Çocuk Eğitimi Çocuk Psikolojisi Psikolog

Çocukların Yabancılarla İletişimi ve Güvenlik Bilinci Üzerine..

Gündemde istismar yasaları varken ve ben halihazırda bu konuda bir seminer hazırlamışken bir yazı da hazırlayayım dedim. Çocuklarımız ile ilgili bir sürü konuyu etraflıca düşünmemiz gerekiyor, onların yabancılarla iletişimi ve güvenlik bilinci de etraflıca düşünmemiz ve çocuklarımızla çok küçük yaşlardan itibaren konuşmamız gereken bir konu! Ama hem sakince hem de çocuklarımızı korkutmadan bu tür konuşmalar yapmalıyız. Çocuklarımızı her şeyden koruyamayabilir, ama konuşup acil durumlar için plan yaparak önlem alabilir, tedbirli olabiliriz.

Öncelikle “yabancı kimdir?” onu tanımlamalı! Çocuklarımız özellikle artık kreşe gidiyorsa veya anlatabileceğimiz yaşta olduğunu düşünüyorsak tanımları yapabiliriz. Yabancı, tanımadığımız herkestir ve tanımadığımız kişilerle konuşmayız ve onlardan her hangi bir şey almayız! Ayrıca, çocuğumuza bakım veren kişiler dışında ve anne-baba yanında muayene eden doktor dışında herkes bedenimizin “yabancısıdır”! Ve yabancılar iç çamaşırlarımızın altında kalan herhangi bir bölgemize dokunmamalıdır veya görmekte ısrarcı olmamalıdır. Bu, iç çamaşırı kuralıdır, ve herkes için geçerlidir. Anne veya baba tanıştırdıktan sonra yabancı kişiler artık tanıdık olmuş demektir. Tanıdığımız kişiler bize hediye alabilir veya bir şeyler verebilirler, ama hediyelerin asla karşılığı olmaz.

!f691ef55d3a18c6abeff9d3ea630b10c

Bu tanımları yaptıktan sonra aklıma ilk gelen kültürel özelliklerimiz oluyor. Hepimiz küçükken yabancılarla konuşma konusunda uyarılmışızdır. Ama bu uyarmaların yanı sıra, ilk kez tanıştığımız bir teyze ya da amcayla kucaklaşmamız, sarılmamız veya el öpmemiz de istenmiştir. Başka bir yazımda bu konudan bahsetmiştim aslında, çocuklarımıza “yabancılarla konuşma deyip” asansör çıkışı apartmanda gördüğümüz kişiye “iyi akşamlar de kızım teyzeye” dememizin ne kadar ironik olduğundan bahsetmiştim. Biz dokunmaya, sarılmaya önem veren aslında yerinde olduğunda “sıcakkanlı” diye tabir edilen bir kültüre sahibiz. Ancak çocuklara/bebeklere yaklaşırken bu kültürel özelliklerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Tanımlarımızı doğru yapar, davranışlarımızı da bu tanımlar doğrultusunda ayarlarsak ironilerden kurtulabiliriz.

Bir de bebek sevme meselesi var tabi! Bu konu tartışmaya açık! Lakin kapalı bir tarafı da var, çocuktan ve anne-babadan izinsiz kimsenin bebeğini sevmemeliyiz. Bebekler için 8. Aydan sonra “yabancı kaygısı” başlar ve (genelde) anneden başka herkes yabancıdır onlara. Sırf yardıma muhtaç ve savunmasız diye bebekleri sevme adı altında şuursuzca sıkıştıramayız! Eminim kötü bir niyetimiz yoktur, ama böyle bir durumda yabancılarla iletişimin başlangıç noktasında durduğumuzu unutmayalım. Bu kadar sevimli ve hayata umut aşılayan varlıkları, bebekleri, sevmemek elde değil! Ama kimin çocuğu olursa olsun sevmek sadece dokunmak değildir, ilgilenmek, oynamak, belki de sadece ce-ee (pikabuuu) yapmaktır!

İletişim ve güvenlik bilinci konusuna dönecek olursak, istenmeyen bir durumla karşılaştıklarında ne yapmaları gerektiğine dair çocuklarımızla bir planımızın olması şart! Birlikte bir plan yapın. Oyuncak veya gıda maddesi karşılığında tanımadığı kimseyle konuşmaması gerektiğini öğretin. Ve planınıza “mahremiyet eğitimini” mutlaka dahil edin. Ters giden bir şeyler hissetmelerine “iç güdü” denebileceğini ve böyle bir şey olursa bağırması ve ağlaması gerektiğini anlatın! Mutlaka güvendiği birinden (o sırada yanında yoksanız) yardım alması gerektiğini söyleyin. İç çamaşırı kuralı, arkadaşlarla, kuzenlerle, ablalarla veya abilerle oynarken de geçerlidir, anlatın. Öğrenebileceğini düşündüğünüz an, adres, telefon, anne-baba adı, soyadı bilgilerinizi öğretin. Ve kalabalık bir yerde eğer sizi kaybederse de neler yapabileceğini sakince anlatın. Ama korkutmadan güvenlik bilinci geliştirmek önemlidir, unutmayın!

Sonuç olurak, çocuğunuzu korkutmadan, mahremiyet eğitimi verin, plan yapın ve istemediği her şey için HAYIR demeyi öğretin! Hangi yaşta olurlarsa olsunlar konuşmak için geç değil. Çünkü biz konuşmazsak, olumsuz bir durumda onlar bizimle konuşamayabilirler! Sağlıcakla…

images

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

 

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

1984 doğumluyum. Anneyim, psikoloji mezunuyum, araştırma görevlisiyim, ve hala okuyorum. Kızım-okul-işim-eşim arasında kendime de alanlar yaratmaya çalışıyorum. Yoga yapmak en sevdiğim kendi zamanım. Hem işim hem de ebeveynlik mesaisi ile beraber çocuk yetiştirme meseleleri en önemli ilgi alanım. Sağlıklı, duyarlı, umutlu, sevgi dolu ama bir yandan da hayatın gerçeklerine hazır bireyler yetiştirmek için neler yapmalı diye kafa yoruyorum.
bilgicanne@blogspot.com.tr

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız