Çocuk Çocuk Psikolojisi Oyuncak Pedagog Röportaj

Hayali oyuncak iyi mi kötü mü?

Gaga! Bizi yakından tanıyanlar onu da tanır. Ailemizin dördüncü üyesi. Kaç kişi yaşıyorsunuz evde sorusuna karşılık gelen dördüncü işte.
Gagayı bir Ikea gezim sırasında oğlumun beğeneceğini düşünerek almıştım. Tabi onunla arasında çok farklı ve güçlü bir bağ kuracağını bilmeden kampa gittiğimiz bir gün sürpriz diyerek vermiştim ve gerçekten çok sevinmişti. Çünkü nedendir sanırım çok bilinmez o da bir dinozor ya da ejderha hastası erkek çocuğuydu. Ne yerler, ne içerler, adları nelerdir Erdal’dan sorulur.
Erdal aslında bir el kuklası olan ejderhanın ismi “Gaga” olsun dedi. Bize de “tamamdır” demek düştü. Başlarda fark edemediğim Gaga sevgisi günden güne büyümeye başladı. Gaga acıkıyor, susuyor, özlüyor, kızıyor her şeyi yapabiliyordu ona göre. Tatillere beraber çıkar olmuştuk. Zavallı kuklacığın yıkanmaktan canı çıksa da Erdal’a göre o eşsiz bir kahraman, tüm sorunları halledebilecek cesur bir ejderhaydı.
Geçenlerde her sabah olduğu gibi yatakları toplarken Gaga’yı göremedim. Erdal’a sorar sormaz salondan koşarak geldi. Artık yok gitti Gaga galiba dedi. Yok canım şaka yapıyordur buralardadır desem de hem ikna edemedim hem de bulamadım Gaga’yı. Aramadık yer bırakmadık. Bu arada Erdal bildiğiniz depresyona girdi. En sevdiği şarkı da Gaga’yı hatırlattığı için ağladı. Onunla olan anılarını anlattı. Saatlerce ağladı çocuğum. Üzüntüden hasta olacak diye geçirdim içimden. Ne diyeceğimi bilemedim. Belki ülkesinde ona çok ihtiyaç olmuştur ve yardıma gitmiştir dediğimde, “o muhtar değil anne” diyerek güldürdü beni. Onsuz yaşayamam diyerek de ağlattı. İki üç saatimiz böyle geçerken söz sana yeni bir Gaga alacağım desem de pek ikna olmadı. Gaga’nın yerini asla tutmazmış çünkü. Okula gitmek için hazırlanıyordum. Tam çıkarken Anne Gag’yı buldum, koltuğun arasına saklanmış, dedi. Gaga’ya çok kızmıştım. İstersen, bu yaptığının hoş olmadığını konuş, dedim de, onu kıramam demez mi? Allah’ım şeytan diyor gerçekten kaybolsun ve kurtulalım şu Gaga’dan dedim ve durumun ciddiyetini anlayarak hemen konuyu uzmanına ilettim. Sağolsun sevgili Belgin Temur hemen yanıtladı. Önceleri hayal dünyasının genişliğine yorduğum bu konu bilgilenmem ve oğluma yardım etmem gereken bir konuya dönüşmüştü. Bizimle aynı durumda olanlar mutlaka vardır diye düşünüyorum. Bu sebeple uzman pedagog Belgin Temur’un konuyla ilgili görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Meftun kocakaya: her çocuğun en sevdiği oyuncak var mıdır mutlaka?
Belgin Temur: Çocuklar genellikle 2- 3 yaşından itibaren bu tip bir oyuncağa bağlılık geliştiriyorlar. Özellikle de yumuşak, çocuğa uykusunda bile eşlik edebilecek nitelikte bir oyuncak ise çocuk için çok fazla anlam taşımaya başlıyor. Aslında çocuğun böyle bir oyuncağı olmasının çocuğun gelişimi açısından birçok yararı da var. Özellikle de anneye olan bağımlılıktan sağlıklı bir şekilde kurtulmalarına aracılık ediyor. Uykuya dalarken, kendisini kötü hissettiğinde, heyecanlandığında, yalnız hissettiğinde kendi duygularını yansıtabileceği, kendi duygularına karşılık bulabileceği, sarılıp kendini avutabileceği ve zaman zaman da olumsuz duygularını aktararak kendisini rahatlatabileceği bir objedir aynı zamanda. Bu sebeple de 1 yaş civarında bebeğe bu şekilde bağlanabileceği yumuşak bir oyuncak alıp, onu çocukla birlikte her yere taşımak ve çocuğun hayatına bir şekilde eşlik etmesini sağlamak yararlı olacaktır. Bazen anne babalar çocuğun bir objeye bu kadar bağlanmasından rahatsızlık duyabilirler. Ama aslında tam tersi olarak çocuklar için bu oyuncakların yararları saymakla bitmez. Aynı zamanda anne babaya da çocuk hakkında bir çok şeyi gözlemleme fırsatı vereceğinden böyle bir yararı da olmaktadır.

M.KK: En sevilen oyuncağın biçilen roller farkında olunmadan aile tarafından beslenir mi? Yoksa çocuklar bunu kendileri mi uydururlar.
B.T: Aslında en doğrusu başlangıçta çocuğun bu oyuncağına verdiği rollerde hiç müdahale etmemesidir. Onun bir kişiliği olacaktır. Bu kişiliği tamamen çocuk belirler. Bazen kendisindeki eksik yanları bu oyuncağa aktarır, bazen de kendisinin güçlü yönlerini.. Bazen de her yönüyle farklı bir karakter olabilir. Aslında çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgilidir. Bazen bir arkadaşa ihtiyaç duyar; o zaman ihtiyaç duyduğu arkadaştır. Bazen bir kızgınlığı vardır; onu aktarmak için bir araçtır. Bazen korkuları vardır ve bu korku ile baş etmek için bu oyuncak korkulacak şey olabilir ya da tam tersi korkularını yenmesine yardımcı olan bir karaktere dönüşebilir. Bazen annesiyle, kardeşiyle ya da bir arkadaşıyla yaşadığı çatışmanın çözümü için ona akıl veren roldedir ya da bazen madur rolündedir. Çocuk ona ne yapması gerektiğini söyler. Özetle başlangıçta çocuk bu oyuncağı kendi istediği gibi yönlendirir. Ama aynı zamanda anne baba için de önemli bir yardımcıdır bu oyuncak. Çünkü çocuğa vermek istediğimiz mesajları bu oyuncak aracılığıyla verdiğimizde çocuğun kabul etmesi daha kolay olur. Örneğin gece korkuları olan bir çocuğa oyuncağı aracılığıyla korkusu ile baş etmeyi öğretebiliriz. Oyuncağını tembihleyerek gece korktuğunda çocuğumuza yardım etmesini söyleyebiliriz. Böylece yanında bir destek olduğunu düşünerek korkularıyla daha kolay baş edebilir. Ya da örneğin kardeşiyle ya da arkadaşlarıyla bir çatışma yaşadığında yine bu oyuncağı aracılığıyla ne hissettiğini, sorunla ilgili nasıl bir çözüm bulabileceğini anlayabilir ve onu yönlendirebiliriz.

M.KK: En sevilen oyuncakla konuşma, onun canlı olduğunu varsayma vs. hayal gücü geniş, yaratıcı çocuklarda mı sık görülür yoksa yalnız olan, çevresiyle iletişim kuramayan çocuklarda mı?
B.T: Aslında yaratıcılık bu oyuncakla iletişimin zenginliğini belirleyen hususlardan biridir. Ama her çocuk bir şekilde bu tür oyuncaklarla ilişki kurar ve onunla bir diyaloğa girer. Sadece bu yaptığı şeyden utandırılan ve bunun komik olduğu düşündürülen çocuklar konuşmamaya başlarlar. Oysa tam tersi olarak bu diyaloglara asla engel olunmamalıdır. Çocuk tamamen serbest kalmalı ve rahatça iç dünyasını ortaya koyabilmelidir. Ayrıca yanlış bir kanı da çevresi ile iletişim kuramayan çocukların bu tür oyuncaklarla konuşmayı ve iletişimi tercih ettiği yönündedir. Bu da doğru değildir. Evet çevresiyle iletişimde zorlanan çocuklar için bu oyuncaklar iyi birer onarıcıdır ama bütün çocuklar bağlı oldukları oyuncaklarına canlı muamelesi yapabilirler.

M. KK: Hayali arkadaş, ya da en sevilen oyuncakla kurulan bağ kaç yaşına kadar devam eder? Kaç yaşına kadar ederse aile endişelenmelidir?
B.T: Bu çocuktan çocuğa değişen bir durumdur. Ama anne babanın buna izin vermesi ile çok bağlantılıdır. Birçok çocuk belli bir yaşa geldiğinde artık oyuncakla oynamasının ayıp olduğunu düşünmeye başlar. Özellikle ilkokul yaşlarında çocukların artık daha çok derse, kitaba yönelmeleri beklenir ve oyuncakla oynamaları aşırı bebeksi bir tavır olarak değerlendirilir. Oysa ergenlik yaşlarına dek hatta bazen daha sonra bile çocuklar bu çok bağlı oldukları oyuncaklarına düşkün olmaya devam ederler. Çünkü bu oyuncak bir tür kendi yansımaları kendi uzantıları gibidir. Onu kaybetmek istemezler.

M.KK: En sevilen oyuncağın bizdeki gibi kaybolması durumunda aile bunu çocuğa nasıl anlatmalıdır? Oyuncukla kurulan bağ gerçek üstü boyuta ulaşmış ve çocuğun endişe, kaygı düzeyini arttırıyorsa ailenin tavrı nasıl olmalıdır?B.T: Aslında bu tür oyuncaklar çocuklarda endişeyi arttırmaz. Tam tersi olarak azaltır. Ama çocuğun genel olarak endişesi artmış ise bu oyuncak bunun açığa çıkmasına ve bizim de anne baba olarak bunu fark etmemize yardımcı olur. Şiddet temsili olan oyuncakların dışındaki hiçbir oyuncak çocuklarda kaygı yaratmaz. Sadece kaygılarını ifade etmelerine aracılık eder. Özellikle okul öncesi yaşlarda bu oyuncağın kaybolması bir çok çocuk için travmatik nitelikte oluyor. Bu nedenle çocuk böyle bir oyuncağı çok sevip bağlandıysa bir yedek alınmasını ve ikisinin dönüşümlü olarak kullanılmasını öneriyoruz. Çünkü biri eski biri yeni olunca da fark ediyorlar ve yenisini reddediyorlar. Ama bir şekilde kaybolması durumunda benzer bir oyuncak alıp onunla aynı türde ilişkiyi kurması için yardımcı olmakta fayda var. Aslında bütün kayıplar çocuğa aynı anlatılır. Çok basit bir deyişle kaybolmuştur ve yapacak bir şey yoktur. Buna çocuk üzülür, eksikliğini yaşar… bazen ciddi yas tepkileri görülebilir. Yaşamda her zaman olan bir risktir bu… Tüm kayıplar gibi yapacak bir şey kalmamıştır. Ama bir şekilde bu üzüntü yaşanacak ve geçecektir; çocuğun üzüntüsünü anlamak ve bunu hayatın sonu gibi aktarmamak gerekir. Çocuğun algısı bu yönde olabilir ama unutulmamalıdır ki çocuklar üzüntü veren durumlar karşısında her zaman anne babalarının tutumlarını model alırlar.

Meftun Kocakaya

Meftun Kocakaya

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Tümünü Gör