Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

Çocuğun rızkı

Zaman, para mıdır?

Hayatımın hatırı sayılır bir bölümü havaalanlarında geçti. 10’lu yaşlarımda başlayan bu sürecin ilk dönemlerinde, bir uçak firmasına ait bir ilana denk geliyordum. İlanın sloganı yıllar boyunca beni düşündürdü, durdu.

“Time is Money”: Zaman, paradır.

Ne kastettiğini anlamak için uzun uzun cümleyi kafamda çevirmiştim. 11 yaşımdayken bulduğum anlam yıllar içinde, yaşadığım olaylar vesilesiyle, hep farklı şekillere büründü. Bir deyimin nasıl farklı biçimlerde değerlendirilebileceğine şahit oldum.

Zaman, para ile satın alınabiliyordu…
Parası olan zaman kazanabiliyordu…
Para veren, zaman kaybetmeyebiliyordu…
Para ile zaman takas edilebiliyor, hatta bazı durumlarda zamanın bitmesi bile para ile önlenebiliyordu!

Ama neticede anladım ki, bu söylem yanlıştı.
Zaman, para değildi aslında.

—–

rizik1Para, önemli mevzu.
Malum, ülkemizde ortalama yıllık gelir oldukça düşük. Çocuklarımızı istediğimiz gibi yetiştirmek, onlara iyi bir eğitim vermek, pek çok aile için hayal.

Çocuk sahibi olduktan sonra ailelerin gelirlerini çok farklı şekillerde değerlendirdiklerini görüyoruz. Onların geleceği için kenara bir miktar para ayırmak, pek çoğumuzun arzusu.
Kimimiz bunu biraz yapabiliyor, kimimiz daha çok. Kimimiz hiç yapamıyor ve bu yüzden suçluluk hissediyor.

Kendimiz için bir harcama yapacak oluyoruz, biri bizi durduruyor: “Çocuğun rızkına dokunma.
Bu uyarıyı başkası değilse, kendi kendimize yapıyoruz.

Rızık.
Nam-ı diğer pay.
Nam-ı diğer hak…

—–

Rızık, önemli mevzu.
Çocuğun rızkı, hepimiz için hassas konu.
Aman, çocuğun altınları bozdurulmasın.
Aman, onun da bir banka hesabı olsun.
Her ay maaşımızdan çocuğumuza bir pay verelim.

Hassasiyetiniz gözümü yaşartıyor. Ama…

—–

Maddi “rızık” konusunda dikkatli davranan pek çok ailenin, manevi “rızık” konusunda aynı uyanıklıkta olmadıklarını söylesem, katılır mıydınız?

İşini seven, sevdiği işi yapan, yaptığı işten hayat enerjisi alan anne babaları konunun dışında tutalım. Onların işyerlerinde kazandıkları tatmin duygusunu, hayat enerjisini ve mutluluğu çocuklarına yansıtabildiklerini varsayalım.
Eğer her sabah erkenden kalkıp, gece eve geç dönmek kaydıyla işe gitme sebebimiz sadece “çocuğun geleceğini hazırlamak” gibi bir motiften ibaret ise; eğer onu anneanneye, babaanneye, bakıcıya emanet etmemizin yegâne sebebi bu ise, ekstra mesailerinizi bile “çocuğun rızkını arttırmak” olarak yorumluyorsanız, iki kere düşünün derim.

Çocuğun, kendi hayatını istediği gibi şekillendirerek çocuğuna örnek olan bir anne babaya ihtiyacı var.
Gelin bu cümlenin de yarısını keselim: Çocuğun annesine, babasına ihtiyacı var.
Sizinle zaman geçirmeye ihtiyacı var.
Rızkına ellememek için bunu ona ve kendinize veremiyor, gönlünüzdeki mesleği yapamıyor iseniz, dahası “rızık” adına fazla mesailerle işkoliklik yapıyorsanız, iki kere düşünün.

Çocuğun “rızkı” olan zaman payıyla ne yapıyorsunuz, düşünün.

Para ile zaman satın alabiliriz.
Ama giden zamanı, hele ki çocukluğu, geri getiremeyiz.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız