Alternatif Anne Ödülleri Çocuk Çocuk Psikolojisi Ebeveyn Koçu Yetişkin Psikolojisi

Çocuğunuza bağırmamak için “müdür, polis, hakim” taktiğini denediniz mi?

Çocuğumu çok seviyorum ama bazen öfkemi kontrol edemiyorum, kendimi tutamıyorum, bağırıyorum hatta vuruyorum, sonra da kendimden nefret ediyorum, suçluluk duygusu içimi kemiriyor” diyorsanız, yalnız değilsiniz. Bugün sizinle çocuğunuza bağırma veya sert davranma noktasına geldiğinizde sonradan pişman olacağınız şeyler yapmamak için belki biraz size komik gelecek ama çok işe yarayan bir taktik paylaşacağım.

Çocuklarımıza karşı daha sakin, sabırlı ve anlayışlı olabilmek çoğu annenin en büyük isteği. Ama bu her zaman o kadar kolay olmuyor. Uykusuzluk, yorgunluk, günlük yaşamın getirdiği koşturmalar ve stresler, kendimize ve ihtiyaçlarımıza zaman ayıramamak, korkutmaya, tehditlere, cezaya, bağırmaya, dövmeye veya tam tersi rüşvet ve ödüllere dayanan geleneksel ebeveynlik tarzının işe yaramaması hatta çocukları daha isyankar ve uyumsuz hale getirmesi, bizi istemesek de patlama noktasına getirebiliyor.

İşin ilginç tarafı günlük hayatımızda bizi öfkelendiren insanlar sadece çocuklarımız değil. Bu her gün işe gittiğimizde bizi çıldırtan müdürümüz, iş arkadaşımız, çocuğumuzun öğretmeni olabilir, yolda sizi durduran bir polis memuru olabilir veya bir mahkeme salonundaki hakim olabilir.

Peki bir düşünelim, bu insanlar bizde yoğun öfke duyguları yarattıkları zaman çocuklarımıza patladığımız gibi hemen patlayabiliyor muyuz? Hayır, çoğu zaman ne kadar kızarsak kızalım kendimizi bir şekilde, bir yol bularak kontrol etmeye çalışıyoruz, evet belki tartışıyoruz, kızgınlığımızı belli ediyoruz ama bağırmıyoruz veya vurmuyoruz (umuyorum!). Sakin kalmak için yoğun çaba harcıyoruz.

Neden?

Çünkü bunları yaparsak, yine bize geri dönecek negatif sonuçlar olabilir. İşimizden kovulabiliriz, hapse atılabiliriz vs. Bu muhtemel sonuçlar bizi korkuttuğu için, bir şekilde medeni ve sakin tavrımızı korumak için büyük çaba harcıyoruz ve bağırmak/vurmak yerine konuşarak, tartışarak, pazarlık ederek, iletişim becerilerimizi kullanarak sorunu çözmek durumunda kalıyoruz ve mecbur kalınca da gayet güzel beceriyoruz çoğu zaman.

Peki söz konusu canımız, bir tanelerimiz çocuklarımız olduğu zaman acaba neden aynı medeni beceriyi, sakinliği ve otokontrolü gösteremiyoruz? Size de ilginç gelmiyor mu?

– Acaba küçük ve çaresiz oldukları için mi?

– Ya da bağırmamızın veya vurmamızın sonucunda, bize bunun “işten kovulmak” gibi somut bir geri dönüşü olmadığını düşündüğümüz için mi?

– Belki de hakkımız olduğunu düşünüyoruz, ne de olsa anne babalarıyız…

Ama acaba gerçekten hakkımız var mı? Ya da bu davranışımızın onların duygusal sağlığı ve özgüvenleri üzerinde olumsuz geri dönüşü yok mu gerçekten?

Evet, anne babaları olarak bir çok konuda onların hayatlarının kontrolü bizim elimizde, belli bir yaşa kadar da fiziksel olarak da onlardan güçlüyüz ama bu onlara canımızın istediği gibi davranabileceğimiz anlamına gelmiyor. Küçük de olsalar onlar birer insan ve toplumun bir bireyi.

Bu demek değil ki, canları ne isterse yapmalarına müsade edeceğiz, kesinlikle hayır. Ama onlarla anlaşmazlık yaşadığımız noktaları bağırarak, kişiliklerini rencide edici kelimeler kullanarak veya en kötüsü şiddet kullanarak değil, bir yetişkin olarak sakin ve medeni tutumumuz koruyarak, sevgiye dayanan ebeveynlik becerileri kullanarak onlarla olan anlaşmazlıklarımızı çözmeye çalışacağız. Zaten duygusal veya fiziksel şiddet uygulamaya hakkımız olmadığı gibi, aynı zaman da bağırmak, şiddet, tehditler, ceza gibi korkuya dayanan disiplin sistemlerinin bir işe de yaramadığını biliyoruz. Ya da biz o an için işe yaradığını zannediyoruz ama aynı sorunları artarak yaşamaya devam ediyoruz çünkü sorunu kökten çözeceğine daha kötü hale getiriyor.

Çocuklar korktuklarında beyinlerinin korku merkezi amigdala aktif hale geçiyor ve yoğun stres başlıyor, korkunun ve stresin olduğu yerde de kalıcı öğrenme ve iç disiplinin gelişmesi çok zor. Diğer taraftan çocuğumuzun bizim davranışlarımızı model aldığını düşünürsek, biz yetişkinler öfkelendiğimizde kendimizi kontrol edemiyorsak, çocuklarımızın nasıl etmesini bekleyebiliriz ki? Bize veya başkalarına bağırıp, vurduklarında onlara bir şey söyleme hakkımız olur mu? Bu biz sigara içerken, onlara sigara içme demek gibi bir şey olur. Çocuğumuz bizi niye dinlesin, sözümüzü ciddiye alsın ki?

En önemlisi de bağırdığımız, onların kişiliğini rencide edici sözler söylediğimiz veya şiddet kullandığımız anlarda kalplerimiz uzaklaşıyor, duygu bağımız zayıflıyor. Kendilerine  biçtikleri değer, kendilerine duydukları sevgi, saygı ve özgüven zedeleniyor. Kendilerini kötü hissediyorlar. Kendisini kötü hisseden bir çocuk neden iyi ve uyumlu davransın ki? Kendini iyi hisseden çocuğun uyumlu davranmak için çok daha fazla sebebi var.

Çocuğunuza Bakış Şekliniz, Onun Davranış Şeklini Belirler yazımda bu konuda pek çok ipucu var.

Müdür, polis, hakim taktiği…

Çocuğumuzla patlama noktasına geleceğimizi hissediyorsak öncesinde yapılabilecek birçok şey var, başka odaya gidip sakinleşmek, derin nefes almak, yüzümüzü yıkamak vb. Eğer bugüne kadar bunlarla sonuç alamadıysanız, bu “müdür, polis, hakim” taktiğini denemenizi öneririm.

Yani o anda çocuğunuza bakarken gözünüzün önüne o anda ne kadar kızgın olsanız da bağıramayacağınız veya vuramayacağınız birini getirin ve kendinizi engelleyin. Farz edin ki o anda yanınızda bir başka kişi daha var. Bu kişi sadece bir otorite de olmak zorunda değil, komşunuz, arkadaşınız hatta bir yabancı bile olabilir.

Haydi itiraf edelim, yanımızda başkaları varken çocuklarımıza karşı (içten içe ne kadar kızsak bile) daha sakin ve sabırlı davranıyoruz. Sonradan pişman olduğumuz bağırma, şiddet veya sert sözler onlarla yalnızken, başkaları yokken oluyor çoğu zaman.

İyi haber, demek ki istediğimizde kendimizi kontrol etme becerimiz var. Tek yapmamız gereken başkalarına karşı veya başkaları yanımızdayken gösterdiğimiz sabrı ve sakinliği, çocuğumuzla başbaşayken de göstermek üzere kendimizi geliştirmeye çalışmak. Kendimizi sakinleştirdikten sonra da, çocuğumuzla sorunu çözmek için harekete geçmek. Biz sakin olduğumuzda çocuğumuzla olan anlaşmazlığı çözmek için daha yaratıcı ve daha eğlenceli olabiliyoruz.

Bizim sakinliğimiz, sabrımız çocuğumuza model olacak, yaşı ilerledikçe o da kendini çok öfkeli hissettiği anlarda bunu sağlıklı bir şekilde yönetebilen, çözüm üretebilen, iletişim becerileri güçlü bir birey olarak hem özel hayatında, hem de iş hayatında hakettiği mutlu ilişkilere sahip olma şansı artacak.

Bu bir pratik işi, iki ileri bir geri (en azından ilk başta). Kendimizi tutamayıp patladığımız noktada da yapılacak en önemli şey bunu hemen telafi etmek. Çocuklarımızdan Özür Dilemek – İki Yanlış Bir Doğru Etmez yazımda bu konuyla ilgili çok daha fazla detay bulacaksınız.

Son olarak da şunu söylemek istiyorum:

Bana göre sabırlı ve sakin bir anne olabilmenin temeli kendimize, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımıza zaman ayırmakla yakından ilişkili. Eğer sürekli yorgun, stresli ve hayatımızdan, ilişkilerimizden tatminsizsek, bizim de amigdalamız yoğun stresten aktif hale gelip kendimizi öfke anlarında kontrol etmemizi çok zor hale getiriyor. Biz ne kadar duygusal olarak huzurlu ve fiziksel olarak dinlenmişsek, amigdala da o kadar sakin hale geliyor ve çocuklarımıza karşı daha sakin olmamızda destek veriyor.

Haydi, şimdi sıra sizde.

1) Yorumlara bekliyorum. Öfke kontrolünde siz hangi taktikleri kullanıyorsunuz? Neler işe yarıyor?

2) Yazıyı beğendiyseniz lütfen aşağıdaki “like” butonuna tıklayarak beğendiğinizi gösterin. Facebook, Twitter, Email veya size nasıl uygunsa, faydası olacağına inandığınız kişiler ile de paylaşırsanız çok sevinirim.

Sevgilerimle

Ahu

Ahu Tükel

ALTERNATİF ANNE UZMANI | Anne Koçu Ahu Tükel

Parent Coaching Institute ve Coach University’den aldığı yaşam ve ebeveyn koçluğu eğitimlerini, kendi hayat ve annelik tecrübeleriyle birleştirerek, annelerin hem kişisel olarak, hem de eşleri ve çocuklarıyla daha huzurlu ve mutlu bir yaşam sürebilmeleri için çeşitli çalışmalar yapıyor.

Ayrıca haftalık olarak www.KocAhu.com bloğunda anneler için kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili yazılar paylaşıyor.

2005 doğumlu ikiz kızları, eşi, bloğu, kişisel gelişim ve ebeveynlikle ilgili kitaplarıyla geçirdiği zaman, günlük hayatındaki en büyük tutkuları.

32 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Ben de çocuğa el kalktığı anda yaşlı bir büyüğümüzü düşünmeyi öneririm hep. Bazen onlar da huysuz mızmız ya da laftan anlamaz olduklarında sinirleniyoruz ama kontrolü elden bırakmıyoruz.. gücümüz çocuğa yetiyor ya da çocuk üstünde iktidar duygumuzu tatmin ediyoruz çünkü..

  • bazen durum zıvanadan çıktığında onu kendi haline bırakıp tepkisiz kalmaya çalışıyorum durumdan bihabermişimcesine onu yönlendirmek yerine(çoğu zaman başaamadığım için ilgisini yönlendirmeyi)kendim başka şeylere yönelmeyi deniyorum ben tepki vermeyince o da tepkisini azaltıyor gibime geliyor. Hayırı az kullanıp sınırlarını genişletmeye çalışıyorum istediği şey tehlikeli,zararlı birşeyse ancak hayır diyorum ısrarı üzerine evet diyebileceğim noktaya gelmemeye çalışıyorum ki kararlı olduğumu anlasın.

  • Güzel bir taktik. Bununla birlikte çok önemsediğim ve Faber&Mazlish atölyelerinin de “öğretisi” olan bir bilgiyi değerlendirmenize sunmak isterim.

    Adeler Faber ve Elaine Mazlish, “Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler” atölyelerinde bağırmaya karşı tavır koymazlar. Anneleri sakin kalmaya teşvik etmezler. Onlar için doğal tavrı kaybetmemek, kızgınlık varsa bunu göstermek ve ani gelen negatif enerjiyi boşaltmak önemli. Bunun yerine onlar, anne bağırdığında ağzından çıkan sözcükleri kontrol etsin isterler ve bana bunu yaptırmayı başardılar.

    İki çocuğumu birden yetiştirirken en kontrol edemediğim şey sesimdir. Bu yüzden ilk evrelerde suçluluk hissettim. Halbuki kızdığımda ağzımdan çıkanı kulağım duyuyordu, çocuklarımı aşağılamıyor ve yaralamıyordum. Bağırırken hep beni rahatsız edeni belirtiyor ve çocuklardan ne beklediğimi söylüyordum. Kesinlikle kabul etmeyeceğim bir davranışı gergin yüz ifadem ve sabrımın sonuna geldiğimi gösteren sesimle belli ediyordum.

    Neticede hiçbirimiz robot değiliz, birimizin bağırması, bir diğerimizin belki ağlaması “erör” verdiğimiz yerleri işaret ediyor. Önemli olan çocukta yara açmamak ve ona saygımızı kaybetmemek.

    Bu yorumumla bağırmayı savunmuş değilim. Her daim kendi üzerimizde çalışmalıyız. 🙂

    • Tabii ki, her konuda olduğu gibi bu konuda da farklı ekoller var ve haklısın insanız hepimiz, kızgın olduğumuzda kızgınlığımızı, üzgün olduğumuzda üzüntümüzü göstermek ve hissettirmek dünyanın en doğal davranışı ve çocukların da bazı davranışları sonucu karşıdaki insanda yarattıkları duyguyu görmesi açısından önemli.

      Dediğin gibi önemli olan bunu çocuğu korkutmadan, saygı ve sevgi çerçevesinde yapmaya çalışmak…yapamayıp kendimizi kaybettiğimizde de telafi etmek. Her daim kendi üzerimizde çalışmaya devam…sağol Gülüş, yine farklı bir noktadan farklı bir bakış açısı kattığın için…

      • Bağırmak bizim iletişim zayıflığımız bence.
        Çünkü tehdit altında bağırırız. Bağırırız çünkü çocukken yaşadığımız acılar yetişkin hayatımıza sirayet eder ve o an tehdit altında hissederiz. Bağırırız ve çocuğumuz da tehdit altında hisseder. Sonrasında büyüdüğünde, benzer olaylarda bağırır. Bu bir kısır döngü.
        Bağırmak çocuğu korkutuyor. Benim iki yaşındaki kızım bağırmamdan hoşlanmadığını bana her zaman söylüyor. Ona bağırdığımda kendini tehdit altında hissedip amigdalayı devreye soktuğum bilimsel bir gerçek.
        Bağırdığım zaman seçtiğim kelime ne olursa olsun kızımımı korkutuyorum. Ve o esnada ikimiz de tehsit altında hissederken (ben çocukluğumdan kızım da bağırmamdan sebep) iletişim kuramıyoruz. Çünkü iletişimi rasyonel beynimizle kuraniliriz. Amigdala devredeyken rasyonel beyin geri planda kalır. O nedenle bağırmak ve bağırma sebeplerimiZ üzerine çalışmalıyız. Bu çalışma bizi kendi yetersizlik ve çaresizlik duygumuza götürür. Kendimizi görür, anlar, değişiriz.. bağırmanın sebepleri tam da bunlardır çünkü.. ve bu duyguları hiçbirimiz çocuklarımıza bırakmak istemeyiz. Bağırmamak için çalışmak kendimi suçlu hissettirmiyor bana. Çünkü artık nedenlerini biliyorum. Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Ve yaralarımı kabullendikçe iyileşiyor, değişiyorum. Tam yerinde bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Ben de blogumda bu konuda yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim.

        • Annenin korktuğu, canı acıdığı vs gibi durumlardaki bağırmaları dışarıda tutarak yukarıdaki yorumu yazdığımı belirtmek isterim. O durumlarda bağırdıktan sonra konuşarak durumu anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Sevgiler.

          • Katılıyorum. Korku, acı, savaş ve savunma için bağırma doğal amigdala tepkisi.

        • Çok güzel özetlemişsin Şule, eline sağlık. Dediğiniz gibi bağırmak gerçek tehdit anlarında son derece gerekli bir savunma mekanizması. Ama çocuklarımız bize tehdit değil ki…hem birçok sevgiyle disiplin yöntemi varken bunları öğrenmeyip, kullanmayıp niye bağırmaya devam edelim ki, zaten kalıcı çözümler yaratmak açısından bir işe de yaramıyor, çocuğun davranışı içten değişmediği için davranış başka şekillerde kendini göstermeye devam ediyor ve de bu arada çocukta korku hissi oluştuğu için aradaki sevgi ve güven bağı zayıflıyor.

          Benim de geçmişte bunları bilmezken çocuklarıma bağırdığım zamanlar oldu ama iyi ki kendimi kötü hissettim ki bu durumda, bu beni kendimi geliştirmeye, bugün bildiklerimi araştırıp öğrenmeye ve sevgi bazlı ebeveynlik becerileri kullanmaya itti, artık anlaşmazlıklarımızı çok daha kolay ve sakince çözüyoruz, arada kendimizi kaybedersek de sonra birbirimizden özür diliyoruz, sonuçta robot değiliz.

          Yorumun için çok teşekkürler, keyifli hafta sonları dilerim.

    • Eşiniz size bağırsa, tabi doğru cümleleri seçerek, ne hissedersiniz? Doğru düşünebilir misiniz? Savunmaya geçmez misiniz(amigdala tarafından)?
      Çocuk ya da yetişkin bence durum aynı.

    • Sağol love and smile…ever maalesef kısa yazı yazabilme becerim üzerinde daha çok çalışmam gerekiyor farkındayım, kaptırdım mı gidiyorum!!!

  • Merhaba. Bence çok faydalı bir yazı olmuş bu. Henüz 17 aylık bir oğlum var ve ben sık sık nasıl bu kadar öfkelenebildiğimi düşünüyorum. Kendimce en çok öfkelendiğim durumları buldum, ve aslında anladım ki çoğu oğlumun davranışlarından değil, benim o anki durumda hissettiklerimden kaynaklanıyor. Mesela, evde acil yapılması gereken bir iş varsa, bir yere yetişmem gerekiyorsa, iyi uyumadıysam, birilerinin anneliğimi eleştirmesine maruz kaldıysam…. Öfkemin tımanmaua başladığı an aslında neye kızdığımı düşünüp ona çözüm arıyorum. O ara oğlumla ilgilnmiyorum, kendime dalıyorum. Ona da “çok kızgınım, biraz durmaya ihtiyacım var” diyorum (umarım anlıyordur:). Çok iyi geliyor.
    Bir de, internette evin çeşitli köşelerine bağırmamanız gerektiğini hatırlatacak minik işaretler asma fikrini okumuştum, mutfağa küçük kalpler astım. Eğer dayanamazsam, o kalpleri görüyorum ve aklıma yemidoğan hali geliyor. Elime verilmiş çaresiz bir yavru olduğu… İnsanın kalbi eriyor zaten:)

    • Harikasın, benzer şeyleri ben de yapıyorum…patlayacak gibi hissettiğim anda aynı şekilde ben de “şu an çok kızgınım, sakinleşeyim, sonra konuşalım” diyorum ve sonradan pişman olacağım şeyleri yapmak konusunda durduruyorum kendimi. zaten beni bu kadar kızgın (ama konrollü) görünce yaptıkları davranışın karşıdaki insandaki etkisini hissediyorlar ve zamanla beni nereye kadar test edebileceklerini anlıyorlar ve o noktada duruyorlar.

      Mamma Mia filmino izleyenler bilir, annenin kızının düğün gecesi onu hazırlama sahnesi vardır, beraber bir şarkı söylerler, o şarkıda derki “nasıl geçti yıllar anlamadım ellerimden kayıp gitti”…ben de çok kızgın olduğum anlarda sakinleşmek için o sahneyi getiririm gözümün önüne ve bu beni hızlıca sakinleştirmeye başlar…herkesin kendine göre bir taktik bulması harika….yorumun için çok teşekkürler, sevgiler

  • Merhabalar, bu yazınızı gülümseyerek okudum. Evet gerçekten de bahsi geçen olaylara tanık olabiliyoruz çocuklarımız ile iletişim kurarken. Ama ben bu yöntemin kendimizi ve çocuğumuzu kandirmaktan öteye geçeceğini düşünmüyorum. Sadece sacinizdaki aklara bir yenisi daha eklenir. Düşünün ki iş yerinde müdürümüz sevmediğimiz ama iş icabı yapmak zorunda olduğumuz bir iş verdi. Derhal efendim! diyoruz sahte bir gülümseme ile. Şimdi bu noktada soruyorum; Çocuğunuz bu sahte tepkiyi gerçek anlarsa ne olacak? Yani yaptığımın haddi hesabı yok, annem babam bana birşey demiyor diye düşünür mü acaba? Bence düşünür bence düşünmez demeden önce çocuğumuza ne kadar sorgulayıcı ve özgür düşünme imkanı tanıdığınızı hatırlayalım. Arkadaşının kafasına taş atıp onu yaralayan çocuğunuza saygı sevgi göstermek şiddeti beslemekten öteye gidemez. Yaptığının yanlış olduğunu gülümseyerek anlatmak yanlışın üstüne daksil çekmek demektir ki bu yanlışı yapanı kolaya sevkeder. Benim yerime işleri düzelten, benim yerime özür dileyen, doğru yada yanlış her(!) hareketime saygı ve sevgiyle yaklaşan bir annem bir babam var nasılsa ilkesiyle büyüyen çocuk dünyada kendini yenilmez zannederek büyür ve ileride yalnız kalmak için elinden geleni yapar. Vuralım dövelim demiyorum ama bırakın çocuğunuz anlasın sizi üzdüğünü. Şiddet her zaman fiziksel müdahele değildir. Mimiklerimiz, ses tonumuz hatta nefes alış veriş hızımız bile şiddet olabilir. Ne yapmalı kısmına gelirsek:
    1- Önce kendimize karşı dürüst olalım.
    2- Çocuğunuzu bilgisayar gibi her komutu uygulayacak araçlar olarak algılamayın.
    3- Ben küçükken… diye başlayan cümlelerle kendinizi avutmayın ve kendinizi haklı çıkarmaya çalışmayın. Her çocuğun ayrı dünyası vardır.
    4-Bu okuduklarınız da dahil her yazıya sonuna kadar inanmayın, araştırın.
    5-Onlar anlamaz eski kafa, eski yöntem diye büyüklerinizi dışlamayın.
    6-Olumsuz bir davranış karşısında gülümsemeyin.
    7- Anında geri dönüş beklemek hem sizi hem çocuğunuzu yorar, sabırlı olun.
    8- Mahkeme, müdür vs tiyatrosu yerine içten bir yavrucum, kuzum, hayatım demek daha çok etkili olur.
    9- Her insanda bir dünya her dünyada bir umut vardır. Çocuğunuzu keşfetmek için onunla zaman geçirin. İnternette araştırma yaparak tükettiğiniz saatleri çocuğunuza ayırın.

    Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Şimdi sorabilirsiniz hangi sıfatla bunları yazdınız diye. Anasınıfı dahil lise son sınıfa kadar eğitim vermiş bir öğretmen olarak…

    • Merhabalar Mehmet Bey,
      Ne büyük bir zenginlik böyle hassas konuları bu kadar medeni bir şekilde tartışabilmek, farklı bakış açıları paylaşabilmek. Dürüst yorumlarınız için çok teşekkürler.

      Belki yazımda net anlatamadığım bir yanlış anlamayı düzeltmek ederim. Benim vermeye çalıştığım mesaj “çocuk ne isterse yapalım, veya yanlış birşey yaptığında kendi haline bırakalım” asla değil, tam tersi, çocuk gelişiminde sınırlar ve kurallara çok inanırım ben. Aynı şekilde kızgınsak, kızgın olduğumuzu da yeri gelir hissettirebiliriz, bu da çok doğal ve bazen gerçekten gerekli. Sadece diyorum ki, kızgınlığımızi göstermenin yolu bağırmak, kırıcı kelimeler kullanmak veya şiddet uygulamak olmasın…kızgınlığımızı veya onlara doğru davranışları öğretmeyi daha saygı ve sevgi çerçevesinde yapalım elimizden geldiğince, bunlarında birçok yöntemi var. Bu yaklaşım benim tecrübeme göre hem onların daha özgüvenli hem de daha uyumlu ve sorumluluk sahibi olmalarını sağlıyor.

      Tecrübeleriniz muhakkak çok kıymetli, paylaştığınız için çok teşekkürler, her alanda olduğu gibi bu konuda da farklı görüşler muhakkak olacaktır, her ebeveyn kendi iç sesini dinleyip kendi doğrusunu uygulamali sonuçta.

      Keyifli haftasonları dilerim

  • Gercekten yanlış yaptıgım seyler varmış hareketlerimi gözden geçirmeme vesile oldu hep kendi sıkıntılarımızı bahane etmek yerine hayatı cocukların gozundende bakmak lazım teşekkürler bilge kişi..

    • Hangimizin yok ki yanlışı Burcu’cum…insanız sonuçta, ama en azından farkında olunca telafi etmek daha kolay oluyor…
      not: bu arada bilge kişi kelimesini benim için kullandıysan çok teşekkur ederim ama bilgeliğe daha çok yolum var orası kesin…ama senin bilge dediğine kızım bana “bilmiş” der, dediğin gibi çocukların gözünden hayata bakınca durumlar farklı, hayat tecrübelerimi paylaşırken çok dikkat etmeye çalışıyorum onunla artık…komik bir hayat var çocuklarla…sevgiler

  • Ben ilk olarak kendime kizimin bana Rabbim tarafindan emanet edildigini ona iyi bakip sevgiyle.kusatip onu saglam kendi ayaklari uzerinde duran bir birey haline getirmek icin cabalayacagima soz verdim. Hic bir zaman benim kizim doverimde severimde demedim. Bana emanet savunmasiz bir melek diye savundum kendi kendime ve gercekten cok daha etkili. Tabiki bunu yaparkrn kesinlikle kararli tavrimi gosteriyorum. Ikili konusmuyorum beni en bastan tanisin diye her zaman kararli davrandim. Zaman zaman mutlaka yanlislar oluyor insaniz sonucta , ama iyi bir iletisimimiz var. En basta annesiyim koruyup kollayan hem de onunla kaliteli zaman gecirmeye calisan arkadasiyim. Kizimla olan iletisimimi seviyorum

  • Bizim sorunumuz ise babayla… Biz cocugum ile herhangi bir olay sonrasi konusup, sakinlesmeyi (ikimizde) becerebiliyoruz ancak babamiz cocuguyla hic iyi diyalog kuramiyor, oyun oynayamiyor, tepkilerini ve ozellikle mimiklerini kontrol edemiyor. Cok konustum ikaz ettim onune kitaplar koydum(hicbirini okumadi) duygusal yonden etkilemeye calistim ama hicbirsey degismiyor. Cocuk babayi seviyor ama ona bana yapmadigi her olumsuzlugu yapiyor, esime ileride(belki bir ergenlik belki genclik doneminde)onu sevmeyecegini, nefret boyutuna varir dusuncelerinin olabilecegini soyledigimde, benim tavir ve davranislarimin sebep oldugunu/olacagini soyluyor. Mudur,polis,hakim e de ayni tepkileri gosterir,toplum icinde sinir ve ofkeli mimiklerini gizlemez. Ben egitimciyim cocugumuzda 4,5 yasinda simdiye kadar bir cozum bulamadim, nedir bunun cozumu???

    • Umarım baba kabul ederse çift olarak beraber bir uzmandan destek almanızı öneririm, o kabul etmiyorsa belki sen tek başına görüşüp eşini olumlu yönde etkileyebilmek için fikirler alabilirsin.

      Bir diğer şey de babanın mümkün olduğunca çok olumlu davranışlarını yakalayıp, takdir edici sözler söylemek onun içini biraz yumuşatabilir. Babalar saygı duyulduklarını ve takdir edildiklerini hissetmeye çok ihtiyaç duyuyorlar.

      Bir de tabii sizin eşler olarak ikili ilişkilerinizin yakınlığı babanın genel modunu etkiler. Siz eşinle ne kadar başbaşa özel vakit geçirebiliyorsunuz bilemiyorum ama eşinle kadın-erkek ilişkinizde daha yakından ilgilenme şansın var ise, o da biraz daha yumuşak olabilir belki genel olarak…tabii ki sizi hiç tanımıyorum, sadece genelleme yapıyorum, yine de paylaşmak istedim, sevgiler…

  • benden de minik not…onun küçük güçsüz yardıma muhtaç ellerine bakın. alın avcunuza sıkı sıkı koklayın sakinleştirecektir sizi.

  • Merhaba benim kızım 16 yaşında ve ergenlik döneminde herşeyi ben biliyorum havasında, öğüt istemiyor, özgürlük istiyor ve benimle sürekli takışıyor beni bir umursamazlığı söz konusu babası ile daha iyi anlaşıyor eşim artık sorunlarınızı çözemiyorsunuz bir doktora gitmeniz gerekiyor ikinizinde diyor, kızımın ama bilmesi gereken onu çok seviyorum ve korumak istiyorum,iyi bir birey olarak yetişmesinden başka bir çabam yok neticede yeni nesil artık saygılı, çalışkan ne bileyim özverili, azimli yetişmiyor hep bir gününü geçirmek ve boşvermişlik var. İlkokul 2 sınıfa giden kardeşi var ikisi arasında da sürekli bir şikayet ve geçimsizlik var. Ahu hanım bana ne tavsiye edersiniz

    • Merhaba Sevra, ah tüm bunları yorumlarda çözebilseydik, ne güzel olurdu ama zor.
      Aranızdaki ilişkinin yıprandığını hissediyorsan ve kendi başınıza çözemiyorsanız vakit kaybetmeden bir uzmandan destek alın derim. Sonuçta bir sürü önemsiz şeye zaman ve para ayırıyoruz, çocuklarımızla olan ilişkimiz yaptığımız en önemli yatırım, öncelik vermek ailenizdeki genel huzuru çok olumlu yönde etkileyecektir. Kızının tepkileri gayet normal, senin onu ne kadar çok sevdiğin ve onun iyiliğini istediğin de muhakkak. Ama biz çocuklarımızın hangi davranışı neden yaptığını anlamadığımızda, altında yatan nedenleri bilmediğimizde iletişim kopuyor ve herşey gereğinden fazla zorlaşıyor…destek alın derim ben…bol şans…

  • merhabalar Ahu hanım

    Sitenizi yeni gördüm ve çok beğendim. çok faydalı yazılar mevcut. Benim 2,5 yaşında bir kızım var. uyku düzeni yok. çalışan bir anneyim. babaanne bakıyor kızıma. babaannemiz gece televizyon izlemeyi çok seviyor ve erken kalkmıyor 12 den önce kalmaz. eğitim güzel fakat uyku sorunu olduğundan kızım çok huysuz. sürekli ağlıyor, bir şeyler istiyor, diretiyor, yapmadığı hareketleri yapıyor. bende kendimi kontrol edemiyorum (bu yazıyı okuduğum çok iyi oldu ) bağırıyorum. gece 12-1 demeden yatmaz. 11 de yatırmaya çalışıyorum ama çok hırçın ağlıyor ağlıyor hiç susmuyor. psikolojiden randevu aldım cuma günü götüreceğim inşallah. birde kendini sıkıyor kasıyor çok terletiyor sinirlendiğinde kendi saçlarını çekiyor kafasına vuruyor. ne yapacağımı bilmiyorum. sinirlerim bozuluyor çok üzülüyorum. gündüz annem uyutmaya çalışıyor ama uyumuyor. birde görümcemin çocuğu var ikisine bakıyor onun hareketlerini yapıyor sürekli 3,5 yaşında. kötü davranışları var hiper-aktif bir çocuk. ondanda etkileniyor olabilir mi? birde herkesin peşine ağlıyor gece 12 oluyor park diye tutturuyor. çok karışık yazdım sanırım:( çok çaresiz hissediyorum kendimi? çalışmasaydım böyle olmazdı diyorum ama mecburum bir süre daha çalışmaya. geçen hafta baş başa ailecek gittiğimiz tatilde ne babasını ne beni üzmedi. ufak tefek tutturmaları oldu ama o kadarda olacak evdeki gibi değildi o kasmaları terletmeleri hiç birini yapmadı genelde uykusu geldiğinde yapıyor bu hareketleri. tatilden döndük eski elif geri geldi sürekli ağlamaları tutturmaları inadı herkesin peşine ağlamaları… bir anlam veremiyorum.. sizin tavsiyeniz nedir?

    çok teşekkür ederim.

    • Büşracım selam, anlattıklarının hiçbiri yabancı değil bana, çok sık duyduğum ve gözlemlediğim konular ama takdir edersin ki yorumlara sığdırılamayacak kadar detaylı bir soru. Önerim aynen planladığın gibi psikolog ile görüşmek ve sonrasında halen desteğe ihtiyaç duyuyorsan benimle websitem üzerinden iletişime geçebilirsin.

      Bu arada hem davranış, hem de uyku sorununa destek olabilecek en basit ama en önemli önerim şu olur:

      Gündüz başbaşa daha fazla özel zaman geçirmeye ihtiyacı olabilir. Hergün mümkünse bir kere sabah ve bir kere akşam, ama sabah mümkün değilse her akşam, ikinizin başbaşa geçireceğiniz 10-20 dakika (veya daha fazla) özel zamanlar yaratmak ve hatta bu zamana bir isim vermek, mesela “Anne ve kızının ismi Özel zamanı”. (sen ve eşin ayrı ayrı) Bu zamanın iki çok önemli özelliği var, birincisi diğer insanlardan, tv’den, telefondan uzak olması yani senin tüm dikkatinin aklının, kalbinin ve ruhunun %100 çocuğunun üzerinde olması. İkincisi de bu süre içinde yapacağınız şeyi çocuğun seçmesi. Çok kararsızsa, sen ona sana da uyacak 2-3 seçenek sunabilirsin, o seçer. Ben bunlara özel kalp yakınlaştırma anları diyorum. Bu şekilde çocuk hergün hem ihtiyacı olan ilgiyi alıyor, aranızdaki bağ kuvvetleniyor, hem de aktiviteyi kendisi seçtiği için, kendini güçlü ve bağımsız hissediyor. İlgi ve kendini güçlü hissetmek bir çocuğun en temel iki ihtiyacı. Bunun eksikliği uyku saatlerine de yansıyabilir.

      Şu yazımın da faydası olabilir.
      http://kocahu.com/davranis/2-yas-donemini-rahat-gecirmenin-10-yolu/

      Kolay gelsin, sevgiler

      • 🙂 Teşekkür ederim. akşamları zaman ayırıyorum oyunlar oynuyoruz parka gidiyoruz tabi her akşam yapamıyorum yorgunluktan. bundan sonra yapmaya çalışacağım. yarın görüşmeye gideyim destek olarak sizden yardım alırım mutlaka.

  • Mrh.Ahu hanım,sitenizdeki yazılar gerçekten okumaya ve uygulamaya değer yazılar,kendim ve bütün anneler adına size teşekkür ederim.11 aylık bir oğlum var,ayrıca çalışan bir anneyim.ben işteyken oğluma babannesi bakıyor.bazen işin,evin sitresi ve bazı şeyler beni çok geriyor.oğlumun yaptığı ısrarcı tavırlara bazen gerçekten katlanamıyor yapma diye sesimi yükseltiyorum ve sonra çok üzülüyorum.bu ses tonunun bile bebeğimin psikolojisini nasıl etkileyiceğini de biliyorum ama o an kendimi bağırmaktan alıkoyamıyorum.ilk bebeğim,onu en iyi şekilde yetiştirmek istiyorum ama sanırım onu nasıl eğiteceğimi bilemiyorum sizce nasıl bir yol izlemeliyim?iyi çalışmalar

    • Merhaba Rezan, güzel sözlerin için çok çok teşekkür ederim.
      İki önerim olacak sana:
      1- Kendine ve kendi ihtiyaçlarina daha fazla zaman ayırmak ki, sen ne kadar dinlenmiş, stresini atmış ve enerjini, huzurunu kazanmış olursan oğluna karşı sabırlı olmak da çok daha kolay olur.
      2 – Oğlunla ilgili seni zorlayan konuları net bir şekilde tespit edip, hepsini bir kerede değil ama tek tek adım adım çözmeye calışmak. Bu aylardaki bir bebek hangi konularda zorlayabilir belki uyku, belki yemek, belki artık hareketlendiyse etrafı keşfetme, eşyaları karıştırma gibi konular geliyor aklıma seni zorlayacak. Güvendiğin kaynaklardan, kitaplardan, uzmanlardan, çevrende güvendiğin diğer insanlardan fikirler alarak durumu değiştirmeye çalışmak.

      Oğlunun hangi davranışına karşı nasıl yaklaşacağın konusunda net olduğunda ve de kendi ihtiyaçlarına da özen gösterip huzurunu ve enerjini mümkün olduğunca yüksek tutabildiğinde, oğluna bağıracak pek bir sebep kalmayacak gibi geliyor bana.

      Kolay gelsin, sevgilerimle

      • Mrh,bana zaman ayırıp da sorumu cevaplandırıp destek olduğunuz için teşekkür ederim tavsiyelerinize uymaya çalışacağım,hoşcakalın iyi çalışmalar.