Ekolojik Yaşam Feminizm Kategorisiz

Ekofeminizm üzerine…

Toplumsal hayatta her şeyin, aynı doğada olduğu gibi, birbirine bağlı olduğunu görebilecek bütünsel bir bakışa ve uyanışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Ekofeminizm, uzun zamandır eşit hak ve yaşam mücadelesi veren kadınların, kapitalist düzenin, canlıların yaşam hakkını yok sayma noktasına varan tüketimi pompalama ve her şeyi metalaştırma anlayışına karşı bir duruş geliştirmesidir. Elbette, sadece kadınların çevre politikalarında aktif olmasını savunmakla kalmaz, aynı zamanda militarizme, heteroseksüellik dayatmasına ve emperyalizme de karşı durur.

70’lerin sonlarında ivme kazanan yeşil hareket ve feminist hareketten etkilenen ekofeminizm, doğanın sömürüsü ve kadının ezilmişliği arasında bir parallelik olduğuna inanıyor. Kadın erkek deneyimlerinin farklı olduğu ön kabulüne ve kadının doğaya erkeklerden daha yakın olduğu varsayımına dayanarak çevreye dair politikalarda kadının öncü bir rol oynaması gerektiğine ve çevre sorunlarının çözümünde feminist bakış açısının önemine vurgu yapıyor.

Ekofeminist yaklaşımlar arasında çok keskin ayrımlar olmamakla birlikte 90’lı yıllardan itibaren, genel olarak üç farklı başlık altında inceleniyor: kültürel ekofeminizm, toplumsal ekofeminizm ve feminist çevrecilik.

Kültürel ekofeminizm, kadının doğurganlığıyla doğanın özdeşleştirilmesine dayanıyor ve bu özdeşliği yüceltiyor. Burada amaç yeni bir yeryüzü temelli bilinç geliştirmek. Eleştirildiği en temel nokta, bu özcü anlayışın ataerkil sistemin ikiliklerini (düalizmini) yeniden üretiyor oluşu. Kadınların çağlar boyunca ezilmesinin en temel dayanaklarından biri olan ve en fazla karşı durulması gereken de zaten bu biyolojik determinizm.

Toplumsal ekofeminizm, kadın doğa ilişkisine toplumsal düzeyde bakıyor ve doğanın hiyerarşiyle değil birbirine bağlılıkla açıklanabilecek ilişki örgüsüne dikkat çekiyor. Ataerkil düzenin bütün düalizmlerine ve hiyerarşilerine, ekolojik hayata uygun olmadığını savunarak karşı çıkıyor.

Feminist çevrecilik, üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan kadınların, toplumsal cinsiyet ve çevre ilişkisini ideolojik terimlerle kavramsallaştıran batılı ekofeminist harekete, bu ilişkinin maddi temellerine bakarak getirdiği bir eleştiri. Kadınların farklı ırk, etnisite ve sınıflardan gelmelerinin onları farklı ezilme biçimleriyle karşı karşıya bıraktığını vurguluyor. Örneğin, batı toplumlarında kadınların doğayla ilişkisi geri dönüşüm ve tüketim alışkanlıklarını değiştirmek temeline dayanırken yoksul ülkelerdeki kadınların ilişkisi çokuluslu şirketlerin doğayı yok  eden uygulamalarına karşı, geleneksel yaşam biçimlerini korumaya dayanıyor.

Kadınların sömürülecek, üzerinde tahakküm kurulabilecek sonsuz bir kaynak gibi görülen doğaya gösterdikleri saygı duruşu, kendilerine sahip çıktıklarının da bir göstergesi. Doğa kadın özdeşleştirmesi doğurganlık yetisi esas alınarak bakıldığında çok olumlanacak ve doğru bulunacak bir görüş  gibi görünüyor ama… Aması var elbet. Tam da bu noktada doğanın, toprağın zaptedilmesinin ve uzun zaman sömürülmesinin mümkün olduğunu ama kadınların artık ‘doğa’ olmak istemediklerini, memleket gündemine bomba gibi düşen, devletin kadın bedenine yönelik son müdahale girişimine verilen tepkilerde tüm açıklığıyla görmek mümkün. Maria Mies ve arkadaşlarının ‘Son Sömürge: Kadınlar’ kitabından (s. 162) bir paragrafa bakmakta fayda var:

“Esasında, kadınlar kendi doğalarından yoksun bırakılmış oldukları için, “doğa” olarak nitelenmek ve muamele görmek zorundadırlar. Çünkü kendi doğal güçlerini doğaya aykırı biçimde kontrol etmelerine fırsat verilmez. Kadınları doğaya çevirmenin arkasındaki evrensel teşvik, günümüzün üretim tarzının mutlak ekonomik önkoşulu olmasıdır ve bu teşviki öncüllerinden ayıran özellik budur. Kadınlar üzerindeki ataerkil denetimin bundan önceki sistemlerde görülen, değiş-tokuş, zorla alıkoyma, evlilik kuralları ve akrabalık sistemleri gibi çeşitli biçimleri, şimdi yürürlükte olan denetim mekanizmalarının keskinliğine, aşırılıklarına ve kesinliğine hiç bir zaman erişemediler…”

Her ne kadar doğa, kendisine yönelik yıkıcı tahribatlara kasırgalarla, su baskınlarıyla aynı yıkıcılıkta ağır cevaplar verebiliyorsa da, kadınların uygulanmaya çalışılan bu denetim mekanizmalarına aynı sertlikle cevap vermesi doğaları gereği belki de hiçbir zaman mümkün olamayacak. Kadınların, bir taraftan direnişimizi uzun soluklu kılması diğer yandan yoksun bırakıldığımız kendi doğamıza dönüş yolunda bize güç vermesi için izleyeceği en temel yöntem, dayanışma ağları içinde yeni mücadele araçları geliştirme becerisi. Bu da gerçekten meşakkatli bir iş. Toplumsal hayatta her şeyin aynı doğada olduğu gibi birbirine bağlı olduğunu görebilecek bütünsel bir bakışa ve uyanışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

 

Kaynakça:

Mies M., Bennholdt-Thomsen V, Von Werlhof C. (2011). Son Sömürge: Kadınlar. İletişim, İstanbul.

http://feminisite.net/news.php?act=details&nid=351

http://www.yesilgazete.org/blog/2011/03/08/ekofeminizm-ya-da-yuregin-iyimserligi-fatmagul-berktay/

 

* Bu yazı, Dünya Çevre Haftası nedeniyle hazırlanmış ve 5.Haziran.2012’de Alternatif Anne’de yayınlanmıştır.

Çiğdem Yalçın P.

Çiğdem Yalçın P.

1966 doğumlu. İktisat okudu, turizmci oldu. Yetmedi üzerine bir de yüksek lisans yaptı. Hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin projelerinde yer aldı. Çok gezdi, çok insan tanıdı, çok çalıştı, çok okudu ama az yazdı. Nihayet evlenince durulur zannedildi, olmadı. Selin’in feminist annesi, kedisi Pakize’nin en samimi arkadaşı. Şimdilerde doktoraya hazırlanıyor. Açık fikirli, açık sözlü, okuyan, araştıran, elindekini, aklındakini paylaşarak çoğaltan insanları beğeniyor.

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Tümünü Gör