Çocuk Psikolojisi Değerlendirme Eleştiri Gündem Yetişkin Psikolojisi

Bu çocuklar gerçekten nankör mü?

Bir süredir hem kendi ailemde hem de çevremde yaşanan olayları ve sonucundaki tatminsizlikleri izliyorum. Bu gözlemlerim sonucunda gördüm ki çözüm sorunun içinde saklı ve işi zorlaştıran sadece biziz.

Hemen örneklerle konuyu netleştireceğim. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz sizden bir dilim elma istedi. Siz de mutfağa gidip 2dk. içinde kesip bir dilim elma vermek yerine ona güzel bir meyve salatası hazırladınız. Hem süre uzadı hem de beklenti arttı. Sadece masumca bir dilim elma isteyen çocuğunuza meyve salatasını verdiğinizde; çocuğunuz ya sadece bir dilim adı ya da bu kadar karışık meyveleri bir tabakta görünce hiç yemedi hatta belki de hepsini bitirdi ama bir dilim elma yiyemediğine ilişkin söylendi… Bu durum karşısında tutumunuz ne olurdu? Büyük ihtimalle tüm günün yorgunluğu üzerine sırf ”çocuğunuz istedi” diye ona uğraşıp ”tüm sevginizle” yaptığınız meyve salatasına gerektiği değeri vermediği için çocuğunuza içten ya da dıştan sitem ederdiniz; ona herşeyin en iyisini verdiğiniz halde onun nankörlük ettiğini de düşünebilirsiniz.

Başka bir örnek; mesela 3 yaşındaki kızınız sizden büyük bir heyecanla bebek evi ister. Öyle ki, iki lafından biri bebekleri ile oynayacağı evdir. Aslında 3 yaşındaki bir çocuk bu evi normal şartlarda kafasında tam bir model olarak kurgulayamaz. Siz de gittiniz ”en güzel” bebek evlerini araşırdınız ve belki çok pahalı ama ”en beğendiğinizi” bütçenizi ayarlayarak güzel kızınıza aldınız. Bu sizin için gerçekten çok büyük bir fedakarlıktı. Kızınız hediyesini görünce çok mutlu oldu ve 4 gün aralıksız oynadı ama sonra sonra pek ilgilenmemeye başladı. Hele ki her fırsatta ona yaptığınız fedakarlığı anlatıp gidip oyuncağı ile oynamasını söyledikçe sanki iyice uzaklaştı. 1 ayın sonunda oyuncağı ile hiç oynamadığını gördüğünüzde içinizde yine bir sitem yumağı… Oysa siz ne kadar da çok para vermiştiniz, 10 gün oldu olmadı başka bir oyuncak istedi kızınız ve siz almayınca bir de size tavır yaptı… Bu nasıl olabilir? Siz ona çok daha büyük bir oyuncak almışken, nasıl olur da çocuğunuz diğerini almadığınız için size bozulur? Olsa olsa nankör olmalı bu çocuklar…

Dostum, bir durun! Sadece bir an için durun ve ne yaptığınızı bir düşünün! Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Asıl sorun şu ki, YA SALT NE İSTENİLDİĞİNİ BİLİP, ANLAYIP, YAPACAKSIN ya da EĞER FAZLASINI KENDİ İREADENE VE ZEVKİNE GÖRE YAPIYORSAN KARŞILIK BEKLEMEYECEKSİN! Diğer türlüsünde çocuklarınız ”nankör” olmaz belki ama siz belki de biraz ”bencil” olursunuz.

Derdim kimseyi eleştirmek değil, bu anneliğin verdiği iç güdüsel bir his galiba. Her anne, çocuğuna en iyisini vermek ister. Ama burda ”iyi” tanımını doğru yapmak lazım.

Çocuklar büyük bir masumiyet zırhı ile doğarlar, esasen istekleri ve davranışları doğrudan, yalın ve minimalisttir. Bunu anlar ve ”çocuklarımızın ne istediğine” yoğunlaşırsak herşey daha da kolay olacaktır.

Örneğin, ilk örnekte siz çocuğa daha iyisini sunmak isterken aslında onun ne istediğini göz ardı etmiş oluyorsunuz. Oysa basit olan, bir çocuk için en iyi olandır. Bir dilim elma isteyen çocuğa kendini yormadan bir dilim elma veren anne gereksiz ve fazladan duygularla kendini yüklemez. Sonucunda çocuk o elmayı yemese bile buna çok takılmaz.

Diğer örnekte ise; çocuğun istediğinin pahalı, gösterişli ve belki de çocukluğunda sahip olmak isteyip olamadığı bir ev olduğunu düşünen annenin bu duruma haddinden fazla anlam yüklemesi çok normal. Oysa kızının isteğini, olduğu gibi, yalın bir şekilde anlasaydı, belki iki ayakkabı kutusunu birleştirip ve biraz da kumaş ve renkli kağıtlar yardımı ile ”çocuğunun hayalindeki evi” yapıp kızını daha mutlu edebilecekti. Hele bir de birlikte yaptılarsa o evi ve birlikte oynayabilecekleri bir zaman dilimi de ayırdılarsa bırakın bir hafta aylarca kıymeti sürecektir evin. Diyelim ki sürmedi, sadece 1 saat ayırarak neredeyse sıfır maliyetle yaptığınız oyuncak için kendinizi ne kadar doldurursunuz? Peki Çocuğunuzu ne kadar suçlarsınız?? İlk seferkinden az olacağı kesin.

Sonuç olarak, fedakar annelik rolü içerisinde ne kendimizi ne de çocuğumuzu yıpratmamalıyız. Yetişkin dünyasında bile yapılan fedakarlıkların hiçe sayldığını göz önüne aldığınızda sizden talep edilmeden yaptığınız ”fedakarlıkların” henüz tüm masumiyeti ve doğallığı ile 3-4 yaşındaki çocuğunuzun anlamasını beklemeyin. Unutulmamalıdır ki Fedakarlığın doğasında zaten karşılık ya da takdir beklemek yoktur ve bir annenin fedakarlığı ”çocuk merkezli” olmak zorundadır. Çocuğunuz için olduğunu düşünseniz dahi kendi taleplerinizi onların sırtına yük olarak yüklemeye hiç bir ebeveynin hakkı yoktur.

Merve Yavuzdemir

1986 Ankara'da doğdum. Hayalim olan ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümünü bitirdirdim ve halen aynı bölümde yüksek öğretimime devam etmekteyim. 4.5 yaşında ressam bir oğlum ve 2 yaşında espirili bir kızım var :)) Kent yaşamının çocuklara sunduklarında var olan eksiklikler üzerine dertliyim... "Her çocuğun" sevgi dolu bir dünyada yaşama ve hayaller kurma hakkı olduğuna inandığımdan kendi çocuklarım kadar tüm çocuklara artı değer katmak için çabalamaktayım. En vazgeçilmezim hayal kurabilen, üretebilen ve vazgeçmeyen umudu olan çocuklar yetiştirmek, yetişmesini desteklemek....

www.kutupanne.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız