Çocuk Psikolojisi Ebeveyn Koçu Kategorisiz

Çocuklarıma güveniyorum!

Çocuğunuzun sorumlu davranışları çığ gibi büyüsün mü?

maternal-love-71278_1280Hayatımın çoğunu bu ülkede yaşamış olmama rağmen çocuklarımı yetiştirirken sanırım hala tipik bir Alman gibi davranıyorum. Dolayısıyla Türk annelerin “aman dikkat” dediği çoğu konularda ben oldukça rahat hareket ediyorum. Öyle rahatım ki daha geçen akşam önümüzde yürüyen 5 yaşındaki oğlum bizden oldukça uzaklaşınca eşimi durdurmak zorunda kaldım. Oğlumu takip etme ihtiyacı duymamamın nedeni, sokağın köşesine ulaştığında durup bekleyeceğini adım gibi biliyor olmamdı.

Nasıl bu kadar emin olabilirim? Çünkü çocuklarımın sorumluluk almaları, neden sonuç ilişkilerini kendileri keşfetmeleri ve bağımsız olmaları en çok önem verdiğim konular. Bunun da tabi ki bir nedeni var. Çocuklarımın güvenliği konusunda hiç kimseye güvenmek istemiyorum. Sürekli kontrol da etmek istemiyorum. Düşünsenize, babaanne, anneanneye ne kadar güvenebiliyoruz (acil durumlarda genelde ne yapmaları gerektiğini bilmezler), trafiğe güvenmiyoruz (çocukların elini bırakmayız), öğretmenlere güvenemiyoruz (merdiven başında denetçi isteriz), şoföre güvenemiyoruz (serviste sorumlu abla isteriz), bilmem neye güvenemiyoruz. İstersek bu liste uzayıp gider. Bu konuda kimseden farkım yok. Aynı endişeleri ben de taşıyorum.

Ancak yaklaşımım farklı. Çocuklarımı sürekli kontrol etmek ya da onları kontrol edecek birilerinin olmasını istemiyorum. Çocuklarıma tüm konularda güvenmek istiyorum. Üçüncü şahıslara gereksinim duymadan gözüm arkada kalmasın istiyorum. 5,5 ve birkaç gün sonra okula başlayacak 6 ve 5 yaşındaki oğullarıma bugün güvenemezsem, 16 yaşına gelince nasıl güvenebilirim ki? O yaşlara gelince tıpkı benim aileme söylediğim gibi “Siz beni büyüttünüz. Bu işi iyi yaptığınızı düşünüyorsanız bana güvenmelisiniz.” mi diyecekler bana? Eh, yıllar boyunca aileme karşı kullandığım bu sözlerini benim de yerine getirme zamanım geldi!

Başından beri izlediğim üçlü bir yol var.

1) Karar çocuklarımın

Kasım 2012
Kasım 2012, oğlum 29 aylıkken

Çocuklarım başından beri hemen hemen her konuda kendi kararlarını veriyorlar. Sakınca görürsem, bunları izah ediyorum, neden sonuç ilişkisini anlatıyorum ve doğru şekilde yapmaları/kullanmalarını öğretiyorum. Tam öğrenene kadar karışmadan yanlarında oluyorum. Bu şekilde çok şey öğrenmişler bugüne kadar. Örneğin, oğullarım 3 yaşındayken anaokuluna gitmeye başladıklarında tek başına tuvalete gidebilecekleri, giyinebilecekleri ve yemek yiyebileceklerinden, yani tüm ihtiyaçlarını yardımsız giderebileceklerinden emindim. Çünkü öğretmenlere değil çocuklarıma güvenmek istiyordum. 2,5 yaşından beri bıçak, 5 yaşından beri çakmak kullanmayı biliyorlar. 3 yaşından beri bahçede mangal için çalı çırpı topluyor, babalarıyla birlikte ateş yakıyorlar. Neyin yakılıp yakılmaz olduğunu ve neden yakılmaması gerektiğini bugün çok iyi biliyorlar. Yasak olmadığı için hiç bir şeyi gizlice kullanmazlar. Kullanmak istediklerinde bana sorarlar ve ben, onlara uzaktan dikkat etmek için müsaitsem, izin veriyorum. Yoksa erteliyoruz.

Ağustos 2013
Ağustos 2013, 3 ve 4,5 yaşındalar

2) Birbirinden ayrılmak yok

Kalabalık bir yere gittiğimizde üzerinde telefon numaramın yazdığı kolye takıyorlar. Sayesinde istedikleri gibi koşup gidebiliyorlar, ben onları takip etmek zorunda kalmıyorum. Birbirimizi kaybedersek bir bayanın beni aramalarını rica etmelerini tembihledim. Kolyeyi unuttuysak buluşacağımız bir yer belirliyoruz. Bugüne dek ikisine de hiç ihtiyacımız olmadı, çünkü bu güvenle beni takip etmelerini öğrendiler ve birbirimizi gözden kaybettiğimiz anlarda bile hemen paniklemezler.

Plaja gittiğimizde de istedikleri yere gidebiliyorlar. İlk defa onları göremeyeceğim bir yere gitmek istediklerinde içimdeki tedirginliği dile getirdim. Onlara “hayır” demek kolay olurdu ama doğru olmazdı. İstedikleri konusunda benim bir sorunum vardı ve bir çözüm bulmamız gerekiyordu. Bunu da birlikte yapmaktan daha doğal bir şey var mı? Çocuklarımın isteklerine ve düşüncelerine saygı duyup önem verdiğimi göstermek için birebir fırsat! Tedirginliğimi nasıl giderebileceğimizi birlikte düşündük ve çözümü birbirinden ayrılmayacaklarında bulduk. Zira birinin başına bir şey gelirse ben onların nerede olduklarını tam olarak bilemeyeceğim ve yardım edemeyeceğim. Ancak ikisi birlikteyse diğeri beni ya da yardım çağırabilir. İlk iki defa tabi ki gittikleri yere bakmadan durdum. Tedirginliğim gitmiş değildi tabi ki! Beni soğukkanlı, kaygısız bir kişi olarak düşünmeyin. Ben de endişeleniyorum! Ama insanın bir işi ancak kendisi tek başına yaptığında öğrenebildiğine de inanıyorum. Üstelik bir anlaşma yapmıştım ve buna uymalıydım. Çünkü çocukların anlaşmalarımıza uyacaklarını biliyorum. Aksi taktirde bir daha (en azından bir süreliğine) aynısını yapamazlar. Yani çocuklarımı gördüğüm her anda dünyanın hiç bir şeyi dikkatimi okuduğum kitabımdan alamaz numarasını yaptım… 2-3-4 derken alıştım.

3) Haber vermek şart

SAM_0459
Ağustos 2015, 5 ve 6,5 yaşındalar

Sonra kayalara tırmanmaya başladılar. Yanımdaki Türk annenin adeta içinin gittiğini görebiliyordum. En sonunda dayanamadı: “Ya düşerlerse? Ya o terliklerle kayarlarsa? Ya denize girmeye kalkarlarsa?” Oysa benim içim rahattı. Çünkü düştüklerinde “sadece” bir yerlerini çizeceklerini biliyorum. Küçükken benim dizlerim hep yara içindeydi. Sorun değil ki bu. Terlikler de sorun değil. Tüm gün o terlikler ayaklarında. Alışıklar. Rahat olmadıkları ilk anda ayağından çıkaracaklarını biliyorum. Daha bunu anlatırken büyük oğlum geldi “Terliklerle tırmanamıyoruz, onları bırakmaya geldim” demez mi! Denize girmeyeceklerinden de eminim. Çünkü onlara yüzmeyi öğretmemize rağmen temel kurallarımız var.

Daha önce dediğim gibi çocuklarımı özgür bırakıyorum. Ancak temel bir şartım var; Haber vermeleri. Haber vermeden denize girmek yok. Altını çiziyorum; “sormadan” değil, haber vermeden! Çünkü girip girmeyecekleri onların kararı. Sadece haberim olmasını istiyorum ki onları gözetleyebileyim, zira henüz mükemmel şekilde yüzemiyorlar. Denizin durumuna göre bazen de birinin yanlarında olması gerekiyor. Yani şartları el veriyorsa (benim keyfim değil yani!) istediklerini yapabiliyorlar. Keyfim yoksa bile bunu da söylüyorum. Bazen “Sen de istediğinde yaparız o zaman” derler, bazen de kendi gerekçelerini öne sürüp ısrar ederler. O zaman onlara uyarım.

Sorumlulukları ve dolayısıyla benim onlara güvenme gerekliliğim gittikçe büyüyor.

Bir şey istediklerinde onları tek başına markete de yolluyorum artık. Ben dışarıda arabada bekliyorum. Zaten iki yıldır arabadan inip fırından ekmek alıyorlar. Yakınımızda market veya bakkal yok, olsa oraya da yollardım. Ama bize en yakın bakkal yarım saat yürüme mesafesinde. Lokantada garsona gidip sipariş veriyorlar, tuvaletin nerede olduğunu sorup tek başına gidiyorlar. İstediklerinde onlarla gidiyorum tabi ki. Ama bu onların kararı. Yaz bitişinde tek başına oyuna parkına da yollayacağım. Yeni yılla birlikte artık tek başına servise binmelerini hedefliyorum.

Dersiniz, büyük şehirde yaşamış olsaydınız böyle yapmazdınız. 17 yıl İstanbul’un merkezi semtlerinde oturduğum için orada da tamamen aynısını yapardım. Gittiğimizde yapıyorum zaten.

Size minik iki ipucu vereyim: Siz verdiğiniz sözleri kaytarmadan daima tutarsanız, çocuğunuz da bu tarz durumlarda verdiği sözü tutar. Ona bağımsızlık verdiğiniz her konuda sorumlu davrandığını görünce, bunu fark edip çok hoşunuza gittiğinizi ona söylerseniz, sorumlu davranışlarının çığ gibi büyüyeceğini göreceksiniz.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 13 Eylül 2015 tarihinde yayımlanmıştır.

Regina Röttgen

1989 yılında tatile geldiği Türkiye'nin insanına ve doğasına aşık oldu ve henüz 19 yaşında olmasına rağmen bir daha ülkesine dönmedi. B.Ü.'de Felsefe ve İngilizce dili ve edebiyatı okuyup felsefede yüksek lisans yaptıktan sonra yerli ve yabancı yayınlar için çalıştı ve evcil hayvan dergisi yayımladı. Çocuklar için güvenlik eğitimi kursları ve düşünme atölyeleri düzenledi.

15 yıldan fazla İstanbul'un merkezi semtlerinde oturduktan sonra işini aslında her yerde yapabileceğine karar verdi ve büyük şehri terk etti. Eşiyle, iki oğlu, sayıları sürekli artan tavuklar, 2 kedi ve bir köpek sürüsü ile birlikte şuanda Bodrum yakınlarında bir köyde yaşıyor. Yabancı yayınlar için annelik ve evcil hayvan hakkına yazıyor.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız