Alışveriş Gezi Hobi Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

Çocuklu ailenin alışveriş manzaraları

alisveris_manzarasi1Anne-baba olmadan önceki alışveriş maceralarımızı bir hatırlayalım. Evin eksikleri vardır. Alışverişe gidilir. Genel konsept şöyledir:  Eve mutfak alışverişi yapılacak. Biraz mağaza gezsek fena olmaz.  Gitmişken yemeği de yeriz. Hadi üstüne de sinemaya gidelim. Nereyi tercih edeceğiz. Evimize en yakın, ulaşımı kolay, park yeri sorunu olmayan bir  alişveriş merkezine gidiveririz. Önce rahatça mağazaları gezeriz.  Böyle her beğendiğimizi deneye deneye, fiyat-desen-kalite karşılaştırmalı olarak değerlendiririz kıyafetleri. Mutfak alışverişi için alırız alışveriş arabamızı, her markayı inceleye inceleye, hangisi hesaplı, hangisi pahalı baka baka tamamlarız listemizi. O kadar gezdik acıktık. Yemek katına çıkarız. Canımız ne isterse seçeriz, alırız tepsimizi sakin sakin yeriz. Geçerken bir de filmlere bakarız. Vakit sorunumuz mu var sanki? Uygun seans güzel film varsa girer, filmimizi izler, döneriz evimize.

Ama her güzel şeyin bir sonu vardır. Şimdiki alışveriş maceralarımız gerçekten artık birer macera. Evden çıkmak denen zorlu süreci atlattık diyelim, gittik alışveriş merkezine.  Az önce bahsettiğim, önce rahatça mağaza gezeriz var ya, o artık yok. Eğer illa ki bir ihtiyacınız varsa çocuğunuzun babasıyla mağazada oyalanabileceği maksimum süre olan on dakikada sadece en beğendiğinizi seçip belki deneyerek alabilirsiniz. Öyle ‘sakin sakin her şeye bakayım’ yok. Mutfak alışverişi için alışveriş arabası almak mı? Hayır, onlar yarış arabası. “Reyonlar arasında araba süreceğim” der, başkalarına veya raflara çarpmasın diye bir yandan kontrol eder, bir yandan geçerken hızlıca el atmak suretiyle lazım olan şeyi, artık elinize hangisi gelirse arabaya atarsınız. “İnşallah bir şey atlamamışımdır” diyerek –ki kesin atlanmıştır, maceralı bir kasa ziyaretinin ardından marketten kahraman bir şekilde çıkarsınız. 

alisveris_manzaralari2Sırada yemek seansı var. Canımızın istediğini yemek falan yok tabi ki. Öncelikle fast-foodlar geçilecek. İçinizden kendiniz için kaçamak yapmak geçse de, çocuğa yedirmek olmaz. En sağlıklı olan seçilir, tabi bir süre onca cezbedici yemek içinden bunu yemesi gerektiği konusunda ikna çalışması olur, ardından oraya buraya koşturma aşamasına geçmeden yemeği yedirilir. Bu sırada hızlıca karnını doyuran baba çocuğu oyalar, annenin yemek sırası gelir. Sinema mı? O da ne? Bir maceranın daha sonuna gelmenin tatlı(!) yorgunluğuyla eve doğru yönelinir.

Ama o kadar karamsar olmayalım. Artık hayatımızda çocuk dostu alışveriş merkezleri var. Yukarıdaki maceraya başlamadan önce gideceğimiz yeri seçerken bazı noktalara dikkat edersek çok daha kolay ve zevkli bir macera yaşarız.

  • Öncelikle imkan varsa hafta içi, hafta içi çalışıyorsak da hafta sonu erken saatleri tercih etmeliyiz. Ne kadar az kalabalık olursa çocuğunuz ve siz o kadar rahat olursunuz.
  • Oyun alanı olmazsa olmaz. Eğer oyun alanı yoksa o alışveriş merkezinin önünden bile geçmeyin. Sizi istemeyeni siz hiç istemeyin. Oyun alanları için iki seçenek var;
  1. Trene binmek, su sıkmak, top atmak vb. oyun konsolları ilk seçeneğimiz. Bu tür oyunları hep birlikte oynayabiliyorsunuz. Böylece hem ailecek burada vakit geçirip eğlenirsiniz hem de başka bir şeyler yapmadan önce çocuğunuzun keyfi yerine gelmiş olur.
  2. Diğer seçenek, başında ablaların olduğu, giriş ve çıkışında emniyet kapısı olan ve değişik oyuncaklara sahip bir oyun parkının olması. Böylece en az yarım saat kadar orada ablaların kontrolünde oyun oynamasını sağlayıp, birlikte yapmanız gerçekten zor olan, örneğin kıyafet alışverişi gibi, işlerinizi halledebilirsiniz.
  • Alışveriş merkezinin büyük bir süpermarketi olmasına özen gösterin. Oyun parklarında yeterince vakit geçirip yorulduktan sonra market alışverişine geçebilirsiniz. Böylelikle siz alışveriş yaparken alışveriş arabasında oturmaya ikna olacaktır. Sakince arabada oturan bir çocukla rafları indirme ihtimaliniz en aza iner.
  •  Yemek katının büyük ve bol çeşitli olması tercih sebebi. Ayrıca mümkünse oturacağınız alan sakin ve pastane, şeker büfesi vb. yerlere de uzak olsun. Böylece aklını çelecek abur cuburdan uzak rahat bir yemek yiyebilirsiniz.
  • Bazı alışveriş merkezlerinde çocuklar için basit, küçük açık alanlar olabiliyor. Çocuk havuzu, oyuncak dolu platformlar gibi ve güzel haber hemen yanında da kahve içebileceğiniz bir cafe oluyor mutlaka. Bu da günün keyif anı olsun. Hem çocuğunuz her an müdahale edebileceğiniz şekilde gözünüzün önünde oynar hem de bir kahve içebilecek kadar uzak kalmış olursunuz. İşleri halletmenin sevinciyle kahvenizi de içer, sonra sohbet ede ede ailecek arabanıza doğru yol alırsınız. Tabi bu tercih sebebi değil ama olsa iyi olurlardan.
  • Sinema için yapılacak bir şey yok. Çocuğunuz henüz sinema yaşına gelmediyse o maddeyle hiç ilgilenemiyoruz. Vizyondaki filmleri değil de, artık gösterimi bitmiş filmleri yattığı zaman paşa paşa televizyonumuzda izliyoruz.

alisveris_manzaralari3Çocuk sahibi olmakla birlikte hayatımız eskisi gibi kolay olmuyor olabilir ya da eskiden zor sandığımız şeylerin aslında ne kadar kolay olduğunun farkına varmış olabiliriz. Ama artık neyse ki  bunu fark eden üreticiler,  çocuklu aileler için bazı işleri kolaylaştırmak ve tercih  sebebi olmak için fark yaratmaya çalışıyorlar. Hâlâ bu durumu görmezden gelen bir sürü mekan olsa da bizleri düşünenlerin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Seçimlerimiz buna göre yaparak hayatı biraz daha kolaylaştırabiliriz. Hem istediği kadar zorlaşsın, gün sonunda karşılıklı yorgunluktan bitmiş ama eğlenmiş bir halde günü tamamlamak her şeye değer….

Aslı Demirörs Ağtaş

ALTERNATİF ANNE WEBMASTER'I VE YAZARI | 1979 Ankara doğumlu, evli ve 5 yaşında harika bir erkeğin annesi. Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölümünü bitirdikten sonra Bilişim Sistemleri üzerine yüksek lisansını tamamladı. Halen bilgisayar programcısı olarak çalışmakta.
Kendini bildi bileli diyebileceği bir zamandan oğlunun doğumuna kadar profesyonel olarak masa tenisi oynadı. Doğumdan sonra profesyonel kısma ara vermek zorunda kaldı ama hiç pişman olmadı.
Derken aniden pasta yapma aşkı sardı dört bir yanını. O işlere de atıldı. Pastaren Butik Pasta'yı kurdu. Ankara'daki tüm doğum günleri ve özel günlere pasta, kurabiye yetiştiriyor.
Kırk işte çalışan bir annenin yaşadığı sıkıntıları yaşamakla beraber, spor disiplini ve pratiğine alışmış, hareketli bir insan olmanın avantajlarını da sonuna kadar kullanıyor.
Hazırlıksız yakalandığı anneliğe hazırlanabilmek için devamlı okuma – araştırma – öğrenme halinde.
Anne olmayı milat kabul ediyor, eşiyle ve oğluyla geçirdiği her anın tadını çıkarmaya çalışıyor.

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız