Evcil hayvan

Evde “hayvan” var!!!

tit-1051433_960_720

Hayvanları çok seven bir babayla büyüdüm. Babam dönem dönem pek çok hayvana baktı. Çok özenle onlarla ilgilenirdi. Bir dönem evimizde büyük bir akvaryum vardı. Bir ara minik civcivler almıştık. Ama nedense hayvanlara karşı ürkek bir çocuk olarak büyüdüm. En ufağından bir kuşa bile yaklaşmakta çekingendim. Kedi tırmalar, köpek ( daha önce paçama yapıştığından) ısırır içgüdüsü fazlasıyla içime yer etmiş bir bireydim. Belki de babamın sadece hayvan beslemesi yeterli değildi, bize bu hayvanları yeterince yaklaştırmamış ya da annemin kılı, tüyü dökülür diye fazlaca titiz davranmış olmasından kaynaklanan iyi niyet ama yanlış yöntem seçimi vardı.

Eşim bana göre hayvanlarla daha iç içe ve onlardan korkmayan bir insan. Ben, çocuklarımın kendim gibi olmasını hiç ama hiç istemiyordum. Hakeza eşim de öyle:) Evde hayvan beslemek için çocukların bu sorumluluğu ve algıyı taşıyabilecekleri 4 yaşı bekliyorduk. Ama bir gün yine bir pet shop’ta gezerken aniden, bir anda nasıl olduysa elimiz kolumuz bağlandı. Yarım saat sonra elimizde bir kuş kafesi ve içinde bir kuşla pet shop’tan çıkmıştık. Yıllardır kaç kere girdiğimiz ve eli boş döndüğümüz pet shop’tan artık elimiz fazlasıyla dolu olarak dönmüştük. Bir kuş aldığımızı duyan herkes, 3 tane çocuğun yanında bir de kuşla ilgilenecek olmamıza delilik gözüyle baksa da biz kararlıydık. Kuş ilk geldiği günlerde, biz de tedirgindik aslında. Nasıl bakarız, ne  yediririz, üşümesin, korkmasın vs. bir takım korkularımız mevcuttu. Zamanla hepsini yendik. Ben kuşun beni ısıracağını düşünüp elime almaya çekiniyordum ama korkumu yenip ilk elime aldığım günden sonra ne kadar yersiz bir korkuya sahip olduğumu anladım. Çocuklar da çok sevmişlerdi mavişi ama onlar da oldukça ürküyorlardı. Birkaç gün kafesten hiç çıkarmadık alışsın diye. İlerleyen günlerde kafesten çıkardık. Hepimize konmaya, üzerimizde uçuşmaya başladı ve bize alıştı. Şimdi kafeste durmak istemiyor. Maviş evimize geldiği ilk gün çocuklardaki o ürkeklik kalmadı, ona alıştılar, onu beslemeye ,oynamaya başladılar. Kızım, en korkan o olmasına rağmen “anne biz tatile gidersek mavişi de alalım bizi özler” der bile oldu.

Bir çocuğun insana olan sevgisinin temelini atmak, bir hayvana olan sevgisiyle başlıyor aslında. Onunla arasındaki ilişki; sevmeyi, sevilmeyi, paylaşmayı, bir canlının hayvan da olsa ne kadar kıymetli olduğunu anlamasını, ona asla zarar vermemek gerektiği bilincini, sorumluluk duygusunu aşılıyor onlara. Diğer yandan bir hayvanın da insan gibi sevgiye muhtaç olduğunu, onların da insanlar gibi beslendiklerini, bizim gibi hastalanabileceklerini, özen istediklerini, canlarının acıyabileceğini ve hatta onların da bizim gibi bir anatomik sistemlerinin olduğunu görmeleri, bizzat yaşayarak bu edinimi kazanmaları oldukça önemli.

Çocuklarımıza hayvan sevgisini aşılarken dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar da var:

Bunların en başında hayvanın bir oyuncak olmaması algısı geliyor. O bir canlı ve artık bizimle yaşıyor. Canımız istemediğinde sokağa sahipsizce bırakabileceğimiz, kızınca canını acıtıp, ilgisizce aç, susuz bırakabileceğimiz, elimize alıp sevgi göstermeden kafeste bekleteceğimiz bir süs eşyası değil.

Çocuğumuzu hayvana karşı zorlamamak  diğer bir önemli ayrıntı. Çocuk bu adı üstünde. Elbette ki hiçbir şey yokmuş gibi davranmayacak, ürkecek, korkacak, ellemek istemeyecektir. Hiç zorlamayın, zamana bırakın. Aile ortamındaki aksiyonlardan o da etkilenecek ve korkusu da kırılacaktır. Bunun yanında hayvanlardan hangi durumlarda, nasıl zararlar gelebileceği konusunda bilgilendirmek de gerekir. Hayvanlara nasıl yaklaşması gerektiğini bilmesi açısından bu gerekli.

Çocuklara mümkün olduğunca hayvanlarla bir arada bir yaşam sunmaya çalışmak, onun özgüveni, aile arası iletişimi, ahlaki ve kişisel gelişimi için yadsınamaz bir gerçek.Yapılan araştırmalar da  küçük yaşlarda hayvanlarla bir arada yaşayan çocukların her açıdan, diğerlerine göre daha fazla gelişme kaydettiğini gösteriyor. Şehir hayatında hayvanlarla bir arada olmak, zaman ayırmak zor olsa da, bu zorluğu evde bir hayvan besleyerek kolaylaştırmak mümkün. Ben kendi çocuklarımda gördüğüm farklılık, gelişim ve değişimi izledikten ve bunun keyfine vardıktan sonra hepinize şiddetle evde bir hayvan beslemenizi tavsiye edebilirim.

Bizim için başlangıç kuş ile oldu. Devamı gelecek mi? Elbette. Hatta bu yazıyı seri haline bile dönüştürebilirim:)

Ya siz? Hangisiyle başlamak istersiniz?

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız