Hamilelik & Doğum Kategorisiz Lohusalık Yetişkin Psikolojisi

Emzirmek ve doğum yöntemi kimin kararı?

Uzmanımız diyor ki: Çoğu anne kendiliğinden kendi ve bebeği için en doğru seçimi yapıyor!

5504527538_cf944903e1_zSon günlerde emzirme üzerine olan tartışmaların alevlenmesi üzerine sevgili yayın yönetmenimizden emzirmede mahalle baskısı üzerine yazı yazmam konusunda öneri gelince, ben de çok heyecanlandım. Ve bu konuya sadece emzirme değil, doğum yöntemini de eklemeye karar verdim.

Zaman zaman lohusa kadınlarda gözlemlediğim bir durumdu bu. Çokça duyduğum ifadelerden birkaçı: “Aslında ben normal doğum yapmak istemiştim… Aslında emzirmeyi çok istedim ama emziremedim…” Kimse emzirmek istemedim diyemiyordu çünkü etrafındakiler tarafından yargılanmak istemiyorlardı. Ama bu ifadelerin altında da kadının suçluluk psikolojisinde olduğunu ve emzirmemesi ya da normal doğum yapmaması konusunda bir bahaneye sığınma ihtiyacında olduklarını sezinliyordum. Kaldı ki hormonal ya da anatomik bozukluklardan kaynaklı bazı tıbbi durumlarda bebeğin emzirme yanında yapay beslenmeye de ihtiyacı olabiliyor. Böyle bir durumda olan bir annenin çok yakın bir zamanda bana şu ifadeyi kullandığını hatırlıyorum: “İnternette okuduğum onca blogtan sonra sütüm yetmediğinden mama vermek zorunda kaldığım için kendimi iğrenç hissediyorum”. Emzirmenin güzel yanlarının vurgulandığı çoğu yazı tabi ki anneleri teşvik için çok uygun araçlar ancak tıbbi durumlardan kaynaklı, emzirememenin bir seçim olmadığı durumlarda ise annenin psikolojisini çökerten ve annelik özgüvenini sarsan araçlar olabiliyor bazen.

Her şeyden önce bir sağlık personeli gözüyle, hasta hakları gereği onun seçimlerine saygı duyulması gerektiğinin esas olduğuna inanıyorum. Herhangi bir girişim/durum karşısında “BRAN” kısaltmasından yola çıkarak, mevcut durumu yönetirim.

B- Benefits- Yararları

R- Risks- Riskleri

A- Alternative- Diğer seçenekler

N- Nothing- Hiçbir şey

Anneye/adayına, doğum yöntemi veya baby-21167_1280emzirme konusunda bana görüş sorduğunda onun durumuna özel danışmanlık yaparak, her yöntemin fayda-zararlarını, alternatiflerini anlatır, hiçbir şey yapmadığı takdirde ise olabilecek sonuçları sıralarım. Kararı kendisine bırakırım. Mesela emzirme konusunda, zaten avantajlarını sıralayınca çoğu anne kendiliğinden kendi ve bebeği için en doğru seçimi yapıyor. Ancak etraftan emzirmesi konusunda baskıya maruz kalan annelerde stres düzeyinin artmasına bağlı, süt inme refleksinden sorumlu olan oksitosin baskılanıyor ve stres-sütün inmesini, sütün inmesi de-stresi tetikleyen bir kısır döngü içine giriliyor. Dolayısıyla kadına bu konuda yapılan bir baskı, tam tersi etki gösterebiliyor. Bu durum sıklıkla “sütüm gelmiyor-az geliyor” şeklinde sonuçlanıyor.

Doğum yönteminin seçimi konusunda da danışmanlık yaparken hep bilimsel kuruluşların önerilerini dikkate alırım. Mesela Amerikan Hemşireler-Ebeler Birliği’nin “Her aile insan onuru ve kültürel farklılıkların dikkate alındığı, güvenli ve memnun edici bir doğum deneyimi yaşama ve doğumunu gerçekleştireceği yer konusunda kendi kararı ile özgürce seçim yapma hakkına sahiptir”  ilkesini kullanırım. Bu alıntı evde doğumla ilgili yazdığım Türkiye’nin ilklerinden olan bilimsel bir makalemden alıntıdır. Merak edenler için makalenin tam metni Türk Ebeler Derneği’nin resmi web sitesinde yayınlanmaktadır (Güliz ONAT BAYRAM. Kanıta Dayalı Uygulamalar Doğrultusunda Alternatif Bir Doğum Yöntemi: Evde Doğum). Doğum yöntemi konusunda National Institute for Health and Clinical Excellence (NICE), Royal Australian and New Zealand College of Obstetricians and Gynaecologists (2010) gibi otorite kurumlar da sezaryen isteği olan annenin yarar-zarar-diğer seçenekler konusunda bilgilendirildikten sonra kararın ona bırakılması gerektiğini belirtmektedir.

Toplum sağlığını korumada emzirme teşviki için, annenin kararını aslında gebelik döneminde verdiği görülmektedir. Anne bu kararı verirken etrafındaki rol-modelleri örnek alır. Modern toplumlarda geleneksel toplumlara kıyasla emzirme oranlarının düşüklüğü bu teori ile açıklanmaktadır. Emzirmenin gayet normal olduğu, lohusa bir annenin bebeğini toplumsal alanlarda da besleyebildiği, bu durumun hiç yadırganmadığı, emzirmeye destek verildiği toplumlarda emzirme oranları gayet yüksek. Süt izinlerinin uzun tutulduğu, kadınların toplu alanlarda emzirmesi için emzirme odalarının yapıldığı, kardeşinin annesi tarafından emzirildiğini görerek büyüyen çocukların ileride kendilerinin de aynı davranışı sergiledikleri görülmüş. Dolayısıyla Amerika gibi gelişmiş ülkelerde kamu alanında mahremiyet sağlanarak emzirme teşviki kampanyalarının düzenlendiği günümüzde, ülkemizde asıl tartışılması gerekenin  kamu alanlarında emzirme olmak yerine toplumsal olarak “Bu oranları nasıl arttırırız?”ı tartışmamız gerekir. Ayrıca belki bilmeyen anneler vardır, onlar için belirtmek isterim: Toplum içinde emzirmek için emzirme önlüğü diye bir şey var.

Doç. Dr. Emzirme Danışmanı ve Pilates Eğitmeni Güliz Onat

1981 İstanbul doğumluyum. Liseden beri, doçentliğe kadar hep hemşirelik okudum. Yüksek lisans ve doktoramı Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği alanında yaptım. Nisan 2005'te bu alanda çiçeği burnunda bir doçent oldum. Üniversitede okurken aynı zamanda klinikte de hemşire olarak 5 sene çalıştıktan sonra, İstanbul Üniversitesi hemşirelik ve ebelik bölümünde on sene araştırma görevlisi olarak çalıştım ve ders verdim. Şu anda da bir vakıf üniversitesinde hemşirelik bölüm başkanlığı yapmaktayım. Akademik kimliğim bu şekildedir.

Emzirme danışmanlığı hikayem, bundan beş sene önce bir proje ile başladı. Proje, özel bir sigorta şirketinin doğum yapan poliçe sahiplerine bir promosyon olarak eve hemşire ziyareti göndermesiydi. Projeye “mucizeye dokun” adını vermiştim. Doğumun ve emzirme sanatının bir mucize olmasına atıf yapmak istemiştim. Bu proje kapsamında altı ayda 60'tan fazla ev ziyareti gerçekleştirdim. Aynı zamanda bir “evde hasta bakım şirketi”nin ziyaretçi yenidoğan hemşiresi olarak çalıştım ve bir yılı aşkın sürede 100'e yakın lohusayı evlerinde ziyaret ettim. Böylelikle benim emzirme danışmanlığı hikayem başladı. Piyasadaki çoğu emzirme danışmanı genelde kendi bebeklerini emzirdikten sonra, bu işe merak sararlar ve herhangi bir sağlık personeli ünvanı taşımaksızın bazı kuruluşlardan eğitim alıp, danışmanlık yapmaya başlarlar. Benim öyle olmadı. Bizzat alanda çalıştıktan sonra, annelerin emzirme konusunda ne kadar çok desteğe ihtiyaçları olduğunu anladım ve onlara yardım etmek istedim. Üniversitede hemşire-ebe öğrencilere teorik ve pratik dersler verirken, bir yandan da emzirme danışmanlığı yaparak annelere ve mucizelerine dokunma fırsatı bulmak hoşuma gidiyor.

Doğal doğumun popüler olduğu günümüzde, doğuma yardımcı olacak kasların hazırlanması için bu işin bir ucunda da egzersiz olması gerektiğine inananlardanım. Bu nedenle son yıllarda uğraştığım pilatese hamile pilatesi eğitmenliğini de ekledim. Pilates derslerimi doğum ve gebelik fizyolojisi bilgilerimle birleştirerek, onların mutlu ve keyifli bir doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlamak çok güzel.

www.emzirmedanismanligi.com
www.evdehamilepilatesi.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız