Çocuk Gülüş'ün Köşesi

Çocuğuna ağız tadıyla hikâye okuyamayan anne

Bana bir hikaye anlat; içinde bir kedi, bir Pamuk Prenses, iki sincap, bir ejderha, bir de suaygırı olsun...

01Rica etsem, bu gece kızıma siz kitap okur musunuz?

Aslında ben çok severim hikâye okumayı! Acele etmem, her karaktere ayrı bir tonlama veririm, istek üzerine “bis” bile yaparım ama… kızım Aslı’ya kitap okumak, nasıl desem, biraz daha uğraştırıcı oluyor…

Yaş 3.
Hikâyelerin cümlelerini ezberlemiş. Bir tek kelime bile atlasam ikaz eder. Hani olur da kısa kesmek ve bazı bölümleri atlamak isteseniz, yok öyle!

05Yaş 4.
Kendisini arabayla yuvaya götürürken bir -değil birkaç- hikâye anlatmamı ister. Tam başlayacakken, yönergeler gelir: “İçinde bir kedi, bir pamuk prenses, iki sincap, bir ejderha, bir de suaygırı olsun” (!)Bir taraftan arabayı kullanırken, bir taraftan tarifteki malzemeleri akılcı biçimde birleştirmek için ter dökerim. Sınavı başarıyla verdiğimde yeni bir tane ister: “Hadi anneeee lütfeeeeen”…

02Yaş 5.
Yönergelerden çok sıkıldığımı ilan etmem üzerine, yönerge politikasını kaldırıyor. Ama kitaplardan hikâye okunmasından da sıkılıyor: “Onu zaten okuduk” diyor her seferinde.

Aaaah ah… Abisinin usanmadan 1 kitabı 30 kere okuttuğu, ben bıkkınlık işaretleri verdiğimde ise kahkahalar kopardığı günlerini mumla arıyorum!

Aslında çocukken çok iyi masal uydururdum ama, büyüyünce bu becerimi kaybettim. Aslı kızım, tükenmiş masal uydurma yeteneğimin suyunu sıkıyor! İçi boşalmış sözlerle, tükenmiş enerjimle doğaçlama yapıyorum. Felsefe de istemiyor muhterem: “Bana bir hikâye anlat ama içinde bana benzeyen bir kız olmasın ve hiçbir olaydan ders çıkarmasın” (!)

03Yaş 6.
Aslı okumayı öğrendi. Son durum şöyle:

– Pamuk Prenses ne yapsın? Çaresizce ormanda yürümeye başlamış. De…
– “Çaresizce”yi sen mi ekledin? Orada “çaresizce” yazmıyor değil mi?
– Hayır Aslı’cım, yazmıyor, ben ekledim. Derken karşısına küçük mü küçük, şi…
– Dur bakayım, önceki sayfadaki resim nasıldı? Hımm güzelmiş, tamam devam et.
– Hohhhh (derin nefes) …şirin mi şirin bir ev çıkmış. Pamuk Prenses dikkatlice eve yaklaşmış ve…
– Neden “dikkatlice”?
– Yazar senin bu kelimeyi soracağını öngörememiş de ondan.
– Ne?
– “Dikkatlice”, çünkü tanımadığı bir eve giriyor Aslı’cığım… kapıyı aralamış. İçeride kimsecikler yokmuş. Küçücük bir masanın üzerinde yedi küçük tabak, yedi küçük bardak, yed…
– Anne, buradaki resimde neden yeni tane cüce yok?
– Yok mu?
– Yok! Bak: Bir, iki, üç, dört…
– İllüstratörü dövmek istiyorum. Ama belki sonraki resimde yedi kişilerdir? Neyse, … yedi tane çatal, …
– Hayır, bak, bu sayfada dört, bu sayfada altı, bu sayfada beş cüce var. Hiç yedi cüce yok.
– Aslı, ben yarın erkenden kitabevine mail atıp piyasadaki bütün Pamuk Prenses kitaplarını toplatmasını isteyeyim. Bu kitabı çocuklarına okuyan annelerin benim gibi ıstırap çekmesi bir felaket olur değil mi?
– Nasıl?
– Diyorum ki, masal anlatırken o kadar çok sözüm kesiliyor ki yoruluyorum.
– Ha, tamam, artık sözünü kesmeyeceğim.
– Yedi küç…
– Son bi soru!

Evet, var mı bana tavsiye verecek biri?
Hatta daha iyisi, bu gece kızıma kitap okuyacak bir yürekli?

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız