Çocuk Çocuk Psikolojisi Ebeveyn Koçu Kategorisiz

Çocuğunuza sınır koyma 4: Çocuğum sınırlarıma uymuyor!

Kırmızı çizgileri nasıl korumalı? Bu yazı dizisi başucu rehberiniz olacak.

kumİlk yazıda çocukların ve ebeveynlerin neden sınırlara ihtiyaç duyduğunu tartıştık. İkinci yazı, sınır koymak derken ne kastettiğimiz ve ne kastetmediğimizle ilgiliydi. Üçüncü yazıda, demokratik yaklaşımla dengeli sınırları nasıl koyabileceğimizi inceledik. Geldik yazı dizisinin son yazısına: Çocuğum sınırlarıma uymuyor ki!

Çatışma öncesi: Çocuğumu işbirliğine nasıl yönlendirebilirim?

  • Yapıcı bir iletişim kurmalısınız. Cesaret kırıcı mesajlar direnişi teşvik eder, onaylanmayan davranışın artarak devamına ve güç savaşlarına sebep olur.Cesaret kırıcı mesaj örneklerine buradan ulaşabilirsiniz.
  • Teşvik edici mesajlar ise işbirliğine sevk eder. Aidiyet, yeterlilik ve değerlilik duygularımızı besler. Sorun çözme yeteneğini geliştirir. Değişim için motive edici bir güçtür. Teşvik edici mesaj örneklerine buradan ulaşabilirsiniz.
  • Ebeveyn, sonuçtan çok süreç ve çabayı takdir etmeli, onaylanabilir davranışları ve işbirliğini cesaretlendirmeli; bağımsızlık, gelişme ve sorumluluk duygusunu geliştirmeye odaklanmalıdır.
  • Çocuğa saygı duyulduğu hissettirilmelidir.

Çatışma kokusu alıyorum, çatışmaya girmeden nasıl sorun çözülür?

  • Kontrol tekniği: Sözel mesajınızın anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol edersiniz. Mesajınızı hatırlatmak ya da tekrar etmektense, “Söylediklerim yeterince açık mı?” demek “işbirliği için son çağrı”dır.
  • Son verme tekniği: Çocuğunuz sizi tartışmaya çekerek sınırınızı zorlamaya çalıştığında  “Konuşma bitmiştir. Devam edecek olursan …” ya da “Tartışma bitti. Ya söz dinlersin ya da söz dinlemek için on dakika odanda beklersin.” gibi net cümlelerle sözel çatışmaya hiç girmeden tartışmayı kapatabilirsiniz.
  • Sakinleşme tekniği: Öfke sorun çözmeyi zorlaştırır. Öfke anında, öfkeli tarafın uzaklaşıp sakinleşmek için ara verilmesi faydalı bir yöntemdir. Bunun için “İkimiz de biraz sakinleşelim. Beni odanda bekle, 5 dakika sonra geliyorum” demekte fayda vardır.

Çözülmedi?

Çocuğunuz yanlış bir şey yaptı. Sınırlı seçenek mantığıyla, onu işbirliği içinde kurala uymaya davet ettiniz. İkinci seçenek olarak da, aksi halde katlanması gereken sonucu gösterdiniz. Seçimi çocuğunuza bıraktınız. Çocuğunuz elbette “O zaman hemen işbirliği yapayım” demedi ve meydan okuyarak yanlış davranışı sürdürmeyi tercih etti. Alın size dumanı tüten bir çatışma.

Artık sonuçlarına katlandırma vaktidir! Peki ama nasıl?

  • Doğal sonuçlar: Çocuğun hareketinin doğal sonucu, zaten çocuk açısından bir ders niteliğindedir; yapılması gereken bu derse müdahale etmemektir. Nasihat vermek, “Ben demiştim” demek, sonucun etkisini azaltır (örneğin uyarınıza rağmen çocuğun dikkatsizliği yüzünden kırılan oyuncağın yenisinin alınmaması, kitabını sürekli okulda unutan çocuğun akşam kitabını almak için okula götürülmemesi, kirli sepetine atılmayan çamaşırların yıkanmaması gibi).
  • Mantıksal sonuçlar: İşbirliğini seçmeyen çocuğun katlanması için ebeveyn tarafından oluşturulan sonuçtur (örneğin uyarınıza rağmen paylaşılmayan oyuncağın kaldırılması, eve geç gelen çocuğunuzun arabasına bir süreliğine el koymanız, kötü kullanılan haktan bir süreliğine mahrum bırakma gibi). Burada amaç çocuğun cesaretini kırmak ya da korkutmak değil, yanlış davranışına son vermektir. Anında uygulanır, süresi bellidir ve yanlış davranışla doğrudan ilişkilidir (kardeşinin oyuncağını kıran çocuğa dondurma almamak bu ilişkiyi sağlamaz). “Ceza” süresi bittiğinde yeni bir başlangıç yapılır, ebeveynin önceki yanlış davranışa takılması, nutuk çekmesi ya da nasihat vermesi alınan dersin etkinliğini azaltır.
  • Mola süreci: “Güzel şeylerden uzakta geçirilen zaman”dır. Zamandan kasıt, her yaş için 1 dakikadır. Amaç yanlış davranışa son vermektir, spor müsabakalarındaki molalar gibi düşünülebilir. Uzun süren (birkaç saat gibi), öfkeye dayanan ve cezacı yaklaşımla uygulanacak bir hapis cezası değildir (“Doğruca odana gidiyorsun! Çıtını çıkarma! Ben çağırana kadar gelme!” gibi). Ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreceği çocuğun inisiyatifine bırakılan, yumuşak bir yöntem de değildir (“Bence bir süre odanda kalsan iyi olacak. Hazır olduğunda çıkarsın.” gibi). Başlangıcı ve bitişi net, sakin ve kararlı bir süreçtir (“İşbirliği yapmana ve kuralları öğrenmene yardımcı olacak bir fikrim var. Söz dinlemediğinde seni uyaracağım. Ama sen sözümü dinlememeye devam edersen seni 5 dakikalığına odana göndereceğim. Alarmı kuracağım ve süre dolunca sana haber vereceğim. Süre dolmadan çıkarsan, yeniden odana gideceksin ve süren baştan başlayacak. Gerek duydukça bunu yapacağız ve bu şekilde daha iyi geçineceğiz. Anladın mı?” gibi). Mola sürecinden sonra da nutuk çekmek, nasihat vermek ya da söylenmek, sürecin eğitim değerini azaltır.

Çocuğumu hala zaptedemiyorum!

  • Fiziksel kontrol: Son çaredir. Çocuğunuz şiddet içeren, zarar veren, kendisini ya da etrafındakileri tehlikeye sokan bir davranışta ısrar ediyorsa; çocuğunuzu sakinleşene kadar sarılma pozisyonunda tutun.

Bu süreçler elbette tekrar tekrar yaşanacak, çocuğunuz sınırlarınızı dört koldan zorlamaya devam edecektir. Ancak net ve tutarlı sınırlar, çocuğunuzun meydan okuma dürtüsünü yapıcı bir şekilde işbirliğine yönlendirecektir.

Çocuklar gördüklerini örnek alır, öğrenir ve içselleştirir. Sizin iletişim ve sorun çözme yönteminiz, birinci elden çocuğunuzun en temel eğitimidir.

Diğer yazılar:

Çocuğunuza Sınır Koyma 1: Neden Sınır Koymalıyız?

Çocuğunuza Sınır Koyma 2: Sınır Koyma Nedir?

Çocuğunuza Sınır Koyma 3: Dengeli sınırlar nasıl koyulur?

Zeynep Domaniç

Anne. Eş. Evlat. Kardeş. Hem de en şanslılarından.

1983 doğumlu. Mülkiye ve ODTÜ’de iktisat okudu. Bir kamu kurumundaki iş hayatına şimdilik ara verdi, evde oğluna bakıyor.

Okul zamanlarındaki not paylaşma hesabı, okuduğu kitaplardan derlediği notları www.folikasitannesi.com sitesinde paylaşıyor. Kendince folik asit jenerasyonunun folik asit annesi.

Keyfi genel olarak yerinde.

www.folikasitannesi.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız