Dünyadan Esintiler Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

Çocuğunuza bağırma isteğinizi engelleyecek 7 yol

Çocuğunuza bağırıp ardından da kendinizi kötü hissediyor musunuz? Bağırmamak için bu yolları deneyebilirsiniz.

Çocuğunuza bağırmak sizi sadece ‘poster ebeveyn’ yapar. Maalesef bu şekilde davranmak çocuğa sizin kontrolde olmadığınız mesajını da verir.  Zor ve asi olma eğilimindeki çocuklar ve gençler ebeveynleriyle aynı otoriteye sahip olduklarını hatta onlardan üstün olduklarını düşünüyor olabilirler. Yapmak isteyeceğiniz son şey bu algıyı körüklemek olur. Şunu anlamak gereklidir ki; Çocuklar ebeveynlerini kontrolden çıkmış şekilde gördüklerinde güvensiz hissederler.

Siz çocuğunuza bağırdığınızda bu size bağırma veya başka olumsuz bir davranış olarak geri dönecektir. Bunun sonucunda siz daha çok bağırıyor olacaksınız. Sonrasında onlar daha çok bağıracak ve kötü davranmaya devam edecekler. Dövüş devam edecek ve hiçbir şey çözümlenmeyecektir. Açık bir şekilde görülebileceği gibi bağırmak zarar vericidir.

Buna rağmen çoğu ebeveyn bağırmayais-yelling-the-new-spanking1 devam etmektedir. Bazı ebeveynler ofisimde bana bağırdıktan sonra hayal kırıklığına uğradıklarını ve üzgün olduklarını anlatıyorlar. Aynı zamanda bu zorlu durumlar için suçlu hissettiklerinden söz ediyorlar. Bağırmamak için çok çalıştıklarını ancak bağırmamak için çok çalışmanın bağırmamak için zekice çalışmaya benzemediğini fark ettiklerini belirtiyorlar. Bu güç savaşını aşmanın yolları bulunuyor.

 

Zekice çalışıp bağırmamak için aşağıdakileri aklınızda bulundurun:

Ortama uyum sağlayın

Çocuğunuza bağırmanıza sebep olan şeyin tam olarak ne olduğunu bulun. Bir kavga mı? Oyuncakları evin her yerine mi dağıtmışlar? Sizi sinirlendiren ne? Bunu inceleyin ve bu durumu daha az stresli yapmak için neler yapılabilir düşünün.

Bağırmayacağınız konusunda kendinize söz verin

Biliyorum kendine bağırmayı durdurma konusunda söz vermek kulağa çok basit ve saçma geliyor. Ancak eğer bu hedefinize bağlı kalır ve aklınıza tutarsanız çok daha başarılı olacaksınız. Davranış değişiklikleri öncelikli olarak inanmakla ve olumlu amaçlar edinmekle başlar.

Sessiz konuşun

Bu size mantığa aykırı geliyor olabilir fakat sinirlendiğinizde sessiz konuşun. Sakin tonda konuştuğunuzda çocuğun durmak ve sizin söylediklerinize dikkatini vermekten başka şansı kalmayacaktır.

Farkındalığınızı aktarın 

Eğer hala çocuğunuza bağırmamak konusunda sorun yaşıyorsanız, çocuğunuzla buna benzer bir şey paylaşın. “Sinirliyim ve sana bağırmak istiyorum. Ancak bunun işe yaramayacağını biliyorum. Bu sadece konuşmamızı engelleyecektir.” Bunu çocuğunuzla paylaşmak sizi farkındalığı çocuğa öğreten, sağlıklı seçimler yapabilen duygu koçu yapar.  Aksi davranışlarda bulunan ebeveynler ise bunu kaybeder.

Tüm bunları çok kişisel algılamayın

Eğer durup bu konuda düşünürseniz, daha çok çocuğunuza bağırırsınız çünkü onun tüm davranışlarını çok kişisel olarak algılama eğilimindesinizdir. Unutmayın çocuğunuz sizi sinirlendirmeye çalışsa bile kendi içerisindeki çatışmalar nedeniyle bu şekilde davranıyor, sizinkilerden dolayı değil. Bunu unutmamak size hayal kırıklığına uğramamak ve daha az bağırmak konusunda yardımcı olacaktır.

Mola verin

Her şey çok karıştığında yapılabilecek en iyi şey ortamdan uzaklaşmaktır. Duygularınızı çok ısıtan durumlarda yavaş bir şekilde hareket etmek mantıklı olacaktır. Eğer çocuklarınız sizi çileden çıkarıyor ve delirmek üzere olduğunuzu düşünüyorsanız, dışarıya çıkın. Bebek bakıcısını arayın ya da derin nefesler alarak rahatlamaya çalışın.

Karşılaştırma yapmayı bırakın ve minnettar olun 

Kendinizi diğer ebeveynlerle kıyaslamak ya da çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamak size sadece mutsuzluk verir. Şükrettiğinizde kendinizi daha iyi ve daha kontrollü hissedeceksiniz. Unutmayın dışarıda sizin kadar sağlıklı ya da şanslı olmayan, sizin yerinizde bulunmak isteyecek ancak bağırmayacak birçok ebeveyn var.

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/liking-the-child-you-love/201506/seven-ways-reduce-the-urge-yell-your-child

Çeviren: Uzm. Psk. Yasemin Meriç

Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal

ALTERNATİF ANNE ANA DESTEKÇİSİ VE UZMANI | 1981'de doğdu. Çocukken ne olmak istediğinden emin değildi, kararını üniversitede verip hem tarihçi hem de psikolog oldu. Dinlemek,düşünmek ve anlamaya çalışmak üzerine kurulu bir hayatı seçti. Evlendi, ”mükemmel anne” olmak için kendini paralamayan güleryüzlü annelere heveslendi, Deniz’i doğurdu.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız