalık gibi gıdaları, çiğ tüketilen salata ve yeşillikleri yemenin iç ısımızı düşürdüğünü, kışın ise baharatlı iyi pişmiş yemekler yeyip iç ısımızı arttırmamızı önerdi. Akşam yemeğini fakir, öğlen yemeğini kral, kahvaltıyı ise memur gibi yiyin dedi. Tamamlayıcı tıbbi yaklaşımlarda hep söylenen ‘Yaşam enerjisini yüksekte tutmak’ kavramını Karin sık sık vurguladı. Özellikle ateşin hafifçe çıktığı durumlarda bile hemen ateş düşürücülere başvurmaktansa bazı bitki çaylarıyla ve sirke kompresleriyle yapabileceklerimizi hatırlattı.

Çağımızın sıkıntısı yaygın antibiyotik kullanma telaşından kendimizi kurtarmamızı tavsiye etti. Annelerimizin yaptığı tavuk suyuna çorbayı Karin’den de duyunca şifanın yolunun evrensel ve tek olduğunu sevgiyle yapılan çorbanın tartışılmaz iyileştirici özelliğini bir defa daha hatırladım.

Geleneksel  tıbbi uygulamaları klasik tıp sistemine destekleyici olarak önermeyi seviyorum. Hipokrat’tan günümüze kadar pek çok tıp insanı bunun üzerinde çalışmalar yapmış, insanlar şifa bulmuş. Temel yaklaşım bedenle ruhun dengelenmesi olmuş. Karin’in anlattıkları bilgiler öncelikli olarak bedenin sindirim gücü ve ateşini güçlendirmeye yönelikti. Diğer sunumlarını ve anlatacaklarını merakla bekliyorum. Bu güzel sunuma katılım desteği için Alternatif Anne grubuna teşekkür ediyorum.

Şifayla kalın…

Dermatolog Uzm. Dr. Vildan Şengöz

Dermatolog Uzm. Dr. Vildan Şengöz

ALTERNATİF ANNE UZMANI | Tıp ve uzmanlık eğitimini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladıktan sonra 2004 yılında Acıbadem Sağlık Grubunda dermatoloji uzmanı olarak çalışmaya başladı. 2004-2013 yılları arasında Acıbadem Sağlık Grubu'nun Anadolu yakasındaki farklı şubelerinde görev aldım. 2013 Nisan ayından itibaren çalışmalarına kendi muayenehanesinde devam ediyor. Dermatoloji çok geniş bir alanı kapsamakla birlikte özel ilgi alanları alerjik deri hastalıkları tanı ve tedavisi, egzamalar, çocukluk dönemi deri hastalıkları, ben takipleri, yüz ve el bölgesi gençleştirme (anti-aging) uygulamaları ve saç dökülmesi tedavileridir.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız

*

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör