Beslenme Çocuk Çocuk Sağlığı Dünyadan Esintiler Ergen Sağlık Yemek

Dersimiz: Beslenme

teen_breakfast_skippingYeme bozuklukları için en kritik evre 14-19 yaşlarıdır. Peki bu bozuklukları önlemek için okul önemli bir etken olabilir mi? US News’ın Sağlık ekinde yayımlanan bir haber ile Gaziantep Üniversitesi’nden beş öğretim üyesinin yaptığı araştırma sonuçlarının ne kadar çok birbirine benzediğine şaşıracaksınız. Her iki metin de aynı yeri işaret ediyor: 10 yaşında bile yeme bozukluğundan muzdarip olan küçücük çocuklar olduğu göz önüne alınırsa, farkındalık yaratmak için okullar inisiyatif almalı!

US News’ın Sağlık ekinde Magaly Olivero tarafından yapılan bir habere göre 28 yıllık geçmişi bulunan Amerikan Ulusal Yeme Bozuklukları Derneği’nin (NEDA) açıklamasına göre tahminen 30 milyon Amerikalı’nın (nüfusun %10’u) hayatlarının bir noktasında anoreksi, bulimia gibi bir yeme bozukluğu problemi yaşamış ya da yaşıyor. Başka bir istatistiğe göre yeme bozuklukları herhangi bir psikolojik bozukluktan daha fazla ölüme yol açıyor Amerikalılar arasında. Dernek Başkanı Lynn Grefe’nin açıklamasına göre “Çocuklar savaş ve terörizmden korktuklarından daha fazla şişman olmaktan korkuyorlar.” Tam da bu sebeple Okullar özellikle 5. sınıftan başlayarak 12. sınıfa kadar yeme bozuklukları hakkında farkındalık yaratmak açısından inisiyatif almalılar çünkü şüphesiz tehlikeli diyetler ve yeme bozuklukları özellikle bu yaşlarda akranlar arasında yaygınlaşıyor.

Yeme bozuklukları erken yaşlarda oluşuyor

Uzmanlar bu tür yeme bozukluklarının yaşamın erken dönemlerinde örneğin 10 yaşlarında bile ortaya çıkabildiğini belirtmişler. Daha küçük çocuklarda ise bu tür yeme bozukluklarının temelini oluşturan kötü yemek alışkanlıklarının yaygın olmasına dikkat çekmişler.

Tennessee’de bulunan Nashville Renfrew Merkezi klinik program yöneticisi Tiffany Phillips 13 ve üzeri yaşlardaki kimselerde görülen yeme bozuklukları üzerine çalışıyor. Diyor ki “Öğretmenler, antrenörler, okul hemşireleri ve diğer tüm okul personeli yeme bozukluklarındaki erken dönem uyarı işaretlerini kolayca gözlemleyebilirler ve erken müdahale çocuklarımızı geri dönülemez zarardan korunmak için çok önemli.” ” Sakın çok zayıf ya da çok şişman birisini aramayın, yeme bozukluğu olan kişiler farklı boyutlarda ve şekillerde olabilir” diye de ekliyor. Tipik uyarı işaretlerini ise şöyle sıralamış Phillips “Sıklıkla yemeklerden sonra lavabo/tuvalet kullanmak, öğle yemeğini atlamak için bahane uydurmak, gizli yemek yemek, öğle atlama dahil, devamlı değişen vücut kilosu ve ruh hali, okula devamsızlığı ve vücut ölçülerini gizlemek için bol kıyafetler giymek… Sürekli kendi kendini kusturmaya bağlı elde ve dudakta ısırık izleri, şişmiş tükürük bezlerinin neden olduğu “sincap yanaklar” (“Russell’ın işaretleri” olarak da bilinir) sorun olduğuna dair diğer işaretlerdir.” Phillips ayrıca kendine güven için sporun önemli olduğunu ancak bazı antrenörlerin baskısı ile spor yapan öğrencilerin de zayıf ve çevik olmak adına yeme bozukluğuna yakalanabildiklerine dikkat çekiyor.

Türkiye’deki durum

Türkiye’deki durum pek farklı değil. Bu haberi okuduğumda Türkiye’deki durumu merak ettim. Sonra biraz bilimsel makale karıştırdığımda Gaziantep Üniversitesi’nden Derya Tanrıverdi, Esen Savaş, Nurcan Gönüllüoğlu, Ebru Kurdal ve Ganime Balık tarafından yazılan bir makaleye denk geldim. Okumaya başladığımda istatistikler çok ilginçti ama yukarıdaki haberde geçenlerin hiç birini aratmayacak kadar benzerdi.

Araştırma 15-18 yaş arası gençler arasında yapılmıştı. Beslenmenizi nasıl tanımlarsınız sorusuna büyük çoğunluk (%35) “iyi” demişti  ve hatta yeterli ve dengeli beslenme konusunda %66’sı bilgi sahibi olduğunu söylüyordu, sadece söylüyorlardı… %81’i hamburger, pizza, tost, bisküvi gibi yiyeceklerle beslendiklerini söylüyorlardı.

Peki asıl neden ve ne zaman bu tarz beslendiklerine gelince, %54’ü canları istediği için %51 gibi bir oranla da okulda oldukları süre zarfında bu ürünlerle besleniyorlardı. %53’ü arkadaşları ile beraberken fastfoodu tercih ediyordu. Gün içinde öğün atlayanların oranı neredeyse %70, ki bunun da büyük çoğunluğu, %71, sabah kahvaltısını atlıyor ve sebebini de “sabahları iştahım olmuyor, zamanım yok” gibi bahanelere bağlıyorlardı.

İnisiyatif alalım!

Peki okullarda bir beslenme dersinin tabii ki doğru içerikle müfredata dahil edilmesine ne dersiniz?

Barsaklarımızla beynimiz arasındaki ilişki gerçekten çok sıkı ve bence düşündüğümüzden ya da bildiğimizden fazlası var bu konuda. İyi beslenen çocuğun ve gencin okulda daha zinde olacağına inanıyorum. Sağlıklı beslenmenin her açıdan daha ekonomik olduğu hem de kişinin kendisi için bir şeyler yapmasının özgüvenine yapacağı katkı düşünüldüğünde böyle bir ders talep görmez mi?

Kantinin olmadığı ve hatta çocukların basit yemekler pişirmeyi öğrendikleri okullar olsa… Yemek pişirmek kendin için sevdiklerin için tadına doyulmaz  bir haz değil midir?En azından bunun hazır gıda paketini açmaktan çok da zor olmadığını öğrenseler, rutinlerine dönüştürseler, bunu yaparken gerçek hayata bağlansalar mutlu da olmazlar mı acaba?

Yazının size düşündürdükleri ve böyle bir dersin müfredata eklenmesine ilişkin görüşlerinizi yorumlarda paylaşırsanız, belki hep beraber sesimizi duyurmanın bir yolunu da buluruz.

Sağlıcakla kalın…

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız