Eğitim Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

Duygularla çekmek ve çevrilmek

Belçika’da çocuk olmak zordu. “Kardeş kardeş oynamak”, “paylaşmak” gibi diğerkâm değerler bireylerin insafına bırakılmış olduğundan, okul teneffüsleri alay edilmek, oyun dışı bırakılmak, boyunun ölçüsünü almak için ideal saatlerdi. 10 yaşıma kadar Türkiye’de öğrenmiş olduğum yöntemleri burada unutmam gerektiği için çocuk olmak bana daha zor oldu: Mahzunu oynayarak istediğimi elde edemedim, ağladığım zaman taklidim yapıldı ve küstüğümde benden özür dileyen kimse olmadı. Öğretmenler, şiddete başvurulmadığı müddetçe çocukların arasına girmediler. İşte bu yüzden, yaramazlıkta sınır tanımayan veletler tanıdım ben.
Ne var ki o veletler, kardeş kardeş yaşayan yetişkinlere evrildiler. Bugün birbirimize destek olmayı ya da bir duyguyu paylamayı seçiyorsak, bunu birinin gözüne girme arzusuyla değil, destek olmanın faydalarını yaşayarak öğrendiğimiz için yaptığımızı görüyorum. Bu arada, yapmadıklarımız için kimse bizi kınamıyor. Onlar iş ortaklarını yakın çevreden değil, yeterliliği olanlar arasından seçiyorlar. Oylarını duygusal konuşmalar yapana değil, mantıklı konuşana veriyorlar.

Oysa Türkiye’de çocuk olmak kolaydı. Düşünmek değil, hissetmekti esas olan. Vatan? Uğuruna canımı vereceğim! Öğretmen? Anam, babam, her şeyim! Kardeş? Her şeyimi feda ettiğim!
İstiklal Marşı’nı okurken en çok ağlayana ödül verildi, alay edenin ağzına biber sürüldü, “o da kardeş” edebiyatı yapıldı, küsenler rüşvetle barıştırıldı. Ağzına vurulan hatasını anla-mış, oyun dışı bırakılan oyuna alın-mış, ağlayan ağlama-mış, küsler barış-mış gibi büyüdük. Uslu, efendi çocuklar tanıdım ben.
Ne var ki o çocuklar, yardım edecek-miş gibi konuşup ortadan kaybolmaktan, yetkin olanı değil tanıdığını işe alan, mantıklı konuşana değil duygularına hitap edene oy veren yetişkinler oldular. Bugün onların kahrını çekip, onlar tarafından çekiştiriliyoruz.

Bu aralar epey karamsarım. Herhangi birinin ya da bir kurumun sağduyudan, bilgi ve prensiplerden şaşmadan işlemesi, duyguları tarafından yönetilen bir toplum içinde mümkün mü dersiniz? Türkiye’nin saygın konuşmacılar listelerinde cüretkâr ve zeki insanların yanı sıra, özel olduğunu söyleyen ve sadece duygulara hitap eden yeniyetmelere de rastlıyorum. Çocuğunu korumak adına yönetime özel kurallar koyduran ebeveynler duyuyorum. Ve merak ediyorum, omurgayı ağıtlara ve mağdur edebiyatına eğmemek mümkün mü?

Test yapalım: Ders sırasında ağlayan, onu gören öğrencilerin de ağlamasına vesile olan bir öğretmen düşünün. Sizin için o an “ne kadar duygulu ve tatlı bir an” mıdır, yoksa “öğretmen nasıl kendini kontrol edemez” diye rahatsız mı olursunuz? Aynı öğretmen ertesi gün kızıp bir öğrencinin kafasına vurursa, bu durumu “ne kadar sert vurduğuna bağlı” olarak yargılayıp affetmeyi düşünebilir misiniz? Yoksa şikâyet mi edersiniz? Merak etmeyin, böyle bir olayı duyma ihtimaliniz düşük. Duygularla çekilip çevrilen çocuğunuz, “öğretmen üzülmesin” diye başına geleni büyüklerine söylemek istemeyecektir.

Yaptığım bütün işler –iletişimcilik, müzisyenlik, grafik tasarımcılık, yazarlık, annelik- duygularla ilgili. Duyguların önemsenmediği, ifade edilmediği bir dünya düşünemiyorum. Ama duygularla yönetilmenin bendeki adı “duygu sömürüsü”dür. Aklı devre dışı bırakmaya teşvik eden bu tutum, üçkâğıda çok açık bir alandır. Köşeye sıkışınca saldırganlaşmayı ya da ağlamayı seçen koca koca insanları yadırgıyor, onlarla empati kuramıyor, yalnız hissediyorum. Düğmesine basınca ağlayan çocukların yetişmesini izlemek kadar, severken zarar veren yetişkinlerle karşılaşmak da son derece yıpratıcı.

Eğer benim gibi düşünüyorsanız ve duygusal olarak çekmekten, çevrilmekten rahatsızsanız, önünüzde zorlayıcı bir yol var. Benim 10 yaşımda tecrübe etmeye başladığım, bugüne kadar yaşadığınız standartları kırmanızı gerektirecek, her yardım isteyenin başına koşmayacağınız, her düğüne yetişemediğiniz için suçluluk duymaktan (ve suçlamaktan) vazgeçmenizi, aşırı korumacı ebeveynliğin karanlık yönünü görüp başka bir yönde emek vermenizi gerektirecek uzun bir yol. Umarım o yola bir an önce girmeyi seçersiniz.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız