Anne Gündemi Ebeveynlik Editörün Seçtikleri Kitap

Doğu ile Batı arasında…

Kitabını beğendiğim bir yazarın diğer kitaplarını da takip etme huyum vardır. Yazara bir kere ısındım mı, bütün kitaplarını okuma isteği doğar içimde. Hele söz konusu annelikle ilgili bir kitapsa, yazarın her sene bir kitap yazıp beni fevkalade mutlu etmesi için dua bile ederim. İşte bu yazarlardan biri de, Gülüş Türkmen.

Alternatif Anne’nin kurucusu Gülüş’ le tanıştığımızda anneliğe ve hayata bakış açısını sevmiş, “kendimden bir tane daha buldum” diye düşünmüştüm. Gülüş ‘ün ilk kitabı “Anneliğin Ötesinde” ile ilgili naçizane  değerlendirmelerimi  burada bulabilirsiniz.

Gülüş’ ün yeni kitabı “Annelik Haritası“, altı ana bölüm ve bir son sözden oluşuyor.
Beşinci bölüm, haritayı uygulama yöntemleri ve sistemiyle ilgili ayrıntılı yol gösterme amacı taşıyor ve bambaşka bir yazının konusu olmalı.
Bu yazının konusu olan kitabın diğer bölümleri ise, çocuk yetiştirme rotanızı belirlerken nelere ihtiyaç duyabileceğinizi anlatıyor.

Gülüş Türkmen, bir yandan annenin annelik serüveninde karşılaştığı girdaplara ışık tutarken, diğer yandan Doğu ve Batı arasında kalmış toplumumuzun sorunlarına farklı bir bakış açısı getirerek, nerede durduğumuza dair bize bir ön fikir kazandırıyor.

Kitapta karşılaştırmalı fikirler var. Çoğu yerde “Aaa, tam da beni anlatıyor!” ya da “Evet ya, neden bunu hiç düşünemedim ki?” diyeceğinize eminim.

“Bu topraklarda çocuklarına kurallara uymayı öğretmeye çalışan bir annenin en büyük sıkıntısı da, kendini ve çocuğunu onlara uyma mecburiyetinde hissetmeyen ya da kendilerinde kurallara müdahale etme hakkını gören başka anneler olur. Onlar hem kurallara uyan aileleri haksızlığa uğratır, hem de kuralsızlığı öğrettikleri için uzun vadede kendi çocuklarına da söz geçiremeyip kendilerini mağdur ederler.”

Dikkatimi çeken bu paragraf, benim de muzdarip olduğum sorunlardan birine işaret ediyordu: Son zamanlarda annelerde bir kuralsızlık, çocukları üzmemek adına fazlaca serbestlik eğilimi var. Kuralcı annelere ise, otoriter hatta diktatör yaftasını yapıştırıyorlar. Halbuki insan sosyal bir varlık ve sosyal yaşam içerisinde uyması gereken en azından görgü ve ahlak kuralları var. “Kural” kelimesi can sıkıcı bile gelse yaradılışın olağan durumu bu. Yoksa dünyada yaşamamız, hayatımızı idame ettirmemiz ya da insan haklarından bahsetmemiz mümkün mü?
Ben kuralcı bir anneyim ama diktatör bir anne değilim. Bu ikisi arasındaki ayrımın farkındayım ama başkaları tarafından ikincisi gibi algılanabiliyorum. Evdeki kurallarımız, hayatımızı kolaylaştıran ve çocukların sosyal ortamlarda zorluk yaşamalarını bertaraf eden kurallar.

“Çocuk yetiştirme üzerinde o kadar çok düşünülmüş, o kadar çok fikir üretilmiş ki sonunda herkes bir köşe tuttuğunu zannederken bir de bakmışlar ki… meğer dünya yuvarlakmış!”

“Doğru ile yanlış, iyi ile kötü, siyah ile beyaz, bir noktada birbirine karışıyor…”

Kitaplar, kendi doğrumuzu bulmaya çalışmakta bize yardımcı olsunlar, ikilemlerimizi çözsünler, bakmadığımız taraftan bir ışık yaksınlar diye varlar zaten…

Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler?” atölyesini çok sevmemin özel bir nedeni var: Bütün ekoller “Çocuğunuza bağırmayın”, “Stresinizi Çocuğunuza yansıtmayın” gibi insanüstü gayret gerektirecek vaazlar verirken, onlar “Bağırırken ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun” diyor. İşte bu, bağırma eyleminin bütünüyle değil, göreceli biçimde zararlı olduğuna işaret ediyor. Elbette asıl amaç sesimizi yükseltmemek ama kızgınlık da dünyevi ve bazı durumlarda gerekli bir duygu.” 

Hangimiz çocuğumuza bağırmadı? Tüm anneler çocuğuna bağırmamak için elinden gelen baskıyı kendi üzerinde kurmuyor mu? Bu baskı, daha sonra çok daha büyük patlamalara yol açmıyor mu? İnsana özgü olan kızgınlık duygusunu olağan şekline bırakıp da , ağzımızdan çıkana dikkat ederek davransak çok daha doğal olmaz mı?
Ben çocuğuna hiç bağırmayan bir anne değilim, elbette ki bağırıyorum ama her seferinde bunu ayarlamaya çalışıyorum. “Çocuğuma hiç bağırmıyorum” diyen anne de bana inandırıcı gelmiyor açıkçası. Normal olan öfkenin içerde birikerek büyümesi değil, dışarı atarak ‘relax’ hale geldikten sonra nötr bir şekilde devam edebilmek bence. Çocuklarımıza elbette ki keşke hiç bağırmasak, ama bu mümkün değilse de lütfen kendinizi ortasından sıkılmış bir balona çevirmeyin derim.

“Dünyaya açık bir alanda kendi dilimizde yayın yaparak kendimiz, çocuğumuz ve ailemiz hakkında bilgi alışverişi yapıyoruz. Her anne kendi hikayesini anlatıyor” derken Gülüş, blogger annelik ve babalığa da değiniyor kitapta. Hepimizi sarıp sarmalayan sanal baskı ve sanal bilgi kirliliğinin esiri olmuş durumdayız. Neredeyse kan çıkacak aramızda! Herkes kendi çocuk sevgisini, kendi yöntemini ispatlama peşinde. “Nedir ki derdimiz?” diyesi geliyor insanın. Ne paylaştığımız onca sanal sevgi fotoğrafı, ne de yazılan sevgi dolu anılar sevgimizi ispatlayabilir. Çünkü bir ispata ihtiyacımız yok! En büyük ispat sol tarafımızda… Onu bari rahat bırakalım, tadını kaçırmayalım bu işin. Bu sanal baskıdan da bir an önce kurtulalım ki sevgimiz de özüne dönsün, olması gerektiği haline ve yerine…

Hepimiz en doğal annelik kaygılarını taşıyoruz. Kaygının aşırılığı, işlevselliğine ket vuruyor. Anneyi içinden çıkılmaz bir fobik hale sokuyor. İşte o durumda kendimize sormamız gereken bir takım sorular olmalı . Buyrun kitapta o soruları dinleyelim:

“Ya ben çocuğum için en iyisini yaptığıma inanırken bilmeden ve istemeden onun ruh ya da beden sağlığını tehlikeye atıyorsam? Ya onu kendi çıkarlarım ve arzularım doğrultusunda yönlendiriyor, kendi hayat çizgisini çizmesine engel oluyorsam?”

Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda hepimiz ayrı bir titiz davranırız. Doktorlara kızanlar, sürekli hata arayanlar, mucize bekleyenler, müşteri mantığına bürünenler, ne yapması gerektiğini bilmeyenlerle doludur etrafımız. Kimimiz tıp bilimine aşırı bağlıdır, kimimiz alternatif tıbba yönelir, kimimiz ise ikisinin dengesini kurarak mantığına uyanı denemeye çalışır. Tam bu noktada kitapta da bahsedildiği üzere;

Biz annelerin belki en büyük yükümlülüğü, daha sağlıklı bir nesil yetiştirmek için duygu ve düşüncelerimizi dengelemeye çalışmak”

Ve gelelim “Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik” bölümüne. Bu tabiri Gülüş’ten ilk duyduğumda çok hoşuma gitmişti. Hem iyi ebeveyn olmak, hem de bunun sürdürülebilirliğini devam ettirmeye çalışmak zor ama bir taraftan da -ebilir olması dolayısıyla çaba anlamı taşıyan, yumuşak bir ifade geliyor bana. İyi ebeveynliğin tabirini hepimiz kendimize göre çizebiliriz ama hepimizin bu tanımda buluştuğu ortak nokta kitaptaki

“Çocuk yetiştirme meselesine önyargılarını askıda bırakarak yaklaşan herkesin – hangi kültürden ve inançtan olursa olsun- bir denilen aklın yolunu bulabildiğini düşünüyorum. Sınırlar ve iyi niyet çerçevesinde herkes farklı bir yoldan aynı yöne ilerliyor aslında”

“Anne, baba veya herhangi bir kurum, kendi beklentileriyle uyumlu birer birey yetiştirmek adına çocuğu istismara varan bir davranış içinde büyütme hakkına sahip olmamalılar”

cümleleriyle bağdaşmalı.

Kitabın “Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik”  bölümündeki  13 madde kısaca bize hangi yolları takip edersek doğru bir sonuca ulaşacağımızı oldukça açık bir şekilde ifade ediyor:

  • Hangi yönde emek verdiğimizi sorgulayalım     
  • “Annesi” olalım
  • Annelik tarzımızı planlayalım                                               
  • Pragmatik olalım     
  • Çocuğa gerçek dışı bir dünya sunmayalım      
  • Çocuğun duygusal yükünü azaltalım
  • Babaya rolünü iade edelim
  • Hem sevelim, hem sayalım
  • Stresi dost bilelim
  • Bilmediğimizi, yanıldığımızı ifade edelim
  • Ve bazen özdür dileyelim
  • Çocuğu değil, düşüncemizi etiketleyelim.           
  • Çocuğumuz, vitrinimiz değildir

Kitaptaki “Annelik Haritası” kısmını ayrı bir yazıda incelemek istiyorum. Kitaptan alıntılarla, kitap hakkında bir fikir edinmenizi, kendinizi sorgulamanızı ve yeni şeyler öğrenmek için kitapla bağlantı kurabilmenizi sağladıysam ne mutlu bana. Başucu kitaplarından biri yapabilmenizi  gönülden isterim. İyi okumalar…

Ayşegül Uysal

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Merhaba, kitabı az önce bitirdim ve alternatif.anne web sitesine ilk defa girdim. Gülüş hanım’ın ilk kitabını okuduktan hemen sonra başladım kitaba, gerçekten beğendim. 28 aylık annelik deneyimlerime isimler verdim sayesinde. En kısa zamanda da “Nasıl konuşursam çocuğum beni dinler” atölyesine katılmak istiyorum. Sormak istediğim şu ki, annelik haritasını kendi başıma deneyimlemeden kitabı bitirdim 🙂 Diyeceksiniz ki okumuş sayılmazsın o zaman. Kitap okumaya kızımın sadece uyuduğu zamanlarda vakit bulabilen anne olarak bu haritayı kendime çıkarmak, çıktılar asetatlar almak için ekstra ekstra zaman ayırmam gerek gibi görünüyor. Bu anlamda annelere ne tavsiye edersiniz? Aa bunu direkt Gülüş Hanım’a da sorayım aslında 🙂 sevgiler..

    • Değerli Eda hanım,

      Yorumunuzu okudum ve çok mutlu oldum. Türkiye’nin her yanından ve dışından insanlar bu haritayı deneyimleyebilsinler diye kitaba talimatları ekledim. Ancak haritayı kitap üzerinden uygulamak, sadece yazılı talimatları takip edebilen okurlara kolay geliyor. Bence en sağlıklısı konuya halim bir koordinatör eşliğinde yapılması. Ankara’da iseniz benimle kolayca buluşabilirsiniz. Diğer şehirlere uğradığım zamanlarda bireysel Annelik Haritası çalışmaları yapıyorum. Beni sosyalmedya hesaplarımdan takip ederseniz eminim umarım fırsatı buluruz. Sevgiler,

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Tümünü Gör