Kategorisiz

Ders: Atölye 1005

Yazar annemiz gibi atölyeler sizin için de dert konusu mu?

Öncelikle önceliğimizin barış içinde yaşamak olduğunu, uçan kuşa ölüm bile varken bizlerin sunacağı alternatif çözümlerin bir işe yaramayacağını belirtmek istiyorum. Bir tarafta çocuklar, kadınlar en acımasız şekilde ölürken hiçbir şey yokmuş gibi davranmak içime sığmıyor. İstiyorum ki tüm alternatif annelerin sesi koca bir çığlığa dönüşsün. Adı da barış olsun bu çığlığın…

Herkesin ‘mutlaka yaşamışsınızdır’, diyeceğim bir durumdan söz etmek istiyorum. Atölyeler… Şehirli insanın çocuğunu eğlendirme kendini tatmin etme yolu. Bilememezlikten ileri gelen deneme hali. Sonra şaşırma, sinirlenme hali.

Modern hapishanemiz olan bu evimize oğlum 11 aylıkken taşındık. Dört katlı küçük bir apartman, bahçesiz. Bizim ve oğlumuzun arkadaşlarının olduğu parka arabayla gittiğimiz ev. Penceresinden bir sitenin havuzunun, uzun uzun bloklarının, yıllardır yapılan bir türlü inşaatı bitmeyen, uzadıkça uzayan gökyüzünü daha ne kadar deleceğini bilmediğimiz finans merkezinin dibindeki ev. Canımın bazen çok sıkıldığı, gecekondulu evimizin bahçesindeki dut ağacını çok özlediğim, sürekli temizlediğim ev. Terasından ancak betonların göründüğü, bir avuç toprağa uzak olan ev. Bu evde ben, içimdeki benden uzaklaşıyorum ve çoğu kez doğduğum yere gitmek istiyorum. Ben böyleyken küçük bir çocuk nasıl olur?, diye de düşünmekten alamıyorum kendimi. Tayinimiz çıkarsa umarım buralardan gideriz diyerek kendimi avutuyorum. Zaten günler bir koşturmacayla geçiyor. Anaokuluna yeni başlayan oğlumu okula bırakıp kendi okuluma gidiyorum.

Anaokuluna beş yaşında başladı. Erken başlamadığı için şanslı olduğumuzu düşünenlerdenim. Çoğu İstanbullu gibi bir apartmanda yaşıyor olsak da zamanımızın çoğunu dışarıda geçirmeye çalıştık. Çokça atölyeye katıldık. Bazılarından çok mutlu ayrılırken bazıları hüsranla bitti benim için. Hepimiz çocuklarımızın farklı deneyimler yaşamalarını istiyoruz ve gün içerisinde ona ayıramadığımız vakti hafta sonları ayırmaya çalışıyoruz. Bunu yapmak isterken de atölyeler kurtarıcımız oluyor. Hala gittiğimiz atölyeler oluyor fakat artık çok seçici davranıyorum. 60 TL’ye yumurta boyamak istemiyorum.

Size yakın zamanda tanık olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Oğlumla hafta sonu parktan sonra bir çocuk kitapevine uğradık. Biz kitaplara bakarken orada atölye çalışması yapılacağını öğrenerek sessizleştik. Atölye yumurta boyama atölyesiydi. Evet bildiğiniz yumurta. Beş altı çocuk ve annesi bir masada oturdular. Ellerine içleri boşaltılmış bir yumurta kabuğu verildi. Ben de onları izlemekten kendimi alamadım. Bir annenin sinir buhranına ortak oldum. 3 yaşlarındaki minik önlerine konulan boyaya elini daldırır daldırmaz anne ‘dur, daha yumurtamız gelmedi’, dedi. Yumurta değil gelecek olan şey mucizeydi sanki. Çocuk ısrarla boyaya ellerini daldırmak özgürce, önüne yumurtayı boyarken masa boyanmasın diye konan kağıdı boyamak istiyordu. Bir parmağını annesinden kaçırıp boyaya batırdığında ben de en az onun kadar mutlu oldum. Anne sanki kaçan son otobüse dertlenircesine: ’Oğlummm beni dinle yavrum, yumurtaaa’, diyordu.

Yumurtalar biraz gecikmişti ve sonunda geldi. Bütün çocuklar yumurtalarını boyamayı anne ve babalarının yardımlarıyla bir dakikada bitirmişlerdi. Yumurtalar boyanmış etkinlik bitmişti. Herkes neşe dolu olmak istiyor ama olamıyordu. Benim favori çocuğum sınırlı alan boyamasından kendini kurtarmış kağıdı bir güzel boyamıştı. Annesi ise herkesin çocuğu başarılı benimki niye tembel modunda elleri sarmalanmış ‘of oğlum off ya’ diyordu. Ona bakıp göz kırptım. İçimden yoluna devam dedim.

Şimdi yumurtamıza dönersek, yumurta boyama nasıl bir atölye olur, bu atölye sonucu çocuklar neyi deneyimlemiş olur ve bu nasıl 60 TL olur diye düşünmekten kendimi alamadım. Bu atölye işi ne kolaydı. 40 dakika boyunca boğaz patlatıp 7 TL alan ben bir öğretmen olarak neden bu yumurta işine girmiyordum?

Şaka bir yana, biraz Allah’tan korkup kuldan utanma durumu olmalı diye düşünüyorum. Başta da söylediğim gibi modern hapishanesinden azıcık kafasını uzatanlar böyle cezalandırılmamalı. Çocuğum üç beş çocuk görsün sosyalleşsin değişik bir şey denesin diyerek kendinden kısan anne babalar var. İstanbul trafiğine rağmen çocuğunu o etkinliğe götürmek uğruna kendi zamanından çalan o trafiğe katlananlar var. Herkesin şartları koşulları maalesef aynı değil. Atölyelerde yapılanları emin olun çocukken sokakta bilinçsizce biz zaten yapıyorduk. Ya da üç beş anne bir araya gelse pasta börek yeyip kendilerini unutmadan çocuklar için neler yapabiliriz diye düşünseler bir sürü güzel şey çıkar ortaya. Bunları söylerken yaşattığı deneyimle çocuğun dünyasında güzel bir iz bırakan çalışmaları ayrı tutuyorum. Her şey pek tabiî ki bir değil.

Bizim de ailece bir balon kula felaketimiz var ki nerede balon görsem hızla uzaklaşıyorum desem yeridir. Balon tiyatrosu diyerek gittiğimiz yerden ‘Allahım ne işkenceydi’ diyerek dönmüştük. Minik oğlumun bile beğenmediği yüzünden okunuyordu. Tiyatro oyuncusu bağırmayıp böğürmüş sahne dekorunu atölye anında hazırlamaya çalışıp atölye saatinin bitimine kadar hazırlığını bitirememişti. Hatırlayınca gülerim.

Geçenlerde de bir arkadaşa bir atölye önermiştim. Hafta sonu bayağı uzak olmalarına rağmen çocukları mutlu olsun diye düşmüşler yola gitmişler. Makarnaları bir güzel boyamışlar. Atölye sahiplerine makarna boyama sonucu çocuğun kazanımını sormuşlar ki atölye sahibi cevap bile verememiş. Makarna boyama diye küçümsediğimi düşünmeyin lütfen. Boyamanın ille de bir amaca yönelik olması gerektiğini de düşünmüyorum. Atölyelerde yapılanlar boyama, kazıma her neyse çocukta mutlaka bir alana hizmet ediyor, bir duyusunu uyarıyordur fakat nitelik açısından biraz daha önem verilebilir. Anne ve babanın çocuğum ne öğrendi, öğrenecek endişesi giderilebilir, verilen paranın hak ettiği inancı yaratılabilir. İşlenecek konu hakkında veliye gerekli açıklamalar yapılıp çocuk ve veli açısından atölyede geçirilen zamanın kıymeti arttırılabilir. Aslında burada başka bir konu daha var. Acaba atölyelerde çocuklar için yeterli uyarıcı var, çocuklar gayet mutlu, veliler mi mutsuz? Olaylara çocuk gözünden bakamayınca kendi istek ve ihtiyacımızla çocuğunkini karıştırınca mı beğenmiyoruz?

Geçenlerde oğlum bir masal atölyesine gitti, pek mutluydu. Şimdi bir drama atölyesine gidiyor cumartesileri. Ona kuş kondurulmayacak biliyorum, öyle bir derdim de yok. Onun bir süre kendini kuş sanıp uçması bana yetiyor şuan.

 

Meftun Kocakaya

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Bu iş bir sektör haline geldi. Özellikle de montessori eğitimi alan herkes bir atölye açma peşinde .Ve bu atölyelerin çoğu ticari maksatla çalışıyor. Bizler bunun da sucuğunu çıkardık artık. Ben bu tip gereksiz atölye çokça fazla gördüğümden çocukları atölyeye götürmüyorum. Atölyeler yokken duyularımız uyarılmıyor muydu .Doğru yöntem kullanmak, neler yapabileceğimizi okuyup araştırdıktan sonra bize her yer atölye. Her anne bulunduğu ortamı bir atölyeye çevirebilir pekala. İş biraz bilinçli olmak ve araştırmaktan geçiyor. Bu iş iyice çığrından çıkıp çocuklarımızın değerli saatlerini o atölye senin bu atölye benim koşturarak tüketmeyelim.

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör