Bloglar Çocuk Çocuk Psikolojisi Gündem Yetişkin Psikolojisi

Çocuklara seçenek sunmanın adabı mı olur demeyin

Pazarlık yapmak, başlı başına bir yetenek ve bir strateji işidir!

Hayatım boyunca pazarlık konusunda çok başarılı olduğum söylenemez. Malum, pazarlık yapmak başlı başına bir yetenek ve bir strateji işidir. Bu nedenle, bu konuda başarılı olanlara hep imrenerek bakmışımdır. Oysa içimde yatan bir cevher olduğunu sonradan keşfettim.

Nasıl mı?

Belki de en ünlü sendromlardan biri olan ”2 yaş sendromu” benim içimdeki üretken pazarlık yapan yanımı ortaya çıkardı doğrusu. 2 yaş civarında çocuğu olan her ailenin çoğunlukla yaşadığı 2 yaş sendromunun en belirgin dışa vurumudur ”HAYIR!” sözü ve belkide en önde gelen davranışı ise ”BEN YAPARIM!” sözü.

İster sendrom olarak adlandırın ister süreç bu dönem anne-baba için çok zorlayıcı olabilir. Bu dönemi en hasarsız atlatmanın yollarınan biri de SEÇENEK SUNMA YAKLAŞIMI ki esasen PAZARLIK YAPMAK ile paralel bir yaklaşım olduğunu söylemek pek yanlış olmaz.

parentchild

Çocuklar 2 yaş ve sonrasında baskın benlik duygusu ve toplumda yer edinme iç güdüsü ile daha fazla talep etmeye başlarlar. Bulunduğu toplulukdaki (aile, okul vb.) güç dengesi içinde yer edinmeye çabalarlar. Anne-baba günlük olarak olumlu yönde çocuğun bu konudaki ihtiyacını tatmin etmez ise çocuk olumsuz davranış segilemeye yönelecektir. Tam da burda anne babanın kreatif fikirler üretmesi ve stratejik davranması gerekmektedir. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken bir kaç önemli noktayı şöyle sırlamak mümkün;

  1. Seçenek sunmak, olay ile ilgili (sizin belirlediğiniz) son kararı çocuğunuza bıraktığınız izlenimi verecektir ve bu  çocuğunuzun özgüvenini besleyecektir.
  2. Seçenek sunarken dikkat etmeniz gereken en önemli şey seçeneklerin sizin için kabul görmüş olmasıdır. Örneğin, ” Geliyor musun, gelmiyor musun?” gibi bir soru soruyorsanız çocuğun ”Gelmiyorum” cevabını kabul ediyor olmanız gerekmekte aksi halde bu sorunun uzamasına neden olacaktır.
  3. Seçenek sunarken ya da pazarlık yaparken diğer önemli bir konu, aile içi kuralların net tanımlanmış olmasıdır. Bir ailede üzerine tartışılacak konular olduğu gibi ”kardeşine vurmak” gibi pazarlığı yapılmayacak net kurallar da olmalı ve bunlar önceden çocuğa anlatılmalıdır.
  4. Her zaman seçenek sunmak da yeterli olmayabilir. Buna en güzel alternatif İLGİ DAĞITMA olarak adlandırılabilir. İşte böyle durumlarda tüm kreatifliğinizi ve hayal gücünüzü kullanmalısınız. Çünkü her zaman ilham perisi size yardımcı olamayabilir. Bu noktada galiba en büyük yardımcı çocuğunu tanımaktan geçiyor. Örneğin renklere ilgisi olan kızınız bir konuda tutturmuş ise bir anda ”Aaaa… sen bugün mor mu giydin? Ne kadar da yakışmış” ya da dinazorlara ilgi duyan oğlunuz mızmızlandığında ”Dostum kaldırımda bir fosil mi görüyorum sankii?? Yoksa biz gelmeden burdan bir T-rex m geçmiş?” gibi ilgi çekici konularla içinde kendilerinin bile tanımlayamadığı duyguların gidişatını değiştirmeniz mümkündür.
  5. 2 yaş sendromunun tam olarak hangi yaşta bittiğini sorarsanız emin değilim 😉 ama daha büyük yaşlarda yaşanan benzer durumlarda çocuğunuza seçenekler sunarken dikkat etmeniz gereken önemli şey ADİL olmaktır. Örneğin, tablet başından uzun süre uyarmanıza rağmen kalkmayan çocuğunuza ”Ya tableti bırak ya da bugün parka gitmeyi unut” gibi seçenekler sunmak çok doğru bir davranış olmayacaktır. Eğer çocuğunuzun istemediğiniz bir konudan uzaklaşmasını istiyorsanız seçenekleriniz de aynı konu ve sonuçları üzerinden kurgulanmalıdır, ” Ya tableti 5 dk içinde bırak ya da bu hafta artık tablet hakkın ile ilgili yeni bir düzenlemeye gidelim” gibi. İlk etapta tahdit gibi gelebilir, ancak bu varolan durum ve sonuçlarına ilişkin seçim hakkını çocuğa bırakmaktır. Çocuk adil olunduğuna inandığı sürece tablet kullanımına ilişkin son kararı kendi seçmekte çok abartılı bir sorun yaşamayacatır. Oysa ”parka götürmemek” seçenek olarak sunulsaydı bunun olayla hiç bir alakası olmadığından, çocuk için anne ya da babanın güç gösterisi olarak algılanacak ve olumsuz davranışlara ve tartışmalar neden olabilecektir.
  6. Bazen ne yaptıysanız işe yaramaz… Hemde hiç olmayacak bir yerde çocuğunuz; tutturma, ısrar, tepinme vb. gibi olumsuz davranışlar sergilemeye başlar, çocuğunuzun ve çevredekilerin güvende olduğundan emin olduğunuz sürece, böylesi durumlarda umursamaz davranmak gerekmektedir. Aksi halde gücü elinde tutmaya çalışan çocuğunuza yanlış sinyal vermiş olabilirsiniz. Çünkü çocuklar olumsuz davranışlarını işi yaradığına inandıkları sürece devam ettirirler. Burda önemli olan ilgisiz ve umursamaz tutumunuzun çocuğunuza değil, yaptığı olumsuz tutuma olduğunu ona anlatmak ve hissettirmektir.

Her çocuk başkadır ve her anne-baba da… Olaylara yaklaşırken amacımızı net belirlemeliyiz. Ben küçük hanıma/adama yardım mı edeceğim yoksa sadece ”doğru olanı” mı öğreteceğim?? Hiç bir anne-baba şunu unutmamalıdır ki ”ÇOCUKLARA KENDİLERİNİ KÖTÜ HİSSETTİREREK İYİYİ YAPMALARINI BEKLEMEK ÇILGINLIK OLUR!” (J.Nelsen, EdD) Bu nedenle, evet bazen çok zor olsada Sabırlı olmalıyız, çocuklarımıza sevgi gösterdiğimiz kadar saygılı da davranmalıyız veee… yeni fikirler üretmekten ve en az onlar kadar HAYAL KURMALIYIZ!!!

”You may say I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will be as one” J. Lennon

 

 

Merve Yavuzdemir

1986 Ankara'da doğdum. Hayalim olan ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümünü bitirdirdim ve halen aynı bölümde yüksek öğretimime devam etmekteyim. 4.5 yaşında ressam bir oğlum ve 2 yaşında espirili bir kızım var :)) Kent yaşamının çocuklara sunduklarında var olan eksiklikler üzerine dertliyim... "Her çocuğun" sevgi dolu bir dünyada yaşama ve hayaller kurma hakkı olduğuna inandığımdan kendi çocuklarım kadar tüm çocuklara artı değer katmak için çabalamaktayım. En vazgeçilmezim hayal kurabilen, üretebilen ve vazgeçmeyen umudu olan çocuklar yetiştirmek, yetişmesini desteklemek....

www.kutupanne.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız