Çocuk Sağlığı Eğitim Kategorisiz

Çocuk güvenlik kurallarını biliyor musunuz?

Çocuğunuzun istismara uğramasına karşı bu önlemleri alabilirsiniz!

child-1152327_640Çocuk istismarı zorlu bir konu, rahatsız edici ayrıntılara girmeden bilgi vermek zor ama işin vahametini göstermesi açısından ve bunlardan korunma yolları geliştirebilmek için bazı ayrıntılara girmek gerekiyor. Önceki yazımda çocuk güvenlik kurallarını anlatmaya başlamıştım. Bu yazımda diğer önemli ipuçlarını anlatacağım.

Sapkın kişilikler kendileri de aynı şekilde çocukken istismar edilmiş kişiler oluyorlar genellikle. Ne acıdır ki tedavisinden söz etmek pek mümkün değil. Çoğunlukla da çocuklara yakın olabilmek için onlarla ile ilgili meslekler seçiyorlar ve hatta sırf bu sebeple evlenip çocuk yapıyorlar. İlle de tekinsiz bir görünümleri yok, bilakis mülayim yapıları oluyor. Olan vakalardan çıkan sonuçlar gösteriyor ki, bir sene gibi uzunca bir süre çok büyük bir sabırla her gün uzaktan çocukları izleyip, en sessiz ve en yalnız oynayan çocuğu seçiyorlar genellikle. Korunma yolları geliştirmek için çok faydalı bu bilgi ışığında, çocuklarımıza yalnız oynamak yerine arkadaşlarıyla oynamasının her zaman daha iyi olacağını ve herhangi bir şekilde tedirgin olduğu bir durumda kalırsa var gücüyle bağırmasını öğütlemek gerekiyor. “Sesim alarmdır benim” diyor, 14 Güvenlik kuralının birinde. Kaldı ki bu kişiler her gün etrafta görünerek çocuklar için bir yandan aşinalık da yaratmış oluyorlar, dolayısıyla bu durum onları çocukların gözünde “yabancı” olmaktan çıkarabiliyor. Bu tip durumlara karşı çocukların adının yazılı olduğu takılar, künyeler takması sakıncalı olabilir, çünkü çocuk tanımadığı biri tarafından isminin bilindiğini görünce o kişinin kendisini tanıdığını kolaylıkla düşünebilir. Bu şahısların daha sonraki hamleleri yalnız ve sessiz olan çocuğa yanaşıp şeker ya da başka hediyelerle güven kazanmaya çalışmak olacağından çocukları tanımadıkları kişilerden şeker ya da hediye almamaları yolunda telkin edelim.

Dünyadaki istatistikler ve ülkemizde yaşanan hadiseler çocuk istismarlarının önemli bir kısmının da komşular, eş, dost, akraba gibi tanıdıklar, hatta -dilim dahi varmıyor- bizzat anne ve babalar tarafından geldiğini gösteriyor. İyi dokunma-kötü dokumanın ne demek olduğunu bilmesi bu açıdan çok önemli! Bunun dışında çocuklarımızın başka evlerde kalmalarına müsaade etmemek de olabilecek ömürlük hasarları önlemekte başarı gösterecek bir prensip gibi duruyor. Öneriler şu yönde: Örneğin söz konusu bir pijama partisi ise, bunun tamamen yasaklanması yerine partinin olacağı eve birlikte gidilmesi, çocuklar bir odada parti yaparlarken, ebeveynler olarak ayrı bir odada çocuklara müdahale etmeden beklemeleri ve geç vakit de olsa mutlaka eve dönülmesi şeklinde. Sürekli yanlarında olup onları koruyamayacağımız bir gerçek. Çocuklarımızın ruhsal ve fiziksel olarak örselenmemeleri için onları yalnızca korumak dışında, bilinçlendirilmeleri de çok önemli. İnanıyorum ki her şeyden çok daha önce çocuğumuzla açık bir iletişimi kesinkes kurmalıyız ki başkalarıyla konuştuklarını bizlerle paylaşabilsin, bunun için onların gözlerinin içine bakıp can kulağıyla dinlemek gerekiyor. Bu güvenle, yapmamaları gereken bir şeyi bir sebepten yaptıklarında ebeveynlerinden korkmak yerine onlarla açık bir şekilde konuşabileceklerini hissetmeliler.

Peki ya kayıp durumunda ne yapmamız gerektiğini biz ebeveynler olarak biliyor muyuz? Çocuklarımıza ne yapmaları gerektiğini öğrettik mi? Kayıplar hakkındaki gerçek hikâyeler genellikle kaybın çok anlık olduğu yönünde. Sokakta, çarşıda, pazarda, dükkânlarda, AVM’lerde bir dalgınlık anında yavrumuzu gözden kaybedebiliriz. Oldu ki bulamıyoruz, ne yapacağız? Ya da olur ya biz henüz fark etmedik ama çocuğumuz kaybolduğunu anladı, bağırdı, çağırdı ama nafile, o halde ne yapmalı? En yaygın bilindiği haliyle bekçi, güvenlik görevlisi, polis gibi üniformalı kişiler ile ilgili olumsuz vakaları da göz önünde bulundurursak çocuklarımıza nereye yönlendireceğiz? Buna çocuklarımıza paranın değerini anlatmaktan başlayın diyor Çocuk Suçlarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı ve okulun genel koordinatörü Rahşan Çapan! Şaşırtıcı değil mi? Şöyle: Para kıymetli bir şey olduğu için kasalarda tutuluyor, bu kasaların sorumluluğu verildiğine göre en kıymetliniz yavrunuz da kaybolduğunu anladığında kasada duran kişinin yanına gidebilir, kaybolduğunu o kişiye anlatabilir. Kasa herkesin görebildiği bir yer olduğu için de önemli, çocuk asla içeride bir yerlere götürülmeyi kabul etmemeli, böyle bir durumla karşılaşırsa yine alarmı olan sesini kullanmalı. Anne babası bulunana kadar kasanın orada beklemeli. Kasanın olmadığı açık alanlarda ise çocuklu annelere yanaşması öneriliyor. Her durumda çocuğun annesinin, babasının adını, telefon numaralarını, adresini bilmesi işleri kolaylaştırıyor.

Kayıp söz konusu olduğunda, Çapan’ın çocuğun DNA’sı olarak isimlendirdiği hazırlık çok dikkat çekici. Şöyle ki, çocuğun güncel (son 6 ay) saç teli, parmak izi ve elbette vesikalık fotoğrafından oluşan bir küçük kimlik. Vesikalık fotoğraf es geçilmemeli, çünkü Emniyetin Çocuk Şubesi cep telefonu ile alınmış görüntüleri kabul etmiyormuş! Bu fevkalade önemli bir bilgi. Parmak izi için ise hazırlık çok kolay: Pudraya bastırılmış iki başparmak silkelenip şeffaf bantlara basılıyor ve bu bantlar siyah kartonlara yapıştırılıyor. Dileğim elbette asla kimsenin böyle kötü bir tecrübe yaşamaması ama herkesin başına her yerde gelebilecek bu hadisede yani bizler çocuklarımızı kaybettiğimizde ilk 2 saatin önemi çok büyük. Burada gerekli arama çalışmalarını hızlandıracak şeylerin de cüzdanımızın bir kenarında olması hayati farklar yaratabiliyor.

Bunlar dört saat süren yoğun eğitim programından aklımda kalanların bir özeti. Çocuk güvenliği deyince herkesin aklına çocuk istismarına karşı alınabilecek önlemlerin de gelebilmesi için ve bilgilenirken olduğundan daha acı bir şekilde üzülüp yaralanmamak için umuyorum ki bu bilgiler paylaşıldıkça çoğalır.

Dicle Erkenci

Konuk Yazar

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • En önemli ve en temel nokta da, çocuk istemedikçe kimsenin ona sarılmasına, öpmesine izin vermeyeceğimizi bilmeli. Bunun için de bebeklikten itibaren “bedenin senin, kimse sana zorla yaklaşamaz” diyebilmeliyiz, malum toplumumuzda yabancı insanlar için bile bebek öpmek sıkıştırmak öyle yaygın ki, buna izin vermeyen anneler bazen ağır eleştirilere maruz kalıyor..