Çocuk Psikolojisi Çocuk Sağlığı DEHB Eleştiri

DEHB gerçek bir hastalık değil mi yoksa?

dikkat-eksikligiDünyanın önde gelen pediyatrik sinirbilimcilerinden Dr.Bruce D.Perry, ilaç sanayisi ve ebeveynler için şok edici bir iddiada bulunuyor. Perry, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun gerçekte bir hastalık olmadığını ifade ederek, çocuklara verilen sinir yatıştırıcı/uyarıcı ilaçların farkına varılması gerektiğini öne sürüyor. Perry’nin Observer dergisine yaptığı açıklamada “Söz konusu tanımın en iyi tarafı şudur; Eğer bu etiketle nasıl sonuca varılcağına bakmak gerekirse, herhangi birimizin herhangi bir dönemimizde bahsi geçen kriterlerden en az ikisini kendimiz için uygun bulacağı aşikardır.”

Eğer DEHB semptomlarına bir göz atmak gerekirse, gerçekten de en az bir hatta ikisini kendimizde bulabiliriz, değil mi?

WebMD üzerinden semptomlara bakarsak;

– Detaylar üzerinde dikkat toplamada zorluk, okula ilişkin ve diğer günlük aktivitelerde hata yapma eğilimi, yapılan işlerin özensiz ve dağınık üretilmesi,

– İlgisiz uyaranlar tarafından kolayca dikkatin dağılması, süregelen görevler esnasında sıradan sesler veya başkaları tarafından genellikle gözardı edilen olaylar için işleri kesintiye uğratma,

– Etkinlikler veya görevler üzerinde dikkati sürdürme konusunda yetersizlik,

– Konsantrasyon gerektiren görevleri, evrak işlemlerini veya okul ödevlerini tamamlamada zorluk,

– Ertelemeye, kaytarmaya yatkınlık,

– Dağınık ve düzensiz çalışma alışkanlıkları,

– Günlük aktiviteleri unutma eğilimi,

– Ev ödevleri, ev işleri gibi görevleri tamamlamada başarısızlık.

scListe bu şekilde devam etmekte. Dr. Perry Texas Houston’da bulunan Çocuk Travma Akademisi’nde kıdemli uzman, ayrıca çocuk psikolojisi üzerine bir çok kitap kaleme almış. Yorumları özellikle Birleşik Devletler’de ve İngiltere’de artan sayıdaki tanıya odaklanmakla ile birlikte bu “hastalık” sebebiyle yine artan sayıda çocuğun reçeteli ilaç kullanmasına dikkat çekmektedir. Dr.Perry bu ilaçların bir çocuğun hem akıl sağlığı hem de genel sağlık için tehlikeli olacağına inanıyor.
Psiko-uyaran/yatıştıran bu ilaçlar genç yaştaki hayvanlara verildiğinde onların değer sistemlerinde kalıcı değişikliklere sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak aynı duygusal/fiziksel tatmini yaşamak için daha fazla uyarana ihtiyaç duymaktadırlar. Daha da somutlaştırmak gerekirse canlı doyma hissini yaşamak için daha fazla yemek yeme ihtiyacı duymaktadır. Ortaya koydukları efor karşılığında diğerlerinden daha fazla risk almak zorundadırlar.
“Bu iyi niyetli bir yaklaşım değil” diye ekliyor Dr. Perry. “İlaç almak sistemi her zaman bizim öngördüğümüz, tahmin ettiğimizden daha farklı etkilemektedir. Ben bu konuda oldukça temkinli olmayı yeğlerim, özellikle bir araştırma diğer müdahalelerin de eşit derecede etkili olduğunu ve hatta zamanla daha etkin olduğunu hem de söz konusu yan etkileri taşımadığını gösterdiğinde. Benim için yan etkili yöntemi kulanmak akıl dışı olur.”

Doktor aynı zamanda çocuklara DEHB’in kapatıcı semptomları ile yardımcı olunmasını önermektedir. “Bir yetişkine çocuklara karşı davranışlarını nasıl düzenleyebileceğini öğretebilirsiniz, örneğin;

– Yetişkinlerin bu çocuklar için gerçekçi beklentilere sahip olmasını sağlayabilirsiniz,

– Yetişkinleri bu çocuklara beceri ve gelişimleri ile orantılı başarabilecekleri fırsatlar vermeye ve başarıyı sahiplendirmeye yönlendirebilirsiniz,

– Yetişkinleri kafası karışık çocuğa süreç boyunca yardım etmeleri için koçluk yapabilirsiniz.

fft99_mf1125062Ve tüm bunlar için çokca terapotik yaklaşımlar bulunabilir. Bazıları yoga gibi beden-duyusal (somatik duyusal) terapiler kullanabilir, bazısı davul çalmak gibi motor-aktiviteleri kullanabilir.”

Peki siz ne düşünüyorsunuz? DEHB gerçek bir hastalık hali midir yoksa basitçe ebeveynlerin çocukların yaramazlıklarına buldukları bir reçete midir?

Daha fazla okuma için orjinal metne bakabilirsiniz.

 

Çeviren ve derleyen: Gözde Erserçe Özateşler

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • DEHB gerçek bir hastalık hali midir yoksa basitçe ebeveynlerin çocukların yaramazlıklarına buldukları bir reçete midir? gibi sorular yüzünden zaten bir tür “engelle” uğraşmak zorunda olan DEHB’li çocuk ve ailelerinin bir de önyargılarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını düşünüyoruz. Bu önyargılarla herkesin mücadele etmesi gerektiğini; ilaç tedavisi gibi kararların her hastaya özel olduğunu; ilaç alma, almama, önerme, önermeme kararlarında 3. kişilere bu kadar kolaylıkla laf düşmemesi gerektiğini hatırlatmak istiyoruz.Konuyla ilgili bakmanızı rica ettiğimiz yazı: Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite (DEHB) ve İlaç: http://www.onlineanne.com/2014/01/30/dikkat-eksikligi-hiperaktivite-dehb-ve-ilac/