Gülüş'ün Köşesi Kitap Üstün Zekalı

Damdan Düşen Anne: Ya çok şey bekler, ya çaresiz hisseder…

ustunzeka2Bundan 3 yıl önce üstün yetenekli çocukların velilerine destek vermek ve çocuklara uygun eğitim ortamı yaratmak üzere ortaya çıkan Üstün Yetenekli Çocukların Aile Platformu (ÜYÇAP) platformunun bugün yaklaşık 16000 üyesi var. Kurucusu Filiz Günsür, araştırmalarını kişisel deneyimleri ile harmanladığı “Damdan Düşen Anne” kitabı ile bize güzel bir sürpriz yaptı. Kitapta akıcı bir dille teknik ve genel bilgileri okuyucuya yönergeler vererek ayırmış olan Filiz’i Alternatif Anne’de röportaja davet ettim…

 “Üstün zekâlı çocuk” tabirini biliyorum ama hayatımda ilk kez “üstün potansiyelli çocuk” tanımını duydum. 

Çok sık kullanılmıyor ama doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum. ‘Üstün zekâlı’ veya ‘üstün yetenekli’ terimlerini biraz kafa karıştırıcı buluyorum. Bana ‘olmuş bitmiş’ bir şeyi çağrıştırıyor ve velileri ister istemez yanlış beklentilere sokabiliyor. Çocuğuna bu tanıyı alan birçok anne baba, çocuklarından hemen bir ürün ortaya koymalarını veya çok üstün başarılar sergilemelerini bekliyor veya ‘bu çocuğun hiç belirgin bir yeteneği yok! Acaba testin sonucu yanlış mı?’ diye, raporu sorgulayabiliyorlar. O yüzden bir “potansiyelden” bahsedildiğinde daha net anlaşıldığını düşünüyorum. Bu şekilde anne babalara, çocuğun bu tanıyı almış olsa da, asıl başarıya ulaşabilmesi için, çaba sarf etmesi gerektiği hatırlatılmış olunuyor.

ustunzeka3Çocuğunun üstün zekâlı ya da üstün potansiyelli olduğunu öğrenmek insanın gururunu okşamıyor mu?

Gördüğüm kadarıyla bir kısım ebeveyn bu durumu kendi egosunu tatmin etmek için kullanıyor. Diğerleri ise kendilerini çaresiz ve damdan düşmüş hissediyor. Şahsen ben bu durumla ilk defa karşılaştığımda, ‘kontrol elimden alınmış’ gibi hissetmiştim ve daha önce ‘damdan düşmüş’ birine ihtiyaç duydum. Nasrettin Hoca damdan düştüğünde, nasıl doktor değil de damdan düşmüş birisinin çağrılmasını istiyorsa, ben de bu durumda olan ebeveynlere ‘Damdan Düşen Anne’ yi göndermek istedim.

ustunzeka1Üstün potansiyelli bir çocuğun anne babası çocuğundan çok fazla şey mi beklemeye meyilli olur?

Evet, ebeveyn ‘üstün potansiyel’ tam olarak ne anlama geldiğini bilmezse kesinlikle beklentiye girer. O yüzden özellikle ‘üstün zekâ’ veya ‘yetenek’ yerine ‘potansiyel’ ifadesi bana daha sağlıklı geliyor.

Test sonucunda ölçülmüş değer, sadece çocuğun zihinsel ve sözel performansını, yaşıtlarına göre hangi düzeyde olduğunu gösterir. Test sonucu kesinlikle çocuğun ileride başarılı olacağına, bir icat çıkaracağına veya bilim adamı olacağının garantisi değildir. 

Uzmanlar da üstün zekâlı çocukların ebeveynlerine, çocuklarına bu durumu söylememelerini öğütlüyorlar. Oysa bizim ülkemizde adının içinde “Üstün Zekâlı” sözü geçen Eğitim Kurumları açılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Birçok alan uzmanının fikri de -istisnai durumlar hariç- bu yönde.  Garip olan, değindiğin özel eğitim kurumlarında uygulanan veli eğitim seminerlerinde de bunun önemi vurgulanıyor. Fakat ona rağmen kurumların adları bu ekleri taşıyor. Böyle olunca, kuruma ilk defa gelen çocuk zaten bu yönde tanılanmış olduğunu anlıyor ve özel durumunu öğrenmiş oluyor.

Neden söylenmemeli? Çünkü üstün zekâlı ya da özel yetenekli olduğunu bilen çocuklar, bazen kendilerine gerçek dışı misyonlar yüklüyor ve bunları gerçekleştiremediklerinde mutsuz oluyorlar. Ya da başardıkları onca güzel işi küçümsüyor, bazen de kendilerini diğer çocuklardan üstün görüp, onları aptal ve değersiz buluyorlar. Bu gibi durumlardan doğan sonuçlar, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkiliyor.

system

“İki kere farklı çocuk” kavramını sen mi ortaya attın? Bu çok güzel bir ifade.

Yok hayır ben ortaya atmadım. ‘Üstün zekâlı’ olarak tanılanan 6 çocuktan birinde görülen bir özellik olduğu için, literatürde de aslında sık rastlanan bir kavram. İngilizcede ‘twice exceptional’ diye geçer. Çocuklarda ‘üstün zekâlı’ tanıya bir de DEHB, disleksi, otizim, asperger gibi her hangi bir durum eşlik ettiğinde ‘iki kere farklı’ kavramı kullanılır.

Önümüzdeki dönem için projelerin neler? Yeni bir kitap mı yoksa bir kurum açmak gibi niyetin var mı?

Kurum açmak gibi bir niyetim yok. Ben yine elimden geldiğince gönüllü olarak anne babalara destek olmak istiyorum. ‘Özel yetenekler eğitiminde’ çocukların desteklenmesi ne kadar önemliyse, ebeveynlerin desteklenmesi de bir o kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Diğer türlü ‘bir ileri bir geri’ gidiyoruz gibime geliyor…

Kültürümüzden gelen çok güzel örf ve adetlerimizin yanında maalesef çocuklara zararlı olan alışkanlıklarımız da var. Bunları topluca tartışmalıyız, yanlışları fark etmeliyiz. Geniş kitlelere bu farkındalığı yaşatıp, hayatlarında bilinçli olarak bazı değişiklikleri yapmalarına destek olabilirsek, çok kısa sürede mucizevi güzelliklere şahit olabileceğimize inanıyorum ve bunun tek yolu anne babaların da çocuk gelişimi ile ilgili seminerlere katılmaları, kitap okumaları ve bu konunun önemini algılamaları ile mümkün olabilir.

İleride yeni bir kitap yazmayı düşünebilirim. ‘Damdan Düşen Anne’ kitabını daha işin başında olan anne, baba ve eğitimcilere yönelik hazırladım. İlgili konulardan azar azar bahsederek, bilinmesi gereken her şeyi toplamaya çalıştım. Bir sonraki kitap projesi sadece deneyimlere dayalı olacaktır…

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız