Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

Çocuğunuza sınır koyma 2: Sınır koyma nedir?

Sizin sınırlarınız hangi türden?

b.boyBu yazı, çocuklarımıza sınır koyma konusunun ana hatlarını, Robert J. Mackenzie’nin “Çocuğunuza Sınır Koyma” (Setting Boundaries) kitabı üzerinden özetleyen yazı dizisinin ikinci yazısıdır. İlk yazıda çocukların ve ebeveynlerin sınırlara neden ihtiyacı olduğuna bakmıştık. Bu yazı da sınırın ve sınır koymanın ne olduğuyla ilgili.

Hepimiz mutlaka sınır koyuyoruz, ama amacımıza ne kadar ulaşabiliyoruz?

Koyduğum sınır, gerçekten sınır mı?

Sınır koymanın dört yöntemi var:

  • Yumuşak yaklaşım (yumuşak sınırlar), yetersiz kontrol durumunu ifade eder. Denemek ve keşfetmek için fazla özgürlük anlamına gelir. Aşırı denemeyi teşvik eder. Çocuk sınırlara riayet etmeyi, bir zorunluluk olarak değil de, isteğe bağlı bir tercih olarak algılar. Onaylanmayan davranışlarının hesabını vermediği için sorumluluk almayı öğrenemez. Yumuşak sınırlarla eğitilen çocuk, karmaşık mesajlarla iletişim kurmayı ailelerinden daha iyi becerir (mesela ödevlerini bitirmesi istendiğinde, o anda yapmayabileceğini bilerek “tamam, birazdan” der). Yumuşak yaklaşım örneğine buradan ulaşabilirsiniz.
    • Ebeveyn yaklaşımı: Çocuklar işbirliği yapmanın en doğru yol olduğunu anladıklarında işbirliğine yanaşırlar. Benim görevim çocuklarıma hizmet etmek ve onları mutlu etmektir. Çocuklarımı üzen sonuçlar etkin olamaz.
      Güç ve kontrol: Hepsi çocuklarda.
      Problem çözme süreci: İkna yöntemiyle. Kazanan (çocuklar) – kaybeden (ebeveyn) durumu vardır. Problem çözümünü ebeveyn üstlenir.
      Çocukların öğrendiği: Kurallar başkaları içindir, benim için değil. Ben istediğimi yaparım. Çocukların sorunlarını çözmek ebeveynin sorumluluğundadır. Bağımlılık, saygısızlık ve bencillik baskındır.
      Çocukların tepkisi: Sınırları test etme. Kuralları ve otoriteyi zorlayıp reddetme. Söyleneni duymazdan gelme. Sözleriyle ebeveyni yıpratma.
  • Cezacı yaklaşım (aşırı sert sınırlar), aşırı kontrol durumunu ifade eder. Denemek ve keşfetmek için çok az özgürlük anlamına gelir. Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller. İsyana yol açar. Cezacı yaklaşım örneğine buradan ulaşabilirsiniz.
    • Ebeveynin inancı: Çocuklar acı çekmeden öğrenemezler. Çocuklar korkmazsa kurallara saygı göstermezler. Çocuklarımı kontrol etmek benim görevim. Çocuklarımın sorunlarını çözmek benim görevim.
      Güç ve kontrol: Ebeveynde.
      • Sorun çözme: Zorla sorun çözme. Düşmanca tutum. Kazanan – kaybeden durumu (öğreten ebeveyn kazanır). Bütün sorunları ebeveyn çözer, kararları ebeveyn alır, süreci ebeveyn yönetir.
      Çocuğun öğrendiği: Problem çözme süreci ebeveynin kontrolündedir. İletişimde ve problem çözmede kırıcı yöntemler kullanılır.
      Çocukların tepkisi: Öfke, inatçılık, intikam, isyan, geri çekilme, korku, bastırılma.
  • Karışık yaklaşım (tutarsız sınırlar), karışık kontrol durumunu ifade eder. Yumuşak başlayan süreç, ebeveynin sinirlenmesiyle cezacı yaklaşıma dönebilir. Bazen de aşırı sert başlayan süreç, vicdan azabıyla yumuşak yaklaşıma geri döner. Tutarsız özgürlük anlamına gelir. Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller. Aşırı deneme ve isyanı körükler. Çocuk tutarsız mesajları anlamlandırabilmek için sürekli sınama ihtiyacı duyar. Karışık yaklaşım örneğine buradan ulaşabilirsiniz.
  • Demokratik yaklaşım (dengeli sınırlar), sorumluluklara dayanan özgürlük anlamına gelir. Yalnızca demokratik yaklaşımla onaylanmayan davranış sonlandırılırken, sorumluluk alma ve işbirliği öğrenilir. Çocuk büyürken dengeli sınırların da yeniden düzenlenmesi gerekir. Sınırların çocuğun sağlıklı keşif yapmasına elverecek kadar geniş; güvenlik sağlayacak ve sorumluluk öğretecek kadar kısıtlı, büyüme değişimlerine uyum sağlayabilecek kadar esnek olması gerekir. Demokratik yaklaşım örneğine buradan ulaşabilirsiniz.
    • Ebeveynin inançları: Çocuklar sorunlarını kendi başlarına çözebilirler. Çocuklara seçenek sunulmalı ve davranışlarının sonuçlarından ders almalarına izin verilmelidir. Cesaret verme, işbirliğini artırır.
      Güç ve kontrol: Çocuklara sorumluluğunu taşıyabilecekleri kadar güç ve kontrol verilmelidir.
      Sorun çözme süreci: İşbirliği. Kazanan-kazanan. Karşılıklı saygı. Çocuklar sorun çözme sürecinde aktif olarak katılır.
      Çocukların öğrendikleri: Sorumluluk, işbirliği, bağımsızlık, kurallara ve otoriteye saygı, benlik kontrolü.
      Çocukların tepkisi: Daha çok işbirliği, sınırların daha az sınanması, kendi başlarına sorun çözmeleri, ebeveyni ciddiye alma.

Dolayısıyla işin sırrı sınır koymakta değil, demokratik bir yaklaşımla dengeli sınırlar koyarak çocuğu incitmeden işbirliğine ve sorumluluk almaya yönlendirmekte gizli. Zaten kısaca “sınır koymak” derken, tamamen bu yaklaşım kastediliyor.

Bir dahaki yazı dengeli sınırların nasıl koyulacağı ve korunacağıyla ilgili. Sağlıcakla!

Diğer yazılar:

Çocuğunuza Sınır Koyma 1: Neden Sınır Koymalıyız?

Çocuğunuza Sınır Koyma 3: Dengeli sınırlar nasıl koyulur?

Çocuğunuza Sınır Koyma 4: Çocuğum Sınırlarıma Uymuyor!

Zeynep Domaniç

Anne. Eş. Evlat. Kardeş. Hem de en şanslılarından.

1983 doğumlu. Mülkiye ve ODTÜ’de iktisat okudu. Bir kamu kurumundaki iş hayatına şimdilik ara verdi, evde oğluna bakıyor.

Okul zamanlarındaki not paylaşma hesabı, okuduğu kitaplardan derlediği notları www.folikasitannesi.com sitesinde paylaşıyor. Kendince folik asit jenerasyonunun folik asit annesi.

Keyfi genel olarak yerinde.

www.folikasitannesi.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız