Çocuk Çocuk Psikolojisi Değerlendirme Eleştiri Kategorisiz

Çocuk ve bomba

Şiddet, nefret, öfke ve kin şimdi ve burada çokca rastladıklarımız, ve tesadüf olmasa gerek. Bizler bunları biriktirerek var olmasına olanak sağladık. Geleceğe taşımak ya da taşımamak ise çocuklarımıza anlattıklarımızda veya aktardıklarımızda belirlenecek.

childandbombKadıköy Süreyya Operası’ndayız. Bir çocuk müzikali için haftalar önce bilet almıştım. Sonra o fena, korkunç bildiğim hiçbir sıfat ile tanımlanamayacak olay oldu ve bu nedenle gösterinin de iptal* edildiğini öğrendik. Biletlerimizi değiştireceğiz, yanımızda bir anne-kız bekliyor. Benim oğlumla hemen hemen aynı yaşlarda. 5 yeni bitmiş 6 dan gün alıyor. Anne öğreniyor gösterinin iptalini, kız o an henüz iptalin ne olduğunu idrak etmeye çalışıyor. Dingin, soru sormuyor belli ki içeride taşları yerine oturtmaya çalışıyor ya da durumun değişikliğini anlamaya çalışıyor. Anne bir anda “Neden iptal edilmiş biliyor musun? Ankara’da bombayla insan öldürdüler bu sebeple” deyiveriyor! Bir çırpıda, eğilip göz kontağı kurmaksızın, tepeden (boy farkı zaten en az 60 cm) dan diye söyleyiveriyor. Bu sözler o kızın başına 60 cm yüksekten bomba gibi düşüyor.

Sonra düşünüyorum bizimkilere nasıl anlatayım diye ama olan olmuş, bomba bizim oğlanın da 60 cm üstünden düşmüş! Arabaya giderken anlatmaya çalışıyorum. Geveliyorum, yapamıyorum. Zira evde sakinken anlatmam gerek, bir yerde beraber oturmalıyız, yüz yüze bakmalıyım ki endişelerini görebileyim. Soruları olursa cevaplamak için örnekler verebileyim. Ne bileyim bu böyle hoppadanak söylenecek, açıklanacak bir şey değil ki. Eğer bu haberi bugün böyle alırsa, o bir kaç hafta evvelki doktor gibi hasta yakınına “Kızın öldü amca, öldü” demeyi halk dili ile konuşmak sanabilir. Ya da gerçekten “Buralar artık Ortadoğu alışmak lazım” tadına gelebilir. Tüm bunları kanıksayabilir, içinde koca bir nefrete dönüştürebilir.

Nasıl anlatayım diye düşünüyorum. Daha geçenlerde “satır”** kelimesini açıkladığım çocuğa, bomba ne demek? “Kim, nasıl, neden, nerede öldü?” sorularını onun somut dünyasında bomba etkisi yaratmadan nasıl açıklayayım diye kendim hazmetmeye çalışıyorum.

Yine de yedi yaşından önce bir çocuğa bu detayda bilgi vermek doğru gelmiyor, daha anadilini tüm incelikleriyle kavramamış, soyut düşünmeye henüz henüz alışan bir zihne bu detaylar fazla gelecek. Ama o kadın o anne bombayı attı, şimdi ben nereden başlasam nasıl anlatsam diye yüreğimin üzerinde oturan fille müzakere içerisindeyim.

Sonuç olarak siz siz olun, hiçbir çocuğa bu tür olayları izlettirmeyin, aksettirmeyin derim. Tabii ki yakınını kaybetmiş bir çocuk için somut olan bu yaşanmışlığı doğru kelimelerle anlatmak gerekliliğini es geçmiyorum, ama bu durumda bile nefreti, düşmanı değil durumu anlatmak lazım gelir. Yoksa ektiğimiz kin ve nefret büyüdükçe büyür ve bir gün kontrol edilemeyebilir. Olası etkilerini benden daha deneyimli/ uzman meslektaşlarım daha net anlatabilir, zira ben bu yazıyı psikolog olmaktan öte bir anne kaygısı ile kaleme aldım. Ama inanın  bu anlatacaklarınız o çocuk için bu dünyayı daha güvensiz bir yer olarak algılamasına, önce size, sonra sevgilisine ve sonra hayata dair her şeye kırgın olmasına yol açacaktır. Bu kırgınlık ki çoğu zaman nefretle kamufle edilir. Eğer hakikaten bahsetmek için inanılmaz bir istek duyuyorsanız da, çok nadiren bazı insanların sevgisiz kaldıkları için bu tür akıl dışı işler yapabildiklerinden dem vurun. Aslında dünyada daha çok sevgi olduğundan ama bazen talihsizliklerin önüne geçilemediğinden bahsedin. Yedi yaşından küçük bir çocuğa soyut hiç bir kavramı anlatamazsınız, zira bahsettiğimiz küçücük zihinde henüz bağlantılar tam kurulmamıştır; ne fizyolojik olarak ne de yaşamsal birikimi açısından kaldıramaz bunca yükü. Ve lütfen çocukların öldürüldüğünden, çocukların annesiz/babasız kaldıklarından bahsetmeyin. Bunu anlattığınız çocuk bu durumu anlayabilmek adına durumla özdeşleşmeye çalışır ve bu gerçekten kırıcı olabilir. Oysa henüz kırılmak için çok erkendir.

Hepimize sabır ve sükunet diliyorum.

Sağlıcakla kalın.

* Bu iptal konusu ayrı bir yazı gerektirir.

** Satır (büyük enli bıçak) kelimesini kurban bayramı sebebiyle duymuş. Bu arada yazı çalışmaları sebebiyle de sıra anlamında satır kelimesini sıklıkla kullanıyor. İkisi karışmış işte.

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Gözdecim, bombanın atıldığı yerde olma şans(sızlığ)ına sahip biriyim. Yanıbaşımdaki dedenin çocuğuna olayı bu kadar çiğ bir şekilde aksettirmesinin,
    1) adamın dede oluşuna ve pedagojik bilgiden yoksun oluşuna
    2) olay yerinde olduğu için yaşadığı şoka
    verip fazla kızamıyorum. Ama Kadıköy Süreyya’daki iptalin ta kendisi büyük bir hataymış: İnsanların olayın etkisini psikolojik olarak daha çabuk atlatabilmeleri için hayatın devam etmesi oldukça önemli imiş. Evet, bundan ayrı yazı konusu olur. O annenin tutumu ise bence saf cehaletle açıklanabilir. İşte bu çok üzücü.

  • Evet. Bir yazı da bu iptallere ayırdım. Sanat duygunun dışavurumu için, katharsis için çok önemli teropatik bir araç. Ve bunu eğlence, boş vakit değerlendirme yöntemi olarak gördükçe kinden, şiddetten ve nefretten arınamayız. Ruhu dinginleştirmek için sanat var, yoksa mağarasında oturup, avlanan adam niye dans etsin ki?