Kategorisiz Kitap

Çocuk Yetiştirme Laboratuvarı “İmza: Kızın”

Herkes kendince annelik- babalık yapıp sonuçlarını ancak çocukları büyüdükten sonra görebiliyor. “İyi ki böyle yapmışım”ların yanında “keşke şöyle mi yapsaydım acaba”lar da oldukça fazla. Ama iş işten geçmiş oluyor. Aslında bir laboratuvar olsa… Anne-baba şöyle davrandığında çıktı, yani çocuk şöyle oluyor, anne-baba böyle konuştuğunda çocuk böyle etkileniyor gibi farklı farklı durumları deneyip sonuçlarını görmek işimizi nasıl da kolaylaştırırdı, değil mi? En doğru ebeveynliği yakalamış olurduk.

İşte size bir çocuk yetiştirme laboratuvarı.imzakizin

Alternatifanne takipçilerinin yakından tanıdığı isim Banu Özkan Tozluyurt çok önemli bir projeye imza attı: Farklı sosyokültürel yapılardan, yaşları 8 ila 75 arasında değişen, babalarının hiç büyümeyen kızları, babalarına söylemek istediklerini birer mektupla anlattılar. Banu ve iki arkadaşı da bu mektupları bir kitapta topladılar. Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan “İmza: Kızın” her annenin ve babanın mutlaka okuması gereken bir kitap. Kitap her ne kadar baba-kız ilişkisi üzerine olsa da bunu ebeveyn-çocuk olarak genellemek hiç de yanlış olmaz. Ben kitaba dair notlarımı sizlerle paylaşırken baba-kız desem de siz okurken lütfen bunu ebeveyn-çocuk olarak düşünün.

İşte, geliri YEKÜV‘e (21.YY Eğitim ve Kültür Vakfı) bağışlanan kitaba dair benim notlarım:

Babalar da çeşit çeşitmiş: Başkaları için çok şey yapıp kızı için hiçbir şey yapmayan baba, kızını erkek gibi giydiren baba, kızının yaptıklarını takdir etmeyen baba, sevgisini göstermeyen baba, hiç anı BİRİKTİRMEMİŞ baba, hiç anı BİRİKTİREMEMİŞ baba… Çok anılar biriktirebilmiş baba, annenin yokluğunu hissettirmemiş baba, her haliyle kızını seven baba, hep ilk kez görüyormuş gibi öpen baba, her şeyinde arkasında olan baba…

Kızlar ne çok şeyi babalarından öğrenirlermiş meğer; tamiratı, kitap sevgisini, dinlemeyi, gezmeyi, rakı içmeyi…

Pek çok mektupta geçen beni de çok etkileyen bir şey; “her haliyle kızını sevilmeye değer bulmak”. Arzu Aksoy’un babası Alper Akalın’a yazdığı mektuptan bir örnek: “…ergenlikte aldığım otuz kilodan sonra ‘kırlentim benim’ diyerek beni kucakladığın, hamileyken ‘kızımla yumurtası gelmiş’ diye karşıladığın, çocuklarıma da ‘yavrumun yavrusu’ diye seslendiğin, her halimle sevilmeye değer bir kişi olduğumu öğrettiğin ve hayatı renklendiren bir sürü keyifli an yaşattığın için teşekkür ederim…”

Terk edilme, ölüm, yaşadığı travma kaç yaşına gelirse gelsin hep onunla kalıyor. Asuman Yelen, 46 yıl önce babasını kaybetmiş ve bugünkü yaşına rağmen kendi ruhunun hep o yıllarda kaldığını anlatıyor mektubunda. Aslında “babasız kaldığı yaşta” kaldığını hisseden ne çok kız var! Birbirlerinden habersiz aynı duyguyu ifade etmişler.

Bir başkası, Hande, küçük bir kızken babasına mektuplar yazarmış, babası da içlerinin boş olduğunu söylermiş. Büyümüş, evlenmiş, iş sahibi olmuş ama hep babaya kendini beğendirme-gösterme çabası olmuş.

Babasının ardından yaptığı ilk pazar alışverişinde bir kilo portakalın dört tane olduğunu anladığında babası Yılmaz Hancıoğlu’nun kasalarla getirdiği portakalların kaç kilo olduğunu düşünmüş Zennur Pakcan.

Mehmet Özkan mimar olmasını istediği kızı Zerin Kültüral’ın fotoğrafçılığı çok sevdiğini anlayınca “baban hayatta oldukça çalışır, okutur” diyerek destek vermiş kızına.

Müzeyyen Ertunç babası ile tetkikler için gittiği Ankara’dan görüşüyor. Ali Elmas’a ne istediğini sorduğunda “senden hiçbir şey istemem ama ayaklarım çok üşüyor, giydiğim çoraplar beni ısıtmıyor, beni ısıtacak çorap getirirsen sevinirim” diyor kızına. Müzeyyen hanım hemen 3 çift çorap alıyor, akşam yola çıkma hazırlığı yaparken ölüm haberi geliyor.

Fedon’un kızı Natali Kalyoncu Şengezer diyor ki “Prenses olmak için bir prense ihtiyacım olmadı hiç, çünkü babam Kraldı benim”

Ece babası Muzaffer’e diyor ki “düşünüyorum da kulağıma küpe olacak bir sözünüz gelmiyor aklıma…”

Son iki mektup. Zeynep Türksever’in mektubu ile Züleyha Dokuyucu’nun mektubu. Birbirinin tam tersi durumları anlatan iki mektup. Birinde terk eden baba ve kızının yaşadıkları, diğerinde hep sarmalayan bir baba ve kızının yaşadıkları.

Daha o kadar çok hikâye var ki, mutlaka okumalısınız. Ama lütfen dikkat edin, eğer başkalarının yanında ağlamaya çekiniyorsanız sakın kalabalıkta okumayın. Acı ya da tatlı her hikâye çok duygusal. Yanınızdan mendili eksik etmeden okumanızı öneririm.kizin2

Sizi biraz daha meraklandırayım; Alternatifanne okurlarının, kalemine aşina olduğu pek çok isim de bu kitapta babalarıyla ilişkilerini anlatıyorlar: Banu Conker, İlkiz Özcan Sönmez, Tülay Sarı, Aylin Sılığ, Yasemin Meriç Kazdal.

Bir anne gözüyle çıkardığım sonuçlar:

  •  İnsan büyüdüğünde ailesiyle yaşadıkları gümüşse, çocuklukta yaşadıkları altın hatta pırlanta değerinde. Sonradan ilişkiniz iyi gitse, paylaşımlarınız artsa bile çocuklukta yeterince ilgilenmediyseniz, vakit ayırmadıysanız, ilişkinizde sorunlar olduysa çocuklarınızın anılarında en çok bunlar kalacak ne yazık ki.
  • Çocuğunuzu her haliyle sevilmeye değer bulmak ve bunu hissettirmek çocuk tarafından fark edilen bir davranış.
  • Güzel anılar bırakırsanız hep güzel anılırsınız.
  • Yaşı kaç olursa olsun yaşananlar hep kişiyle kalıyor, hatırlanıyor.
  • Kendilerini terk eden bir ebeveyne bile -tüm öfke ve kine rağmen- “seviyorum, özlüyorum” diyebiliyor çocuklar.
  • Çocuklar kendileri ebeveyn olduklarında ebeveynlerinin tutumlarını anlayabiliyorlar.
  • Anne-baba ayrılıklarından en çok çocuklar etkileniyor. Ama bunu hafifletmek mümkün; baba, anneyi terk etmişse çocuğu da terk etmemeli.
  • Babası ile dolu dolu hayatı yaşayanlarda çocukluğa özlem duygusu fazla oluyor. Sonuçta, tadı damağında kalma durumu yaşanıyor.
  • Kızıyla çocukluğunda çok şey paylaşmamış bir baba, torunlarıyla her şeyi paylaşan bir dedeye dönüşebiliyor.
  • Çocuklar ebeveynleri kaybettiklerinde “daha çok arasaydım, daha çok yanında olsaydım” duygusunu yaşıyorlar.
  • İyi veya kötü, doğru veya yanlış ebeveynler ne yaparsa yapsın çocuklar her şeyin tüm netliğiyle farkında oluyorlar, yaşları kaç olursa olsun.

 

karin

 

 

 

NOT: Banu Özkan Tozluyurt “İmza:Karın” kitabını da çıkardı. Kadınların gerçekten bir ilişkiden neler beklediğini farklı yönlerden ortaya koyan, kadın-erkek, karı-koca ilişkisine dair farklı açılar yakalayabileceğiniz İmza: Karın’ın geliri STET’e (Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu) bağışlanmıştır.

Berna Kasapoğlu Serdarlı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Öğrenci koçu, web tv programcısı (www.ailemizle.tv), yazar, en önemlisi 3 çocuklu mutlu anne:)

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız