Alternatif Anne Ödülleri Eğitim Eleştiri Güncel

Dinde zorlama yoktur, zorunlu din eğitimi vardır

işaretlerMayıs ayı başında 13 velinin, çocuklarının okulda verilen din eğitiminden muaf tutulması amacıyla başlattıkları hukuki mücadelede ret cevabı aldıkları haberini birçoğumuz okudu. Her ne kadar hukuki mücadelenin ilk aşaması olumsuz sonuçlanmışsa da bu karar Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan “din ve vicdan hürriyeti” ilkesine aykırılık oluşturduğundan davacılar Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuru yapacaklar ve emsal karar olduğundan olumlu sonuç alacaklardır diye düşünüyorum.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde verilen mücadele

1990 yılında Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu, Hıristiyan veya Musevi dinlerine mensup öğrencilerin talepleri halinde din kültürü ve ahlâk bilgisi derslerine girmeye mecbur edilemeyeceği yönünde bir karar almıştır. Ancak Alevi vatandaşlar ya da bir dine bağlılığı olmayan veya kimliğinde Müslüman yazmasına rağmen başka bir dine inanan kişiler bu karardan yararlanamamaktadır.

Bu nedenle de Hasan Zengin isimli Alevi bir vatandaş, kızının din eğitiminden muaf tutulması için 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuru yapmış, Bakanlık ise özellikle Anayasa’da yer alan ‘din ve ahlâk eğitim ve öğretiminin Devlet’in gözetim ve denetimi altında yapılacağı ve din kültürü ve ahlâk öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer aldığı’ gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Bu kişi sonrasında İdare mahkemesinde de dava açmış ancak aynı gerekçe ile talebi reddedilmiştir.

zorunlu_din_dersi_01Sonrasında Hasan Zengin bu konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımış ve bu uygulamanın “din ve vicdan özgürlüğü” ve “Ana babanın dini ve felsefi inançlarına göre devletin eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getireceği” ilkelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Bunun üzerine konu AİHM’de enine boyuna tartışılmış, Türkiye’de zorunlu okutulan din eğitiminin kapsamı, içeriği ve kitaplar tek tek incelenmiş ve sonuç olarak Türkiye’nin AİHS’yi ihlal ettiği sonucuna varılmış ve Türkiye bu nedenle mahkum edilmiştir.

Yargılama esnasında gerek hükümet savunmasında gerekse Mahkeme ve Danıştay’ın ret kararında bu dersin dinler tarihi ve ahlak bilgisi dersi olduğu, sadece Müslümanlığın anlatıldığı bir ders olarak okutulmadığını gerekçe gösterilmektedir. Ancak eğer gerçekten böyle ise neden Musevi ve Hristiyan vatandaşlar bu dersten muaf tutulmaktadır? İşte bunu kimse açıklayamamaktadır.

Bu karar sonrasında 2008 yılında din eğitiminden muaf olma hakkı veren kararlar çıksa da Danıştay son dönemde özellikle de son 13 davada verdiği kararla bu yolu tıkamış oldu. Tabi ki bu iş burada bitmiş sayılmayacak ve Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dava süreci başlatılacaktır. Emsal kararın bulunması  Avrupa İnsan Hakları mahkemesinden olumlu sonuç alma ihtimalini güçlendirmektedir ancak yargılama süreçlerinin uzunluğu ve son dönemdeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki iş yoğunluğu nedeniyle ne yazık ki açılan davaların sonuçlanması uzun yıllar alacaktır. Belki de ilgili kişi okuldan mezun olduktan sonra din eğitiminden muaf tutulmasına ilişkin bir karar çıkacaktır. Ancak böyle bile olsa bu konuda çözüm getirilene dek bu davaları açmaya ve AİHM önünde Türkiye’yi mahkum ettirmeye değer diye düşünüyorum.

 

Av. Nazan Şenol Dokudan

Av. Nazan Şenol Dokudan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2001 yılında mezun olmuş ve Yeditepe Üniversitesinde İngilizce yüksek lisans yapmıştır. Uzmanlık alanları; Miras Hukuku, Aile Hukuku, İş Hukuku, Fikri Haklar Hukuku, Ticaret Hukuku ve Sözleşmeler Hukuku olup yerli ve yabancı kişilere ve şirketlere kurucusu olduğu Dokudan Hukuk Bürosu’nda hizmet vermektedir. Av. Nazan Şenol Dokudan, evli ve bir çocuk annesidir.
www.dokudanhukuk.com
nazan@dokudanhukuk.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız