Allerjiler Editörün Seçtikleri Röportaj Sağlık

Düşüncelerinizi değiştirin, deri problemleriniz düzelsin!

Nesrin Çakır, zararlı olduğunu düşünerek takıntı haline getirdiğimiz, duygusal tepki oluşturduğunuz ilaçların neden etki etmeyeceğini bize PH dengemiz üzerinden anlatıyor.
Nesrin Çakır

Kapelloji uzmanı Nesrin Çakır, 54 yaşında ve 52 yıldır Almanya’da yaşıyor. Mesleğe 16 yaşında başlamış; düzenli olarak seminerler, konferanslar ve eğitim programlarına katılarak bilgisini geliştirmiş. Çakır, Almanya’da sayıları az olan “renk ve ışık tedavisi” uzmanlarından biri.

Oğlu Erdal’ın dermatit sorununa çözüm ararken doktor doktor gezip, alternatif tedavileri araştıran yazarımız Meftun Kocayakaya’yı Nesrin Çakır ile sanal ortamda buluşturduk. Türkçe bilmeyen Nesrin ile Almanca bilmeyen Meftun arasındaki bağlantıyı, çevirmenliği üstlenen Murat Çakır sayesinde kurduk. Beklediğimize değdi, ortaya yeni bir bakış açısı çıktı. Anne kimliğimizle yaşadığımız çevre içinde “doğru” olarak dayatılan her düşünceyi sorgulamıyoruz çünkü bize ‘doğal’ biçimde ‘doğru’ geliyorlar. Bize dayatılmış bazı düşüncelerin Nesrin’de olmadığını fark edeceksiniz. Bu da hepimize, önemli olanın denge olduğunu hatırlatabilir…

Dermatit ve allerjik bünye ilişkisi tam olarak nedir?
Dermatit derinin içinde oluşur, vücudun kendi etkin maddesidir. Allerji, bir nevi koruma tepkisi olarak ortaya çıkar. Aslına bakılırsa “allerji” olarak ortaya çıkan belirtilerin yüzde 60-70’i gerçek allerji değildir: İnsan bunları kendi tavırlarıyla davet etmektedir.

Allerjik bünyeli her bebek dermatit olma adayı mıdır?
Aslında evet, çünkü bu vücudun bir savunma reaksiyonudur. Şöyle açıklamaya çalışayım: Her ebeveyn bilir; bebekler herhangi bir nedenden dolayı geceleri ağlar veya bağırır. Böylesi bir durumda onunla ilgilenen ebeveynlerden birisi çocuğa isteksiz veya reddeden bir tepkiyle yaklaşırsa, bebek bunun farkına varır ve bebeğin pH-değeri değişime uğrar. Bebek duygusal reddedilmeye konuşarak tepki veremediğinden, vücudu savunmayla, salgılamayla reaksiyon gösterir. Salgılama deri üzerinden olduğundan, bunun sonucu dermatittir.

Düşünce ve duygular, hücrelerdeki pH-değerini değiştirir.

Doğumdan hemen sonra bebeğin yıkanması verniks tabakasına zarar verdiği için mi egzama başlar yoksa tamamen genetik midir?
Öncelikle bunun tamamen genetik olup olmadığını kimsenin kanıtlayamayacağını vurgulamak gerekiyor. Bilimsel araştırmalar, her kuşakta yedi kuşak öncesine kadar farklı kalıtımların aktarıldığını ortaya çıkardı. Hatta sekizinci veya dokuzuncu öncül kuşaktan değişerek gelen genetik bağlantılar da söz konusu. Örneğin saçlar genetik mirasta dökülecek şekilde değil, büyüyecek şekilde aktarılmaktadır. Saçlar vücudun bir parçası olarak zaman zaman değişime uğrarlar. Ancak bu sosyal bir olaydır.

Bir örnek alalım. Çocuklara dişlerini fırçalamaları ve temizlemeleri gerektiği öğretilmek zorundadır. Ebeveynler bunu yaparken, örneğin sürekli sert bir şekilde “şimdi dişlerini fırçalayacaksın, şöyle veya böyle yapacaksın” biçiminde direttiklerinde, çocukta otomatikman savunma reaksiyonu oluşur. Bu da vücuttaki pH-değerini değiştirir. Yani sonuç itibariyle düşünce ve duygular derideki, bilhassa hücrelerdeki pH-değerini değiştirir. Karın ağrısını ele alalım, ki bu rahatsızlığın başladığı yer genelde kafadır. Yani sinir ağı üzerinden etkileşim olur. Bu, aynı evdeki zil gibidir. Aşağıda zile bastığında, yukarıda dairede zil çalar. Duygu ve düşüncelerin vücuda olan etkisi de buna benzer.

Doğumdan sonra bebeğin cildi hassas olduğu için kullanacağı ürünlerin nasıl olması gerekir?
Ürünlerin bebeğin derisindeki pH-değerini etkilemeyecek nötrlükte olmasına dikkat edilmelidir. Parfümlü veya fazla kimyasal katkı maddesi olan ürünlerden feragat etmek gereklidir. Bence hem kullanılan ürün çok az alınmalı, hem de bol su kullanılmalıdır. Aslında bebeği (olanaklıysa yağmur suyu yumuşaklığındaki) ılık suyla yıkamak en doğrusudur.

Dermatiti olan bir çocuğa ayrıca beslenme diyeti uygulamaya gerek var mıdır ve giysileri seçilirken nelere dikkat edilmelidir?
Bebeklere gelişmeleri için gereksinim duydukları besin maddeleri verilmelidir. Ancak burada da duygular ve tavırlar önemlidir. Örneğin çocuğa zorla yemek yedirildiğinde, doğal olarak çocukta savunma reaksiyonu baş gösterir. Keyifle alınan ve zorla yedirilen aynı gıda maddesi bedene farklı etkilerde bulunur. Size birisi zorla bir şeyi yaptırınca, yaparsınız, ama severek yaptığınız gibi yapmazsınız.

Giysilerdeki birçok zararlı maddeyi ilk yıkamada çıkartabilirsiniz.

Başka bir örnekle açıklamaya çalışayım: Şu soruyu soralım: Bir insan ne zaman hastalanır? Hastalığı fark ettiğinde mi, yoksa daha önce mi? Örneğin herpes veya uçuk, kişinin korkmasıyla tetiklenir. İnsan korkunca tavrı değişir ve bedeni etkilenir. Veya sokakta herhangi bir tanıdığınızı görüp, “hayrola, iyi misin, hasta gibi görünüyorsun” derseniz ve bunu bir kaç kişi daha o kişiye söylerse, o kişi hasta olmasa da kendini hasta hisseder veya en azından baş ağrısına yakalanır.

Giysilere gelince; tekstil ürünlerinin üretiminde kullanılan biyositler, pestisitler, formaldehit veya ağır metaller giysilerdeki zararlı maddelerin sadece birkaçıdır. Bunlar bilhassa bebek cildini, gerekli olan savunma maddeleri henüz oluşmadığından ve daha ince olduğundan, yetişkinlerin cildinden daha fazla etkiler. Genellikle de allerjik reaksiyona yol açabilirler. O nedenle kalite kontrolünden geçmiş ve organik pamuktan üretilmiş giysilerin alınması salık verilmektedir. Yeni alınan bir giysiyi çocuğa giydirmeden önce mutlaka, ama mutlaka yıkamak gerekir. Bir çok zararlı maddeyi ilk yıkamada çıkartabilirsiniz. Kaşındırıcı ve sert kumaşlardan da kaçınmak yerinde olur.

Temizlik hastası ebeveynler çocuklarının vücuduna zarar verirler!

Dermatiti olan çocuklar ne sıklıkta yıkanmalı ve duştan sonra hangi ürünler kullanılmalıdır?

İnsan ve hayvanların biyolojisi, vücudun temizlenmesini öngörmektedir. Çünkü derimiz salgılama organıdır, zararlı maddeleri dışarı salgılar. Ancak temizlenme meselesi de duygu ve düşüncelerle kontrol edilebilir. Örneğin bir insan “ben günde en az iki kere yıkanmalıyım” dediğinde, otomatikman kafa derisinden zararlı maddeler çıkartılır. Böylesi bir yaklaşım kural hâline getirilirse, vücut bunu sürekli tekrarlar. Veya başka bir örnek: 5-6 yaşında bir çocuk dışarıda oynadıktan sonra eve geldiğinde anne veya babasının “aman bu ne hâl, kirlenmişsin hemen yıkan!” emriyle veya kızgınlıkla karşılaşınca, çocuğun bedeni, bilhassa karaciğeri ve safra kesesi reaksiyon gösterir. Bu reaksiyon negatif etkilere yol açar. Ama çocuk evde hoş ve güleryüzle karşılanınca bedeninin vereceği tepki tamamen farklı olur. Burada önemli olan tavırlarımızla vücuttaki pH-değerini değiştirmemizdir. Şöyle açıklayalım: asit vücuda girer. Asidin gittiği yere su çekilir. Bazlar ise vücuttan çıkar, gaz veya iltihap tetikleyici olarak. Zaten iltihaplar vücudun zararlı maddeleri dışarı atma çabasıdır, ki bu iltihapları hayli problematik yapar. Ama zararlı maddeleri önceden alıyoruz ve salgılıyoruz. O nedenle zorlama yapmayın. Yaşam, yaşamak güzel şeydir. Gülmek önemlidir. Gülümsemeyle başkalarını bile etkileyebilirsiniz, sadece kendi bedeninizi değil.

Kimyanız, siz neye inanıyorsanız onu yapar!

Dermatiti olan çocuklara allerji testi yapmaya gerek var mıdır? Çevrede birçok allerjen varken, allerji testi yaptırmak ne kadar anlamlıdır?

Allerji testi konusu gerçekten tartışmalı bir meseledir. Örneğin birçok insan “kimyasallara karşı allerjim var” demektedir. Ama bir elmayı ele alalım: Elma dalında önce yeşil ve ekşidir, dört veya altı hafta sonra kırmızılaşır ve tatlılaşır. Bu bir kimyasal reaksiyondur. Demek ki kimyasala da ihtiyacımız var ve kimyayı kabullenmek zorundayız! Ama şuna veya buna allerjik reaksiyon gösterme korkusu olursa, vücut bundan etkilenir ve o ya da bu organa “koruma maddesi oluştur” emrini vermiş olursunuz. Böylece beden, allerjiyi engellemesini istediğimiz hormonları üreterek reaksiyon gösterir. Ancak bu hormonlar da sonradan vücuttan dışarı salgılanmak zorundadırlar. Kibrit tehlikelidir, ama kibrit kutusuna sürüldüğü zaman! Durdukları yerde tehlikeli değillerdir. Allerjiler de böyle bir şeydir. Çoğu insan allerjileri kendine çeker.

Başka bir örnek vereyim: Yoğurt gibi ürünlerde insanlar kullanma süresine dikkat eder. Bu da sosyal bir etkilenmedir. Kullanma süresi geçmiş olan ürünlerin vücuda zarar vereceği düşünülür. Halbuki kullanma süresini uzatan natriyumfosfat gibi konservasyon maddeleri vücut için zararlıdır. Bu maddelerin zamanı geçtikten sonra ürünlerin kullanılması, vücuda ilaç etkisi yapar, çünkü yararlıdır. Çünkü aldığımız besin vücutta çürümelidir ki, sindirme organları besin maddelerini parçalayıp, gitmesi gerekli olan organlara gönderebilsin. Yoğurdun kullanma süresinin geçmesini bilinçli olarak bekleyen bir kişinin vücudu bu besini almaya hazırlanır. Ancak kafasında kullanma süreleri geçmiş ürünlerin tehlikeli olduğunu düşünen kişiler otomatikman vücutlarında bu ürüne karşı savunma pozisyonu oluştururlar ve sonucunda allerjik reaksiyon gösterirler. Nasıl kazanacağınızı bildiğiniz oyunu rahat oynarsanız, size yarayan maddeleri almaya hazır olduğunuzda vücudunuz buna pozitif reaksiyon gösterir. Sonuç itibariyle vücudunuz istediğinizi yapacaktır.

Dermatiti olan çocuklar ayrıca astım adayı mıdır ve dermatit ilerleyen yaşlarda geçer mi?

Dermatitin ilerleyen yaşlarda geçmesi olanaklıdır. Dermatiti olan bir çocuğu ele alalım ve çocuğa bizim kullandığımız ‘buruklandırıcı’yı derisine sürelim. Bu krem sürme işleminin kendisi, yani kremi derisini okşayarak sürme işlemi rahatlatıcı etkide bulunur. Rahatlatıcı duygunun kendisi önemlidir. Çünkü buruklandırıcının yani kremin kaşınmayı durduran ve deriyi yumuşatan etkisi, vücudu rahatlatır. Çocuk, derisindeki kızarıklıkların azaldığını görür ve bunun pozitif etkisi iyileşmeyi hızlandırır. Astım konusunu ise bir uzman doktora danışmak daha doğru olacaktır.

Meftun’un oğlu Erdal’ın dermatiti

Oğlum üzerinden bir soru sormak istiyorum size. Atopik dermatiti var ve resimlerde görüldüğü gibi yaralar oldu bu yaz. Doktora götürdüğümüzde pek çok şey allerji yapmış olabilir dedi. Küçük bir böcek ısırığıyla bacağı ciddi anlamda şişti. Yanımızda sürekli bulundurabileceğimiz krem var mıdır? Ayrıca doktorumuz allerji için ağızdan ilaç da verdi. Bu gibi durumlarda egzaması, dermatiti olan çocuklar ağızdan da ilaç almalılar mı?

Böcek ısırıklarına karşı ben Fenistil kremini kullanıyorum. Ama bunu da bir doktora sormakta yarar var.

İlaç konusuna gelince, burada ilkesel olarak dikkat çekmemiz gereken yine tavırlarımızdır. Örneğin bir çocuk bonbon gibi şekerleri seviyorsa ve annesi “ama fazla şeker zararlıdır” diye onu telkin etmeye çalışıyorsa, hastalandığında ise bonbon türü bir ilacı verdiğinde ne olacak? Bu ilacı çocuğun bilinçaltı reddedecektir.

Bunu bir müşterimizin örneğinde açıklamaya çalışayım. Bir kadın müşterimiz neo-dermatiti olan ilkokul çağındaki kızıyla bana gelmişti. Kızcağızın öğretmeni “sürekli kaşınıyorsun, artık bunu görmek istemiyorum, kaşınmayı kesmezsen, seni engelli okuluna gönderirim” diye tehdit etmiş. Annesine, bu yaşlarda çocuğa balık yağı vermek gerekir dediğimde, annenin tepkisi “kesinlikle balık yağını yutmaz, iğrenir” oldu. Annesini dışarı yollayıp, küçük kızla konuştum ve sordum: “Okulundan, sınıfından memnun musun? Arkadaşlarından ayrılmak istiyor musun?” diye. O da, “memnunum, kalmak istiyorum” dedi. Bunun üzerine ona balık yağının kendisine iyi geleceğini, hemen burada deneyebileceğini söyledim. “Ama her şeyi kendin istemeli ve yapmalısın” diye ekledim. Çocuk şişeyi açtı, bir kaşık aldı ve yuttu. “Pek de fena değilmiş” dedi. Annesi geldiğinde şaşırdı. Çocuğa, annesine göstermesini istedim. Çocuk şişeyi açtığında, annesi bağırdı, “aman yerleri kirleteceksin, dikkat et!”. Sanki yere balık yağı damlaması, çocuğun neo-dermatitinden daha önemliymiş gibi. Müdahale ettim ve çocuk bir kaşık balık yağı daha içti. Altı hafta sonra, yaptığımız bir osmozun (zararlı maddeleri gözeneklerden çeken, gözeneklerdeki ve venöz bölümlerindeki kalsiyum artıklarını çözerek metabolizmayı iyileştiren bir işlem) da etkisiyle, çocuğun kaşıntıları önemli ölçüde azalmıştı. Sonuç itibariyle çocuğa yararlı ilaçlar alma konusundaki tavrımız belirleyici olmaktadır. Bu genel olarak bütün ilaç verme çabalarımızda dikkat etmemiz gereken bir husustur. Çünkü pH-değerinin düzelmesi kafada gerçekleşmektedir. Davranışımız çocuğun duygu ve düşüncelerini olumlu ya da olumsuz etkiler ve bu da iyileşme sürecine etkide bulunur.

Bu arada özellikle bebeklere balık yağı verilmesinin olmazsa olmaz bir koşul olduğu inancındayım. Bunu da belirtmek isterim.

Zararlı olduğunu düşündüğünüz ilaç, sizi iyileştiremez

Dermatite sebep olan alerjeni bastırmak dermatiti engeller mi? Bu amaçla verilen kortizonlu kremler ne kadar süre ile çocuklarda kullanılabilir? Ayrıca annelerin hijyen takıntılarının allerjiler gibi sorunları arttırdığı söyleniyor, siz ne diyorsunuz bu konuda?

Genel olarak önce şunun altını çizmek gerekiyor: Kortizonun zararlı olduğunu düşünürseniz, kortizonlu ilaçların size iyileştirici etkisi olmaz, çünkü vücudunuz düşünceniz çerçevesinde çoktan savunmaya geçmiştir bile. Sonuçta ilaçlar bedenin iyileşme yetisini destekleyen yardımcı araçlardır ve bu biçimde görülmelidirler.

Tüm takıntılar sorun yaratır.

Sadece hijyen takıntısının değil, genel olarak takıntıların sorun yaratıcı olduğunu görmemiz gerekir. Bir kere İstanbul gibi bir kentteki evde bulunan bakteri florası ile herhangi bir köydeki evde bulunan bakteri florası birbirlerinden farklıdır. Ama genel olarak yaşam boyunca vücudumuzun öğrendiğini ve kendisini koruyacağı maddeleri tanıması gerektiğini bilmeliyiz. Sürekli steril bir ortamda büyüyen bir çocuğun vücudunun kendisini yaşamı boyunca karşılaşacağı zararlı maddelerden koruyabilmesi için gerekli olan bilgiyi nasıl alabilecektir? Elbette büyük kentlerde de temizlik önemlidir, ancak temizliğin de belirli bir denge çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Hijyen takıntısı bence sorunları çözmek yerine, çoğaltmaktadır. Asıl önemli olan çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve yaşama olumlu bir bakışla eğitilmeleri, büyütülmeleridir. Unutmayalım; yaşamak güzel şeydir. Çocuklara aşılamamız gereken temel öğreti bence bu olmalıdır.

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız