Çocuk Kültürü Röportaj

Doğamızı tanıma atölyesi: Usturlab

Milyonlarcayız yeryüzünde. Ve hepimiz farklı bir dünyayız. İsteklerimiz, hissetiklerimiz, düşündüklerimiz… Böyle düşününce içimde sayısız renklerin bulunduğu bir gökkuşağı açıyor. Her çizgisinde çocukların mutluca oynadığı. Gökkuşağı deyince, acaba kaç çocuk gökkuşağının nasıl birden bire belirdiğine şahit oldu. Kaçı bir tohumu toprağa ekip yeşermesine tanık oldu? Kaçı yanı başında her gün önünden geçtiği selvi ağacıyla selamlaşıyor?
Her yer beton yığınlarıyla doldu. Bizim çocukluğumuza benzemiyor bu çocukluk. Bahçemizdeki dut ağacı en yakın arkadaşımdı. Ona bir şarkı bile yapmıştım. Şimdiyse çocukların en yakın arkadaşları tabletler ve televizyonlar…

Doğayı tanımakta kendim bile güçlük çekerken çocuğumla ne yapacağım diyorsanız, size yardımcı olacak atölyeler var. Bunlardan biri Usturlab Atölye.İstanbul’un üç ilçesinde uzman biyologlar eşliğinde doğada yaparak, yaşayarak bilimsel gözlemler ve tabiat günlüğü tutma gibi etkinlikler yaparak 6000 çocuğa ücretsiz doğada bitki eğitimi veren bu atölyeyi tanıyalım.

 

Usturlab ne demek?

Avusturya’da illüstratör olan Güliz Turan Hanım ile yaptığımız konuşmalarda astronomi ile ilgili çeşitli isimler üzerinde durduk. Onun teşviki ile Usturlab ismini seçtik. Bizi buna yönlendiren şey usturlabın bir yön bulma aracı ve analog bilgisayar olmasıdır. Örneğin; şuan tüm GPS sistemleri çökse gemiciler usturlab aracılığı ile yollarını tayin edebilirler. Bu alet medeniyet ve bilim tarihimiz açısından çok önemli. Biz de çocukların kendilerini keşfetme sürecinde yön gösterici olmayı arzu ediyoruz. Kendi içlerindeki cevheri keşfetmek için bir araç olmak istiyoruz. Bu yüzden de Usturlab isminde karar kıldık.

Bu maceraya nasıl atıldınız?

Ben (Sümeyye Ceylan) Viyana’da lisans ve yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Orada 9 yıl yaşadım. Oğlum Mehmet Selim doğmadan önceki 5-6 yılda o şehrin bir anne ve engelliler için ne anlam ifade ettiğini bilmiyordum. Ne zaman anne oldum işte o zaman şehrin ne kadar çocuk dostu bir şehir olduğunu anladım. Her yerin çocuklara ve engellilere uygun şekilde tasarlandığını farkettim. Bebek arabası olan annenin ve engellilerin şehirde çok rahat bir şekilde hareket edeceğini anladım. Özellikle Viyana Üniversitesi’nde ufak ücretlerle çocuğunu kreşe emanet edebileceğini, üniversite içinde bebek bakım odası olduğunu gördüm. Okulun merdivenlerinin bile engelli birinin geçebileceği şekilde tasarlanmıştı. Bütün bunların bir düzen halinde işlediğini farketmek, beni çok etkiledi. 2012 yılında ,Türkiye’ye döndüm. Çocuğu olan bir annenin İstanbul’da çocukla toplu taşımayı bırakın, kaldırımda bile yürümesinin mümkün olmadığını fark ettim. Bir şekilde bu şehrin çocuklara, annelere, engellilere uygun tasarlanmasını düşünmeyi bir yana bırakın sağlıklı bir insana bile uygun olmadığı gerçeği bir tokat gibi yüzüme indi. Özellikle çocuklar ve aileler için alan açılması için neler yapılabilir diye kafa yormaya başladım. Fakat ben matematikçiydim, bir  şehir planlamacısı deği. Ben ne yapabilirim diye düşündüğümde şehrin anneler ve çocuklar için daha yaşanılır hale getirilmesinde çeşitli sosyal kurum ve belediye gibi kuruluşların yaptığı çalışmaların bilim ayağını destekleyecek bir oluşum, bir iş kurmayı düşündüm. Bu noktada 15 yıllık arkadaşım Zeynep Handan Aydoğan ile fikirlerimi paylaştım. O da benim

le aynı hisleri paylaşıyordu beraber napalım diye düşünürken bu arayış içinde Usturlab kuruldu. Avusturya’da astronomi eğitimi almıştım. Önceden Türkiye’de Zeytinburnu Belediyesi’nde  4 yıl boyunca yaz aylarında 5000 çocuğa Astronomi atölyeleri yapmıştım. Bu sebeple ilk işimiz Uzayda Uçan Şantiye isimli temel astronomiyi çocuklara öğreten ve sevdiren bir atölye tasarlamak oldu. Zeytinburnu ilçesinde 1500 çocuğa, Bahçelievler’de 1800 çocuğa eğitim verdik. Bu süre sonunda Eyüp Belediyesi için Ali Kuşçu Uzay Evi projesini gerçekleştirdik. Kurulduğundan bu yana geçen 1,5 yıllık süre içinde Ali Kuşçu Uzay Evi 15000 in üzerinde çocuğa Evrenin kapılarını aralayan sıcak bir Astronomi Merkezi haline geldi.

Lise yıllarımdan beri eğitim sisteminden rahatsızlık duyuyordum. Hep çok zeki çok akılı ama çok soru sorup çok konuşuyor denilen bir çocuktum. İlkokuldayken ansiklopedi okurdum. İçimdeki merak duygusunu bu şekilde gideriyordum. Çocukların merak edip sorular sorduğu, sınıfların uğultulu olup konuştukları okullar olsaydı diye hayal ediyordum. Doktoraya başladığımda neden bu okulu ben kurmayayım düşüncesiyle Usturlab ortaya çıktı.

Usturlab’ı çocuğum gibi görmüyorum. Usturlab’ın şuan geldiği noktaya bu kadar çabuk geleceğini tahmin etmezdim. Çok güzel geri bildirimler alıyoruz, dualar iyi dilekler. Ben kendimi Usturlab’ın bir çalışanı olarak görüyorum Usturlab’ın bir felsefesi var ve ben kendimi o felsefeye hizmet eden biri olarak yani Usturlab’ın bir parçası olarak görüyorum ve birlikte Usturlab için onu büyütmek için çalışıyoruz. Beraber çalıştığım yol arkadaşlarımı da ailem gibi görüyorum. Ortağım Zeynep Handan, Orman Kaşiflerini ve Bilim atölyelerinin temel kurgusunu birlikte tazdığımız Viyana Üniversitesi’nden Mikrobiyolog dostum Betül Uluca, EN baştan beri sanatsal dokunuşu ve naif ruhu ile her türlü tasarım ve uygulama işimizde yanımızda olan Güliz Turan, Kurumsal iletişimimizi ve daha bir çok şeyi sırtlamış olan Ayşe Rümeysa Muş, 1 yıl önce aramıza katılan Orman Kaşifleri Koordinatörümüz Ayşegül Güner, Astronomi Koordinatörümüz Reyhan Çelik ve Fizik Kimya Biyoloji, Astronomi atölyelerimizde canla başla çalışan genç bilim insanı arkadaşlarımız hepimiz ülkemizde bilimin çocuk yaşta sevilip yeşermesi için canla başla çalışıyoruz.

Biz doğuştan tüm insanların etrafındaki çevreyi tecrübe ederken aslında birer bilim adamı gibi öğrendiğini düşünüyoruz. Fakat eğitim sisteminde sanki karşıdaki birey hiçbir şey bilmiyor, bir düşüncesi yok, sen benden öğreneceksin, ben seni doğru yola götüreceğim gibi bir sistem algısı var. Dikte edici bir öğretmen var. Çocuklara sessizce dikte edilileni öğrenmesi beklenilen bir topluluk olarak bakılıyor. Bizim için fizik, kimya, biyoloji dünyayı görme yolu. Bilim onu anlamdırma şekli. Bir ortamda gelişen bazı olayları anlamlandırmak için bir şeyler yapıyoruz ve buna fizik dioruz. Canlılara bakıyoruz ve onları türlere ayırıp inceliyoruz sonra da buna biyoloji diyoruz.. Çocuklar da aslında bunu yapıyor. Örneğin Orman Kaşifleri atölyemizde çocuk böceği gördüğü zaman neden burada diyor. ‘Neden’ sorusunu soran tek canlı insan. Zaten neden sorusunu sorduğu için felsefe, sanat üretiyor. Biz bu soruların peşinde kendimizi anlamlandırmak için bilim yapıyoruz. Usturlab olarak bilime bakışımız, bilimin dünyayı  algılamak  için çizdiğimiz bir yol ve onu anlamladırma biçimi olarak kabul etmemiz. Bilimi yaşayan bir şey olarak görüyoruz. Bizim bilim anlayışımız bu. Bu tarz bir bakışa özellikle 21.YY’da yaşayan bir insanın çok iyi sahip olması lazım. Bir zanaatkar da olsanız, filozof, ekonomist, siyasetçi veya evhanımı, böyle bir bakışa ihtiyacınız var. Etrafını tanımayan bilmeyen insan onu çok hoyratça kullanabilir. Son 200 yılda dünyayı getirdiğimiz hale baktığımızda bunun ne kadar acı sonuçlara sebebiyet verdiğini görüyoruz. Yağmur ormanları yok oluyor, içme sularımız tükeniyor, kutuplar eriyor, mevsimler değişiyor, tarımı bozduk. Gerçekten günümüz bilimini iyi anlayan ve etrafındaki kaynakları verimli bir şekilde kullanıp sürdürülebilir bir dünya inşa edecek bireyler yetiştirmemiz gerekiyor.

Ne tür faaliyetleriniz var?

İki söz faaliyet alanımızı belirliyor diyebiliriz.
İbn-I Sina ‘nın ‘Bilim ve sanat itibar görmediği toplumları terkeder.’ Sözünü üklemizin yakın tarihinden yaşayarak görmemizden ötürü motive edici bir ifade olarak görüyoruz. W. Durrant’ın ‘ Bilim, felsefe ile başlar ve sanat ile biter’ sözü ise bir atölyeyi tasarlarken izlediğimiz yol haritasını tam olarak açıklıyor diyebiliriz.
Çocuklarla her bilimsel konuyu felsefi bir sorgulama ile başlatıp deneysel, gözlemsel bir süreçten geçirip bir  sanat faaliyeti ile bitiriyoruz. Mümkün olduğunda ceplerinde cevaplanmış sorular ve cevabını kendi arayacakları motivasyonla birlikte yeni sorular ile evlerine gitmelerini sağlamak niyetimiz.
Usturlab, 3-18 yaş arası tüm çocuk ve gençlere bilimi sevdirmek amaçlı her bilim dalından atölyeler tasarlayan, hazırlayan ve sunan genç bilim insanlarının bir araya geldiği bir oluşum.

Neden Orman Kaşifler?

Ben bir şehir çocuğuyum -malesef. Annem ve babam çok genç yaşta İstanbul’a gelmişler ve burada dünyaya gelmişim. Çocukken yaşadığım sokakta 8 yaşına kadar, tek bir ağaç bile yoktu. Asfalt bir sokakta oyunlar oynardık. Çok uzun yıllar boyunca gördüğüm tek kum, inşaatlar için evin önüne dökülen kumlardı. Daha sonra okula başladım, ilkokul, ortaokul ve lise. Ve okuduğum hiçbir okulda bahçe yoktu. Her taraf asfalt veya beton. Her yaz sınıf ve mahalle arkadaşlarım köylerine gittiklerinde 3 ay boyunca onların dönmelerini beklerdim. Çocukluğumdan hatırladığım en güzel anlar babamın bizi belgrad ormanına götürdüğü  anlardı. Böyle bir çocukluk yaşamış bir insan olarak orman kaşifleri gibi bir projeyi hazırlayan ve uygulamaya sokmak için neredeyse 3 yıldır canlı başla maddi hiç bir çıkar gözetmeksizin uğraşmamı da çok trajikomik buluyorum. Keşfin hiçbir sınırı yok ormanda. Eğitmenimiz çocuklara bir şeyleri dikte eden biri değil. Onlarla birlikte öğrenen, eğer soruları olursa bunları cevaplayan, merak duygularını yeşerten ve harlayan, yeni sorularıyla onları tabiata doğru yola çıkaran alanında uzman biyolog bir abi veya abla. Orman her zaman sürprizlere gebe ve her alanda ilham verici. Bir hafta gördüğünüz bir şeyi diğer hafta göremeyip, hiç beklemediğiniz bir şey size ormanın bir köşesinden göz kırpabiliyor.

Orman kâşiflerinde neler yapıyorsunuz?

3-6, 7-9, 11-16 yaşlar arasındaki ekoloji ve biyoloji dersini sadece kitaptan ezbere yapmış ve maalesef okula gittiğinde yapacak olan çocuklara ‘yaşayarak öğrenme’ de dediğimiz metod ile uyguluyoruz.

Orman Kaşifleri aslında Dünyanın birçok yerinde farklı isimlerle ve yöntemlerle uygulanan ve çocukların inanılmaz zevk aldığı bir öğrenme ve eğlence faaliyeti. Ekolojisiz ekonominin öğretildiği bir dünya hepimizi kaosa sürüklüyor. Akan sudan bile abdest alırken israf etmemeyi tavsiye eden bir dinin mensupları olarak içinde yaşadığımız evrene kaygı verecek derece umarsız ve yıkıcı yaklaşıyoruz. Tanımadığından korkmak bir psikolojik gerçek ayrıca elmasın ne olduğunu bilmeyen için o sadece parlak bir şey.  Orman kaşiflerinde çocuklar ayaklarının altındaki ve başının üstündeki her şeyi tümel bir bakış açısıyla ve bağlantılar kurarak gözlemliyorlar ve içinde yaşadıkları tabiat ile tanışarak yakın bir bağ kuruyorlar.

Yeni projeleriniz neler?

İstanbul’a Çocukların içinde yaşayarak bilim yapacakları büyük bir öğrenme parkı kazandırmak istiyoruz.
Avrupa’da örnekleri hızla çoğalan yaşayarak öğrenilen bir okul kompleksi kurmak istiyoruz.
Geniş kapsamlı bir İstanbul matematik müzesi ve İlk kez Eyüp Belediyesi ile ortak çalışasark hazırladığımız Uzay evi projemizi şehrin farklı yerlerinde gerçekleştirmek ve tüm çocuklara astronominin ufuk açıcı dünyasını tanıtmak projelerimiz arasında

Bizi ne gerçekten çok mutlu edecek?

Çocukların içinde özgürce yaşadıkları eğitmenlerin, ailelerin ve çocukların çok mutlu oldukları ve kendilerini keşfetmek için onlara olanaklar ve imkanlar sunan bir okul inşa ettiğimizde gerçekten çok büyük mutluluk duyacağız.

Çocuklar veya kreşler ilgililer size nasıl ulasabilir?

bilgi@usturlab.com.tr
www.usturlab.com.tr
www.ormankasifleri.com
https://www.facebook.com/atolyeusturlab
https://twitter.com/usturlabatolye
http://instagram.com/usturlabatolye
adreslerinden bize ulaşabilirler.

Etiketler

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız