Eleştiri

Bazen de çocuklar, annelerini büyütür…

Annesi yanı başında olup, aslında yanı başında olmayan çocuklar var bu dünyada...

Bazı çocukları anneleri büyütür. Evet, evet! Bazı çocukları anneleri büyütür.
Babası öldüğünden, işten eve geceyarısı geldiğinden, hapishanede olduğundan ya da eve ayda birkaç kez geldiğinden filan değil. Annesi yanı başında olup, aslında yanı başında olmayan çocuklar var bu dünyada… Annesi tarafından unutulmuş, önemsenmemiş, keyfe tercih edilmiş çocuklar.. Bu çocuklardan hangisiyle karşılaşırsanız karşılaşın, içiniz cız etmiyor mu?

Bir çocuğun çekiştire çekiştire sorduğu soruları mütemadiyen cevapsız bırakmak, her “gel oynayalım” dediğinde “işim var” diyerek yüz çevirmek,  çocuk büyütmek miydi? O annelerin çocuklarını, anneleri büyütmedi.  Çünkü çocuk büyütmek, “çocuğun boyunu büyütmekten” veya ona “kilo aldırmaktan” ibaret değildi.

Çocuk büyütmek çocuğunun her gün rutin işlerini sıraya dizip, yemeğini yedirip, okuluna bırakmak, çamaşırını yıkayıp ütülemek ve hatta “ ödevlerini eksiksiz yaptırmak” da değildi elbette.  Çocuk büyütmek, çocuğun ruhunu büyütmekti.

Her anne çocuk büyütür, ama her anne “çocuk ruhu” büyütemez.  Peki, kimdi annelerinin büyüttüğü çocuklar?
Bir çocuğu dünyaya getirmiş olmanın sorumluluğunda, sürekli okuyan, sorgulayan, araştıran, bir bilene danışan, çocuğunun bireyselleşmesini önemseyen annelerin çocukları bu çocuklar. Onların gelişimleri için fiziksel kaynakları en verimli şekilde kullanabilen, çocuğunu dinleyen, anlamaya çalışan, önemseyen, duygu ve düşüncelerine değer verip, kırk bin sorusunu büyük bir sabırla cevaplamaya çalışan anneler bunlar.

Elindekini işini bırakıp, yavrusunun ruhuna derman olan bir annenin, çocuk büyütmediğini kim söyleyebilir? İşte o annelere selamım büyük! Ne büyük bir iş yapıyorsunuz siz! Kocaman tebriklerim sizlere ve yüreğinizden kocaman öperim!

Seçim sizin. Çocuk büyütmek mi, çocuğun “ruhunu” büyütmek mi? Annelerinin büyüttüğü çocuklarınız mı var, annesinin yanında büyüyen çocuklarınız mı? Kendi doğrunuz tam karşınızda! Siz seçin, siz oynayın!

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için "daha iyisi ne olabilir" e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar... STK faaliyetleri içerisinde... 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız