<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alternatif Anne</title>
	<atom:link href="http://alternatifanne.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://alternatifanne.com</link>
	<description>Annelik Tarzınız, Yaşam Tarzınızdır!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 13:07:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!</title>
		<link>http://alternatifanne.com/ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlu-olsun/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 11:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Haber]]></category>
		<category><![CDATA[19 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27817</guid>
		<description><![CDATA[Bundan tam 93 yıl önce, yurdumuzun bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine önderlik yapan Ulu Önder Atatürk, şunları söyledi: “Ben 1919 yılı Mayıs ayı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk Ulusunun Soyluluğunda doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben bu Ulusal güce, bu Türk Ulusuna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://alternatifanne.com/ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlu-olsun/19mayis-5/" rel="attachment wp-att-27818"><img class="alignleft size-full wp-image-27818" title="19mayis" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/19mayis4.jpg" alt="" width="575" height="317" /></a>Bundan tam 93 yıl önce</strong>, yurdumuzun bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine önderlik yapan Ulu Önder Atatürk, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“Ben 1919 yılı Mayıs ayı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk Ulusunun Soyluluğunda doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek </strong><strong>ve manevi bir güç vardı. İşte ben bu Ulusal güce, bu Türk Ulusuna güvenerek başladım.”</strong></p>
<p><strong>Bundan 93 yıl sonra</strong>, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;ndan 19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları ile ilgili &#8220;şok&#8221; bir karar geldi. Buna göre; 19 Mayıs artık Ankara dışındaki illerde sadece okullarda kutlanacak, stadyumlarda törenler olmayacak.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü, 81 ilin milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği yazı ile 19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinde, yönetmelikte yer almayan senaryo, değişik renk ve nitelikte gösteri ve fon çalışmaları gibi etkinliklere yer verilmemesini, <strong>kutlamaların sadece okullarda yapılmasını</strong> istedi ve &#8220;Kutlama törenlerinin hazırlık döneminin mevsim olarak soğuk bir zamana denk gelmesi nedeniyle sağlık sorunlarına yol açmasına, çalışma süresinin uzun olması nedeniyle öğrencilerin derslere ilgisinin azalmasına, motivasyonlarının düşmesine, gönüllü olmayan öğrenci velilerinin okullarla olan ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğu yönünde duyumlar alınmaktadır.&#8221; Şeklinde bir açıklama yapıldı.</p>
<p><strong>&#8230;ve 19.Mayıs.2012</strong></p>
<p>Bütün milletlerle dostluk ve kardeşlik içinde olan biz Türk anneleri, ellerimizde bayraklarımızla çocuklarımıza <strong>özgürlüğün dayanılmaz hafifliğini</strong> yaşatarak <strong>19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı</strong> kutlayacağız. Gençlik Marşı’nı söyleyerek, geçmişimize sahip çıkarak, bu harita üzerinde dirlik ve düzen içinde yaşamamızı sağlayan atamıza teşekkür edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prematüre anne olmak</title>
		<link>http://alternatifanne.com/premature-anne-olmak-2/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/premature-anne-olmak-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gamze Malkoç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyüyen Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27803</guid>
		<description><![CDATA[Kolay değildir lakin çabalarsan keyiflidir de. Korkularla başlar annelik serüveni, bebekli hayat bebeksiz başlar onun için. Erken doğmuştur bebeği o veya bu sebepten, aslında babasını özlemiştir bebek, anne karnında geçirdiği süre boyunca oluşturdukları iletişim sayesinde merak uyandırmıştır baba Hiç aklında olmayan sorularla yaşamaya başlamıştır anne; sağlığı nasıl? kendi başına nefes almaya başladı mı ? hortumla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolay değildir lakin çabalarsan keyiflidir de. Korkularla başlar annelik serüveni, bebekli hayat bebeksiz başlar onun için. Erken doğmuştur bebeği o veya bu sebepten, aslında babasını özlemiştir bebek, anne karnında geçirdiği süre boyunca oluşturdukları iletişim sayesinde merak uyandırmıştır baba <img src='http://alternatifanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Hiç aklında olmayan sorularla yaşamaya başlamıştır anne;</p>
<ul>
<li>sağlığı nasıl?</li>
<li>kendi başına nefes almaya başladı mı ?</li>
<li>hortumla mı besleniyor ?</li>
<li>günde kaç cc süt alıyor ?</li>
<li>bugün kaç gram kilo aldı ?</li>
<li>ne zaman biberon ile beslemeye başlayacaksınız ?</li>
<li>biberonla hepsini içiyor mu yoksa yarısını hortumla mı veriyorsunuz ?</li>
<li>ben ilk ne zaman dokunucam ?</li>
<li>emzirme alıştırmalarına daha var mı ?</li>
<li>ne zaman taburcu olacak bebeğim ?&#8230;</li>
</ul>
<p><a href="http://alternatifanne.com/premature-anne-olmak-2/pr1-3/" rel="attachment wp-att-27805"><img class="alignright size-full wp-image-27805" title="pr1" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/pr12.jpg" alt="" width="204" height="200" /></a>Uzar da uzar bu sorular&#8230;</p>
<p>İlk hastaneden çıkış, eve yalnız dönme, hayal kırıklıkları, eve misafirin gelmemesi , sanki doğum yapmamıştır o anne ki zaten kendini doğum yapmış da hissetmez. Süt sağma telaşı vardır , alarmlar 2 saatte bir olacak şekilde 24 saat ayarlanır, ağlama seansları bitip, bebeği için ne yapması gerektiği, neyin onun için iyi olacağını mantıklı düşünebilme evresine geçince. Her sağımda kaç cc çıktığını bakar, o bir sağım bebeğinin kaç öğün beslenmesi için yeterli olduğunu hesaplar ve çok mutlu olur&#8230;</p>
<p>Her gün gündüz 10 dk, akşam 10 dk yenidoğan yoğun bakım penceresinin önünde nöbet tutar, geç kalmamak için.</p>
<p>Stres yaşar , o anların bir saniyesi bile çok kıymetli çok değerlidir. Burnunu yapıştırır cama, bebeğini tanımaya, mimiklerine hakim olmaya çalışır ve işte o anlarda hemşirenin bebeğine dokunduğunu görür, içi parçalanır dünyası yıkılır annenin&#8230;</p>
<p>O hiç dokunamamışken o hemşire nasıl dokunur?! O hemşire, bebeği o anneden daha iyi tanır, acıktığında nasıl ağlıyor, çok gazı oluyor mu, ilk kakası ne renkti bunların hepsini o hemşire daha iyi bilir ve anne ondan nefret eder&#8230;</p>
<p><a href="http://alternatifanne.com/premature-anne-olmak-2/pr2/" rel="attachment wp-att-27807"><img class="alignleft size-full wp-image-27807" title="pr2" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/pr2.jpg" alt="" width="218" height="200" /></a>Çok okur çok araştırır prematüre anne;</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>nasıl bakılır prematüre bücürüklere,</li>
<li>oda sıcaklığı kaç olmalı</li>
<li>hangi biberon daha uygun</li>
<li>evdeki kıyafetlerin hepsi büyük hangi kıyafetleri almalı</li>
<li>hangi riskleri taşıyor</li>
<li>hangi testlerden neden geçecek</li>
<li>düzeltilmiş yaş da neymiş</li>
<li>ne zaman yaşıtlarını yakalayacak</li>
</ul>
<p>En yakın arkadaşı olur diğer prematüre anneler, ikisi de damdan düşmüştür çünkü&#8230;</p>
<p>Çevredekiler &#8220;merak etme yaşıtlarını çabuk yakalayacak, bak görürsün prematüreler çok daha hızlı gelişiyormuş yemeği zor alıcan önünden&#8221; gibi o anlar için çok gereksiz cümleler kurarlar, o annenin ilk derdi bebeğinin sağlığı, ikinci en büyük derdi bebeğine bir kerecik dokunmaktır&#8230;</p>
<p>Kıskanır vaktinde doğum yapıp bebekleriyle buluşan anneleri&#8230;</p>
<p>Geçer günler lohusalığın hormon dengesizliğiyle&#8230;</p>
<p>Sonra o telefon gelir,</p>
<p>&#8220;bugün bekliyoruz sizi, bebeği emzireceksiniz&#8221;&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/premature-anne-olmak-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birleşmiş Aileler Örgütü</title>
		<link>http://alternatifanne.com/birlesmis-aileler-orgutu-2/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/birlesmis-aileler-orgutu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 06:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gözde Dinç Karataşlı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Büyüyen Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözde'nin Shangai Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile haftası]]></category>
		<category><![CDATA[shangai]]></category>
		<category><![CDATA[Shangay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27745</guid>
		<description><![CDATA[Yazarımız Gözde Dinç Karataşlı, Birleşmiş Milletler&#8217;in ilan ettiği, dünyaca kabul edilen Aile Haftası için Shangay&#8217;da gözlemlediği farklı kültürlerde aile yaşantısının tablosunu çiziyor! Doğduğun yer değil doyduğun yer” demiş ya atalarımız, bavulu kapıp Şanghay’a yerleşeli neredeyse bir sene olacak&#8230;Zaman ne çabuk geçiyor. Sanki daha dün “Yok olmıycak burada hadi dönelim” diyen ben değildim! Sağlık ve huzur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong><a href="http://alternatifanne.com/birlesmis-aileler-orgutu-2/bm-3/" rel="attachment wp-att-27749"><img class="alignleft size-full wp-image-27749" title="bm" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/bm2.jpg" alt="" width="446" height="389" /></a>Yazarımız Gözde Dinç Karataşlı, Birleşmiş Milletler&#8217;in ilan ettiği, dünyaca kabul edilen Aile Haftası için Shangay&#8217;da gözlemlediği farklı kültürlerde aile yaşantısının tablosunu çiziyor!</strong></p>
<p dir="ltr">Doğduğun yer değil doyduğun yer” demiş ya atalarımız, bavulu kapıp Şanghay’a yerleşeli neredeyse bir sene olacak&#8230;Zaman ne çabuk geçiyor. Sanki daha dün “Yok olmıycak burada hadi dönelim” diyen ben değildim! Sağlık ve huzur olduktan sonra insan herşeye alışıyor. Neredeyse Çinli bir vatandaş gibi hakim oldum buradaki yaşantıya&#8230; Her gün yeni şeylere şaşırıp “yok artık” dediğim çok oluyor tabi ama şaşıra şaşıra sevdik Şanghay’ı ailecek.</p>
<p dir="ltr">Kulağının tam dibinde geğirenden, kasa sırasında üstüne çıkandan, kırmızı yansa bile asla durmayan arabalardan,  “hah tuuu” diye ayağının dibine ciğerini söküp bırakandan yakayı kurtarıp kendini siteye atınca işte bizim için Şanghay’ da huzur bu demek!!! Burada 140 evden oluşan bir sitede yaşıyoruz. Çölün ortasında vaha gibi, yeşillikler içinde, çiçek ve kuş sesiyle dolu bir site&#8230; <strong>140 ev demek 140 aile, 140 farklı kültür, 140 farklı yaşam demek&#8230;</strong> İstesen böyle bir tecrübe kolay kolay yaşanmaz hayatta.</p>
<p dir="ltr">Her milletten arkadaşım olunca, (burada parantez açmak isterim, gurbet arkadaşlığı asker arkadaşlığı gibi birşey, yıllarca anlatıp durabilirim maceralarımızı) evlerine gidip geldikçe, sohbet ilerledikçe ben de ister istemez  farklı kültürler ve aile yaşantıları hakkında fikir sahibi oluyorum ve bu tecrübe inanılmaz keyifli oluyor.</p>
<p dir="ltr">Hollandalı böyle, Fransız şöyle diye genellleme yapıp yazmak istemiyorum. Amacım sadece gözlemlerimi aktarmak sizlere&#8230; Aile yaşantıları hakkında vardığım kanı şu <strong>“Çocuk aile hayatının merkezi değildir”</strong> İşte olayın özeti bu&#8230; Ana, baba çocuğa değil; çocuk ana babaya uyuyor. İşte size birkaç örnek, bakalım A grubu sizlere tanıdık gelecek mi <img src='http://alternatifanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p dir="ltr">A-Uyku saati evde olalım</p>
<p dir="ltr">B-Uykusu gelirse nerede olsa uyur</p>
<p dir="ltr">A-Son bir kaşık daha aç bakiim ağzını</p>
<p dir="ltr">B-Yemek saati bitti,tabağını mutfağa götür</p>
<p dir="ltr">A-Hadi peki son bir çizgifilm daha izle öyle yat</p>
<p dir="ltr">B-Yatma vakti geldi, odana gidip hazırlan</p>
<p dir="ltr">A-Ay yazııık üşür , ayağına patik sırtına bir yelek giydirseydin bariiiii</p>
<p dir="ltr">(Herşeyi bilen teyzeler der ya genelde)</p>
<p dir="ltr">B-Soğuğa karşı küçükken vücut ne kadar direnç geliştirirse,büyüdüğünde az hastalanır</p>
<p dir="ltr">(Sarıp sarmalamak yok)</p>
<p dir="ltr">A-Sakın çamurlara girme, ayakkabısız bahçeye çıkma</p>
<p dir="ltr">B-Yalın ayak etrafı keşfetmek özgürlüklerin en güzelidir,kirlenmek güzeldir</p>
<p dir="ltr">(Makarnayı avuçlasın, çorbayı masaya sıvasın, ellerini kullansın ve keşfetsin)</p>
<p dir="ltr">A-Sallamaktan kollarım koptu,ne yaptıysam uyumadı</p>
<p dir="ltr">B-Yatağında uyusun, karnı tok altı temiz ise ağlaya ağlaya sonunda yatağa konduğunda uyuması gerektiğini anlayacak</p>
<p dir="ltr">A-Çocuk ağlıyor içeride duymuyor musun? Bu akşam da sen kalksan diyorummm?!!</p>
<p dir="ltr">B- Kocacım,ne zaman kalktın da sütünü verip altını değiştirip tekrar yatırdın çocuğu?</p>
<p dir="ltr"><a href="http://alternatifanne.com/birlesmis-aileler-orgutu-2/timeout-3/" rel="attachment wp-att-27750"><img class="alignright  wp-image-27750" title="timeout" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/timeout2.jpg" alt="" width="386" height="386" /></a>Daha böyle sıralarım ben örnekleri ama yerim dar:) <strong>Çocuklar rahat ve özgür büyümeli&#8230;</strong>Bir sene olacak daha bir kez bile bir annenin çocuğuna bağırdığını duymadım burada. Ters giden birşey mi oldu, anne hemen diz çöküp çocuğuyla aynı mesafeye geçiyor ve gayet sakinn (nasıl başarıyorlar bunuu bilmiyorum !!!!) sanki karşılarında koca bir adam varmış gibi kısa ve öz durumu anlatıp olayı hallediveriyorlar&#8230; Diyelim çocuk yola gelmedi, kendini yerden yere atıyor çözüm direkt olayı yok saymak, kesinlikle çocuk yatışana kadar ilgi alakayı kesiyorlar&#8230; Ev içinde bir sorun var ve konuşarak çözülemiyorsa <strong>“time out”</strong> dediğimiz <strong>mola yöntemi</strong> kullanılıyor. <strong>Oğlum Can ile ilk “time out” maceramız:</strong></p>
<p dir="ltr">“Can, hemen odana git ve ben gelene kadar orada kal”</p>
<p dir="ltr">Aradan 5 dakika bile geçmeden Can seslenir:</p>
<p dir="ltr">“Anne çok sıkıldım burada,birlikte odamda bekleyelim mi?”</p>
<p dir="ltr">İlk başta oyun sandı tabi yavrucak bünye alışkın olmayınca ama şimdi bu yöntemin çok işime yaradığını belirtmeliyim. Kendi kendine düşünecek ve sakinleşecek vakti oluyor hiç olmazsa.</p>
<p dir="ltr">Yazıma son noktayı , okumakta olduğum kitaptan harika bir cümle ile koyacağım:</p>
<p dir="ltr"><strong>“Don’t be a parent. Be a human being who is a parent” Dr.Haim Ginnot</strong></p>
<p dir="ltr">Sevgiyle kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/birlesmis-aileler-orgutu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, kız arkadaşlar ve kıskançlık üzerine</title>
		<link>http://alternatifanne.com/kadinlar-kiz-arkadaslar-ve-kiskanclik-uzerine/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/kadinlar-kiz-arkadaslar-ve-kiskanclik-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 13:17:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esra İlter Demirbilek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Hayatımız]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27623</guid>
		<description><![CDATA[ Okurlarımızdan ve destekçilerimizden illüstratör Esra İlter Demirbilek, bu yazısıyla bizi farklı bir açıdan bakmaya davet ediyor. Bir kadın olarak hayatta karşılaştığım en büyük zorluklardan birisi de kız arkadaş edinmek olmuştur.  Bu yüzdendir ki kızdan çok erkek arkadaşım mevcut. Peki şikayetçi miyim? Aslında hayır, tabi zavallı babacığım hariç. Her telefon ya da kapı çalışında bir delikanlıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> <a href="http://alternatifanne.com/kadinlar-kiz-arkadaslar-ve-kiskanclik-uzerine/biz/" rel="attachment wp-att-27635"><img class="alignleft  wp-image-27635" title="biz" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/biz.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a>Okurlarımızdan ve destekçilerimizden illüstratör Esra İlter Demirbilek, bu yazısıyla bizi farklı bir açıdan bakmaya davet ediyor.</strong></p>
<p>Bir kadın olarak hayatta karşılaştığım en büyük zorluklardan birisi de kız arkadaş edinmek olmuştur.  Bu yüzdendir ki kızdan çok erkek arkadaşım mevcut. Peki şikayetçi miyim? Aslında hayır, tabi zavallı babacığım hariç. Her telefon ya da kapı çalışında bir delikanlıyla karşılaşıyor olmak hele ki benimki gibi ucundan da olsa muhafazakar bir baba için kolay olmasa gerek. Neyse ki bahanem hep hazırdı “Ama babacığım ben elektrik mühendisliğinde okuyorum, sınıfta kızdan çok erkek vaarr…”</p>
<p>Kız lisesinde okumuş olmamın da ne yazık ki bu konuda herhangi bir olumlu katkısı olmamıştır hatta belki “kız arkadaş” kavramına olumsuz bakmamın sebeplerinden birisi de budur.  Neden sorusunu çoğu kez kendime sordum elbette. En birinci sebep elbette hepimizin bildiği ama bazılarımızın inkar ettiği şey : Kıskançlık.</p>
<p>Lütfen elinizi vicdanınıza koyun arkadaşlar. Bir bayan olarak hangimiz bir diğer arkadaşımızın erkek arkadaşını, kocasını, kariyerini, arabasını, evini, sahip olduğu bir mücevheri ya da çocuğunun başarısını kıskanmadık?  Hiç mi bakıp da “ay kocası benimkinden yakışıklı ya da başarılı,” ya da “çocuğu şu okulu kazandı,”  ya da “ay bak bu bluz ne güzel yakışmış,” hiç mi aklımızdak geçirmedik bir saniyecik bile, lütfen insaf.</p>
<p>Kıskanıyoruz işte, inkar etmemek lazım. İçten içe de olsa, gıpta gibi de olsa kıs-ka-nı-yooo-ruuuuzzz… Kimimiz sadece içinde, kimimiz az, kimimiz çok, kimisi tavırlarıyla gözümüze soka soka yansıtıyor bunu. Doğamız böyle kızlar, napalım. Tıpkı sevgi, aşk, mutluluk gibi kıskançlık, hırs, öfke de bizim doğal hislerimizden birisi aslında, inkar etmek gerçeği değiştirmediği gibi kötü hisleri daha da körüklüyor. Bizi biz yapan bu kötü hislere bile sahip çıkmamız ve sevmemiz gerektiğini düşünüyorum ben. Belki o zaman bu hisleri olumluya çevirme şansımız olabilir. Örneğin kıskançlık hissini olumluya çevirdiğimizde bize bir motivasyon olarak geri dönebilir, böylece bluzu çok güzel taşıyan arkadaşımıza olan kıskançlığımızı özentiye dönüştürüp spora başlabilir ve zayıflayabiliriz mesela.</p>
<p>Ama önemli olan zaman zaman bizi rahatsız eden bu hissin hiçbir zaman aramızdaki dostluğu, arkadaşlığı etkilemesine izin vermemek elbette.  Peki bunu kaçımız başarabiliyoruz? Ben bu konuda dürüst olmak gerektiğine inanıyorum. Örneğin  evini çok güzel döşeyen arkadaşıma “kıskandım seni ,” demeyi öğrendim mesela. Bunu yapınca insan gerçekten çoook rahatlıyor hem de. Çünkü hislerimizi engellemek de insanı çıkmaza sürükleyen bir şey bence. Bu metodla rahaat rahat kıskançlığımızı yaşarken diğer yandan arkadaşımıza karşı da dürüst olup suçluluk duymuyoruz. Hatta belki de karşımızdaki kişi de bizden cesaret alıp eteklerindekileri döküyor . Keşke tüm arkadaşlıklar böyle olsa tabi.</p>
<p>Uzun lafın kısası, bir ara vaktiniz olduğunda şöyle bir bakın kız arkadaşlarınıza ve tavsiyelerimi hatırlayın. Bakalım kaçı ile bunu yapabileceksiniz, kaçına karşı dürüst olabilecek, kaçı sizin dürüstlüğünüze karşı egosu kabarmayacak ve o da size karşı dürüst olabilecek. İşte bunu yapabildikleriniz  doğru arkadaşlarınızdır demektir. İşte o arkadaşlarınıza sahip çıkın, belki size kız kardeşinizden bile daha yakındırlar, kimbilir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/kadinlar-kiz-arkadaslar-ve-kiskanclik-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema-Tiyatro Müzesi&#8217;nde iki usta yönetmen</title>
		<link>http://alternatifanne.com/sinema-tiyatro-muzesinde-iki-usta-yonetmen/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/sinema-tiyatro-muzesinde-iki-usta-yonetmen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 09:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Anayurt Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Atıf Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Mine]]></category>
		<category><![CDATA[müzeler haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Kavur]]></category>
		<category><![CDATA[sinema-tiyatro müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRVAK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27556</guid>
		<description><![CDATA[TÜRVAK Sinema-TiyatroMüzesi, “18-24 Mayıs Müzeler Haftası”nda, Mayısayında aramızdan ayrılan Türk sinemasının iki usta yönetmeni Atıf Yılmaz (5 Mayıs 2006) ve Ömer Kavur’u (12 Mayıs 2005) anacak. &#160; Atıf Yılmaz’ın, NecatiCumalı’nın eserinden sinemaya uyarladığı “Mine” (1982) filmi ile ÖmerKavur’un Yusuf Atılgan’ın romanındansenaryolaştırdığı, 1987 Venedik Film Festivali’nde ödül alan filmi“Anayurt Oteli”, 18 ve 19 Mayıs tarihlerinde Ali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://alternatifanne.com/sinema-tiyatro-muzesinde-iki-usta-yonetmen/ii/" rel="attachment wp-att-27559"><img class="alignleft size-full wp-image-27559" title="ii" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/ii.jpg" alt="" width="452" height="247" /></a>TÜRVAK Sinema-TiyatroMüzesi, “18-24 Mayıs Müzeler Haftası”nda, Mayısayında aramızdan ayrılan Türk sinemasının iki usta yönetmeni Atıf Yılmaz (5 Mayıs 2006) ve Ömer Kavur’u (12 Mayıs 2005) anacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf Yılmaz’ın, NecatiCumalı’nın eserinden sinemaya uyarladığı “Mine” (1982) filmi ile ÖmerKavur’un Yusuf Atılgan’ın romanındansenaryolaştırdığı, 1987 Venedik Film Festivali’nde ödül alan filmi“Anayurt Oteli”, 18 ve 19 Mayıs tarihlerinde Ali EfendiSinema Salonu’nda gösterimde&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>18 Mayıs’ta Müze girişi ve film gösterimi tümziyaretçilerimize ücretsiz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve SporBayramı”nda da Müze girişi ve film gösterimi tüm gençlere ücretsiz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Filmgösterim tarihleri:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>18 Mayıs Cuma, saat:15:00,“Mine” (1982)</p>
<p>Yönetmen: Atıf Yılmaz</p>
<p>Oyuncular: Türkan Şoray,Cihan Ünal, Hümeyra</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>19 Mayıs Cumartesi,saat:15:00, “Anayurt Oteli”(1987)</p>
<p>Yönetmen: Ömer Kavur</p>
<p>Oyuncular: Macit Koper,Şahika Tekand, Orhan Çağman, Serra Yılmaz</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AtıfYılmaz (1925-2006):</p>
<p>1925 yılında Mersin’de doğdu.İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarında GüzelSanatlar Akademisi’nde resim eğitimi de aldı. Sohban Koloğlu’nunaracılığıyla dönemin sinemacılarıyla tanıştı ve ilk olarak Semih Evin’in Allah Kerim (1950) filminde asistanlıkyaptı. Bir yıl sonra ilk filmi Kanlı Feryat’ıçekti. 1980 yılına kadar 70’ten fazla film yönetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf Yılmaz, farklı türlerde filmler yaparakTürk sinemasının en fazla üreten yönetmenlerinden biri oldu. 1980’ler vesonrasında ise Mine (1982), Seni Seviyorum (1983), Bir Yudum Sevgi (1984), Adı Vasfiye (1985), Dul Bir Kadın (1985), Asiye Nasıl Kurtulur (1986), Kadının Adı Yok (1987), Berdel (1990), Eğreti Gelin (2004, son filmidir) gibi temelinde kadını vekadın sorunlarını ele alan filmler yaptı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Mine”,“Seni Seviyorum” ve“Bir Yudum Sevgi”,Atıf Yılmaz’ın hem “kadın filmleri” olarak nitelendirilen filmlerininilk örneklerinden, hem de iki usta AtıfYılmaz ve Ömer Kavur’unbirlikte çalıştıkları yapımlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ömer Kavur(1944-2005):</p>
<p>1944 yılında Ankara’da doğdu.Paris’te sinema eğitimi aldı. 1974’te ilk uzun metrajlı filmi Yatık Emine’yi çekti. Beş yıl aradansonra senaryosunu Onat Kutlar’ın yazdığı ikinci filmi Yusuf ile Kenan’ı yönetti. (Film 2011yılında, 48. Antalya Film Festivali’nin “Geç Gelen Ödüller”kategorisinde “en iyi film”ve “en iyi senaryo” dallarında ödül aldı.) 1980’den itibarenkendi filmlerinin yapımcılığını üstlendi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Göl (1982), Körebe (1985), Amansız Yol (1985) filmlerinden sonra, Yusuf Atılgan’ınromanından senaryolaştırdığı Anayurt Oteli1987 Venedik Film Festivali’nde ödül aldı. Gizli Yüz (1991), GeceYolculuğu (1987), Akrebin Yolculuğu(1997), Melekler Evi (2000) ve Karşılaşma (2003) Ömer Kavur’unAntalya ve Ankara Film Festivalleri’nde ödül aldığı diğer yapımlarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TÜRVAK Sinema-TiyatroMüzesi ve Sanat Kitaplığı</p>
<p>Yeniçarşı Caddesi No:24 Galatasaray Meydanı,Beyoğlu</p>
<p>Tel: 0 212 245 80 92</p>
<p>Web: <a href="http://www.turvak.com">www.turvak.com</a></p>
<p>E-mail: <a href="mailto:info@turvak.com">info@turvak.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/sinema-tiyatro-muzesinde-iki-usta-yonetmen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitimin öncüsüyüm, yarınların umuduyum</title>
		<link>http://alternatifanne.com/egitimin-oncusuyum-yarinlarin-umuduyum-2/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/egitimin-oncusuyum-yarinlarin-umuduyum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 06:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elçin Işıdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[muallim]]></category>
		<category><![CDATA[müellim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27608</guid>
		<description><![CDATA[Ne güzeldir ‘’günaydın öğretmenim’’ sesleriyle güne başlamak. Ne güzeldir gülen gözlerle sevgiyle kucaklaşmak Kalp atışındaki ince çizgi gibidir; onları sevmek, onlara sarılmak… İşte öğretmen olmak, eğitime gönül vermek böyle bir duygu… Eğitim ciddi bir süreç, ciddi bir olgudur. Hayatımızın akışını, mutluluğumuzu kimi zaman üzüntümüzü eğitime adarız. Daha iyi olmak için çabalarız. Hayatımıza yön veren eğitimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://alternatifanne.com/egitimin-oncusuyum-yarinlarin-umuduyum-2/ogr-2/" rel="attachment wp-att-27609"><img class="alignleft size-full wp-image-27609" title="ogr" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/ogr1.jpg" alt="" width="148" height="149" /></a>Ne güzeldir ‘<strong>’günaydın öğretmenim’’</strong> sesleriyle güne başlamak. Ne güzeldir <strong>gülen gözlerle sevgiyle kucaklaşmak</strong> Kalp atışındaki ince çizgi gibidir; <strong>onları sevmek, onlara sarılmak</strong>…</p>
<p>İşte öğretmen olmak, eğitime gönül vermek böyle bir duygu…</p>
<p>Eğitim ciddi bir süreç, ciddi bir olgudur. Hayatımızın akışını, mutluluğumuzu kimi zaman üzüntümüzü eğitime adarız. Daha iyi olmak için çabalarız. Hayatımıza yön veren eğitimin üzerine sınırlar çizeriz. Sınırları aşmayı, bunları yaşama eklemeyi isteriz. İnişler çıkışlar yaşarız. Tüm bu zamanlarda taş altında ezilir,  taş üstünde dimdik dururuz. Ama biliriz ki ; bu süreçlerde eğitim adına emin ellerdeyizdir. Bizi yücelten , taş altından kaldıran, emek veren, zaman harcayan o yüce insanlar ‘’ÖĞRETMENLERİMİZ’’ sayesinde bugünü yaşar, bugünden zevk alırız.</p>
<p>Ben de bir eğitimciyim. Bilirim ki yarınları yetiştiriyorum. Bilirim ki çabalıyorum. Bu kadar eğitim ve eğitimin öncüleri meslektaşlarımdan bahsetmişken eğitim adına var olanları bu yazımda sizlere aktarmak istiyorum.</p>
<p>Evet her zaman dediğim gibi eğitim ciddi bir süreçtir. Gelin birlikte Eğitim Felsefesine, eğitimin ciddiyetine  bir göz atalım.</p>
<p><strong>İşte Biz Eğitimcilerin Görevi  </strong></p>
<p>•  İçinde yaşadığı topluma olduğu kadar farklı kültür ve toplum yapılarına da kolaylıkla uyum sağlayabilecek biçimde esnek ve donanımlı, •  Sorgulayabilen, araştırıcı, •  Toplumsal ve bireysel ilişkilerinde saygılı, •  Özgürlüklerini sonuna kadar kullanırken sınırlarının da bilincinde olan, •  Ulusal değerlerine sahip çıkarken yaşamı evrensel boyutta algılayan, •  Özgüveni gelişmiş, toplum karşısında kendisini ifade edebilen, •  Kendi kararlarını verebilen ve sonuçlarına katlanabilen, •  Kendisiyle ve yaşadığı toplumla barışık, sosyal, •  Binyılın gerektirdiği teknik ve kuramsal açıdan donanımlı, •  Anadilini ve en az bir yabancı dili, iletişiminde etkin biçimde kullanabilen, •  Teknolojik gelişimi yakından izleyen ve kullanabilen 21. yüzyıl insanını yetiştirmektir.</p>
<p>Yaşadığımız toplumda bireyler yetiştirmek, eğitim adına onlara bir şeyler katabilmek biz eğitimciler adına kuvvetli bir görevdir. Eğitimin kuvvetini ve ciddi bir süreç olduğunu düşünürsek, yetiştireceğimiz bireylerin kişisel,özel,duyumsal özelliklerini iyi kavramak ve onlara yönelmek gerektiğini unutmamak gerekir. Hiçbir zaman unutmayalım ki; <strong>BAŞARISIZ ÖĞRENCİ YOKTUR,YETENEK VE BECERİSİ AÇIĞA ÇIKARILAMAMIŞ ÖĞRENCİ VARDIR.</strong></p>
<p>Topluma kazandıracağımız öğrencilerimizin ilgilerini,yeteneklerini,isteklerini,becerilerini eğitime katarsak onlar adına daha verimli olabileceğimizi düşünüyorum. Unutmayın ki; her çiçek dikensiz olmaz, her öğrenci öğretmensiz olmaz. Geçenlerde bir yerde okuduğum bir yazıyı sizlere aktarmak istiyorum. Özellikle bunu tüm meslektaşlarımın okumasını, eğitim adına doğruyu görmelerini rica ediyorum. Ve işte AYVAZ Hoca ve işte TİJEN Hoca</p>
<p>S. Ahmet Arvasi, öğretmenliğinin ilk yıllarında başından geçen bir olayı anlatıyor bir yazısında. Ağrı`nın Doğubayezıt ilçesi Molla Şemdin Köyü`nde öğretmenliğe başlar Arvasi Hoca. Köy muhtarı kendisine müellim bey diye seslenir her zaman. O, muhtarın şivesidir, muallim sözünü telafuz edemediği için böyle söylüyordur diye düşünür. Ancak birkaç ay sonra muhtar Hoca`ya gelir ve şöyle der Ahmet Bey, sen gerçekten muallimmişsin. senden önce buraya gelenler hep müellim oldular ama sen muallimsin. (müellim elem veren, üzen, inciten; muallim ilim öğreten) Arvasi Hoca o an Anadolu insanının inceliğine hayran olduğunu söyler.</p>
<p>Bu birinci olaydı. Gelelim ikinci olaya:</p>
<p>Bir edebiyat öğretmeni olarak matematiğin bende özel bir yeri olduğunu söylemeliyim. Matematikle ilgili ilk maceram ilkokul üçüncü sınıfta başlar. İlkokulu köyümün okulunda okudum. Beşinci sınıfların öğretmeni, aynı zamanda okul müdürü bir gün sınıfımıza geldi ve beni aldı dersten. Kendi sınıfına götürdü, tahtaya dört soru yazılmıştı. bir sıra çekti tahtanın önüne ve tebeşiri elime verip çöz bunları dedi. Dört soruyu da çözdüm hemencecik. Sonra sınıfa döndü, Üçüncü sınıf öğrencisi bu çocuk bu soruları yapıyor da siz nasıl yapamıyorsunuz deyip bir sıra dayağı çekmişti sınıfa. Tabii ben de akşam ağzım burnum dağılmış şekilde gitmiştim eve. Beşinci sınıflar senin yüzünden dayak yedik diye bir temiz dövmüşlerdi beni.</p>
<p>Şehirde orta okula başladığımda matematik hayranlığım devam ediyordu. 6. sınıfta Ayvaz adında bir öğretmen gelmişti dersimize. Sarışın, mavi gözlü, sevecen, yumuşak sesli, hiç bağırmayan bir öğretmendi Ayvaz Bey. Onun sayesinde matematik hastası olmuştum. Her soruda tahtaya kalkardım. Kendime onu örnek alır, onun gibi kullanırdım tahtayı. Sınavlarda arkadaşlarım sağıma soluma oturmak için yarışırdı. Yedinci sınıfta da Ayvaz öğretmenim geldi dersimize ve benim matematik yeteneğim okulda konuşulur hale geldi.</p>
<p>Sekizinci sınıfa başladığımızda Ayvaz öğretmenin tayininin çıktığını duyduk. Artık yoktu. Dersimize okulda Tijen lakaplı bir bayan öğretmen geldi. İsmini bile hatırlamıyorum. O dönemde filmlerde rol alan Tijen adlı bir karekterin ciyak ciyak bağırmasından dolayı bu öğretmene de Tijen lakabının verildiğini hatırlıyorum. Bir de Tijen öğretmenin ciyaklamaları ve yüzümüzdeki parmak izleri&#8230;</p>
<p>O yıl matematikten nefret ettim. Her yıl takdirle bir üst sınıfa geçerken o yıl tüm derslerim on olduğu halde matematiğim birdi. Matematikten bütünlemeye kaldım. Tek dersten borçlu liseye geçtim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O gün bu gündür çarpım tablosunu dahi hafızamdan sildim. Rakamlara öyle bir sırt çevirdim ki üniversiteye gittiğimde İnkılap tarihi vizesinde cumhuriyetin ilan tarihini bile hatırlamadım ve her şeyi yazıp 1923ü aklıma getiremeyip bir tarih salladığım için hocadan iyi bir azar yedim.</p>
<p>Çoğu zaman ev telefonumu bile aklımda tutamaz hale geldim. Bereket cep telefonları çıktı da numara ezberleme sorunu da kalmadı.</p>
<p>Öğretmenliğe başladığımda önümde iki yol vardı Ya Ayvaz öğretmen olacaktım ya da Tijen. Diğer bir deyişle ya muallim olacaktım ya da müellim.</p>
<p>Ben Ayvaz öğretmen olmayı tercih ettim. On yedinci yıla başlarken doğru yolu seçtiğimi ve başarılı olduğumu yıllar öncesinden mezun ettiğim öğrencilerimin her fırsatta ziyaretime gelişlerinden anlıyorum.</p>
<p>Eğitim için  önünüzde iki yol var. Tercih sizin.</p>
<p>Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır&#8230; MEVLANA <strong>GÜLEN GÖZLERDEKİ EĞİTİM IŞIĞININ SÖNMEMESİ DİLEĞİYLE…</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/egitimin-oncusuyum-yarinlarin-umuduyum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin felci ile yaşamak &#8211; 3 (son)</title>
		<link>http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 11:45:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berna Kasapoğlu Serdarlı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[özürlü çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[serebral palsi]]></category>
		<category><![CDATA[spastik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27523</guid>
		<description><![CDATA[Anne-oğul, baba-kız ilişkisi çok özeldir. Bunun yanında, anne kızıyla mutfağa girip pasta yapmak ister. Baba oğluyla maça gitmek ister. Peki ya spastik bir oğlu olan baba neler hisseder, neler yapar? Anne Türkan ve abla Sema ile yaptığımız sohbetten sonra şimdi de Hilmi’nin babası Sinan Özdemir ile sohbet edeceğiz. Ama öncelikle Sinan Bey’e sorularımı gerçekten dürüstçe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne-oğul, baba-kız ilişkisi çok özeldir. Bunun yanında, anne kızıyla mutfağa girip pasta yapmak ister. Baba oğluyla maça gitmek ister. Peki ya spastik bir oğlu olan baba neler hisseder, neler yapar? Anne Türkan ve abla Sema ile yaptığımız sohbetten sonra şimdi de Hilmi’nin babası Sinan Özdemir ile sohbet edeceğiz. Ama öncelikle Sinan Bey’e sorularımı gerçekten dürüstçe cevapladığı, kendini “her şeyi kendi yapan süper baba” gibi konumlandırmaya çalışmadığı, eşi Türkan Hanım’ı her fırsatta takdir ettiği için teşekkür etmek istiyorum. Ama bu üç röportajımın baş kahramanı Hilmi Özdemir&#8217;e teşekkürlerin en büyüğünü gönderiyorum.</p>
<p><strong><a href="http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/sinan-abi/" rel="attachment wp-att-27524"><img class="alignleft size-medium wp-image-27524" title="sinan abi" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/sinan-abi-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Hilmi anne karnındayken beyinde problem olduğunu öğrenmiştiniz. Hamileliğin devamına karar verirken eşinizle aynı görüşte miydiniz?</strong></p>
<p>Hilmi&#8217;nin anne karnında iken beyin felci sorununu öğrendiğimde öncelikle şaka yapıldığını sanmıştım. Ama durum netlik kazandığında şaşkınlıkla beraber kabullenmiştim durumu! Tabii ki ben alınmasından yana tavır almıştım. O gün, bu bakış açımın doğru olduğunu düşünüyordum!!</p>
<p><strong>Doğumundan bu yaşına kadar Hilmi’nin bakımında baba olarak ne kadar yer alabiliyorsunuz? Anne kadar dahil ve hakim olabiliyor musunuz duruma?</strong></p>
<p>Hilmi’nin bakımında anne kadar müdahil olduğumu, dahası çok faydalı olduğumu söyleyemem. Ama özellikle son yıllarda annesinin işi olduğun da ben Hilmi’nin yanında kalıyor ve gün boyunca ilgileniyorum. Annesinin soluk almasına yardımcı olmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Çocukların doğal olarak masrafları vardır. Hilmi gibi özel durumu olan çocukların aile üzerinde maddi etkisi daha ağır mıdır? Yani oyuncak, kitap, sağlık, eğlence, eğitim gibi masraf kalemlerinden daha mı fazladır?</strong></p>
<p>Çocukların, dahası her canlı bireyin doğal olarak masrafları vardır tabii ki. Ama ilginç olan, benim her iki çocuğumdan bu konuda serzenişim olmadı. Kızım Sema her sorununu kendi olanaklarıyla çözebilen bir çocuktu, bugün İstanbul Üniversitesi’nde okumasına rağmen bize yükü yoktur. Oğlum Hilmi için de aynı şeyi söyleyebilirim, bu konuda sıkıntısını hissetmedik. Sanki bilinmeyen bir el her sorunu bir şekil de çözüyor.</p>
<p><strong>Kızınız Sema çok başarılı bir öğrenci, onunla gurur duyduğunuzdan eminim. Hilmi ile ilgili gurur duyduğunuz, mutlu olduğunuz anlar hangileri?</strong></p>
<p>Elbette kızım Sema ile hep gurur duyduk, hem çok başarılı hem çok kişilikli, duyarlı, hep yaşının üstünde davranan, kendi kendine yetebilen, sorunlarını kendisi çözebilen, aklı başında bir çocuk oldu. Her zorluk karşısında dik durabilen, kendi başına İstanbul gibi bir metropolde kaybolmadan var olabilen bir kızla her baba gurur duyar. Hilmi ile de hep gurur duydum, en önemlisi varlığından hiç ama hiç sıkılmadım. Hep iyi ki var dedim. Bunu tüm içtenliğimle söyleyebilen bir babayım. Ne annesi ne de ben babası olarak “Tanrım niye bize, neden” sorusunu hiç ama hiç sormadık. Bu düşünce benim açımdan tevekkülden dolayı değil, “niye bir başkası olsun, neden ben olmayayım ki” yaklaşımından ötürüdür. <strong>İyi ki bize vermiş dediğim anlar çoktur. Nedeni ise sevgisiz ve kendine yetmeyen bir aileye verseydi daha mı iyi olurdu?</strong> Hilmi ile gurur duyduğum çok an olmuştur. Ama ben en önemlisini anlatıyım: Ben bir kaç yıl önce çok başarılı bir iş hayatından sonra çok sevdiğim yakınlarımın hayatını kaybetmesinin hayatımdaki etkilerini savma aşamasında ticari bir iflas yaşadım, çok zor ve çileli zorluklara göğüs germeye direnmeye çalışırken gecenin saat üçünde-dördünde stresle uyanırdım. Gözümü açtığım an yanımda uyuyan o spastik özürlü oğlum Hilmi’yi uyurken görürdüm. O güzel yüzünü seyrederek hayata tutundum, o masum güzel yüze bakarak yaşama bağlandım. Hep şunu söyledim kendime <strong>“bu çocuk, bu zor günler için sana verilen bir hediye. Eğer gerçeği görebilirsem bu yaşadığım karanlıktaki tek aydınlık yüz, iyi ki var”</strong> cümlesini ne kadar çok tekrar ettim, inanın hatırlamıyorum. Ailemizde, en önemli sorunun ve zorluğun Hilmi olduğu bakışının ne kadar yanlış olduğunu yaşayarak öğrenenlerdenim. <a href="http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/dscn0570-3/" rel="attachment wp-att-27525"><img class="alignright size-medium wp-image-27525" title="DSCN0570" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0570-300x241.jpg" alt="" width="300" height="241" /></a></p>
<p><strong>Anne-kız, anne-oğul, baba-kız, baba-oğul. Hepsi çok farklı, çok özel ilişkilerdir. “Bir oğlum olsa şunları paylaşırız” deyip paylaşamadığınız, özlem duyduğunuz şeyler neler?</strong></p>
<p>Elbette baba kız, baba oğul arasında özel paylaşım ve diyaloglar olmalı diyeceğim ama ben kızım Sema’nın tam lise çağında yaşadığım özel sorunlar yüzünden buna zaman ayıramadım. Ama sevgimi hep hissettirdiğimi düşünüyorum. Kişilikli olmak, güçlü olmak, her zorluk altında mücadeleyi bırakmadan hayatın güzel yanlarına bakmayı yansıtabildiğimi düşünüyorum. Fikirlerin, mücadeleci ruhun ancak tamamlanan bir eğitim sonrası, ekonomik özgürlüğün kazanılması sonrası hala var ise uygulamaya geçebileceğini yansıtabildiğimi düşünüyorum. Oğlum Hilmi ile bahçe işleriyle, süs hayvanlarımla ilgilenmesini, Beyşehir Gölü’nde balık tutmak için olta atmaya gitmeyi isterdim. Tabii ki istediğim çok şey var ama çok takılmaya, sorun yapmaya gerek de duymuyorum. Tek dileğim onun en büyük ilgisiz, sevgisiz kalmaması. Kalmasınlar, çünkü somut gerçek bu benim için. Birlikte baba-oğul maça gidemiyorsunuz, maç izleyemiyorsunuz. Baba-oğul olarak bunun yerine koyduğunuz özel bir şeyler var mı? Evet, baba oğul birlikte maç izlemiyoruz, çünkü ben maç seyretmeyi sevmiyorum ilginçtir. Hilmi kendisi izliyor. Evet, aramızdaki özel şeylerin en önemlisi Hilmi’nin söylem ve isteklerini anlamak ve yapmak. Bu çok hoşuna gidiyor. Annesinden istediklerini benden istemiyor, benden istediklerini de annesinden istemiyor.</p>
<p><strong>Türkan hanımın gelecek endişelerini kendinden dinlemiştik. Sizin çocuklarınız ve özellikle Hilmi için gelecek hakkındaki kaygınızdan bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Hilmi ile ilgili endişelerden soyutlanmak olanak dışı ama benim açımdan yukarıda belirttiğim gibi sevgisiz ve sahipsiz kalması düşüncesi zor bir algı!! Bizler elimizden geleni -özellikle annesi- yapıyoruz, gerisini de Tanrı düşünecektir diye düşünmeden edemiyorum&#8230; Tek önemli sorun bizden sonrası gücümüzü kırıyor.</p>
<p><strong><a href="http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/hilmi/" rel="attachment wp-att-27526"><img class="alignleft size-medium wp-image-27526" title="hilmi" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/hilmi-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Evde özel durumda çocuğu olan babalar, annelere nasıl destek olabilir?</strong></p>
<p>Zor bir soru. Ataerkil bir yetişme tarzımız var. <strong>Annelere düşen en önemli görev erkek çocuk yetiştirirlerken ataerkil bakışta çocuk yetiştirmesinler.</strong> Hayat müşterek diyeceğim ama bu düşünceye sadık kaldığımı söyleyemiyorum. Bu, tabii ki evrim meselesi. Evrim ileriye doğru bir değişimdir, gelişimdir.  Ülkemizde kız çocuklarının da, erkek çocuklarının da çağdaş, kaliteli eğitim almış çocuklar olarak yetiştirilmeleri çok önemli. Ne yazık ki ben bu konuda biraz karamsarım. İşte bu yüzden babalara ve annelere daha çok görevler düştüğünü biliyorum. Bizler yeterli olmazken, tevekkül biçiminde yetişenlerin yetiştireceği nesilleri düşünmek içimi acıtıyor.</p>
<p><strong>BKS:</strong> Sinan-Türkan-Sema Özdemir. Hilmi’nin ailesi. Hiç biri spastik özürlü Hilmi’nin durumuyla ilgili “off” demiyor. Tek bir sorundan bahsediyorlar; “bizden sonra Hilmi’ye ne olacak?”</p>
<p><strong>BKS</strong>: Lidyalılar parayı bulmasaydı, takas edecek bir şeyler bulmak para kazanmaktan daha zor olmaz mıydı? Her şey için para lazım. Türkan Hanım evde emek veriyor, Sinan Bey de dışarıda mücadele ediyor. Önemli olan birbirine destek olmak, karşılıklı anlayış göstermek ve tabii ki sevgi.</p>
<p>Hilmi&#8217;nin annesiyle yaptığımız röportaja <a title="buradan" href="http://alternatifanne.com/siz-mutluysaniz/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Hilmi&#8217;nin ablasıyla yaptığımız röportaja <a title="buradan" href="http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-2/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/beyin-felci-ile-yasamak-3-son/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bikini Sezonu</title>
		<link>http://alternatifanne.com/bikini-sezonu/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/bikini-sezonu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 09:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esra Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünü-Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[bikini]]></category>
		<category><![CDATA[doğum kiloları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27361</guid>
		<description><![CDATA[Mayo giyme sezonu bir annenin en büyük kabusu olabilir ve bunun formda olup olmaması lie hiç ilgisi yoktur. Hadi düşünelim, çocuksuz tipik bir kadın bikini ile ne yapar…Hatta tek parça mayo ile. Düşünün bir kere, güneş gökyüzünde pırıldıyor, saçınızda hafif bir esinti, hindistancevizi kokuları geliyor, kumlar ayağınızın altından kayıyor ve plajda güzelce dinleniyorsunuz. Belki bronzlaşmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://alternatifanne.com/bikini-sezonu/esraanneplaj2/" rel="attachment wp-att-27395"><img class="alignleft size-full wp-image-27395" title="esraanneplaj2" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/esraanneplaj2.jpg" alt="" width="250" height="188" /></a>Mayo giyme sezonu bir annenin en büyük kabusu olabilir </strong>ve bunun formda olup olmaması lie hiç ilgisi yoktur. Hadi düşünelim, çocuksuz tipik bir kadın bikini ile ne yapar…Hatta tek parça mayo ile. Düşünün bir kere, güneş gökyüzünde pırıldıyor, saçınızda hafif bir esinti, hindistancevizi kokuları geliyor, kumlar ayağınızın altından kayıyor ve plajda güzelce dinleniyorsunuz. Belki bronzlaşmaya çalışıyor, belki kitap okuyor veya soğuk bir dondurmanın keyfine varıyorsunuz. Her ne yapıyorsanız, harika olmalı. Belki denize veya havuza serinlemek için giriyorsunuz. Gözlükleriniz gözünüzde ve geniş şapkanız kafanızda. Harika görünüyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi buraya çocukları ekleyelim. Çocuklar mümkün olduğunu bilmediğimiz şekillerde vücudumuzun hareket etmesini sağlar. Ve bu yüzden bikini sezonu anneler için zordur.</p>
<p><a href="http://alternatifanne.com/bikini-sezonu/esraanneplaj/" rel="attachment wp-att-27396"><img class="alignright  wp-image-27396" title="esraanneplaj" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/esraanneplaj.jpg" alt="" width="300" height="250" /></a>Fiziksel olarak çok fit bir kadını alalım ve ona kumsalda bir buçuk yaşında bir çocuk verelim ve size garanti ederim ki çocukla oynarken bazı garip ve hoş olmayan pozisyonlara girmek zorunda kalacaktır. Kum hiç işi olmayan yerlere girebilir ve bazı şeyler aşağı çekilme riski lie karşı karşıya kalabilir. Hatta bazı şeyler ismi bağrılarak çekiştirilebilir. Gözlükler kırılır, şapkalar oyuncak olur. Çocuklara güneş koruyucu sürmekle meşgulken, kendimize sürmeyi unuturuz ve sonunda bir ıstakoz gibi cilde sahip olur bir de güneş yanığı ile uğraşmak zorunda kalırız.</p>
<p><strong><em>Nasıl yapabiliriz?</em></strong> Skuba kıyafeti giyemeyiz, değil mi? Giyebiliriz tabi ama plajın tadı da o şekilde çıkmaz heralde. Bütün yaz, yaz uykusuna yatmamalıyız. İşte bu yüzden yaz mevsimi annenin düşmanıdır. Sadece yılın en sıcak zamanında sadece ter çıkartan işlevlerde bulunmak zorunda kalmıyoruz, bunu aynı zamanda kıyafetlerler de yapmak durumunda kalıyoruz. Of yaz, çok zalimsin.</p>
<p><strong>Bir bebek veya küçük çocuk ile bikini içinde salınan her anne övgüyü hakediyordur. </strong>Bu, bu annenin henüz vazgeçmediğine ve en güç senaryolara karşı cesur olduğuna dair en büyük sinyaldir. Ve demektir ki hamilelikte ne kadar kilo alırsa alsın verememiş olsa da farketmez. Anne eğilecek, uzanacak, kaldıracak, taşıyacak.. hepsini yapacaktır. O küçük kıyafet parçasının içinde. Ve bunları yaparken hala da harika görünecektir. Evet öyle. Bu bir sanat. Annelik sanatının bir parçası.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/bikini-sezonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailenin ve toplumun varoluşsal temel ihtiyaçları</title>
		<link>http://alternatifanne.com/ailenin-ve-toplumun-varolussal-temel-ihtiyaclari/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/ailenin-ve-toplumun-varolussal-temel-ihtiyaclari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tülay Sarı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Büyüyen Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin varoluşsal temel ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası aile günü]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası aile haftası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=27517</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun karar ve ilanıyla 1994 yılından bu yana 15 Mayıs, Uluslararası Aile Günü ve bu günü içine alan hafta da Uluslararası Aile Haftası olarak kutlanıyor. Bu tarihin belirlenmesinin temelinde, toplumun tüm kesimlerinin aile konusundaki farkındalığının artırılması, ailelerin destekleyici faaliyetlere teşvik edilmesi, ailelerin toplumsal sorumluluklarını yerine getirilmesine yardım edilmesi, ailelere yönelik mümkün olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://alternatifanne.com/ailenin-ve-toplumun-varolussal-temel-ihtiyaclari/family-4/" rel="attachment wp-att-27518"><img class="alignleft size-full wp-image-27518" title="family" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/family3.jpg" alt="" width="350" height="282" /></a>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun karar ve ilanıyla 1994 yılından bu yana 15 Mayıs, <strong>Uluslararası Aile Günü</strong> ve bu günü içine alan hafta da <strong>Uluslararası Aile Haftası </strong>olarak kutlanıyor. Bu tarihin belirlenmesinin temelinde, toplumun tüm kesimlerinin aile konusundaki farkındalığının artırılması, ailelerin destekleyici faaliyetlere teşvik edilmesi, ailelerin toplumsal sorumluluklarını yerine getirilmesine yardım edilmesi, ailelere yönelik mümkün olan tüm korumaların ve yardımların sağlanması yatıyor.</p>
<p>Toplumu oluşturan bireylerin bir arada yaşadığı aile, bütün milletlerde olduğu gibi Türkiye’de de çok önemli bir yer tutuyor. Aile, toplumun temel taşı ve annenin toplumun üyesi olan bir bireyin yetişmesinde rolü çok büyük. <strong>Ailede çocuklar annelerin aynaları, toplumlar da o çocukların aynaları bir anlamda</strong>. O nedenle çocuk yetiştirme tarzımız ne olursa olsun, toplumda evrensel açıdan doğruları görebilmemiz için çocuklarımıza bir takım değerleri verebilmemiz çok önemli.</p>
<p>Bir ailenin varoluşsal temel ihtiyaçlarına baktığımızda, aslında bunların bir toplumun temel ihtiyaçları olduğunu görürüz. <strong>Ailenin varoluşsal temel ihtiyaçları</strong> şöyle sıralanıyor:</p>
<ul>
<li>Değerli olma duygusu,</li>
<li>Güvende hissetme ihtiyacı,</li>
<li>Yakınlık ve dayanışma duygusu,</li>
<li>Sorumluluk duygusu,</li>
<li>Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme,</li>
<li>Mutluluk ve kendisini gerçekleştirme ortamı,</li>
<li>Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamı</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bu temel ihtiyaçların giderilmesi için neler yapmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuklara aile içindeki etkileşimle “Ben değerliyim” duygusu verilmeli</li>
<li>Çocuğun aile içinde emniyette olduğu, dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceği inancı verilmeli</li>
<li>Aile içinde temel güven ve dayanışma sağlanmalı. Güven ve dayanışmayı aile içinde yaşayan çocuk, kendine güvenen, çevresiyle yakın ilişkiler kurabilen bireyler olarak yetişiyor.</li>
<li>Çocukta sorumluluk duygusunun gelişmesi için yaşına uygun sorumluluklar verilmeli. Tüm sorumluluğu kendi üzerine alan, çocuğunu sorumluluktan kurtaran anne ve babalar, kendi yaşamını biçimlendirmekte zorlanan, sürekli başkalarının yönetiminde olmaya yönelik bireyler yetiştirirler. Bu tür tutumlarla yetişmiş bireyler yaşamlarında yer alan olaylardan da sürekli başkalarını sorumlu tutarlar. Bu konuda uzmanların önerisi; gelişimsel dönemi göz önüne alınarak çocuğun odasını toparlaması, ev işlerine yardım etmesi gibi konularda sorumluluk verilmesi yönünde. Bunu yaparken kız ve erkek işlerinin kesin çizgilerle ayrılmaması gerektiğine de dikkat çekiliyor.</li>
<li>Çocuğun sorumluluk duygusunun gelişiminin, çocuğa zorluklarla mücadele etmeyi öğrettiğini unutmamalı. Çocuklara sorunları ile mücadele etmesine olanak vermek, kendisine güvenli, sorun çözme becerileri gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri için gerekli. Çocuğun zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesi, aynı zamanda kendine güveninin gelişmesi, kendi yetenek ve becerilerini keşfetmesine hizmet eder.</li>
<li>Mutluluğun temelinin, kendisinin değerli olduğunu hissetmek olduğunu unutmamalı. Evde mutlu olan çocuklar  yaptığı şeylerden doyum alıypr, kendini gerçekleştirme olanağı buluyor.</li>
<li>Sağlıklı manevi yaşamın, ailenin çocuğuna verebileceği en önemli süreçlerden biri olduğunu unutmamalı. Sağlıklı bir manevi temeli olan insanlar kendisi ile barışık, insan ilişkileri olumlu ve kuvvetli, saygılı bireyler olarak yetişirler.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir bireyin temel ihtiyaçları, bir toplumun temel ihtiyaçları demek. Bu nedenle çocuklarımızın dünyaya gelmesiyle biz ebeveynlere büyük görevler düşüyor. En nihayetinde mutlu bir aile, mutlu bir toplum demek. Bunun için mutluluğun anahtarı elimizde!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/ailenin-ve-toplumun-varolussal-temel-ihtiyaclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilceli anne mi olurmuş?</title>
		<link>http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/</link>
		<comments>http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 13:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gülüş Türkmen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Zamanı!]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Anne]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[darphin]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifanne.com/?p=25773</guid>
		<description><![CDATA[Benden önce DARPHIN kullanan annelere sordum: Başladıktan sonra ürünleri bırakamamışlar. Banu Tozluyurt, bu güne kadar nemlendirmeyi başaramadığı cildini şimdi kullandığı ürün sayesinde nemlendirmeyi başarmış. Ama ben, beni kim kurtaracak? Hayatımda sivilceden (akneden) çektiğimi hiçbir şeyden çekmedim. Ergenliğimden başlayıp 26 yaşıma kadar beni takip eden akne, her şeyi denedikten sonra Roaccutane (hormonlara müdahale eden bir ilaç) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/sivilce03/" rel="attachment wp-att-25774"><img class="alignleft size-full wp-image-25774" title="sivilce03" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/sivilce03.jpg" alt="" width="450" height="301" /></a>Benden önce <a href="http://www.darphin.com.tr">DARPHIN</a> kullanan annelere sordum: Başladıktan sonra ürünleri bırakamamışlar. Banu Tozluyurt, bu güne kadar nemlendirmeyi başaramadığı cildini şimdi <a href="http://alternatifanne.com/25125/">kullandığı ürün sayesinde</a> nemlendirmeyi başarmış. Ama ben, beni kim kurtaracak?</p>
<p>Hayatımda sivilceden (akneden) çektiğimi hiçbir şeyden çekmedim. Ergenliğimden başlayıp 26 yaşıma kadar beni takip eden akne, her şeyi denedikten sonra Roaccutane (hormonlara müdahale eden bir ilaç) ile geçti. Yani, geçti sandım. Sivilcesiz geçen birkaç harika yılın ardından, bir gün yanlış kozmetik ürünü kullandığım için yeniden hayatıma girdiler. Tedavisi? Yine Roaccutane! İkinci çocuğumu doğurduktan sonra, bir daha! Bu kez? Hafif dozda ama yine Roaccutane! Bu çile ömür boyu devam mı edecek soruma dermatoloğun cevabı, “45 yaşına kadar yolu var” oldu! Ve nitekim mart ayının ortasında yine çiçeklerim açmaya başladı!<br />
Ebedi ergen anne olarak Işıl hanımla buluştuğumda ağlamaklı, “beni kim kurtaracak” diye soran bir halim vardı. Işıl hanım, 37 yıllık ömrümde daha duymamış olduğum şeyler anlattı bana…</p>
<p><strong><a href="http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/face-moisturizer/" rel="attachment wp-att-25775"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-25775" title="face moisturizer" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/sivilce01-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Sivilceli cilt yoktur, sivilce problemi vardır</strong><br />
En sık yapılan hata, bir cildi “sivilceli” olarak etiketlemek ve tüm yüze aynı ürünü uygulamakmış. Oysa cilt tipleri yağlı, kuru, hassas ya da karma denen tiplermiş ve hepsi de sivilce problemi yaşayabilirmiş. “Sivilce bir problemdir, bölgede aşırı sebum salgılanmasından oluşan, hormonlara, ilaç kullanımına veya psikolojik etkenlere bağlı bir problem. Tüm yüzde de oluşabilir sadece alın veya çene bölgesinde de. Oysa piyasada sivilceli ciltler için olduğu iddia edilen ve tüm yüze uygulanan profesyonel markaların ürünlerine rastlıyoruz.”&#8230;Yüzümüzün her bölgesi farklı özelliklere sahipmiş.  Örneğin alkollü temizleyicileri, yoğun asit içeren sivilce ürünlerini  bütün yüze uygulayınca sivilce problemi yaşamayan kuru bölgeler aşırı nem kaybından dolayı hassaslaşıyor, yaşından önce çizgi ve kırışıklık problemi yaşıyormuş. “Yıpratıcı etkisini geçelim, alkol içeren ürünler cildi kısa süreliğine kurutsa da cilt kuruduğunu anlayarak bir süre sonra daha fazla yağ üretiyor” diyor Işıl Tural.</p>
<p><strong>Cildinizi tanırsanız asla radikal işlemlere ihtiyaç duymazsınız</strong><br />
“Ciltte sorunların çıkmasını önlemek için en iyi yöntem, doğru cilt bakımı” diyor Işıl Tural. Neymiş peki doğru cilt bakımı? “Önce cildinizi analiz ettirip, ona göre bir uygulama belirlemek. Size uymayan kremi uygunsuz şekilde kullandığınızda ürün ne kadar pahalı olursa olsun işe yaramaz, o zaman da Botox, dolgu gibi radikal çözümlere ihtiyaç duyarsınız. Ben şahsen bunları yaptırmayı hiç düşünmüyorum”. Işıl hanımın cildini görmelisiniz! Botokssuz güzel nasıl olur, makyajsız haliyle bize kanıtlıyor. Laf aramızda, benden yaşlıymış! İnanamadım…</p>
<p><strong>45 yaş eşiği</strong><br />
Dermatologum haklıymış: 45 yaşına kadar hormon seviyeleri değişkenlik gösterebiliyormuş. Bu da hamileliklerde, menopozda yağlı ciltten karma cilde, karma ciltten hassas cilde, hassas ciltten kuru cilde geçiş yapabileceğiniz anlamına geliyor. Düzenli cilt analizi şart! Cildi temiz tutmak, onu güzelce nemlendirmek koşullar ne olursa olsun herkes için geçerli korunma yöntemleri.</p>
<p><strong>Değiştirebildiklerimiz ve değiştiremediklerimiz</strong><br />
Ve işte bütün çıplaklığıyla gerçekler: “Cildiniz akneye eğilimli bir cilt olabilir. Buna müdahale edemiyorsunuz. Genetik faktörler diyelim.” diyor ışıl Tural, “Cildinizi iyi takip etmek, sivilce oluşumunu gördüğünüz yerde müdahale etmek ise yapabileceğiniz şey”.</p>
<p><strong><strong><a href="http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/darphin_heroimage/" rel="attachment wp-att-25776"><img class="alignleft" title="Darphin_HeroImage" src="http://www.alternatifanne.com/wp-content/uploads/2012/05/Darphin_HeroImage-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></strong>Neden DARPHIN?<br />
</strong>“Bende egzama sorunu var” dedi bana Işıl hanım, “çok eskiden beri egzamam için <a href="http://www.darphin.com.tr">DARPHIN</a> kullanıyorum, başka bir şey kullanabileceğimi sanmam”. Türkiye’nin ilk SPA’sını açan DARPHIN’in ülkemize getirilişi, işte böyle markayı kullanıp, ona inanan insanlar ile gerçekleşmiş. DARPHIN ürünlerinin Belçika’da ateş pahası olduklarını hatırladığımı söyledim Işıl hanıma. Türkiye’de öyle değilmiş çünkü ürünler ülkeye dağıtımcı tarafından değil, firmanın ta kendisi tarafından getiriliyormuş. Dolayısıyla bulabileceğiniz diğer iyi marka ürünlerle aynı fiyatları bekleyebilirsiniz.</p>
<p>Ezcümle, güzel yaşlanmak için bıçak altına yatmaya gerek yok! Cildimize doğru şekilde bakabilelim, yeter.</p>
<p>DARPHIN ürünlerini kullanmaya başladım. Sonucu ay sonunda yazacağım.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifanne.com/sivilceli-anne-mi-olurmus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

