Anaokulu Anaokulu Çocuk Eğitimi Çocuk Kültürü Gündem

Bu Çocuğa Kim Bakacak?

Kindergarten

Doğum izni ardından işe dönmek zorunda kalan annelerin daha önce, işi bırakıp evde çalışarak bebeklerine bakmak isteyen annelerin daha sonra karşılaştıkları bir soru bu. Annesi yokken bu çocuğa kim bakacak?

Birinci grup; ekmek elden su gölden…

En şanslı grup annesi-kayınvalidesi aynı şehirde oturup da, onların çocukla gönüllü olarak ilgilenmek istemeleri. Tecrübeli olduklarından, çocuğumuzu gözü kapalı teslim edeceğimiz anneanne ve babaanne olarak tanımladığımız bu kişiler, çocuğu severler, yemesine-uykusuna bizim kadar dikkat ederler ve hatta bazen abartabilirler. Bunun sonucunda çocuk sadece ayakta sallanarak uyumak isteyebilir ya da kek türü şekerli besinlerle daha erken yaşta tanışabilir. Olsun yine de çocuk en emin ellerde, kucaklarda sevgi dolu hatta bazen aşırı sevgi dolu olarak büyür.

Dezavantajı ise, çocuk konuşmaya başladığında ortaya çıkar. İşten eve gelince karşınızda 2 yaş kılığına girmiş annenizi veya kayınvalidenizi görebilirsiniz. Onlardan ne duyarsa, ne öğrenirse papağan gibi tekrar edecektir… Başta komik ve eğlenceli gelse de bir süre sonra canınızı sıkabilir.

İkinci grup;

Annesi/kayınvalidesi başka şehirlerde yaşayan çalışan annelerin opsiyonları ikiye ayrılır.

1 – Çocuğa ev ortamında baksın diye bakıcı,

2 – Kreş

Birinci opsiyon kendi içinde gene ikiye ayrılır.

a- Evde sürekli kalan yatılı bakıcı,

b- Sabah erken eve gelip akşam kendi evine dönen bakıcı,

c- Evde kalan bakıcıyı sık sık denetleyen anneanne veya babaanne.

Brussels, Belgium — Image by © Eric Audras/Onoky/Corbis

Madde 1: Bakıcı

Türk ve Amerikan toplumunda daha çok görülen bebek küçükken bakıcı tutmaktır. Bunun altında bebek dışarıya fazla çıkmasın, mikrop kapmasın, bire bir ilgi görsün türünde bakış açıları olduğuna inanıyorum. Bu bakıcılar Türk olabildiği gibi, son dönemlerde genellikle Filipinli, Moldovalı, Gürcü olarak karşımıza çıkıyorlar. Çocuk bakımının yanı sıra bazen temizlik, çamaşır yıkama, ütü ve yemek yapma da kendilerinden bekleniyor. Ben evde kendi çocuklarıma kendim bakan bir anne olarak diyebilirim ki, eğer bakıcınız bunların hepsini yapıyorsa çocuğunuza bakmıyordur. Gün içinde her şeyi yapmaya zaman yetmiyor çünkü. İnanmazsanız bir hafta sonu kendiniz deneyin…

Şu geçen 10 senelik nesil, bu tarz bakıcılar ile büyüdü. Bir düşünürsek, çocuklara kendi kültürlerini de öğrettiler. Bence farklılıklar güzel; ama eğitim düzeyleri çocuk yetiştirecek kapasitede miydi? Biyolojik ebeveynlerin her dediklerini harfi harfine uyguladılar mı? Annenin ve babanın çocuğuna öğretmek istediği değerlere sahipler mi? Bir arkadaşım çocuğunun bakıcısından küfür öğrendiğini, diğeri Türkçe’yi aksanlı konuştuğunu anlatıyor. Beklentiler ve sonuçlar oldukça farklı gelişebiliyor.

Yurtdışında yaşadığımdan, bakıcı kültürü ile yeğenlerim doğduktan sonra tanıştım. Son on senedir anlattıkları olaylardan film olur! Kimi aileler bazı ilginç sebeplerden çok sık bakıcı değiştiriyordu. Kimi çocuk hafta sonu bile annesi yerine bakıcının koynundan kafasını çıkarmıyordu. Kimi bakıcının bebeği uyuturken ilginç yöntemleri vardı. Bu şartta eve kamera taktırabilirseniz ne ala!

Tabii en güzeli belirttiğim üçüncü madde, bakıcı ve çocuğu sık sık ziyarete gelen bir aile büyüğünün olması.

Madde 2: Kreş

Kindergarten

Avrupa’da en yaygın bakım şekli ise kreş. İşe dönüp dönmeyeceğim belirsizken oğlum için kreş aramaya başladık henüz 2-3 aylıktı. Herşey iyi ve güzel görünüyordu; ama ağlayan bir bebeğin eğitmenlerden birinin koynuna gömülmesi gözyaşlarıma neden oldu. “İşe dönmem, kendim bakarım yavruma” dedim. Tabii hormonlar tavandı!

Nitekim her iki çocuğumun ilk 2 senelerini evde benimle geçirmelerine imkanımız oldu. Bunun için kendimi çok şanslı görüyorum. İlki 22, ikincisi 23 aylıkken kreşe yarı zamanlı başladılar. Kreş seçerken ilk önem verdiğim şey diğer ailelerin olumlu görüşleri oldu. Temizlik, yemeklerin yerinde yapılması ve eğitmen ablaların tutumu benim için önemliydi. Tabii çocukların severek gitmesi de!

Londra’daki ilk kreşte listemdeki herşey tamamdı; ama sonra farkettim ki biraz da sakinlik gerek o yaşlarda bir çocuğa. Daha sonraki kreşinde ve ikinciyi gönderdiğim kreşte daha az sayıda çocuğa daha geniş mekan düşmesine de dikkat ettim…

Kreşin, bence en güzel yönleri, çocukların yaşıtlarıyla yanlarında anneleri/babaları olmadan iletişim kurmaları, paylaşmayı, oyun oynamayı ve oyun ardından etrafı toplamayı öğrenmeleri, bir masa etrafında herkesle birlikte kendi kendilerine yemeyi denemeleri, sıra – saygı – düzen ve uyum ile tanışmaları.

Kreşin olumsuz yönleri yok mu? Elbette var. İlk olarak ilgi. Herkes istediği derecede ilgi görmüyor; ama bu belki de olumlu birşey. Çünkü şimdi olmasa da okula başladıklarında öğretmenin ilgisini diğer çocuklarla paylaşmak durumunda kalacaklar.

Diğer çocuklardan kötü huylar edinmek de var tabii. Bunları ilk kez başıma gelirken çok önemsesem de artık geçici olduğuna inanıyorum. Çünkü hayatta çocukların asıl öğrendikleri yer, evleri. Asıl öğretmenleri ise anne ve baba. Hatta abi ve/veya abla… Yani aileler…

Bu sebeple hangi şıkkı seçerseniz seçin, dönüp dolaşıp armut dibine düşüyor.

Deniz Sütlü Özgül

ALTERNATİF ANNE YAZARI | İzmir’li bir Çevre Mühendisi. İzmir, İstanbul ve Londra ardından şimdi İsviçre’de yaşayan, hobi olarak seyahat yazarlığı yapmış ve oğlu doğunca GezginAnne.com adlı bloğu sahiplenmiş bir anne. Tren setleri ve legolar bazen zumba, su altı dalışı, kayak, sörf gibi meraklarının önünde engel olsa da seyahatlerin ve yazarlığın pek önüne geçemiyor. Üstelik artık 2 çocuklu!
http://www.gezginanne.com/

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız