Kadın

Emek-li Bir Kadın Olmak!

Anın, hayatın tadını çıkartmak gerekiyor, hanımlar!

Ruhestand - Rentnerin geht auf WeltreiseÇoğumuzun emekli olmasına yıllar var, biliyorum. Birçoğumuzun da annesi emekliliğinin keyfini torun tombalakla çıkartıyor. Emekli olmak belirli bir süre çalıştıktan sonra işe gitmeme olarak adlandırılacağı gibi; çocukları büyütüp, onların daha yetişkin ihtiyaçları ile uğraşma manasına da gelebiliyor. Her şekilde bir şeye çok fazla verilen emeğe- emeklilik diyoruz.

Emeklerin de karşılığını almayı bekliyoruz; maaşlara girmeden daha düşsel boyutundan bahsetmek de fayda var; Yıllarca çok şey için çabalıyoruz. Kadın olmanın görevi, tanımı, özelliği ve özerkliği bu şekilde hacimleniyor. Ailede, okulda, sokakta, işte, evde her şeyle ve herkesle bir çaba içerisindeyiz.

Annem, yeni emekli olan kadınlar kervanına katıldı. Emekli olduğu gün itibariyle, el işi kursuna yazılıp; yurt dışı planı yaptı. Boş zamanını öldürmek yerine değerlendirmeye koyuldu. Yıllarca, sabah yedi akşam sekiz çalışan biri olarak, inanın çok boş zamanı var. Ev işlerinde de eli hızlı olduğu için “Ne yapsam?” diye düşünmeye başladı.

Emekli olmasıyla birlikte, ufak tefek rahatsızlıkları boy gösterdi. Geçen gün espriyle karışık, “Emekli olduğundan beri her hafta bir kere hastaneye uğruyorsun” dedim. Güldük. Sonra karşılıklı düşünmüşüzdür, eminim. Yakın bir arkadaşını emekli olmasıyla birlikte çok zaman geçmeden kaybetmişti. O gün, onu çok etkiledi. Senelerin Hayriye’si, en rahatlayacağı zamanda daha çok yorulacağı bir hastalıkla boğuşmuştu ve bize veda etmek zorunda kalmıştı.

Bu yüzden emeklilik başka türlü korkuların da başlama evresi. Evine daha çok bağlanmak, çocuklarınla sık vakit geçirmek, hayatın tadını doyasıya almak gibi endişelerin arzuyla baş gösterdiği yıllar…

Çok yoruluyoruz, hanımlar! Çok koşuyoruz, bacaklarımız titrese de soluklanmadan yürüyoruz. Bunu çocuklarımız, patronumuz, kocamız, ailemiz, dostlarımız, komşularımız, çiçeklerimiz ve köpeklerimiz için yapıyoruz… Pek güzel! Ya kendimiz için ne yapıyoruz?

Emekliliğe gidene kadar haldır haldır koşan bacaklarımız, tam “oh be” diyeceğimiz zaman titremeye başladığında zamanı geri alabiliyor muyuz? Ben, daha geri alanını göremedim. Bu yüzden biraz “bencil” olmakta da fayda var. Anın, hayatın tadını çıkartmak gerekiyor, hanımlar!

Bırakın, ev dağınık kalsın. Misafirleriniz, sizi görmeye geliyor; koltuk takımınızda ki leke kimin umurunda! Hem o leke, sağlıklı çocuğunuzun vişne suyu içerken damlattığı leke değil mi? Ne kadar da güzel! En özel günlere sakladığınız yemek takımlarını çıkartın, dolabınızdan! Her gün çok özel, hem siz yemeyeceksiniz o tabakta boş verin komşunuz Ayşe de yemesin!

Eşiniz, koltuğun karşısında mı uyuyor? Orada uyumayı tercih ediyorsa, uyandırmayın bunun için sıkmayın o tatlı canınızı! Koskocaman yatak sizin, tadını çıkartın; özellikle horlamasız gecelerin. Çocuklarınız, sınavlarından düşük not mu aldı? Üzülmeyin, bunlar için de onları suçlamayın! Konuşun, ama “sınav başarısını” hayat başarısı haline getirmeyin! Çocuk bu en nihayetinde, diğerinde düzeltir, öbür sene düzeltir; bir şekilde hayatta düşmeyi ve kalkmayı öğrenir.

Dostlarınıza zaman ayırın! Bırakın bugün de ev süpürülmeden dursun, ölümcül bir virüsün olduğu çatı altında yaşamıyorsunuz, neticede! Yemeğinizi keyifle yiyin, çocuklar gelecek diye acele etmeyin! Onları aç bırakmayacaksınız, siz annesiniz sadece bir dakika bekleyebilirler, değil mi?

Kendinize bakın! Aynanın karşısında yıllardan bu yana artan çizgiler ne kadar da çekici değil mi? Onları, dudağınızdaki rujla süsleyin! Hayat bu, her şeyin karşılığını istediğiniz anlarda vermeyebilir. Boş vermeyin ama çok da hırpalanmayın! Yağmur yağacaksa, yağar… Sokakta yürüyebiliyorsanız ayaklarınızın kıymetini bilin! Size yürümek için yardımcı oluyorlar, halen…

Yazılar yazın, şiirler okuyun, şarkılar dinleyin. Ruhunuzu “yaşamakla” besleyin! Hatta, şimdi kalkın ve bir kahve koyun. Camdan eve, ofise süzülen gün ışığının tadını çıkartın, tüm işler on dakika bekleyebilir ve emeklilik tüm bunlardan dolayı, bir gün geç gelse de kayıp sayılmaz, değil mi?

Yeni yılda,

Sağlık ve şansla kalın.

Ahter Önkaya

Marmara Üniversitesi-Gazetecilik Bölümünden mezun...
Uzun zamandır basın-medya sektöründe çalışıyor...
Bir yayınevinde basın ve iletişim uzmanlığı yapıyor...
Yazıyor,karalıyor,yazıyor,karalıyor...

3 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız